İçeriğe geç

İNTİHAR KATİLİ

Bölüm 6 · 4 dk okuma

İNTİHAR KATİLİ

Bölüm 6

Katil sen misin!?

Bir kaç ders işledikten sonra öğle arasına girmiştik. Bir kaç kızla kaynaşmıştım. Ama hiç birisine şimdiden güvenemezdim.

Yemekhaneye gitmek için merdivenlerden inerken bi yandan da şunları düşünüyordum; "Ben bu okula geldim ama katili nasıl bulacağım ki? Ya burada değilse? Katil karşıma çıkıp ben katilim mi diyecek? Öğrencileri sorguya mı çekeceğim. Belki de çoktan kaçmıştır. Hayır. Umutsuzluğa kapılmamalıyım. Onu bulmak zorundayım. Elimden gelenin en iyisini yapmalıyım."

Donuk bir şekilde indiğim merdiven basamaklarına bakarken, biri arkamdan omzuma sert bir şekilde çarptı. Düşmemek için merdiven korkuluğunu tuttum. Kız hala yürümeye devam edince bende sinirlenip arkasından "Yavaş!" diyerek bağırdım. Merdivenleri çoktan inmiş olan iki kız aynı anda arkalarını döndüler. Bana çarpan kız gözünü devirerek konuşmaya başladı;

"Pardon. Anlamadım."

"Anlamayacak ne var? Omzuma çarptın ya hani. Bi özür diler insan."

"Niye özür dileyim ki. Bilerek yaptım zaten."

Sırıttı. Ardından merdivenleri inerek konuşmaya başladım;

"Sen şu dizilerdeki okullarda eğlence anlayışı zorbalık olup, sevgilisinin peşinde köpek gibi koşturan, sonrada sevgilisi tarafından postalanan zengin, şımarık kızlardan değil misin ya?"

Omzuna çarpıp yürümeye başladığımda arkamdan "Nereye gidiyorsun. Ben henüz cevap vermedim." Diye bağırdı. Bana doğru hızlıca yürüdüğünü duyuyordum. Ardından biraz ileride uzun boylu, takım elbiseli bir adam belirdi. Ve bize seslendi.

"Ne oluyor? Alina neden bağrıyorsun? Bir sorun mu var?"

Arkamı dönüp baktığımda Alina denen kız'ın duraklamış olduğunu gördüm. Ve gülümsedim. Önce bana, sonra adama bakıp konuşmaya başladı.

"Bir sorun yok hocam. Sadece şakalaşıyorduk. Değil mi?

Cevap verdim.

"Bilmem. Öyle mi?"

"Şakalaşıyorsanız ses yapmadan şakalaşın. Başkalarını rahatsız ediyorsunuz."

"Peki hocam. Kusura bakmayın."

Yanımdan geçerken kulağıma doğru eğilip "Sonra görüşceğiz." dedi.

Ben de arkasından yemekhaneye doğru yürüdüm.

Yemek sırasındayken üçlü erkek grubu en ön tarafa geçti. İçimden "Bu okuldaki herkes mi zorba?" diye düşündüm. Kimse ses çıkarmayınca, bende hakkımı yedirirmiyim, seslendim arkalarından; "Pardon, arkaya geçermisiniz lütfen. Sırada biz vardık." Herkes dönüp bana baktı. Öndeki çocuklarda. Ama takmadılar gülüp tekrar önlerine döndüler. Sanarım enayi yerine konuluyordum.

Ama yine durmadım. Bir yerde hak yiyenler varsa bende onların haklarını önlerinden alırım ki bir daha yiyemesinler. Yemek masalarında nöbetçilik yapan ve muhtemelen hoca olan kadının yanına doğru gittim. Durumu anlatınca yemeklerini çoktan alıp bi masaya oturmuş olan çocuklara doğru yürümeye başladık. Ve hoca konuşmaya başladı;

"Çocuklar, bakıyorum da hâlâ serseriliğe devam ediyorsunuz. Alp, ne zaman bırakacaksın bu yaramazlıklarını he?"

Alp sinirle bana bakıp konuşmaya başladı;

"Ben bir şey yapmadım hocam. Alt tarafı yemek yiyeceğiz. Ne var bunda."

"Bir de utanmadan yalan söylüyorsun. Şimdi gidip bakarım kameralara bir şey yapmış mısınız yapmamış mısınız. Yaparım ben biliyorsun. Alın yemeklerinizi gidin sıradaki arkadaşlarınıza verin. Sonra da özür dileyin onlardan."

"Hocam oturmuşuz çoktan bu kız dışında kimse şikayet etmiyor zaten. Ne gerek var? Bir daha yapmayız söz."

"Eğer şimdi kalkmazsanız hepinizin velisini ararım. Alp, babanın ne kadar disiplinli olduğunu benden çok sen biliyorsundur. Bir daha da böyle şeyler yaptığınızı görmeyeyim."

Alp kalkıp elindeki yemek tepsisini memnuniyetsiz bir şekilde bana doğru uzattı. Bende tepsiyi itip konuşmaya başladım;

"Gerek yok. Ben zaten arka sıradaydım. Sen bu tepsiyi öndekilere ver."

Üçüde hocanın dediğini uyguladıktan sonra yemek yemeden çıktılar.

Bende yemeğimi güzelce yiyerek, sınıfıma geri döndüm. İçeriye girdiğim de hem zorba kızı hem de üçlü erkek grubunu birbirlerine yakın sıralarda gördüm. Onlar bana ben onlara bakıyordum. Bakışmayı sonlandırıp sırama oturdum. Solumdan gülüşme sesleri geliyordu.

Ardından sadece benim değil herkesin telefonuna mesaj bildirimi geldi. Sınıf gurubuna atılmıştı sanırım. Telefonumu açıp gelen mesaja baktığımda bir video olduğunu gördüm. Ve videoyu açtım. Etraf karanlıktı. Kızların ve erkeklerin gülüşmeleri birbirine karışıyordu. Ve ardından çokta gözükmeyen forması yırtılmış yere çömelen bir kız göründü. Yüzü gözükmüyordu. Hıçkırarak ağlıyordu. Kamerayı tutan kişi kıza doğru eğilip onu saçından tuttu ve kafasını kaldırdı. O an gözlerim doldu. Çünkü ağlayan kız benim kardeşimdi. Burnundan kan akıyor, alnında morluklar vardı. Onu ittirip duruyorlardı. Videonun sonuna gelmeden mesajı kimin attığına baktım. "Alp"

Kafamı ekrandan kaldırdığımda sınıftan grupça gülerek çıktıklarını gördüm. Ayağa kalktım. Videoya bakıyordum. Hareketsizdim. Boğazım düğümlenmiş gibiydi. Canımı acıtıyordu. Ben bütün bu olanları nasıl göremedim. Gözümden bir damla yaş süzülüyordu.

Elime masadaki kitabı aldım. Sınıf kapısına doğru ilerledim. Çıktığımda önce soluma baktım. Ama orada yoklardı. Sağıma baktığımda koridorda gülüşerek yürüdüklerini gördüm. Elimdeki kitabı sıkıca tutup onlara doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım. İlk hedef kimdi? Alp. Sonraki ? Alina. Gerisi zaten gelirdi.

Yakınlaştığımda Alp'e seslendim. Arkasını döndüğü anda sağ elimi arkadan öne doğru hızla hareket ettirdim. Ve ağzına doğru kitap ile vurdum. Alp ağzını tutarak yere yığıldı. Ardından Alina kolumu tutunca elimin tersiyle onada yapıştırdım. Etrafıma bakıp duvarda asılı olan yangın tüpünü gördüğümde, gidip onu aldım. "Herkes geri çekilsin yoksa çok fena olur! Geri gidin!" Yere yığılı Alp'e doğru ilerledim. Tüpü ayağına doğru tuttum ve konuşmaya başladım;

"Bana bak. Sensin değil mi katil? Cevap ver! Katil sen misin!?

Bölüm sonu

5 yorum