İçeriğe geç

İNTİHAR KATİLİ

Bölüm 2 · 2 dk okuma

İNTİHAR KATİLİ

Bölüm 2

Elveda Lale

Lale'nin o görüntüsünü aklımdan çıkaramıyorum. Onu tavana asılı bir şekilde gördüğüm anda "Lale!" Diye çığlık atarak bacaklarına doğru koştum. Yukarı doğru kaldırmaya çalıştım. "Lale ses ver. Dayan! lütfen dayan." Onu yavaşça bırakıp yere devrilmiş olan sandalyeyi, ayağının altına düz bir şekilde koydum. Sandalyeye çıkıp Onu bir kez daha tuttum. Ve bütün gücümle kaldırarak boynuna dolanmış ipi kafasından çıkarmaya çalıştım. Altımdaki sandalye yüzünden dengede duramadığım için onu kaldırmak çok zordu. Kardeşimin boynundaki ipi sonunda çıkardığımda sandalye ile baraber yere devrildik. Kolumda inanılmaz bir acı hissetmeye başladım. Sanarım kolumu kırmıştım. Acı içinde inleyerek kardeşimin yüzünü tavana doğru çevirdim. Boğazında belirgin bir morluk vardı.

Daha fazla zaman kaybetmeden cebimden yere düşmüş olan telefonumla 112'yi aradım.

"112 Acil Çağrı Merkezi, nasıl yardımcı olabilirim?"

"Kardeşim. O kendini asmış. S-Sanarım nefes almıyor."

"Tamam, sakin olun. Yardımcı olacağım ben ambulansı yönlendiriyorum. Lütfen adresi verirmisiniz?"

Kadına adresi hızlı bir şekilde söyledim.

"Lütfen hızlı olun. Ölmek üzere."

Aslında o çoktan ölmüştü. Ama ben buna inanmıyordum.

Bir süre sonra ambulans gelip kardeşimi aldı ve ne kadar uğraşsalarda hayata geri dönemedi. Onu görmek isteyip, istemediğimi sordular. Sonra beni morgda yatan kardeşimin yanına götürdüler. Ve bir süre yanlız bıraktılar. Daha annem ve babam'ın gerçekten ölmüş olduklarına inanamadan şimdi de kardeşim karşımda hareketsiz bir şekilde yatıyordu. Vücudu çok soğuktu. Gözleri hafiften açıktı. Sanki bir anda uyanacak, benimle konuşmaya başlayacak gibiydi. Ama hiç bir ses bir haraket yada bir nefes yoktu. Ağlamaya başladım, elini tutup onu kaldırmaya çalıştım. "Hadi kalk. Daha yemek yemedik. Lale kalk. Ellerin buz gibi olmuş, gel eve gidelim. Orası buradan daha sıcak." Söylediğim sözler çok saçmaydı. Ama içten içe onun tekrar nefes alabileceğine inanıyordum.

Göz yaşlarım ellerine damlıyordu. Elini sıkıca kollarımla sardım. Yüzümü karnına dayadım.

"Sende mi bırakacaksın beni? Ben tek başıma nasıl yaşarım Lale? Konuş nasıl? Nasıl?"

Bir süre hıçkırarak ağlamaya devam ettim. Kalkmayacağını biliyordum. Ama belki bir mucize olur diye umut ediyordum. Ağlamayı bıraktım. Göz yaşlarımı sweatshirt koluyla sildim. Lale'nin yüzüne yaklaşıp onu anlından öptüm. Sonra kulağına doğru eğilip fısıldadım;

"Sebebi her neyse bulacağım."

Morg'un kapısını açtım ve Lale'ye son bir kez bakıp kapıyı kapattım. Önüme döndüğümde lacivert giyinimli, göğsünün sol köşesinde "POLİS" yazan, uzun boylu bir adam dikiliyordu. Benim ağlamalarımı duymuş gibi bana biraz acıklı bakıyordu. Polis kimliğini gösterip "Polis" dedi. Ve konuşmaya başladı. "Kardeşinizin intihar'ını sorgulamak nedeniyle benimle karakola gelmeniz gerekiyor hanımefendi."

"İntihar değil."

"Anlamadım?"

"Kardeşim intihar etmedi. Biri onu öldürdü. Bundan eminim."

Bölümü beğenmeyi unutmayın.

Destekleriniz için teşekkür ederim.

Bölüm sonu

8 yorum