Kardeşimle geçimimizi sağlamak için küçük bir markette çalışıyorum.
Çünkü annem ve babam 1 yıl önce hayatlarını kaybetti. Beraber iş gezisi için bindikleri bir gemi fırtına sebebi ile battı. Ve bütün yolcular o denizde hayatlarını kaybetti. Ben de kardeşim okuyabilsin diye okulu bırakıp küçük bir markette işe başladım. Aslında bize sahip çıkabilecek bazı akrabalarımız vardı ama onlara sadece masraf olduğumuzu söyleyip bizi istemediler. Bende zaten onlara çok meraklıydım.
Neyseki ailemden bize kalan küçükte olsa bir evimiz var. Yoksa bu maaş ile bir eve kira vermeye gücüm yetmezdi.
Güneş batmak üzereyken işten çıkmak için yiyecek kolilerini, marketin arka tarafındaki çöp bidonuna taşıdım. Hafiften yağmur damlaları üzerime düşmeye başlamıştı. Market kapısına geri döndüğümde, Melih kapıyı kilitleyerek elindeki iki şemsiyeden birini bana uzattı. Teşekkür ederek şemsiyeyi aldım ve açıp üzerime tuttum.
Eve doğru yürümeye başladıktan bir süre sonra telefonumdan bildirim geldi. Açıp baktığımda kardeşim lale'den bir mesaj gelmiş olduğunu gördüm.
Lale: Yardım et.
Lale: korkuyorum.
Zeni:Ne oldu. Ara beni.
Tam onu arayacakken mesajları sildiğini gördüm.
Zeni:Neden sildin mesajları?
Lale: sadece şaka yaptım.
Lale:korkmana gerek yok. Eve dikkatli gel.
Zeni:Hiç komik değilsin.
Zeni:Ne olur ne olmaz arayacağım.
Ne kadar arasam da telefonu açmıyordu. Gerçekten bir şey olmuş olabilir mi diye korkmaya başladım. Adımlarımı hızlandırmaya başladım. Ve ona tekrar mesaj attım
Zeni:Neden açmıyorsun?
Umarım şaka yapıyordur diye geçirdim aklımdan. Ama endişelerim arttığı için bu sefer tüm gücümle koşmaya başladım. Şemsiyemi bir kenara fırlattım. Arkamdan Melih "Nereye koşuyorsun?" Diye bağırdı ama ben onun gözünden çoktan kayboldum. Benim koşmaya başlamamla beraber yağmur da daha fazla yağmaya başlamıştı. Attığım her adımda endişem daha fazla artıyor, yağmur birikintileri etrafa saçılıyordu.
Eve yaklaştığımda sweatshirt'ümün cebinden anahtarı çıkardım ve sonunda kapının önüne geldim. Anahtar ile kapıyı açıp ayakkabılarımı çıkarmadan direkt merdivenlerden üst kattaki kardeşimin odasına çıktım. Kapı kolunu ittirdiğimde açılmadı. Bu sefer kapıya vurmaya başladım. "Lale kapıyı aç. İyi misin? Ses ver bana lütfen." Ama hiç bir ses gelmiyordu. Geriye çekilip omzumu kapıya doğru döndüm. Ve kapıya doğru koştum. İlk denememde olmadı iki, üç derken dayanamayıp ağlamaya başladım. Son bir kez daha diyerek kendimi toparladım ve bu sefer kapıya doğru güçlü bir tekme attım. Şükürler olsun açıldı. Ama karşılaştığım manzara yüzümdeki tebessümü alıp götürdü.
Lale tavana bağlı bir iple boynundan asılıydı...
Bölüm beğenilirse devamını atarım.lütfen beğenip yorum yapmayı unutmayın.









