İçeriğe geç

İNTİKAM ATEŞİ

Bölüm 4 · 14 dk okuma

İNTİKAM ATEŞİ

Bölüm 4

-TÜRKLER SİZE DOKUNMADIKÇA SİZDE ONLARA DOKUNMAYIN-

YOL YEMEZ-ESAT KABAKLI

‘Felsefe’ ben ortaokuldayken benim deyimim ile iki metre boyunda bir arkadaşım vardı.Çocuk harbi çok uzundu bebek mezarı gibi de ayakları vardı.Velhasılkelam felsefe önemlidir,felsefesiz yaşanmaz cart curt diye çok konuşuru,boş konuşurdu,ben az ve öz konuşmaların kadınıydım.

Belki şu koskocaman dünyada bir felsefe edinememişimdir kendime gerçi tek gayemizin yaşamak veya ölmemek olduğu şu zaman diliminde benim edinebildiğim tek felsefenin vatan olması bana yetti.Gerçi Vatan’a bir felsefe diyebilirmiydik.Vatan’a aşk derdik,Vatan’a yaşamanın ve ölmenin tek sebebi dersik,Vatan’a millet derdik,ev derdik,yurt derdik.

Sahi neydi Vatan? Beş harfe sığdırılmış bir dünya mıydı? Yoksa yüzlerce hatta binlerce kansızı barındıran bir kelime miydi? Vatan her ikisiydi bu millette merhametli,vicdanlı binlerce insan vardı ama yüzlerce ki bu az gelir milyonlarca da kansız,piç kurusu vardı.

Ben Derin,Derin Aktan yirmi sekiz yıllık hayatımın son on senesini dağlarda geçirdim. Binlerce kansızla savaştım yüzlerce tepeye al bayrağımı diktim.Ne zaman ki kaybettim o zaman yeniden başladım.Hiç bir zaman pes etmedim tek inancımın peşinden koştum.Arzum intikamdı şehvetim ise vatan.Yaşamım dağlarda bayırlarda geçti ancak hiçbir zaman tek değildim dostlarım hep yanımdaydı.Onlar koşarken değil düşerken yanımda olanlardı.

Ben Derin,Derin Aktan Gölge Timinin komutanı bu vatanın bir Üsteğmeni.

Kızlarla ilk bir araya gelişimizde daha yirmime yeni basmıştım Defne ile Aslı daha bir yıldır göreve giriş yapmışken Umay ile Ece daha en toy olanlarımızdı.Beni ilk başlarına atadıklarında ki ben de daha çok toydum ancak her şeye rağmen onların yanında olmaya çalıştım.Ben düştüğümde onlar kaldırdı onlar eğildiğinde ben kaldırdım ne zaman ki birbirimizi kaldıracak güçte olmadığımızı fark ettik o zaman ayakta olan düşenin yanına çömeldi.Yerden kalkmamız ise birlikte oldu.

Biz beş kişiydik.Kimimiz anneden,kimimiz babadan,kimimiz ise aileden yaralıydık.Aramızda tek eksiksiz yaşayan Umay’dı ne yetimdi ne öksüz Rabbim onu hiçbir zaman da yetim ya da öksüz bırakmasın.Defne’nin annesi sağ değildi.O bir öksüzdü mekanı cennet olsun.Ece’nin babası yoktu o da bir yetimdi mekanı cennet olsun.Aslı, o ve ben bu dünya da varlığıyla yokluğu aynı olan insanlardık geberip gitsek kimsenin ruhu duymazdı.Ne anamız ardı ne de babamız ama olsun biz onları vatana emanet etmiştik elbet bir gün bizde onların yanına göç edecektik.

Benim aksime Aslı’nın hem annesi hem babası askermiş.Tabi benim sadece babam askerdi annemse pisi pisine gitti.Tıpkı benim gibi Aslı da bir intikamın peşindeydi ancak bunun nasıl sonuçlanacağını yalnız Allah biliyorudu.Allah biliyor ya intikamımı almadan şehadet haberim gitmesin isterdim.Hem de o kadar çok isterdim ki gerekirse o kancıkları öldüreyim hemen arkasından ölüp gideyim.Her namaz da dua ederken önce ‘yalvarırım Rabbim intikamımı almadan şehit olmayayım’ derim.

Bir gün öylesine otururken Umay ‘Bazen utanıyorum diyorum ki lan Umay bu nasıl bir şey onların bir yanı eksikken sen nasıl tamsın’ deyip kendi kendine gevelemişti.’Ben sana anlamadığın bir şey söyleyeyim mi senin annen benim annemdir,babansa babamızdır o yüzden böyle hissetmene gerek yok biz böyle hissetmiyoruz kızım.’ Deyip gülüp geçtik.

Toyduk tabi daha ilk senelerimiz şimdi bakınca ne kadarda masummuşuz halbu ki şu an ayağımın altındaki mahlukatın kafasına kafasına bastırıyordum.

Bizim masumluk seviyesi ektedir.

‘Komitan bırakasın beni vallahi de billahi de canından olursan ha’diyince kafamı eğdim yavaşta.’Ne diyorsun lan pezevenk!!’ dedim sertçe kafasına bir tane daha geçirdim boşluğuma geldi yani ondan.

Kesin boşluğuna gelmiştir net yani başka ihtimal yok.

Onu kenara bırakıp ki bayılmıştı kendisi hızlıca diğer tarafa doğru yürümeye başladım tam bir adım daha atacakken önümden bir mermi sekti.Şehadete bir adım Aktan.Hızlıca eğildim ve kurşunun geldiği yöne döndüm gördüğüm kafaya sıktım ve indirdim.

BİR LEŞ.

Hızlıca ilerlemeye devam ettim önüme çıkan her türlü pezevengin kafasına sıkıyordum.

VE İKİ VE ÜÇ VE DÖRT LEŞ.

Devam ettim ta ki aşağıdan bağırış sesleri gelene kadar ‘Gölge beni duyuyor musun?’ dedim telsize.’Komutanım Umay teröristin elinde Barlas Komutanda dahil hepimiz buradayız ne yapacağız ve siz neredesiniz.’ Dedi sessizce.’Bekle beni geliyorum sakın beni görünce ses çıkarmayın.

Hızlıca olduğum yere yattım ve dürbünümden bulundukları bölgeyi tespit etmeye çalıştım evet oradalardı biraz izledim ve Barlas’ın ikna etme çabalarına tanık kaldım.Hemen bulunduğum tepeden aşağı inmeye başladım.Sahne benimdi.Sessiz adımlarla teröristin arkasına gittim ve ses çıkarmamaya özen gösterdim.

Dirseğimi kıvırdım ve tam adamın arkasına geçip boynunu kafesime aldım.Tam o an elindeki silah patladı.Tek duyduğum şey Ayaz’ın ‘Hayır!’ diye haykırışı oldu.

Neyse ki son anda havaya kaldırmış olduğum tüfek ard arda havaya sıkılıyordu ve ben bu gerizekalıyı durduramıyordum gelişine sıkıyordu.Tüfek patlamayı kesti önümdeki pezevenk onu yere attı tam bitti derken karın boşluğumda bir bıçak hissetim.

‘Derin dikkat et!’ diye bir bağırışma duydum.Elinde duran bıçağı zapdetmeye ama zorlanıyordum herif benden uzun ve yapılıydı.Hafifçe geri çekildim ve karnına olabildiği kadar bir yumruk salladım.Dengesini kaybedince hızlıca bıçağı tuttuğu eline tekmeyi indirdim.Tam o anda iki gözümün çiçeği herifi tuttuğu gibi yere serdi heytt bee.

‘Sıkıntı var mı?’ dedi sırf inatlaşmak için tutamadığım ağzım açıldı.’Ben hallediyordum hiçbir sıkıntı yoktu atlamana gerek yoktu.’ Deyip göz devirdim ve nefes almak amaçlı maskemi aşağıya çektim.

‘Az önce gözlerin yukarı gidip geldi.Gerçekten şaka yapmıyorum.’ Onun bu masumca konuşmasına güldüm.’Buna göz devirme diyorlar komutanım alışın ben canım istediği her an yaparım bunu.’ Dedim ellerimi göğsümün altında bağlayarak.’Yiğit al koçum bunu koy araca dönüyoruz yeter bu kadar anlaşılan hanımlar bize tanıdıkları kapasitenin sonuna geldi.’dediğinde ‘Hiçbir yere gitmiyoruz şu ilerde bir köy var oraya uğrayacağız.’ Dedim sertçe ve karşımdaki adam Yiğit’e uzattığı adamla beraber olduğu yerde dondu bir an sonra adamı Yiğit’in eline bıraktı ve beni kolumdan tuttuğu gibi sürüklemeye başladı.

‘Ne yapıyorsun şu anda acaba acıyor bırakır mısın?’ acımıyordu yalan söylüyordum sertçe tutmuyordu bile.Tuttuğu gibi benim beş katı büyüklüğümde olan taşa yasladı bedenimi.’Üsteğmen sana bir sır vereyim mi?’ sesi o kadar sert çıkıyordu ki bir an kekeliyeceğim sandım ama durur muyum.’Senin sırrını istemez.’ Dedim bende.

Yapma be kızım kendi kuyruğumuza basıyoruz.

‘Şu hayatımda en nefret ettiğim şey sözümün üzerine söz söylenmesidir beni sinirlendirme her şeyi geçtim ben senin üstünüm bazen unutuyorsun arada hatırlatmak lazım sana.’ Dedi o kadar sert bakıyordu ki neredeyse burnu burnuma değiyordu.

‘Haklısınız komutanım ama sözümün devamını dinlemeden beni buraya çektiniz diyecektim ki daha önce de buraya geldik aşağı da bir köy var bir sürü küçük çocuk var ve hepsi fakir ailelerin çocukları sizden ricam oraya biraz yardım getirmiştik onları vermemiz.’ Dedim sertçe ve işaret parmağımı alnına dokundurup yüzünü yüzümden uzaklaştırdım.’Ama siz dinlemek yerine beni kenara çektiniz size her karşı geleni böyle kenar köşeye mi çekersiniz.Sevgiliniz falan kızmasın size.’

Helal kız al böyle ağzından lafı,yoktur herhalde.

‘Peki ama sen yine de benimle bağırarak konuşma anlaşıldı mı asker.’ Deyip arkasını döndü ve yürümeye başladı sonra durdu.’Ayrıca sadece sana özel komutan bir tek sana ve.’ Dedi ve yüzünü bana döndü yavaşça sırıttı ve ‘Hayatımda biri yok.’ Dedi ve dönüp gitti.

******************

‘Eee Derin kuzum son gelişinizden yana bir sıkıntı yok inşallah.’ Diyen Ayşe teyzeye döndüm.’Çok şükür bir sıkıntı yok Ayşe Teyze yaşayıp gidiyoruz öyle.’ Dedim bende gülümseyerek.’Başıyla ilerde çocuklarla ilgilenen Yüzbaşını gösterdi.’Daha öznce yoktu bu lawik şimdi nerden çıktı yavuklundur yoksam.’ Dediğinde oturduğum yerde kıpırdanıp gözlerimi kocaman açtım.

‘Ay kız nasıl da yakışırsınız ya.’ Diyen Fatma Teyzeyle bende devreler attı.’Ay gerçekten kalktım sizin için zar zor ikna ettim o ayıyı buraya geldim sizde beni ona yakıştırın.’ Dedim elimdeki çay bardağını bırakıp ayağı kalktım.Tam o anda ‘Selamın aleyküm.’ Diyerek yanımda biten Yüzbaşına baktım.

Nasıl yakışıklıdır Allah’ım bu herifin sakallı haliyle daha yakışıklı olduğundan haberi var mı acaba Derin söylesene kesmesin.

İçimdeki pis sese kulak asmayıp dünyaya geri döndüm.’Aleyküm selam kuzum biz de tam senden bahsediyorduk.’ Diyen Ayşe teyzeyle ‘Etmiyorduk.’ Diyerek inkar çabasına girdim.’Valla da ediyorduk pek yakışıklı çocuksun senin rütben nedir evladım bizim keçıkten üst müsün yoksam alt mısın?’ dedi şiveyle karışık bir biçimde ben de kalktığım yere geri oturup inkar etmekten vazgeçmiştim.

‘Sağolun efendim Derin’in üstüyüm ben Yüzbaşıyım da sizin kızın pek umurunda değil üstlere nasıl davranması gerektiğini bilmez.’ Dedi suratındaki sırıtışla.Sen Allah’ın vermiş olduğu o gül yüzüne dua et yoksa yumruğum suratını parçalamıştı şimdiye pis.

‘Derin biraz asi değil mi ilk buraya geldiğinde de öyleydi aman ne yapacaksın oğlum,sende bizim kızı böyle kabul et.’ Dedi canım teyzem.Sanırım bu buraya altıncı gelişimde gerçi her gelmem arasında uzun zamanlar olduğu için pek hatırlamazdım ama olsun.Tabi her gelişimde biri olup olmadığını sordukları için şimdi de Barlas’ı boş bulmuşlardı ve ona yapışmışlardı.

‘Tabi canım ben kabul ettim zaten onu’ deyip sırıtınca ayağı kalktım ve ‘Ben seni kabul etmedim onu ne yapacağız’ dedim sinirlice.’Hallederiz Üsteğmenim siz yeter ki isteyin.’ Deyince arkamı döndüm ve çocukların etrafında toplanmış timin yanına gittim.

‘Evet dağıttınız mı çocuklara çikolatalarını.’ Dedim gülümseyerek yere çöktüm ve adının az çok İmhan olduğunu hatırladığım kız çocuğunun elini tuttum.’Verdiler Derin abla şurada ki abi verdi.’ Dedi eliyle ileride hala teyzelerle konuşan Barlas’ı göstererek.’Aferin o abiye.’ Dedim bende gülümseyerek.

Tek tek çocuklara baktım hepsinin yüzünde buruk ama güzel bir tebessüm vardı.Şu hayatımda herhangi bir savaşta bir olayda ilk yazığım gelen şey çocuklardır.Onlar hiçbir suçu olmayan zararsız ziyansız insanlar.Neden onlara bunların yapıldığını hiç anlamıyordum.

Halbuki en masum canlar onlarındı.Şehir tabi ki buralara göre daha olanaklıydı buradaki çocuklar bir kaleme bir kağıda bile zor şartlarda ulaşıyorlardı.Bizler elimizden geldiğince yanlarında durmaya yardım etmeye çalışıyorduk ama nereye kadar devlet bu olaya bir el atmalıydı gerekirse buradaki çocukların hepsini tek tek denetim altınsa okutmalıydı.

Ama nerede öyle bir ülkede yaşıyorduk ki okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış katliam alanına dönmüştü ve bizim devletimizde bundan sorumlu olanlarsa koltuklarında oturmuş çay içiyorlar.İçten dileklerimle söylüyorum her zaman yine söylerim umarım bir gün ellerindeki o sıcak çaylar kafalarından aşağı bocalanır bizde milletçe rahat ederiz.

*******************

‘Ya ya ne demezsin kesin öyledir.Hatta sen annenden de büyüksündür.’ Diyen Aslı’ya döndüm Göktuğ çocuk sabahtan belli onu güldürmeye ya da onunla konuşmaya çalışıyordu ama Aslı’nın yaptığı tek şey çocuğu terslemekti.

Çocuk ‘A’ diyordu o sır tersi olsun diye ‘B’ diyordu.Öte yandan benim ağır başlı dediğim timimden Defne Hanım’ın bir Poyraz’ın ağzına girmediği kalmıştı ancak tam tersi Defne de Poyraz’dan pas alamıyordu ve anlaşılan çok ağrına gitmiş köşeye çekilmişti.

Yola çıkmamız gerektiği saatte hala köydeydik çünkü Ece’nin,Yüzbaşının ve Yiğit’in namaz kılması gerekiyordu.

Namaz kılan erkek tam bizlik Derin yapış kızım.

‘Gidebiliriz artık yeterince geç oldu’ diyen Yüzbaşıyla ayaklandım.’Olsun böyle daha iyi hem karanlıkta çok fazla fark edilmeyiz.’ Dedim araca doğru yürürken.’Sana kötü bir haberim var Üsteğmen onların bizi fark etmeyeceği gibi bizde onları fark edemeyebiliriz ve herhangi biri bizi,biz onları fark etmeden fark ederse o zam-‘ dediğinde sözünü kestim.

‘Buyrun cenaze namazına,yanlış mıyım Yüzbaşım?’ dedim yüzümdeki alaycı tebessümle yüzbaşıyı izliyordum.’Doğrusun Üsteğmenim.Yanlız ben sana hala üstünle nasıl konuşman gerektiğini anlatamadım sanırım.’ Dediğinde sırtım ona dönüktü ve yavaşça yüzüne döndüm.

‘Neyse ki nasıl davranılması gerektiğini biliyorum siz merak etmeyin komutanım.’ Komutanım kelimesini elimden geldiğince bastırarak konuştum.’O zaman şöyle diyelim sen beni üstün olarak görmüyorsun ha?’ dediğinde eliyle alnımı itekledi.Tıpkı benim ona yaptığım gibi.

‘Ne demek o komutanım olur mu hiç öyle şey sadece biz aynı timdeyiz abi-kardeş ilişkisindeyiz ya ondan dedim yoksa siz beni biliyorsunuz hiç saygıda kusur etmem hem ayıp denen bir şey var canım olur mu hiç öyle şey?’ dedim ve arkamı dönerek araca yürüdüm yüzümde kocaman bir sırıtış oluşmuştu.

‘Abi-kardeş bende öyle düşünmüştüm ama biz yine de sınırı çok açmayalım olur mu çünkü ben sinirli bir adamım.’ Dedi sinirlice ve peşime takıldı yüzümdeki sırıtışla arabaya tek tek giren time doğru ilerliyordum.

‘Bence siz sinirli değil sinir bir adamsınız.’ Dedim ve hızlıca hatta neredeyse koşarak araca yerleştim.’Herkes burada mı?’ dedim eski halime dönüp timi kontrol ederken.’Evet komutanım.’ Diyen Poyraz’a baş salladım.

Yüzbaşı da bindi ve arkasından kapağı kapattı.Yanıma tünemiş olan daha doğrusu benim onun yanına tünemiş olduğum Ayaz’a yanaştı ve ‘Bak seninki tek başına oturmuş tek mi bırakacaksın kızı?’ dediğinde ağzım açık halde eliyle gösterdiği tarafa baktım Umay’ı mı gösteriyordu bu herif?

‘Ne alaka komutanım biz arkadaşız sadece’ bana dönerek ‘Komutanım valla öyle bir şey yok timde aşk yok dediniz siz hem valla yok.’ Dedi çocuk titriyordu resmen.

‘Kalk git dedim lan?’ diyen Barlas’a döndüm.’Ne bağırıyorsun çocuğa.’ Dedim çıkışarak o sırada Ayaz yanımdan kalkıp Umay’ın yanına tünemişti bile.

‘Pardon Üsteğmenim bir şey mi dediniz?’

‘Dedim ki pardon çıkalı eşekler çoğalmış’ bana dönüp gülmeye başladı ve ilk defa Yüzbaşıyı bu kadar gülerken görmüştüm.Neyse Allah’tan gülebiliyormuş bir an başka bir ifade kullanamayacağını düşünmeye başlayacaktım.

‘Komik bir şey söylemedim.’ Dedim sertçe ve kafamı diğer tarafa çevirdim.’Ben güldüm ama gülmese miydim yoksa sıkıntı falan çıkmayacak değil mi?’ dedi ve sırıtmaya devam etti.

‘Yok yok sen çok gıcık bir herifsin uyuyacağım ben varana kadar uyandırma.’ Dedim tersçe ve gözlerimi kapayıp kafamı arkaya yasladım.’İyi geceler Üsteğmen rüyanda beni gör de günün güzelleşsin.’ Dedi yüzünü görmesem de ses tonundan sırıttığını gayet iyi anlayabiliyordum.

‘Ne rüyası be kabus olur o kabus.’ Dedim ve sonrasını pekte anımsamıyorum.

**********************

‘Kusura bakma canım ya çok acil oldu haber veremedim.’ Dedim o sırada evime girmeye çalışıyordum cebime koyduğum anahtarı bin bir güçlükle bulup çıkardım ve deliğe yerleştirip açtım.

‘Ne olacak Allah için hem Esma Teyzeyi de çok sevdim çok tatlı kadın Göktürk de çok sevmiş anlaşılan ağzından düşürmüyor.Ha bir de Barlas’ı hiç düşmüyor ağzından.’ Dedi gülerek.İçeri girip botlarımı çıkardım onun bu tepkisine bende gülerek karşılık vardım.

‘Öyle valla ben de yeni tanımama rağmen çok sevdim Allah razı olsun ondan da çok yardımcı oldu.’ Dedim ve Zeyneb’e daha sonra ona gideceğim sözünü verip telefonu kapattım.

Gitmeden önce Zeynep ve Hakan’ın benden önce gelme ihtimallerine karşı durumu izah edip Barlas’ın evinin konumunu atmıştım.Çok olmasa da iki haftadır dağdaydık onlar ise üç gün önce dönmüşlerdi.

Kendimi kirli hissettiğim için ki sadece hissetmek değildi çok kirliydim.Hızlıca duşa girdim ve bedenimi sarmış olduğum havlu ile çıktım odama geçip üzerime şortumla tişörtümü geçirdim.Tam o sırada kapım çaldı bu saatte kim olduğunu düşünmüştüm fakat daha sonra kızların bana geleceğini hatırladım ve hızlıca odamın kapısını çekip kapıya ilerledim.

Kapıyı açtığım an kızlar ellerindeki yiyecek içecek poşetlerini kaldırmışlardı.Hepsinin üzerlerinde benimki gibi şortlar ve tişörtler vardı tabi ki Ece hariç zaten beş dakika sonra o da benim dolabımdan bir şort ve tişört giymişti.

‘Evet bugün herkes dökülüyor hanımlar çünkü çok şeyler dönüyor gibi.’ Diyen Umay’a dönmüştüm olaya hızlıca konsantre olmuştu.O yerde oturmuşken bizler koltuklara veya yere serilmiştik.

‘Size bunu bu gece yapmayalım demiştim ya’ diyen Ece’ye hak vermiştim gerçekten bu gece olması şart mıydı Allah aşkına.’Ay Ece ya her şey soğurdu o zaman sıcak sıcak konuşmamız lazım.’ Diyen Umay’a ters bir bakış atarak ‘Bence sen bir boklar yedin bizim ortaya bir şeyler sermemizi bekliyorsun ki sen de söyleyesin yanlış mıyım hanımlar?’ dedim esnerken.

‘Katılıyorum’ dediler bir ağızdan.’Ya ne alaka be hem ben bugün Derin’le Barlas komutanı dip dibe girdim niye bunu konuşmuyoruz’ diyerek beni öne atmasıyla gözlerimi pörtleterek ona döndüm.

‘Bak küçük cadı oraya gelirsem yolarım seni’ dedim uzandığım yerden ayaklanırken ‘Yalan desene diyemiyor bakın demek ki yalan değil gerçeklik payı var.’ Dedi hala konuşuyordu Allah’ım susturun şu cadıyı.

‘Derin’ diyerek olduğu yerde doğrulan Aslı’ya baktım.’Bak hani olamaz falan demiyorum anlatmak zorunda da değilsin ama anlatırsan da dinleriz kardeşiniz biz seni.’ Diyen Aslı’ya minnetle baktım.

‘Ne demek zorunda değil gayette zorunda efendim dökül kız’ diye bağıran Ece’ye döndüm.’Ne vahşileşiyorsun be.Hem yok öyle bir şey uyduruyor bu cadı.’ Dedim tersçe Umay’a bakarak.

‘Niye yalan söylüyorsun Derin bir şey olmasa bile Barlas komutanla dip dibe miydiniz değil miydiniz?’ dedi sırıtarak.’Bak valla elimde kalırsın çillo.’ Dedim sert bir sesle.

‘Tamam yalan söylemiyor oldu öyle bir şey ama asla düşündüğünüz gibi bir şey yok sadece tersledim onu biraz o da ona sinirlenerek üzerime yürüdü meydan okudu gibi bir şey oldu.Ben de onu bir tık sinirlendirmiş olabilirim aslına bakarsak ama asla düşündüğünüz veya’ elimdeki yastığı Umay’ın kafasına fırlattım ‘Şu cadının ima ettiği gibi bir şey yok.’ Dedim.

‘Ayrıca sen söyle,bugün Barlas Ayaz’a eliyle seni göstererek seninki dedi hadi sende buna cevap ver.Ayaz cevap verene kadar eli ayağına dolaştı.’ Dedim bende sırıtarak.

‘Aaa yok yok siz yoldan çıktınız iyice canım.’ Diyen Ece’yle hepimiz güldük.’Seninki mi dedi gerçekten?’ dediğinde ona döndüm ve umutla bakan yüzüne baktım.’Hadi ama bebeğim bir erkeğe bu kadar hızlı güvenirsen seni kapıyın önüne de hızlı koyar.’ Diyen Defne’ye döndüm ve ‘Dedi Poyraz’ın ağzına giren Defne’ dedim ve güldüm.

‘Uff Derin hatırlatma çocuk hiç pas vermiyor bana inanabiliyor musunuz bana?’ dediğinde kafamı çevirip gülmeye başladım.’Ben olsam ben de pas vermezdim azıcık durman gereken yeri bil naz yap.’ Diyerek öğüt veren Ece’ye döndüm şaşkınca.’Dedi tüm milletin ortasında ‘Ağğğ’ diye anıran kız.’ Dediğimde kahkaha attık.Ece bana kötü kötü bakarak ‘Dedi bugüne kadar hayatına biri bile girmeyen kız.’ Diyerek sırıtınca kafamı yana yatırdım.

Buna da bir şey de be kızım söyle işte kırıldığımızı söyle işte bizim de bu durumdan çok memnun olmadığımızı.Durmasana söylesene bizim de kendimizi kadın gibi hissedemediğimizi.

‘Ben de böyleyim kabul edin ya da etmeyin.’ Diyerek ayaklandım.’ben uyumaya gidiyorum.’ Dedim ve ayaklarım beni odama yönlendirdi.’Derin ben öyle demek istemedim.’ Diye bağıran Ece’yi dinlemezlikten gelip kapımı kilitledim ve kendimi yatağa attım.Zaten onlar ya gider ya da kendilerini birer yatak hazırlarlardı.

Ben hayatım boyunca kimseden bir şeyler ummamıştım.Bu belki de anne babasızlıktan belki de sertliğimden kaynaklıydı ama kimseden medet ummazdım yedi yaşındayken bile.Onlar da kendi çaplarında haklıydılar bugüne kadar kimseyle konuştuğumu görmemişlerdi.Gerçi kim ne derse desin benimle asker olmayan başka biri yapamaz bu tüm kadın askerler için geçerli.

Biz kadınlar sabırlıyız ancak erkekler sabır nedir bilmezler bekleyemezler.Bugüne kadar milyonlarca erkek görmüştüm asker olarak.Ancak benden daha düşük rütbede olan erkeğin yüreği yetmedi hiçbir zaman gelip benimle konuşmaya benden yüksek rütbede olan da ya çok yaşlıydı ya da ben görmemiştim.

Ta ki Barlas’a kadar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.