İçeriğe geç

İNTİHAR KATİLİ

Bölüm 7 · 3 dk okuma

İNTİHAR KATİLİ

Bölüm 7

İlk ipucu

Güneş batıyor, dalgalar sakince sahile vuruyor, rüzgar tenime hafifçe dokunuyor, gökyüzünde kuşlar sürü halinde daireler çiziyor. Sahilde Ailesi ile yürüyen çocuk belki de en mutlu anını yaşıyor. Anne kedi yavrusunu doyuruyor.

Ben ise sadece onları izliyorum. Eskiden, yani bir yıl öncesine kadar hiç arkadaşım olmadığı için kendimi yanlız sanardım. Ama hiç de öyle değilmiş.

Keşke o zaman farketseydim. Keşke daha çok vakit geçirseydim onlarla. Daha çok sarılsaydım, daha çok öpseydim, daha fazla sevgi dolu sözler söyleseydim. Seni seviyorum, kelimesini hiç denecek kadar az söylemişimdir. Keşke sadece doğum günlerinde değil de, her gün iyiki varsın diyebilseydim.

Ama şimdi her şey için çok geç. Zamanı geri alamam, o yüzden artık geçmişime değil geleceğime bakmam lazım. En azından bunu yapmalıyım. Kardeşim için...

Sahilin önündeki bankta oturmuş sandviç'imi yerken yanıma bir kız oturdu. Ona bakmıyordum ama gözlerinin benim üstümde olduğunu fark etmiştim. Ben ona bakmayınca önüme doğru eğilip "hey" diyerek elini salladı. Bende ona baktım. Dişleri gözükür şekilde gülümsedi ve konuşmaya başladı.

"1 haftadır okulda yoksun. Uzaklaştırma aldığını söylüyorlar. Ama bence bunu hak etmedin, sonuçta ilk başlatan Alp'ti değil mi?"

Evet uzaklaştırma almıştım. Tam Alp'in bacağına yangın tüpünü indireceğim sırada, bir hoca gelip hepimizi ayırdı. Müdür odasında her şeyi anlatmama rağmen ben suçlu bulundum. Alp'in attığı videoyu müdüre gösterecektim ama tek gönderimlik atmıştı ve mesajını çoktan silmişti. Sonrada bana 1 hafta boyunca uzaklaştırma cezası vermişlerdi. İlk günden böyle olduysa katili bulmam zor olacak gibi gözüküyordu.

Kız ben cevap vermeyince tekrar konuşmaya başladı.

"Pardon konuya birden girdim galiba. Seni yanlız görünce oturayım dedim. Rahatsız olduysan gidebilirim."

"Yok rahatsız olmadım. Seni çıkaramadım sadece."

"Beni hatırlamıyor musun? Aynı sınıftayız. Ben Selma, tabii hiç konuşamadık ama yüzümden hatırlarsın diye düşünmüştüm. Ve de... Alp'in ikiziyim."

"Alp'in ikizi mi? Ne istiyorsun? Okulda yetmedi bir de burdamı rahatsızlık veriyorsunuz. İntikam falan mı alacaksınız? He!"

"Yok yok beni yanlış anladın. Sadece arkadaş olmaya çalışıyordum. Kardeş olabiliriz ama benim onunla alakam yok. Ben onun gibi biri değilim. Oda değildi. Yani 1 sene öncesine kadar, sonra birden degişiverdi. Yoksa sokaktaki kedileri bile hergün beslerdi."

"Bana şimdi onu mu savunacaksın. Kusura bakma ama ne sana ne de ona acıyacak halim kalmadı."

"Hayır savunmuyorum. O kötü biri, bunu saklayacak değilim. Öylesine konuşuyordum."

"Kötü demek az kaçar bence. Zorba, duygusuz, iğrenç bir canavar. İnsan yemiş canavar gibi."

Söyleyecek bir şey bulamamış gibiydi. Başını öne eğip "Keşke ne yaptığının farkına varsa." Dedi.

"Bence gayet farkında"

Başını gülümseyerek kaldırdı.

"Lale benim en yakın arkadaşımdı. Sürekli beraber takılırdık. Birlikte "Ne güzel yaşamak" şarkısını söylerdik."

Bu kelimeyi söylediğinde onu durdurdum ve ben konuşmaya başladım.

"Bir dakika sen bu şarkıyı nereden biliyorsun? Lale ve benden başka kimse bilmezdi bu şarkıyı."

"Biliyorum. Lale söylemişti. Onu bu şarkıyı söylerken duymuştum. Merak ettiğimde bana sözlerini öğretti ve beraber söylemeye başladık."

"Lale seni gerçekten sevmiş olmalı. Bu şarkıyı küçükken söylerdik. Sözlerini çok fazla hatırlamıyorum. Lale nasıl hatırladı acaba."

Bir an sessizlik oldu. Ben denize doğru bakarken yine konuşmaya başladım.

"Ama sen onun sevgisini hak etmedin."

"Ne?"

Ayağa kalktım, sağıma dönüp yürümeye başladıktan sonra durup arkamı döndüm.

"Eğer ona gerçekten iyi bir arkadaş olmuş olsaydın, gördüğü zorbalığa karşı sessiz kalmazdın. Küçükte olsa bir tepki gösterirdin."

Önüme dönüp tekrar yürümeye başladım. Ve otobüsle evime döndüm. Kilidi açtım içeriye girdim. Yine alışmak zorunda olduğum bir sessizlik vardı. Salonun köşesindeki masaya oturdum. Ve kardeşimle söylediğim şarkı sözlerini hatırlamaya çalıştım.

"Güneş.. hayır böyle başlamıyordu.

Saklanır... saklanır... Hayır of hatırlayamıyorum. Selma'yamı sorsam acaba."

Gözlerimi kapattım. Lale'nin sesi yankılanıyordu. Gittikçe yakınlaşıyor gibiydi. Ritimler, sözler yavaş yavaş tekrardan hatırlanıyordu. Lale ile çimenlerde koşuyorduk şarkıyı söylüyorduk. Ben farkına varmadan, sesli bir şekilde şarkıyı mırıldanmaya başlamıştım.

"Saklanır duygular, gömülüp topraklara.

Kötülüğü isteyenin, sözlerini umursama.

Ne güzel yaşamak, yıldızların altında.

Sakince eser rüzgar, bu Aziz topraklarda.

Sanki bir rüya bu, kelebekler hep başımda.

Ne güzel yaşamak, şer olmayan bir dünyada."

Gözlerimi açtım, sanki bu melodiyi yakın bir zamanda duymuştum. Nerede olabilir. İçimden şarkıyı tekrar tekrar söyledim. Ve sonunda aklıma bir şey geldi. O söylüyor olabilir miydi. Hayır söylemiyordu. Islık çalıyordu. Söylediğimiz şarkıyı ıslık çalıp...

Hemen Lale'nin odasına doğru koştum. Ve gizli alandan telefonunu çıkardım. Galerisine girip o videoyu açtım. Videoyu ileriye götürdüm. Sesi sonuna kadar açıp ıslığı dinlemeye başladım.

Evet o, kesinlikle bizim şarkımızın ıslığını çalıyordu. Ve bunu Lale, ben ve Selmadan başka biri bilmiyorsa...

Selma katil olabilir mi?

Bölüm sonu

1 yorum