İyi okumalar dilerim :)
Alarmın çalmasıyla ağır ağır yatağımdan kalktım. Lavaboya gittim elimi yüzümü yıkadım. Sonra dağılmış saçlarımı hızlıca topladım ve mutfağa annemin yanına yöneldim. Annem bana gülümseyerek,
“Günaydın kızım hadi gel kahvaltı yapalım” dedi. Gülümseyerek masaya geçtim annem her zaman ki gibi çok güzel kahvaltı hazırlamıştı. Annem de çayları aldı ve karşıma oturdu. Bir yandan sohbet ettik bir yandan da kahvaltı yaptık. Annemle sohbete öyle dalmışım ki annem fark etti ve, “Sinem kızım çabuk acele et okula geç kalacaksın. Bir saatin kalmış” dedi. Annemin öyle demesiyle hemen ayağa kalktım telaşla odama yöneldim.
Dolabımda duran okul formalarımı aldım apar topar giyindim. Sonra aynanın karşısına geçtim ve dağınık şekilde toplanmış orta boyda olan kahverengi saçımı açtım düzgün şekilde tepeden topladım. Alel acele hazırlandım oturma odasında dizi izleyen annemin yanına gittim yanağına bir öpücük kondurdum hemen kapıya yöneldim. Tam ayakkabılarımı alıp aşağı inecekken kulaklıklarımı unuttum yedek anahtarla kapıyı açtım eve geri girdim odama geçtim kulaklıklarımı aldım. Kapıya tekrar yöneldim ayakkabılarımı aldım aşağı indim ayakkabılarımı hemen ayaklarıma geçirdim, telefonumu aldım kulaklığımı taktım bir müzik açtım ve yola koyuldum. Okula yürüyerek gidiyorum bazen de tramvayla ama şuan tramvayı kaçırdığım için ve zamanım biraz az olduğu için koşar ayakla okula gittim.
Okula geldiğimde soluk soluğa kalmıştım. Bahçeye girdim kulaklığımı çıkardım çantama koydum ve su şişesini alıp suyu kafama diktim koştuğum için baya yorulmuştum. Suyu içtim o yorgunlukla bahçede sadece beden dersi olan sınıfı suyu içtikten sonra fark ettim. Sonra suyu çantama koydum hemen okul binasına girdim merdivenleri hıphızlı çıktım ve sınıfa ulaştım. Sınıfın kapısı kapalıydı bu da içeride öğretmenin olduğu gerçeğini ele vermiyordu. Evet şuana kadar ilk derse hiç geç kalmayan ben bugün ki dalgınlığımla derse geç kalmıştım.
Aferin sana Sinem çok konuşmanın bazen kötü olduğunu da artık anlamışsındır.
Derin bir nefes aldım ve kapıyı tıklattım ama içeride “Gir” diyen bir ses yoktu. Kaşlarımı çattım ve bir daha kapıyı tıklattım ama yine “Gir” diyen bir ses yoktu. Sonra kapı bir anda açıldı korkarak kendimi geriye doğru çektim. Kapıyı Berk açmıştı. Bana,
“Korkuttum mu?” dedi. Yok canım hiç korkutmadın ne demezsin. Ona,
“Kapıyı pat diye açarsan korkarım tabi” dedim çokta sinirli bir tepki vermemiştim. Başını suçluluk duygusu hissederek yere eğdi ve,
“Özür dilerim böyle olsun istemedim hoca bugün okulda yok” dedi başını kaldırdı bana baktı eliyle kapıyı işaret etti ‘içeri gir’ dermiş gibi.
İçeri girdim yerime doğru ilerledim. Pelin’le Nazlı sohbet ediyordu. Yerime geçtim Pelin bana,
“Sinem nerde kaldın bir şey oldu sandık” dedi endişelenerek. Önümde ayakta duran Nazlı’da oradan söze girdi,
“Evet Sinem bir şey oldu sandık insan haber verir” dedi o da endişelenmişti ikisine bakarak,
“Endişelenmeyin bir şey olmadı evden geç çıktım okula alel acele yetişmeye çalıştım” dedim gülümseyerek. Sonra ikisiyle de sohbete daldım. Ayşe yine resim çiziyordu. Ve ben yine ara ara ona bakıyordum.
Zil çaldı teneffüs oldu ve ikinci derse geçtik. İkinci dersimiz de aynı hocayla olduğu için bu dersimizde boştu. Yine sohbet ediyorduk çünkü üçümüz de çok konuşkan biriydik. Konuşmaya başladık mı daha susmak bilmiyorduk. Evet şuan size bir özelliğimden bahsetmiş oldum. Olsun.
İkinci derste biraz sohbet ettik ve dersin bitmesine yirmi dakika kalmıştı. Arkama dönük olduğum için Nazlı’yı ve Ayşe’yi görüyordum. Dayanamadım Nazlı’ya,
“Nazlı senle ben iki dakika yer değiştirelim mi? Biraz da sen benim yerimde otur” dedim nedenini anladınız Ayşe’yle konuşmak için Nazlı’ya öyle dedim ama sanırım biraz saçma cümle kurdum ona. Nazlı bana baktı hafifçe gülümsedi.
“Tabi ki geçebilirsin yerime canım” dedi ikimizde yerimizden kalktık ve yer değiştirdik. Aslında Nazlı’yla yer değiştirme sebebim Ayşe’yle sohbet etmek için değildi. Ayşe’de bugün bir şey vardı baya üzgün gibiydi. Onun için Nazlı’yla yer değiştirdim. Ayşe üzgün olmasaydı onunla konuşmayacaktım çünkü kızların bana 1 hafta önce kantinde dediklerini biraz düşünmüştüm ve o günden sonra Ayşe’yle konuşmamaya karar vermiştim. Ama şimdi Ayşe göründüğünden daha kötüydü onunla konuşmam lazımdı yoksa bende kötü hissederdim.
(Ayşe ERSOY)
Okula gitmek için uyandım sonra elimi yüzümü yıkayıp mutfağa gittim ve mutfakta babamı da gördüm. Oysa ki babamın şuanda işte olması lazımdı. Acaba hasta mıydı? Yoksa kötü bir şey mi olmuştu?
Mutfak kapısının orada biraz düşündüm annem bana sinirli bir tavırla,
“Ayşe ne bekliyorsun orada gel buraya!” demesiyle yerimden sıçradım.
Anneme baktım ama hâla yerimde kapının oradaydım korkmuştum. Sonra babam da bana seslendi. Oysaki babam daha öfkeli görünüyordu.
“Niye öyle orada duruyorsun gel otur kahvaltını yap!” dedi.
Korka korka annemle babamın karşısına geçtim yerime oturdum. Sonra babama korkarak,
“Baba neden işe gitmedin kötü bir şey mi old-“ derken babam sözümü kesti ve bağırarak konuşmaya başladı.
“Sen ilk önce beni düşüneceğine kendini düşün! Ne öyle okulda derslerde teneffüslerde bir şey çizmeler ruh hastası mısın kızım sen! Okuluna gittim öğretmenlerinden öğrendim! Hatice derhal bir randevu alıyorsun gününü öğrenir öğrenmez bana söylüyorsun. Onu kendi ellerimle doktora götüreceğim bizim kızımız ruh hastası!” dedi ayağa kalktı hızlı adımlarla yanıma geldi.
“Doktorlar bir çare bulamazsa seni derhal bir psikolojik merkez bulup kendi ellerimle oraya bırakacağım sen çok değişiksin” dedi ve kapıya yöneldi kapıyı sertçe çarptı evden gitti.
Babam her istediğini elde eden biri. Bir okulda müdür. Gittiği okul kolej benim de o koleje gelmemi orada okumamı istemişti ama ben istemedim. Bunun için babamla çok tartıştık ve en sonunda devlet lisesine gitmeme engel olamadı. Biz zengin bir aileyiz ama ben diğer zengin kızları gibi şımarık, koleje giden, her gün yeni kıyafetler alan, çok arkadaşı olan, hep konserlere giden, veya da yurt dışında okuyan ya da her ay yurt dışına giden biri değilim. Sevmiyorum böyle şeyleri çünkü çok yapmacık geliyor bana. Okulda resim çizme amacım ise yeteneğimi geliştirmek istiyordum belki de ressam olabilirdim. Ama her ders resim çizmiyordum boş derslerde resim çiziyordum. Ama hiçbir hoca ders işlemiyordu karneye az kaldı diye benim ne suçum vardı ki? Aslında babam beni sevmiyor. Çünkü hep odamdayım hiç arkadaş ortamım yok ve onun müdür olduğu kolejde okumak istemediğim için. Ve bunu da yine bilerek yapıyordu öncelerden hep bir kusurumu bulur yine böyle tehdit ederdi beni. Ama bu sefer gerçekten beni psikolojik destek merkezine bırakırdı. Oysa bilmiyor ki benim psikolojimi kendisinin bozduğunu.
Anneme bakmadan kahvaltımı yapmaya çalıştım ama yapamadım lokmalar boğazımdan zor geçiyordu.
Ben deli değilim, ruh hastası değilim neden bana bunu yapıyor babam.
Kahvaltımı yapamadım tam masadan kalacaktım ki annem kolumdan tuttu ve ayağa kalktı. Sonra elini havaya kaldırdı o sırada dayanamadım ve,
“Y-yapma b-bana dokunma vurma bana” dedim ağlayarak. Tüm vücudum korkudan titriyordu. Ayakta zor duruyordum.
O gün yani liselere giriş sınavından sonra babam beni kolejde okutmak için ikna etmeye çalışmıştı. Ben istemiyordum. Babam da dayanamayıp bana sert bir tokat atmıştı. Annem de babamla aynı düşüncedeydi. O günden beri babamdan ve annemden korkmuştum. Onlarla hiç konuşamıyordum. Sadece beş yaşında ki kız kardeşim Meryem’le konuşuyordum veya da onu eğlendirmek için oyun oynuyordum onunla. Benim yaşadığım çocukluğun aynısını kardeşimin de yaşamasını istemiyorum. Çocukken hatırladığıma göre bu kadar zengin değildik. Parka gidip oyun oynamıyordum daha doğrusu oynayamıyordum çünkü beni hiç dışarı salmıyorlardı. Annem, babam olmadığı zaman tek götürürdü o kadar. Hiç arkadaşım olmamıştı benim küçükken. Zaten küçükken asosyal değildim ama çoğu zaman dışarı çıkamadığım için arkadaşım hiç olmamıştı. Sadece annem beni hemen götürüp getirdiği zaman birileriyle arkadaş oluyordum fakat onlarda artık yoktu çünkü onların aileleri benim ailem gibi değillerdi çocuklarına o yaşta baskı yapmıyorlardı. Ve kardeşim Meryem’i ara sıra parka götürüyordu annem. Ben de evde onun oyuncaklarıyla onunla oyun oynar eğlendirirdim onu. Ve Meryem’in daha güzel bir çocukluk yaşaması için elimden geleni yapıyordum. Bu evde tek konuştuğum kişi kardeşim Meryem’di.
Bugün ise endişelendiğim ve korktuğum için ailemle konuşmuştum. Benim ailem böyle işte. İstemediğim şeyleri zorla yaptırmaya çalışırlar olmazsa ya tehdit ederler ya da döverler.
Sonra annem beklemediğim bir şey yaptı saçlarımı okşamaya başladı ve bana sarıldı benden yaşça ayrıldı ve bana acıyormuş gibi baktı şöyle dedi,
“İnan kızım randevu alsamda hastaneye gitsende doktorlar buna bir çare bulamaz onun için seni psikolojik destek merkeze bırakacağız bende sizle geleceğim inan bana kızım sen orada daha iyi olacaksın” dedi annemin kollarımı tutan kollarını hızlıca çektim kollarımdan.
“Anne ben deli değilim ruh hastası değilim beni oraya bırakmayın!” dedim bağırarak, annem bana yine acınacak bir şekilde bakmaya devam etti ben de dayanamadım ağlayarak,
“Neden bana bunu yapıyorsunuz?! Neden?!” diyerek bağırdım hızlı adımlarla odama çıktım hazırlandım evden hemen çıktım.
Okula ağlayarak gittim ama bu yine birşeyi durdurmaya yetmiyordu. Benim babam dediğini yapacak birisi ama ağlıyorum işte.
Yolda yürürken bir tane kadın bana yanlışlıkla çarptı kadın benden özür dilesede ben kendime hakim olamadım ve kadına bağırmaya başladım sonra kadın dayanamayıp bana laf atmaya başladı bu sefer kadınla sokakta bağıra çağıra kavga etmeye başladık orada ki insanlar bizi zarzor ayırdı ve ben okula gitmek için yoluma hızlı adımlarla devam etmeye başladım.
Ben okula gidene kadar sataşmadığım insan kalmamıştı. Ve bunların hepsinin sebebi annem ve babamdı. Ben bunları sinirden yapıyordum. Ben bugün annem ve babam sayesinde bu hale geldim. Okula ağlayarak geldiğim için okula adımımı atmadan önce gözyaşlarımı sildim ve öyle okula adımımı attım.
Ben her gün günlerin hızlı geçmesini istiyordum ama bugünün yavaş geçmesini istiyorum. Ve artık yanıma Sinem’in gelmesini istiyorum. Bugün yanıma gelsin beni teselli etsin istiyordum ama ona da zarar vereceğimden korkuyordum.
Ben deli değilim ben ruh hastası değilim...
(Sinem’in Anlatımıyla)
Ayşe’nin yanına geçtim ve ona uzun uzun baktım. Bu sefer resim çizmiyordu karalama yapıyordu. Evet küçük defterini almış yeni bir sayfa açmış karalama yapıyordu. Üstelik çok dalgındı. Normalde onun yanına oturunca benim olduğumu bir şekil anlayıp defterini kapatıp bana bakıp konuşmaya başlıyordu. Ama şuan kağıdı karalıyor ve baya düşünüyordu.
Yaklaşık beş dakika sonra artık Ayşe’ye seslenmem gerektiğini anladım çünkü hâla kafasını kaldırmıyordu. Derin bir nefes aldım ve,
“Ayşe iyi misin?” dedim ve o anda hiç beklemediğim bir şey oldu. Ayşe yerinden sıçradı benden biraz uzaklaştı ve kekeleyerek,
“B-bana dokunma!” dedi bağırarak.
Nazlı’yla Pelin ve tüm sınıf bize bakıyordu. İlk önce Nazlı sonra Pelin ayağa kalktı ve ardından yavaş yavaş tüm sınıf ayağa kalktı. Çoğu kişi bizi uzaktan izledi ama çoğu kişide yanımıza geldi.
O an neye uğradığıma şaşırdım ve etrafımızdakileri yoksaydım öylece Ayşe’ye baktım. Sonra ağlamaya başladı. Titriyordu.
Başımızda duranlar sadece,
“Ayşe”
“Ayşe iyi misin?”
“Ayşe ne oldu?”
Gibi şeyler söylüyorlardı. Oysa ki Ayşe hâla ağlıyordu. Sonra ayağa kalktım ve elimi Ayşe’nin omzuna yavaşça koydum.
“Dokunma bana!” diyerek çığlık attı.
Nazlı oradan Pelin’e,
“Pelin hemen bir öğretmen çağır çabuk Ayşe çok kötü” dedi. Ben ise ayakta Ayşe’nin yanında öylece duruyordum.
Sonra bir tane bizim hiçbir dersimize girmeyen bir bayan öğretmen geldi. Ayşe’nin yanına geldi ve Ayşe’ye,
“Ben geldim sakın korkma aileni arıyorum tamam mı?” dedi Ayşe’nin omzuna dokunarak. Sonra Ayşe kafasını ağır ağır kaldırdı başında duran öğretmene baktı ve,
“Lütfen” dedi ağlayarak ve yalvarır şekilde.
“Lütfen ailemi aramayın lütfen” dedi ve sonra hiç ummadığım bir şey oldu Ayşe olduğu yerde bayıldı. Ben ne yapacağımı bilemeden hemen Ayşe’nin yanına oturdum ve bayılan Ayşe’yi kollarımın arasına aldım. O an gözüm sadece Ayşe’deydi.
Etrafımda ki sesleri bile o an duyamadım çünkü Ayşe benim yüzümden bayıldı. Ama ben ona kötülük yapmak istemedim. Sadece ona neden öyle olduğunu sormak istedim. Neden böyle oldu. Ayşe neden bana “dokunma bana” diyerek bağırdı. Ne oldu da Ayşe bu hale geldi.
Aklımda birton soru, kollarımın arasında baygın olan Ayşe ve bana seslenen Nazlı, Pelin ve şaşırdığım biri Berk. Berk’te bana sesleniyordu ama ben onlara tepki veremiyordum. Bugün neden böyle oldu? Neden?