GÖREV
*Mantıksız gelmeleri için hislerimi inkar edecek kadar büyüme daha iyi yaşadığım*
"Bundan sonra böyle küçük fare"
Arjun keyifli gülmelerini atarken ben validemi toparlamaya çalışıyorum.
"Unutma Eflal.
"kim olduğunu sanki çok biliyor ya"
Yanıma yaklaştı. kulağıma eğildi. Bişeylerin gibi ağzını araladı ama sadece titrek bir nefes verdi. Yanımdan ayrılıp kapıdan dışarı çıktı.
"lanet olsun. Sizin gibilerle yaşadığıma onunla yaşamayı yeğlerim. Gerçi kim biliyorum ama yüzlerini yaşamaktansa tanımadığım özellikleri yaşamayı isterim."
Kısık olan sesim gür çıktı. Önümde ki geçerli çantanın içine sadece iki kayıtlı kıyafet aldım. Daha kapıdan çıkmadan arkadan dönüp odamın içine baktım. o kadar da güzel değildi ama yine de parçaları benim odamdı. Burası benim evimdi. Yaşadıklarım hariç, vücutta bulunan tek yerdi. Dışarısını sevmediği ancak içerisini kötü olsa da beğendiği yedi tane bulunur. Şimdi tek yaşadığım yer, evimi bırakıp nefret ediyordum ama ailem dedikleri insanların işi görevi yapmak üzere çantamı ele geçirdiği kapının eşiğinde durmuş odama bakıyordum.
"Yaşadığım tek yer, Sevdiğim tek yer. Odam." Sessiz bir şekilde mırıldanırken Arjun un söylendiği duyuldu.
"Tek özleyeceğim yer. Şimdi bensiz"
Daha fazla zaman geçtikten sonra istemeyerek odadan çıkıp kapıyı dışarıdan kilitledim.
"Eflal. Hadi olacak. Uçağını kaçıracaksın. Peşinden adam göndermemi ister misin? Gerçi senin gibi çirkin yavrulara kimse bakmaz ama yine de göndereyim mi?"
Merdivenleri ağır ağır inerken son basamağında karşımda ki Arjun un sorusuna cevap sıcaklığım.
"Hiçbirinize ihtiyacım yok benim. Adam felan gönderme peşimden yoksa tek kurşunla yok ederim. Sakın A-"
Evet en nefret ettiklerini, Lafımı kesmişti.
"EFLAL! Sen ne zamandan beri Arjun'a karşı geliyorsun. Hatırlatayım istersen biz olmadan sen bir hiçsin mevcut. Şimdi neler biliyorsan hepsini bizim sayımızda kalıyor. Şimdi bu merdiven de rahat durabiliyorsan hepsi bizim sayımızda. O yüzden artık oyalanma çık dışarı. "
Bıkkın ve sinirli bir nefes vererek Sedat tarafından yönetilen için çaldığım kulaklığı kulağıma takarak ve çaldığım telefonfan ' * Believer Imagine Dragons*' şarkısını açılan kapıdan sinirli bir şekilde çıktım. Kapıyı sertçe kapatarak hafif sepeleyen yağmurun altında garajın önüne geldim. Cebimden garajın anahtarını çıkararak düzenlenir. o kadar arabanın içindeki en güzel ve havalı olanın kapısını açardım. Arabayı garajdan çıkararak garajın kapısını kapattım.
O sırada en sevdiğim şarkı çalıyordu. *ucuz heyecanlar-sia* Gazi sonuna kadar uzanan süreye doğru yola çıktım.
Yaklaşık 2 saatin sonunda önünden vardım. Çalıntı olan telefonunun gösterildiğin saate baktım. Saatin beslenmesi 13.24'te mevcuttu. Arabanın dikkat çekmesi umurumda değilmiş gibi kenara park ederek anahtarını cebime attı. Hızlı ve bir o kadar da arabaya zarar vermeye devam eden çantamı çıkardım. Evet sadece bir çanta. İçinde iki tane kıyafet olan tek bir çantayı arabanın bagajından çıkararak havalimanının içine hapsolur. Az ötede çanta kontrolü vardı. Sedat her şeyi düşündüğü için sahte bir polis kartı çıkararak bana talimat veriyor. Çünkü benim tüm çantalarımın altında ya silah ya da bıçaklanıyordu.
"Nerde bu şerit emniyet kartı. heh sonunda" Söylenerek çanta kontrolün giderken bir yandan da serin görünmek için güneş gözlüğümü takıyordum. Çanta kontrolünün yanında mevcut olan görevli kadının suratına bile bakmadan elimdeki kartı göstererek uzaklığım. Yüzlerce belki binlerce göz üzerimdeydi. Hiçbirini umursamadan bekleme salonuna gidip koltuğa oturdum. Böleceğimi üst üste atarak telefonumdan en sevilen programlar düzenlendi. Telefonumu cebime koymam anda çalmaya başladı.
Kural 1. eğer görev için gönderildiysen telefonuna ona açışta "amirim" diye hitap edeceksin.
"Evet amirim." Amir telefondan aranmış olsa da konuşan Sedattı.
"Güzel. Kurallara uyman çok güzel Eflal. " dişlerimi sıkmaktan neredeyse kırılacaktı.
"Evet amirim dinliyorum" Bağırmamıştım resmi olarak anırmıştım.
"Bineceği uçağın tam olarak 15.42 geçe kalkacak. Saat şu anda 14.55 Bineceğin uçuş içinde iki kişiyi yok etmen gerekiyor. Aksi halde uçağı düşürmeye çalıştırırlar. Arka kapının orda ki camın yanında bir düğme var. orada ki düğme basıncıca durdurma kesmeleri açılma ve durdurma motorları bırakma. Lanet olsun çanta kontrollerinden nasıl kurtulduklarını bilmiyorlar. Büyük paraşütleri keserek düşürmeyi sağlayacaklar. Parçaları yok etmen gerekiyor. Çantanın altında iki tane silah ve bıçak yerleştirdim."
"Anladım amirim. Siz hiç merak etmeyin. Gözünüz arkada kalsın." Fazla uzatmıştım.
"Ef-" içinde ne olduğunu ve daha fazla bahanelerini aradığı için telefonunun dünyasını kapattım.
"Londra uçağı kalkmak üzere" Evet Londra ya gidecektim ve uçakta iki kişi yok olacaktim ardından ve Londra da Sedatın uçağından indikten sonra öğrencilerin mafya babasını yok edecektim. Daha sonra çoğalan haritadan tanıdığım ve arjun un bana bağlanacak adam arayacaktım. Harika!
"Birde yolda adam kaçarken yanlışlıkla çocukla çarpışmak sonra bakışırız aşıkların katılımıyla harika bir senaryo."
Kendi kendime gülerek uçağımın kapısına geldim. Sahte olsa da polis olarak ilk önce uçağa ben bindim. Sedatın görünüşte en arkada ki düğmenin olduğu camın önünde ki koltuğa ulaşılabilirtum. Yerime iyice yerleşerek insanların uçağa binişlerini takip ederek ayrıca arkamda ki tuşa basacak olan iki adamı arıyorum. Eğer arkamda ki düğme basıp düşüreceklerse koltuğuna yakın yerde oturacaklar. Yani sağ tarafta ki arka koltuğa. Vay canına çok zekiyim!
Bir yandan sağ tarafta ki arka koltuğa kimsenin oturmaması için dua ederken bir yandan da yanıma kimsenin oturmaması için çantamı üstteki valiz koymaması yerine değil de orada ki koltuğa koymuştum. Bir dakika! Ben neden koltuğa oturmadıklarını ki? parçaları ben yok edeceğim. Eğer arka koltuğa oturmasalar onları nereden bulup öldürecektim ki? Beyin akmıyor arkadaşlar fışkırıyor!
" *Siktir *"
İki tane kel, benim 5 katım büyüklüğünde, Biri zayıf biri şişman iki adam arka koltuğa valizlerini yerleştiriyorlar. Valizleri büyük görünse de içlerinin boş olduğuna yemin edebilirdim.
Benim 6. hissim kuvvetlidir
Arka koltuğa yerleşerek birbirlerine baktılar. aradaki sözsüz bir bakışma geçti.
"Ben uyuyorum ne de olsa daha çok saatimiz var ortalık biraz yatışsın" Kalın ve hırıltılı sesi olan şişko adam konuşmuştu.
"çok beklersiniz" diye mırıldanırken çalıntı olan kulaklığım ve telefonumdan * ucuz heyecanlar-sia* çalındı.
Dans pistine çıkana kadar, dans pistine çıkana kadar
ihtiyacım olan her şeye sahibim
hayır, nakit param yok, nakit param yok
Sessizce şarkımı mırıldanırken bir nefesle irkildim. Yanımda yaşlı bir teyze bana doğru eğilmiş bağırarak "Kızım napıyorsun uçağı düşüreceksin" diyordu. Nerden geldin be teyzecim. Nerden bana çattın. Kaldırdım.
"Sakin ol teyzecim" Sustum. Ardından o uçağı düşürmeyi planlayan iki adama doğru baktım. Şişman olan uyumlu zayıf olan dışarıyı izliyordu. Onların da duymasını umarak sesimi temizledim.
"TEYZECİM BEN POLİSİM" Oha Eflal, bağırmadığın resmi anırdın. Şimdi onlar değil de sen bu sesinle uçağı düşüreceksin.
"Kızım hayır bağırıyorsun beni duymuyorum mu sanıyorsun. Ben var ya bu kulaklarla her şeyi duyarım hem de her şeyi."
"* hassiktir *. Çattık ya."
"Ne dediysen duyamadım." Yeter artık! bıktım!
"Aaa teyzecim bak görevli seni çağırıyor" Artık git be kadın!
"Ay şu yakışıklı olan mı. Ay ay tamam. Hadi sağlıcakla çoğalıyor"
"Şükür" Kendi kendine söylenirken gözüm uçağı düşürecek olan o iki adama kaydı. Şişman olan uyanmış öğrenciler konuşuyorlardı.
"Polise dikkat et Ercan" Zayıf olan sessiz konuştuğunu vücudunun kasıldığını duyuyordum. o polis dedikleri ben olsam gerek. O sırada emin oldum. o iki adam bunlardı.
"Siz şimdi * boku* yemediniz mi" Hızlıca telefonun kamerasını açıp kimseye bakmazken önümde ki koltuğun ve camın arasında ki boşluğa sıkıştırdım. Videoyu başlatarak yerden kalkmak için doğruldum. Yerimden lavaboya doğru dikeym. Lavabonun içine girip kıyafetimin altında ki makyaj malzemelerini çıkararak yüzüme hafif dokunuşlar yaptım. Daha sonra çantamın altında ki küçük bıçağı açarak çıkardım ve uzun kollu bluzumun kol parçasını yerinde sakladım. Yaklaşık lavaboda 5 dakika bekledikten sonra seksiliğimi kullanarak kapıya çıktım. Tam kapının ağzında dururken veya iki adama seslendim.
"Hey yakışıklı şişman olan" Ne yakışıklı mı? Yüzü * boktan* dönülmüyordu.
"Hey! sana diyorum" Sonunda be adam. Sonunda bana dönerek kaş göz kremi sonra yanıma ağır ağır geldi. İçeri girince kapıyı sertçe kapattım.
"Ooo polis hani.."
"* Sıçarım* senin polis hanımına" Hızlı davranarak kolumun altında ki bıçağı çıkararak adamın tam boğazının ortasında sapladım. Hiç zaman kaybetmeden iki tane peçe kopararak bıçakla temizlenirdim. Karşımdaki adam yere yığılmış boğazından kanlar boşalıyordu. Adamın kollarından çekiş tuvaletin içine soktum. Daha sonra kapıyı sertçe kapattım.
"1. Tamam"
Çok zaman kaybettim. Tam kapıya çıkarken diğer adamı çağıracağım sırada kapı çalacağım. O açmadan ben kapıyı açıyorum. Karşımda adamlarımı çağıracağım.
"ben şey e-.." Dinlemeden hızla adamı içeri çekerek kapıyı kapattım.
"Polis hanımı siz ne..."
"o diyeceğin şeyleri * sıktır* etsene."
Hızlıca elimdeki bıçağı sertçe tam göğsünün üstüne sapladım. Adem sapladığım gibi yere yığılmıştı. Tüh bıçağımı da yeni temizlemiştim. Senin pis kanınla şimdi bulandı.
"2. de tamam" Derin ve rahat bir nefes bıçağı suyun altında yıkadım. Ayrıca çantamın yerine tekrar yapıştırılarak kapıyı değiştirir. Kapıdan çıkıp kimse bakmazken kapıyı Amirin öğrettiği gibi kilitleyip Yerime geçtim. Tekrar rahat bir nefes vererek telefonumu sakladığım yerden çıkardım. Videoyu durdurarak galerime kaydettim. Kaydettiğim gibi galeriye girerek videoyu oynattım.
"hay * amınakoyayım*"
videonun başında ben gider gitmez insanların başına zayıf olan adam gidip videoyu durdurmuş sonra yeniden başlatmıştı.
"şerefsizin önde gideni" İçimde çok büyük bir iz bırakmamasıtu.
"İyi ki öldürmüşüm o pisliği."
Kulaklığımdan sakin bir müzik açarak ayrıcalıklarını teslim ettim. sessizlik "
"Sıra da 2. görev" ağzımdan çıktı.
Evet sıra da 2. göreV.
~~