Melaine eve geldikten sonra eşyalarını topladı, annesi her zamanki gibi umursamamıştı ve Sebastian da o gün Damiano ile takılıyordu ayrılmadan önce annesine gideceğini söyledi fakat o cevap vermedi. Melaine ardından evinin önünden yavaşça İncusya'nın insan diyarına açılan kapalı kapısına doğru yavaşça yürüdü, orada kimsecikler yoktu, Şövalye Blotz dışında. İncuslar dışarı çıkmasın diye kapıyı denetliyordu.
Melaine bunu düşünmemişti, nasıl geçeceğini bilmiyordu ve bir insan görünümü vardı, eğer fark edilirse anında öldürülecekti. Melaine'nin gözleri dolmuştu, nefesi ağırlaşmıştı. Ölmek istemiyordu, endişeliydi. Elleri ıslanmıştı ve gözleri kararıyordu, ölmek istemiyordu. Gözlerini kapattı ve çalıların arkasına oturdu, ne yapacağını düşünüyordu ve ardından bir ses duydu, gözlerini açtığında olduğu yerde değildi, sanki bir ağacın içinde gibiydi.
Yeniden bir cadı ona gülümsüyordu ama bu sefer o Elysia değildi. Melaine ağzını açamadan lafa koyuldu, "Oldukça telaşlı görünüyorsun genç İncus..." sonra hafifçe gülümsedi, "Sorabilir miyim... Acaba neden orada savunmasızca oturuyordun?" Melaine derin bir kaç nefes aldı, biraz sakinleşti ve cadıya bir merakla baktı, "Öncelikle kim olduğunuzu sorabilir miyim? Lütfen." cadı yumuşadı "Ah-! Tabii, ne kadar da kabayım. Özür dilerim, adım Rosalia. Üç büyük cadıdan ikincisi olurum!"
Melaine rahatlamıştı, yeniden neşeli bir şekilde gülümsedi "Tanıştığımıza memnun oldum! Ben de Melaine." Rosalia hafifçe iç geçirdi "Bende memnun oldum, Melaine. Sorumu cevaplayabilir misin lütfen?" Melaine dikkatsizliğinden dolayı biraz utanmıştı, "Doğru, affedersiniz. Sadece... İnsan diyarına gitmek istiyorum ancak... Ben çok büyük bir hata yaptım ve şu an ölüm riskim var."
Rosalia başını anlayışla salladı "Pekala... İstersen bir anlaşma yapabiliriz Melaine. Seni insan dünyasına ışınlayayım karşılığında ise bana özel birini getir, ne zaman geri dönersen." Melaine'nin gözleri parladı "Tabii ki! Kimi getirmemi istersiniz?"
Rosalia Melaine'nin cevabıdan memnun görünüyordu "Harika! Adı Julliet. Tek bilmen gereken şey bu!" Melaine kıkırdadı "Milyonlarca Julliet var hangisi olduğunu nerden bileceğim ki?"
Rosalia hafifçe gülümsedi "Onunla tanışacağına eminim." ardından Melaine cevap verecek zamanı olmadan insan kasabasına ışınlanmıştı bile.
Melaine etrafına bakındı, çok heyecanlıydı, kasaba çok kalabalık değildi ama Melaine'nin gözüne uzun kızıl saçları olan bir kız takılmıştı. Zaten kalıcak bir yeri de yoktu ve o kız gerçekten hoşuna gitmişti yinede yanına gitmeye utanıyordu, bir kaç saniye sonra ise o kız yanına geldi "Selamlar! Burada yeni birilerin görmek çok hoş! Adın ne sorabilir miyim? Bu arada ben Jullia."
Melaine heyecanlandı "S-Selam! Ben Melaine ııı... Buraya yaz tatili için geldim, yalnızım şu an hehe!" Jullia gülümsemeye devam etti "Tanıştığımıza çok sevindim Melaine. Kalacak bir yerin var mı?" Melaine neşeli bir şekilde hafifçe yutkundu "Hayır yok..."
Jullia başını salladı "Aaa... Anlıyorum. İstersen sana bir yer ayarlayabilirim. Kasabayı gezdirmemi ister misin?" Melaine heyecanla zıpladı "EVET! Yani... Evet lütfen!" Jullia kıkırdadı "Tabii, beni takip etmen yeterli."
Melaine yüzünde kocaman bir gülümseme ile Jullia'yı takip etmeye başladı. "Eee Melaine, nereden geliyorsun?" Melaine hafiften telaşlanmıştı ama belli etmedi, insan diyarında olan az yer biliyordu o yüzden aklına ilk gelen şehri salladı, "Londra!" Jullia ellerini hafifçe çırptı "Gerçekten mi? Harika! Bende ordan geliyorum." Melaine gülümsedi, "Vay be..." o sırada mini bir konağa gelmişlerdi. Jullia Melaine'e döndü. "Burası kasabanın misafir evi, tüm dışardan gelenler burada kalır. Yanında para var mı? Çok değil sadece 1 Cent yeterli olur."
Melaine yine telaşlanmıştı, yanında sadece yarım altın vardı. Biraz kahkaha attıktan sonra onu Jullia'ya verdi "Iıı... Bu sayılır mı...?" Jullia'nın gözleri şaşkınlık ile küçüldü "Yarım.. Altın mı?" Jullia altını Melaine'e geri verdi ve gülümsedi "Senin yerine ben öderim, altınına dikkat et kimse çalmasın." Melaine başını salladı. Sonrasında Jullia Melaine'e misafir evinden bir oda tuttu ve içeri geçtiler, hava karardığı için hızlıca birbirlerine iyi geceler diyip odalarına dağılmışlardı. Melaine yarın ne olacağının hayalini kurarken uykuya daldı.












