HOŞ GELDİN-HÜSNÜ ARKAN/BİRSEN TEZER
ÖLÜM kimine sadece dört harf olarak bilir kimi ise içine ömrünü,annesini,babasını,eşini çocuğunu koymuştur.’Mezarlıklar kimsesizlerin evidir’ demişti babam bana son mektubunda ‘Eğer bir gün haftada ikiden fazla mezarlığa gittiğini fark edersen o zaman ben ölmüşümdür.’ Keşke şimdi burada olsaydı da benim evim mezarlık olmasaydı keşke hemen ardından annemi de kaybetmiş olmasaydım da benim evim yurdum bir mezarlık olmasaydı.
Ben daha beş yaşındayken üzerine üniforma giymiş bir amca gelmiş ve başınız sağ olsun demişti ben zaten o gün hem annemi hem babamı kaybetmiştim.Ancak annemi gerçekten sekiz yaşımda mezara gömdüm işte o zaman dedim ki ben artık kimsesizim.Sen artık kimsesizsin Derin.
Sekiz yaşımda annemi sokağın ortasında göğsünden kanlar fışkırırken gördüğümde yüreğim parçalanmıştı.Şu yaşımda hala aklımdan gitmemişti o hali benim annemi almışlardı benden.Ben zaten mahvolmuştum babamdan sonra parçalanmıştım tam yaramı sarmalamaya çalışıyorken annemi de almışlardı benden.Zaten ben de o günden sonra yüreğim parçalanmış halde gezdim.Annem babam yoktu benim kim beni toparlayacaktı.
Zaten küçüklüğümde de hep kimsesiz olmuştuk.Kimsesiz aslında benim gibi sekiz amcası,dört halası,dört dayısı,altı teyzesi olan biri için ne kadar da komik bir durumdu.Ama işte varlığın içinde yokluk yaşıyorduk senelerce kimsesiz büyüdüm kimse arayıp sormazdı bizi belki borçları olurdu.Belki ancak babamın halledebileceği işleri olurdu öyle ararlardı bizi.Babamın babası,babamı şu kadarcık sevmemiş sevmemesiyle kalmamış başka birine satmıştı.İnsan çocuğunu satabilir mi?
Ben bunu ilk öğrendiğimde on bir yaşındaydım ben sekiz amcamın olduğunu bile on bir yaşında öğrendim.Öğrenme sebebim ise benim babamdan,canımdan kalan mirası istiyor olmalarıydı.
Babam hep derdi ‘Bizim bizden başka kimsemiz yok kızım.’ Ben sadece beş yaşında bir çocuktum nereden anlayayım bunu ben.O zamanlar kimsesiz kalmıştım ama anneannem bana sahip çıkmıştı tıpkı hala günde iki kez araması gibi.Bir de teyzem vardı Zeynep zaten teyzemin kızızydı biz kardeştik onunla.Teyzem zaten kocasından boşanmıştı o da anneannemle yaşıyordu ve biz de Zeynep’le beraber büyüdük şimdi sorsanız kardeş nedir diye bir timimin bir de Zeyneb’in adını verirdim.Gerçi ben onlar için canımı bile verirdim.
Anneannem o kadar şarta rağmen bir türlü büyüttü bizi tabi teyzemin de bu işte katkıları çoktu Allah ikisinden de razı olsun.Hayatım öyle böyle gitti.On dört yaşımda lise seçimlerimde intikamımı almam gerektiğinin farkına vararak Kara Harp’e gittim dört senemi bitirip başladım o zorlu hayata.
Çok yere gittim,çok insan tanıdım,çokça eziklendim ama yeri geldiğinde de övgülerle uğurlandım.Çok şey değişti değişmeyen tek şey Kara Harp’teki dostlarımdı.Onlar bana yoldaş oldular beraber büyüdük,beraber hayal kurduk.
Hepizin hayat hikayesi farklıydı.Hepimiz başka yerden yaralıydık,hepimizin varlığıyla yokluğu birdi.Zaten ondan bu yolu seçmiştik.Zeynep’te benimleydi bu yolda şimdi de aynı rütbedeydik ancak o başka bir yerde ben başka yerdeydim.Kara Harp’teyken Hakan’la tanışmış her an ölüp gitme ihtimalimiz olası olduğu için evlenme kararı almışlardı.Zaten şimdide Göktürk vardı.
Ancak ben ve ekibimin aşk hayatı yoktu bizler sadece intikam peşindeydik ben ne zaman intikam istediğimi söyledim onlar da istediler zaten tek ben değil hepimiz intikam istiyorduk.Bu vatanın hayatı elinden alınan şehitlerimiz için burdaydık.Onlar toprağın altında nur içinde yata dursun,biz toprağın üstünde onlar rahat yatsın diye yer gök bırakmadık.
Şimdiyse hayatımıza giren bu tim hepimizin kafasını allak bullak etmiş bizi yerle yeksan etmişti.
Babam ve annemin mezarlıkları arasında otururken elimdeki sigarayı çeviriyordum.Ta ki karşımdaki postalları görene kadar yavaşça kafamı kaldırdım.
‘Yüzbaşım?’ deyip ayaklanacakken omzumu tutup yere bastırdı ve ‘Otur üsteğmen otur.’ Dedi ve elindeki tabureyi karşıma koydu.’Ne arıyorsun burada.’ Dedim resmiyeti bir kenara bırakıp.’Babama gelmiştim de seni burada görünce selam vereyim dedem.’ Deyince gözlerim şaşkınlıkla büzüldü.
‘Baban da mı şehit oldu?’ dedim hüzünle.Kafasını aşşağı yukarı salladı.’Üsteğmen gel senle bir anlaşma yapalım sen bana onları anlat ben de sana babamı anlatayım.’ Dedi eliyle anne ve babamın mezarlarını göstererek.Önce duraksadım sonra ‘Eğer aramızda kalacaksa.’ Dedim ve ekledim ‘Ve yanlış anlama Barlas ama ben artık içimde tutamıyorum birine anlatmazsam yıkılıp gidicem gibi duruyor ve ben yıkılmak istemiyorum.’ Dedim sakince.
‘Peki madem ilk ben başlayayım.’ Deyince sözünü kestim.’En baştan önce kendini anlat sonra her şeyi.’ Dedim.Kafasını salladı aşağı yukarı.
‘Aslında bakarsan çok abartılacak bir hikayem yok.Öyle seninki gibi ahım şahım olduğunu da düşünmüyorum zaten.Adımı biliyorsun zaten otuz yaşındayım hayatımın üçte ikisini askerlikle geçiridm.Kara Harp’ten mezunum.Ben senin kadar küçük değildim babamı mezara gömdüğümde ayrıca çokta serseri bir çocuktum.Gaspçılık yaptığımı bile az çok hatırlıyorum.Şu merete ilk sokağa adım attığımda başladım daha ortaokulun ortalarındayım sigara içiyorum gece geç saatlerde eve giriyorum.Bildiğin serserinin tekiyim.Babam sürekli dağlarda bayırlarda annem desen kadın tutamıyor beni.Bir gün yine geç saatte eve döndüm hani babam da dağda ya rahatım çocuk aklı işte babam gitsinde kurtulayım diye geziyorum ortalıkta.’ Dedi ve acı bir tebessüm gönderdi bana ve cebinden çıkarmış olduğu çakmağıyla sigarasını yaktı.
‘Her neyse geldim eve babam oturmuş annem yine bağırıyor babama ‘Yok bu çocuk hep senin yüzünden böyle oldu,evde durduğun yok ki sürekli dağdasın bayırdasın yalvarırım bırak artık şu askerliği.’ Diye önünde kapanmıştı ama nasıl yalvarıyor Derin bir görsen lan dedim Barlas oğlum annen babanın önünde serilmiş lan.Oğlum hak mıdır bu kadına? Diye diye kendimi yiyorum.Tam ben kendi kendime boğuşurken babam şöyle bir durdu ’Tamam,ama son bir görevim kaldı ona da gideyim bitti.’ Dedi annem gülüyor sarılıyor babama benim yüzüm asıldı tabi.Gece nasıl dışarı çıkıcam ben sert adamdı babam velhasıl ondandır belki bu suratımın hali ona çekmişimdir.Tabi girdim odaya bağırmaya başladım ‘O zaman bize kim bakacak biz nasıl geçineceğiz ne yapacağız bak ben iki sene sonra liseye gideceğim.’ Bağırıyorum ama tabi o senem bok içinde geçmiş çık çıkabilirsen.Babam kalktı ayağı suratıma indirdi bir tane tabi bitti mi onunla beni o gece öyle bir dövdü ki Derin ‘Gerekirse seni zorla adam edeceğim’ diye bağırıyor belinden çıkardığı kemeri belime indiriyor.Bazen hatırlayınca bile sızlıyor o derece.’ Deyip güldü.
‘Üzüldüm şu an,ciddiyim.’ Dedim hafif bir tebessümle.
‘Yok ama iyi yaptı pisliğin önünde bir şey olmuştum.Artık vurmasın diye yalvarmaya başladım ders çalışıp iyi bir liseye gidiceğimin teminatını da verdim.’ Sesi gittikçe kısılıyordu.
‘Bitmişti Derin babam son görevine gitmişti ben nereden bileyim bir tabut üzerine örtülü bir al bayrakla geleceğini.Denemeye girmişim o gün bende koşarak geldim eve iyi yapmışım ya göstereceğim.Geldim de gelmez olaydım kapının önü ayakkabı dolu balkondan aşağı bir al bayrağı sarkıtmışlar ama nasıl güzel parlıyor kurban olduğum.’ Dediğinde gözlerinin dolduğunu fark ettim.
Yarası olan her insan ağlardı cinsiyet fark etmeksizin.
‘Girdim içeri herkes ağlıyor annem bayılmış üzüntüden odada yatıyor oturdum düşündüm.Lan oğlum dedim kendi kendime daha iki senen var liseye hem sen liseye gitsen annen sana ne kadar para verecek.Bir devletin önümüze sanki dilenciye veriyormuş gibi attığı beş kuruş vardı.Neyse cenaze bitti aradan günler geçti ben tabi hala ne yapacağım bilmiyorum ilk gün evimizde olan insanların hiç biri yok artık annem desen mahvolmuş.O gün verdim karar kalk oğlum dedim sizin sizden başka kimseniz yok.’ Deyince duraksadım.
Herkesin herkesi vardı da bizim neden bizden başka kimsemiz yoktu.Niye zor günlerimizde herkes ayakkabısını giyip kapıyı çekip gidiyordu.Halbuki giydikleri ayakkabıları bile bizim babalarımızın merhametleri sayesinde almışlardı ama işte.Biz kimsesiz kimselerdik.
‘Kara Harp’e gidip babamın bıraktığı yerden her şeye devam edecektim.Ama önce bu ik sene kendimi hem derslere verip hem de anneme bakmalıydım.Çalıştım çok çalıştım hem ders çalışıp okul birinciliğine oynadım hem garsonluk yaptım,hem tuvalet temizledim yeri geldi fırında bile çalıştım.Asla da utanmadım bizi bu hale getirenlerin utanması gerekirken ben niye utanayım değil mi?’ deyip bana bakınca kafamı salladım yavaşça.
‘Kazandım Kara Harp’i Allah biliyor ya ne kadar çok istiyordum.Neyse kazandım okudum bir şekil bitti.Başladım göreve ilk beş yıl zindandı alay bana.Sonra çocuklarla tanıştım kardeşlerim dedim onlara onlarda bana kardeşim dedi.Anneme ev de aldım yerleştirdim.Kendim de şimdi göreve gittiğim çoğu yerde bir evim var.Altımdaysa son model bir arabam.Bazen diyorum baban ölmeseydi yine böyle olur muydun Barlas? Olmazdım işte babam bana son bir ders verip gitti.Belki de hissetti.’ Dediğinde gözümden bir yaş aktı.
Ne hayatlar vardı ama hepsinin arkasında bir ‘Baba’ vardı.Kimisinde çok güzellerdi bizim hikayelerimizde ki gibi.Kimilerinde katillerdi bazı çocukların ki gibi.Allah biliyor ya hayatımda en çok babası bağırıp çağıran insanlara üzülmüşümdür Allah bana o kadar güzel bir baba verdi ki diğerlerinin çocuklarından mahrum bıraktıkları şeyi şaşırıp kalarak izledim.
Belki de kimsesizdik ama babalarımız bizim kimsesizliğimizi hiç hissettirmedi Allah onlardan razı olsun da yeter bana.Varsın benden olmasın.
‘Hayat ya şimdi her şeyim var bir babam yok tıpkı senin gibi senin tek farkın sende kimsenin olmaması Derin ben kimsesizim ama sen bir hiç olmuşsun.İlk dosyanı okuduğumda ister istemez sarsılmıştım halbuki tam olarak da bilmiyorum ne olduğunu da ona rağmen sarsıldım.’ Dedi buğulu gözlerle ona bakıyordum.
‘Madem sen anlattın sıra bende.’ Dedim ve derin bir nefes alıp başladım anlatmaya.
‘Yani doğduğumda ailedeki ilk kız çocuklarından biriyim. Yalnız bilirsin bizim oralarda pek sevilmez kız çocukları.Zaten okuduysan dosyamı Urfa’lı olduğumu biliyorsundur.İnsanlar bu kız çocukları dışlar kendilerinden biriymiş gibi görmezdi. Ona rağmen babam beni çok severdi.Diğer herkesden ayrıydık biz.Babam küçükken onu evlatlık vermişler.Yani çoğunlukla babamın gerçek ailesinden uzak bir hayat yaşadık iyi ki de yaşadık.Çünkü gözlerini para hırsından başka bir şey boyamamış.’ Dediğimde sakince bekledim ve bir sigara daha çıkarıp yaktım.
‘Zaten ben pek de hatırlamam,öyle anneannemin anlattıkları falan var aklımda onun harici bilmem ben çok şey.Neyse işte beş yaşımdayken babam teröristler tarafından bir dağda önce esir tutulup sonra da öldürülmüş.Anneannem o zamanlar annemin çok yıkıldığını söyler hep.Üç sene Barlas tam üç senem bok çukurundan farksızdı o yaşıma rağmen her şey hala aklımda annemin kapıyı çalan askerleri gördüğü gibi atmaya başladığı çığlıklar,serzenişler ben de ağlıyorum ama neye ağladığımı bile bilmiyorum.’ Dedim ve duraksayıp gülümsedim o sırada telefonum çalmaya başladı.Cebimden çıkardığım telefonla anneannemin aradığını fark ettim ve meşgule atıp kapattım.
‘Açsaydın beklerdim ben.’ Diyen Barlas’la kafamı iki yana salladım şimdi devam etmezsem bir daha edemeyeceğimi düşünüyordum.
‘Tıpkı senin dediğin gibi sarkıttılar bir al bayrak damımızdan aşağıya o kadar güzel parlıyordu ki anlatamam belki de babamın gittiğim yerde mutlu olduğunu anlatmak istedi bilemiyorum artık.Neyse işte üç yıl boyunca annem kendine gelemedi ben de zor toplandım zaten o da benim toplandığımı görünce yavaş yavaş toparlandı.Ama o toparlanma zamanında bir taraftan da nasıl geçineceğimizi düşünüyordu.Çok düşünmesine gerek kalmadı zaten.’ Dedim ve derin bir soluk aldım.
‘Ben de senin gibi okuldaydım o gün gerçi ben daha küçüktüm ama zaten okulum mahallenin içindeydi yaylana yaylana geliyordum daha ikinci sınıfa gidiyorum düşün aklım o kadarcık yerinde.Neyse geldim ama yaklaştıkça siren sesleri kulağıma doldurmaya başladı tıpkı babamın öldüğü gün ki gibi siren sesleri yürüdüm,yürüdüm ve önce ambulansı gördüm.Yıkıldım.Çünkü en son gördüğümde annem kendine gelememişti,şimdi yine gelemeyecekti.Annem kendine bir daha hiç gelmedi Barlas.Bir da-‘ derken boğazımdan kaçan hıçkırıkla başımı önüme eğdim hıçkırarak ağlamaya başladım.
Oturduğu yerden kalkıp yanıma çömeldi.’Tamam ben burdayım.Kızlar var, biz burdayız yalnız değilsin ağlama seni ağlarken görünce iğrenç hissediyorum.Yapma lütfen.’ Dediğinde ben hala hıçkırıklarımı tutamıyordum.
‘Barlas ben kimsesiz kaldım kimsesiz bir çocuğun kimsesiz kalmasını kimse umursamadı aylarca kendime gelemedim.Babamı soruyorum uzaklarda diyorlar annemi soruyorum melek oldu diyorlar.Barlas ben her gece anne üzgünüm geri gel diye ağladım.O küçük aklımla sanıyorum ki annem bana kızdığı için gitti.’ Ağlarken sayıklıyordum oysa sadece elini saçıma koymuştu saçımı okşuyordu.
‘Ama artık hepsi geçti biz kocaman insanlarız milyonlarca insan bizden kaçıyor sırf elimize düşmesin diye.Haklısın o zamanlar kimsesizdik ama şimdi biz birbirimizin kimsesiyiz varsın annemiz babamız olmasın onlar sayesinde vatan var.Hepte var olsun.’ Dediğinde kafamı kaldırdım gözyaşlarımı sildim.
‘Hep var olsun.’ Dedim fısıltıyla ve ayağı kalkıp yürümeye başladım onun da peşimden geldiğinin farkındaydım.’Bu arada Yüzbaşım aramızda kalsa mutluluk duyarım.’ Dediğimde ‘Ben de Üsteğmenim ben de.'
***************************
Ben ne yangınlar gördüm öylece bırak beni
Sen ateşten korkarsın kaç kurtar kendini
Ben ne yaralar aldım hiç biri öldürmedi
Sen de git unut beni
Sen bana bakma ilk değil bu
Gidenin kazandığı hileli bir oyun bu
Sen bana bakma belki de en doğrusu bu
Ben sonbaharım döktü-
‘Ayy’ diye bağırarak şarkıyı kapatan Ece’ye baktım bakışlarımla neden kapattın der gibi bakarak ‘Bunaldım kızım yine kim kızdırdı seni Allah aşkına ya.’ Dediğinde cevap vermeden önüme döndüm.
‘Karışma Ece morali yok belli didikleme işte anlatmak istemiyor.’ Diyen Aslı’yla açılan ağzımı kapattım.Zaten kendimi iyi hissetmiyordum bir de onlara laf yetiştirme zahmetine girmedim.
‘Derin üzerine gelmek için söylemiyorum canım ama varsa bir sıkıntın anlat dinleriz kardeşim.’ Diyen Aslı’yla gülümsedim.Böyleydi işte kardeşlik o düşse ben kaldırırdım ben düşsem o kaldırırdı.Varsın düştüğümde yanıma otursun kaldırmak yerine ben bilim de orda bir yerde olduklarını o bana yeter.
‘Yok be ne sıkıntısı öyle biraz karnım ağrıyor regl sancısı işte.’ Dedim tebessümümle.’İyi bakalım ama sıkıntı olursa burdayız bil yani.’ Deyince gülerek kafamı salladım.
Barlas’la konuştuktan sonra anında kalkıp çıkmıştım mezarlıktan.O kadar berbat bir haldeydim ki kafamı kaldırıp yüzüne bile bakamamıştım.Hızlıca arabaya binip eve sürmüştüm zaten eve geldiğimde ne halde olduğumu fark etmiştim.Yol boyunca arabanın içinde de zırladığım için gözlerim şişmiş yüzüm kıpkırmızı olmuştu.
Ama gerçek şu ki rahatlamıştım içim soğumuştu birine içimi döktüğüm için.En son ne zaman bu konu hakkında birileriyle konuştuğumu hatırlamıyordum.Hayat bu ya kızıp,arkasından söylemediğimi bırakmadığım Yüzbaşına dökmüştüm içimi.Ne yalan söyleyeyim onun da hikayesi beni üzmüştü.Benimkinden bir farkı yoktu neredeyse.Tek farkı onun annesini yerde kanlar içinde görmemiş olmasıydı.Allah biliyor ya o kadar içten söylüyorum Allah ne ona ne de başkasına yaşatsın varsın ben yaşamış olayım ama başka kimse yaşamasın kimse benim yara aldığım yerden almasın.
Yorgunluk her yanımı sarmıştı ancak akşam Umay arayıp ‘Derin Ayazlar meyhaneye gidecekmiş biz de gidelim nolur.’ Diyerek iki saat beni ikna etmeye çalışmasaydı ben asla yattığım yerden kalkmazdım.Zaten gitsek bile oradaki hiçbir şeyi ağzıma sürmem de işte Umay’ın kalbi kırılmasın diye zorunda kalmıştım.Ayrıca bugün olanlardan sonra Yüzbaşının yüzüne bakıp bakamayacağımdan emin bile değildim.
‘O zaman açalım bir şarkı da dinleyelim be.’ Diyen Ece’ye döndüm.’Hayır bu enerji nerden geliyor kızım anlamıyorum ki.’ Diyen Aslı’yla kahkahamız arabada yankılandı.
‘Umay’la Defne nasıl gelecekler alayım mı onları da?’ dediğimde beni cevaplayan Ece olmuştu ‘Defne arabayla gelecekmiş Umay’ı da alırım ben dedi’ deyince sesimi çıkarmadım.
‘Ece önde oturduğu için hızlıca radyoyu açtı.Bense Ayaz’ın bana attığı konumdan meyhanenin nerde olduğunu anlamaya çalışıyordum.Anlaşılan ara sokaklarda bir yerdeydi.Hayır bizim orada ne işimiz vardı arkadaş ya.
Ben kalender meşrebim
Ece’nin açmış olduğu şarkıyla gülmeye başladım.
Güzel çirkin aramam
Gönlüme bir eğlence isterim olsun
Hep beraber söylüyorduk bağıra bağıra,
Kaşı gözü kara olursa olsun
Yanağında bir beni mutlaka olsun
Dediğimizde ‘Ben olmasa da olur’ diyen Aslı’yla gülmeye devam ettik.’O zaman kara kaşlı,kara gözlü de olmasın canım.’ Dediğimde ‘Benim aklıma birileri geliyor ama neyse ağzımı açtığım gibi bir sille yiyebilirim.’ Diyen Ece’yle kahkaha attım ve onu yalanlamadım.İçimden gelmedi istedim ki gerçekten öyle bilsinler.
Endamı şanlı,sohbeti tatlı
Biraz da şahin olsuuuunn
Uzatarak ve bağırarak şarkıya eşlik ediyorduk.Hayır yani nereden nereye.En son elimi uzatıp kapattım radyoya sesim gitmişti resmen.Biz hala gülmeye devam ediyorduk.
‘Geldik sanki.’ Diyen Ece’ye döndüm sanki diyordu çünkü burası bayağı içicinin kenarında oturduğu içeriden bir sürü sarhoşun çıktığı bir mekandı.Hayır zaten meyhane böyle olurdu orası ayrı mesele de bizim Yüzbaşının burada ne işi vardı bu herif daha geçen gün namaz kılmamış mıydı yahu.
Aklımda deli sorularla indim araçtan tabi kızlarda arkamdan ‘Derin çok ayrılmayalım kızım götürürler bizi burada.’ Diyen Ece’ye döndüm.’Onlar beni götürmeye kalkışmadan ben onları öteki dünyaya fırlatırım kızım.Siz merak etmeyin ben burdayım.’dedim ve yavaşça kolumu kaldırıp kaslarımı gösterdiğimde kahkaha attılar.E pek tabi tüm bakışlar da bize dönmüştü.
‘Oooo baaayaann’ diyerek bize bakan herife baktım.’He kardeşim bayan gel ben sana göstereyim bayanı.’ Diye bağıran arka masadaki Yiğit’e baktım.Bir taraftan Ece’yi süzüp bir taraftan adama pis pis bakışlar atıyordu.Ben de yavaşça yüzümü o tarafa çevirip adama bir şey diyecektim ki ‘Buraya gelin Derin yiyorsa konuşsun bir kere daha da görsün ebesininkini.’ Diyen Barlas’a döndüm ve yanlarına adımlamaya başladık.
‘Gerçekten içten gelerek soruyorum hani arkadaş olduğumuzu düşünerek Allah için sizin burada ne işiniz var.Burası nasıl bir yer böyle?’ şokla sorduğum soru karşısında birbirlerine bakıyorlardı cevap arıyor gibi.Tam o sırada biri elini omzuma attı.
‘Lan!’ diye arkamı döndüğüm an ‘Derin bu adamlar çok korkunç.’ Diyen Umay’ı gördüm.’Ödümü patlattım kızım,gel buraya.’ Diyerek hemen yanıma çekiştirdim.
‘Gerçekten burası nasıl bir yer?’ diyen Defne’yi de yanıma çektim.’Oturun her biriniz birinin yanına sakın da ayrılmayın.’ Yüzbaşıya dönerek ‘Benim kardeşlerime herhangi biri bir laf sadece bir laf etmeye kalkışırsa senden bilirim Yüzbaşı ona göre.’ Dedim baş parmağımı yüzüne sallayarak ve kızların hepsi oturduğunda tek boş kalan yere yani Barlas’ın yanına oturdum ben de ‘Hay hay.’ Diyen Barlas’la sandalyemi az daha yaklaştırdım ona.
Yavaşça kafamı Barlas’a çevirdiğimde onun zaten bana baktığını fark ettim.’Küçücük bir soru sorsam.’ Dediğimde kafasını salladı ‘Sen namaz kılmıyor musun?’ dedim kafasını aşağı yukarı salladı ‘Benden sana söylemesi kabul olmaz.’ Dediğimde dudakları yukarı kıvrıldı.
‘Diyorsun.’ Dedi hala sırıtırken şöyle bir durup suratına baktım.Dalga geçtiği her halinden belliydi.’Of tamam demedim say.’ Diyerek kafamı çevirdim.Elini yavaşça çeneme koydu ve yüzümü çevirdi.’Üsteğmenim’ dedi fısıltıyla ‘Ben alkol içmem çocuklar çok ısrar etti,sizin geleceğinizi de duyunca geldim.Davete icabet edin derler.’ Dediğinde ben hala çenemde olan elinde kalmıştım ne ben çek diyordum ne de o çekmek için bir harekette bulunuyordu.
‘İyi.’ Deyip kafamı çevirdim ve çenemdeki eli kayıp gitti.
Kalsaydı ya,yeri de güzeldi aslında.
‘Eee nasıl gidiyor her şey yerinde mi?’ diyen Yiğit’e baktım Ece onun yanına oturmuştu.Yiğit’te bir eli Ece’nin sandalyesinin arkasında dururken ona bakıp konuşuyordu.’Her şey yerinde de senin o elin birazdan yerinde olmayacak’ dedi Ece kafamı önüme eğdim yavaşça ve güldüm hafifçe o sırada yan tarafımdan gelen kahkahayla kafamı kaldırıp Barlas’a baktım.O da gülüyordu.
Evet gülüyordu Derin ve bu gayet normal.
Sen çok biliyorsun zaten,kes sesini.
‘Pekala’ diyen Yiğit’e baktım elini Ece’nin sandalyesinden çekti.’Çabuk pes etti.’ Dedim Barlas’a dönerek.’Pes etti değil de Yiğit biraz şeydir.’ Deyip duraksadığında ‘Neydir?’ diye sordum.’Pezevenk.’ dediğinde ‘Pezevenk?’ dedim.
‘Aynen öyle tam bir pisliktir,ben Ece’nin yerinde olsam Yiğit’ten olabildiğince uzak dururdum.Aynı zamanda Poyraz da Defne kendini öldürse de ona yüz vermez.’ Dediğinde gözleriyle gösterdiği Defne’ye döndüm yine Poyraz’la bir şeyler konuşmaya çalışıyordu ancak Poyraz elindeki sigarasıyla dalıp gitmişti hiç de Defne’yi dinliyor gibi değildi.
‘Sebep?’ dediğimde derin bir nefes alıp bana döndü.’Poyraz’ın sevdiği bir kadın var.’ Dediğinde dondum kaldım.İyi de adı neden hiç geçmemişti bugüne kadar.
‘Vardı’ dediğinde bir şok daha yaşadım.Olduğum yerde durdum kaldım.Vardı artık yok.’Artık yok?’ diye soru dolu sesimle Barlas’a döndüm.
‘Poyraz yetimhanede büyümüş anne babası yok bir kadın vardı o da askerdi bizim gibi onu çok sevmişti hatta kadında onu çok seviyordu iki yıla yakın beraber oldular sonra kadın bir görevde Poyraz’ın gözü önünde can verdi.Aradan üç yıl geçmiş ama bakma Poyraz kendini ölüm olarak adlandırmış etrafında olan herkesi öldürdüğünü düşünür o yüzden ne biriyle olur ne de yüz verir.’
İşte biz Türk askerleri sonumuzun ne olduğunu ne olacağını bile bilmiyorduk.
‘Şimdi hala o kızı seviyor mu eğer seviyorsa Defne’yi ondan uzak tutacağım,elimden geldiğince.’ Diye fısıldadım Allah’ım sevmiyor olsun ki Defne yine kırılmasın lütfen,yalvarırım.
‘Kendisine sor onu ben bilmem zaten söylememem gereken şeyleri söyledim.Yeterince sınırlarımı aştım.’ Deyip sustu ve cebinden sigarasını çıkardı ve yaktı.Ağzına götürüp yavaşça zehri içine çekti.
‘Sigara?’ dediğinde ‘Asla vermem.’ Dediğinde gülümsedim.’İstemiyorum zaten içiyorsun manasında söyledim.’ Deyip gülümsemeye devam ettim.’Ha anladım.’ Elindeki sigaraya baktı.’Öyle arada içiyorum işte.’ Dedi bana bakarak sonra derin bir nefes aldı.
Kızların gülme sesleriyle onlara döndüm.’Bence geceyi burada bitirelim.’ Diyen Barlas’a döndüm.Haklıydı çünkü kızlar gitmeye başlamıştı.Saçma sapan hareketler yapıyorlardı.Ece’yse zaten kapalı olması dolayısıyla bana bıkkınca bakıyordu.Yanındaki Yiğit’se durup Ece’ye kitlenmişti.Ancak Ece ne zaman ona taraf dönse anında kafasını çeviriyordu.Bozulmuştu tabi çocuk.
‘Göktuğ ise elindeki sigarasıyla Aslı’nın koyu kahve saçlarını inceliyordu.Gerçekten ne yapıyordu bu çocuk Allah için.’Göktuğ,ne yapıyorsun koçum.’ Diyen Barlas’la beraber herkes kafasını Göktuğ’a çevirid.Tabi bu çevirenler arasında Aslı da vardı ve artık Aslı’yla Göktuğ burun burunaydı.Aslı olayı fark ettiği gibi kıpkırmızı kesilen kulaklarıyla kafasını çevirdiğinde gülmeye başladım.Ama Aslı’yı utandırma işini başka bir zamana bıraktım.
‘Kalkıyoruz.’ Dediğimde kızlar bana döndü.’Daha yeni geldik Derin.’ Diyen Defne’ye baktım en son elimde kalacaktı görecekti yeni geldiği.Onu dinlemeden ayağı kalktım.Ben kalkınca kızlarda benimle beraber ayaklandılar.Yüzbaşı ve timinin hala oturduğunu fark edince ‘Size tavsiyem mesleğinize uygun yerlerde barının burası nasıl bir yer böyle.’ Dedim sitem dolu sesimle sonra kafamı yavaşça Umay’a kitlenmiş duran Ayaz’a çevirdim.
‘Ayrıca gittiğiniz yerlerin konumuna dikkat edip öyle bizi çağırın.’ Dedim sert sesimle Ayaz korku dolu gözlerle bana bakıyordu.
‘Emredersiniz komutanım,siz nasıl derseniz öyle olsun.’ Diyen Barlas’a döndüm şaşkın bakışlarla yavaşça ayağı kalktı ve önümde durdu.
‘Bilmem hatırlar mısınız ama bizim bir işimiz vardı sizinle yarın odama bekliyorum Derin Üsteğmenim.’ Deyince hepsinin gözü bize kaydı şaşkınlıkla.Arkamı dönüp ilerlerken çok değil birkaç gün önceki ana döndüm.
‘Elbet elime düşersiniz yüzbaşım o zaman görüşürüz alırım façanızı.’
‘Unutmadan komutanım bu faça alma işini çok bekletmeyin alaya döndüğümüz gibi odama gelin alın façamı bakalım nasıl alıyorsunuz?’