İçeriğe geç

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 8 · 6 dk okuma

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 8

7

Haiii ben geldiim!

Yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx

+++++

"Jeon!" Tam o sırada Komutan Kim'in yemekhanede gürleyen sesi kulaklarımda uğuldarken yüzümdeki gülüşüm soldu. Tabağıma uzanmasına engel olmak için elini tuttuğum Daehyun'un elini bıraktım ve omzumdaki elini de indirmesini sağladım.

Bakışlarım yemekhanenin kapısına döndüğünde herkesin pür dikkat komutan Kim'e baktığını fark ettim. Gözlerimiz kesiştiği anda bakışlarındaki tehlike arz eden keskin öfke nefesimi kesti.

"Siz ikiniz! Derhal ofisime!" Sesi kapalı alanda aksederken arkasını döndüğü gibi yemekhanenin kapısından dışarıya çıktı.

Daehyun ile gerilmiş bir şekilde Komutan Kim'in ofisine ilerlerken omzuna patlattım. "Ne diye cıvık cıvık hareketler yapıyorsun, sıçacak ağzımıza şimdi..." Daha kendi cezamın tamamını çekmemiştim, şimdi cezam Daehyun yüzünden kesin daha da katlanacaktı.

"Ya ne yaptım ki, alt tarafa şakalaşıyorduk. Yemek mi döktük, kavga mı çıkarttık. Azarlayıp gönderir, kasma." dedi ve ofisin kapısına tıklattı.

Ensemi sıvazlayarak boynumu kıtlatırken, içeriden gelen "Gir" komutuyla gerginliğim mümkünmüş gibi daha da zirveye tırmandı.

Kapıyı açıp içeriye giren Daehyun'un peşinden usulca adımlayıp kapıyı da kapattım. Tıpkı Daehyun gibi çalışma masasının önüne, Komutan Kim'in tam karşısına geçtiğimde ellerimi önümde bağladım.

"Sabah sabah bu ne cıvıklık? Askeriye burası." dedi sıktığı dişleri arasından tıslayarak. "Komutanım sadece şakalaşıyorduk, ama özür dileriz." dedi Daehyun.

Keskin bakışları bana çevrildiğinde sertçe yutkundum. "Özür dileriz komutanım."

"Daehyun nöbet yazıyorum sana, cezalısın. Yemekhanede cıvıklık istemiyorum!" diye kükrediğinde alt dudağımı ısırarak başımı önüme eğdim. "Emredersiniz komutanım."

"Arka girişte nöbete başla, kaybol!" diyerek elinin ayasını masaya vurduğu anda Daehyun asker selamı verip ofisten çıkarak bizi başbaşa bıraktı. Tedirgince yutkundum. Bugün daha bir agresif görünüyordu Komutan Kim, sanırım bugün solundan kalkmıştı. Ekstra huysuz ve öfkeliydi.

Sıranın bana geldiği gerçeğiyle, delici bakışlarını üstümde hissederken dudaklarımı usulca araladım. "Ben de ön ana girişte mi nöbet tutacağım komutanım?" diye mırıldandım.

Ayağını dizinden indirip ayağa kalkarken avuçlarını masaya bastırarak hafifçe masaya eğildi. Bu esnada keskin gözleri bir an bile benim gözlerimden ayrılmamıştı. "Neredeyse öpüşecektiniz Daehyun ile, bu ne samimiyet! Burası askeriye Jeon farkındasın değil mi!"

Omuzlarımı hafifçe küçültecek şekilde aşağıya düşürürken, gözlerimi kapatacak şekilde kısıp kırpıştırdım. "Komutanım ne öpüşmesi... Düşündüğünüz gibi değildi, cidden. Sadece... Sadece kahvaltımı vaktim var diye oyalanarak, sindirerek yiyorken, Daehyun dalgasına ben yiyeyim senin kahvaltını falan diyip tabağıma uzanmaya çalıştı. Ben de engel olmak için elinden tuttum, bu kadar..."

Tek kaşı itinayla havalanırken, yüzündeki o keskin ciddiyet ifadesini muhafaza etti. "Aynı koğuştasınız."

Başımı olumlu anlamda salladığımda küllükte unuttuğu sigarasını parmakları arasına haşin bir hamleyle alıp yanakları içeriye göçecek şekilde sert bir nefes çekti. "Ceza alacak mıyım komutanım?"

Sigarasını dudaklarından işaret ve baş parmağına gevşekçe sıkıştırarak ayırırken dumanı havaya saldı. Havaya savrulan duman bana kadar ulaşırken, gri dumanların arasından ona bakmaya devam ettim. "Cezalısın, temizlik yap."

"Bugün temizlik günüm değil komu-" Dişleri arasından sert bir sesli nefes çekmesiyle sustum. "Emredersiniz komutanım."

"Koğuş temizliği değil, temizlik malzemelerini al. Arabamı temizle."

-

Komutan Kim, aracını temizlerken başımda beklemiş ve defalarca köpükleyip yıkadığım, silip kuruladığım aracında leke kalan yerler olduğunu söyleyip yeniden temizletmişti.

Sonra da eğitime geçmiştik. Ve lanet şansıma, eğitimde yağmur yağmaya başlamıştı. Tek ben değil, tüm takım sırılsıklam olmuştuk. Dün de ıslanmıştım.

Dahası temizlemek için saatlerce uğraştığım Komutan Kim'in arabası şimdi yağmur nedeniyle yine mahvolmuştu kesin. Boşu boşuna yorulduğumla kalmıştım. Omuzlarım deli gibi ağrıyordu.

Eğitimde de atış talimi yapmıştık. Yaslanmamız gereken yere yatarak atışlarımızı yaparken, atış gözlükleri takmıştık. Fakat yağmur yağdığı için gözlükler ıslanıyor ve görüşü etkiliyordu.

Ama buna rağmen tüm atışlarda başarılı olmuştum. Komutan Kim eğitim bitince herkesi göndermişti ve ben tek kalmıştım.

Dünden kalan cezamın devamı olarak atış yaptırmaya devam etmişti. Tam son atışı yapmak üzereyken hapşurdum. En azından cezam atıştı. Atış yapmayı seviyordum.

Tam hedefe odaklandığımda, göğsümün üstüne uzun namlulu silahımla uzandığım yerde bir kez daha hapşurdum.

"Tamam Jeon, bu kadar yeter. Atış talimi cezan sona erdi." dediğinde başımı kaldırıp ona baktım. Siyah şemsiyesiyle sol köşemde durmuş, sigara içiyordu. "Son bir atışım kalmıştı komutanım, onu da-" diyerek yeniden hapşurdum. Başımı koluma doğru siper edercesine ağzımı kapatarak hapşurmuştum.

Sarsıldığı için kayan tüfeğimi düzelterek, "Onu da yapayım." dedim. "Gerek yok, hapşurup duruyorsun."

"İyiyim komutanım." desem de bir kez daha hapşurunca komutan Kim sigarasını köşedeki çöp kutusuna bastırarak söndürdü. "Jeon yeter, içeri geç." diye emir verdiğinde son atışı yapamamış olmak içimde ukde kalsa da emrine itaat ederek tüfeğimle birlikte yattığım yerden doğruldum.

Sırılsıklam olduğum için kıyafetlerim iyice ağırlaşmıştı. Sıksam üniformamdan sular akardı. "Emredersiniz komutanım, geçiyorum." dediğim gibi ona asker selamı verip tüfeğimi üniformamın cepliğine yerleştirdim.

Ardından gözlüğümü yüzümden çıkartıp cebime tıkıştırırken kaskımı düzelterek ilerlemeye başladım.

-

komutanımm:

Jeon

bak buraya

Jeon kime diyorum?

jungkook:

efendim komutanım

buyrun

komutanımm:

akşam içtimada iyi görünmüyordun

nasılsın

jungkook:

iyiyim komutanım

siz nasılsınızzz

komutanımm:

iyi olduğuna emin misin?

burnunu çekip duruyordun içtimada

revire gittin mi?

jungkook:

gitmedim komutanım

biraz burnum akıyor

çok hapşurduğum için sanırım

komutanımm:

üşüttün kesin

jungkook:

yok yok

ilk defa yağmurda eğitim yapmadık komutanım

biraz kırgınlık var üstümde

ama uyuyunca geçer

komutanımm:

akşam yemeğine az kaldı

güzelce yemeğini yiyip dinlen

jungkook:

emredersiniz komutanım

dinleneceğim

komutanımm:

akşam yemeği saatine gecikme

sıcak iç çorbayı

jungkook:

beni mi düşünüyorsunuz...|

öyle yaparım komutanım

teşekkür ederim

komutanımm:

görüldü

rica ederim Jeon

jungkook:

💜

siktir|

komutanım kalp yanlışlıkla geldi

görüldü atmak istemedim size

emoji yollarken yanlışlıkla elim çarptı

👐 bunu atacaktım aslında

komutanımm:

Görüldü

(Çevrimdışı)

jungkook:

hassiktir kızdı kesin...|

(Çevrimdışı)

-

Başımdan yorganım çekilip alındığında huysuzca yüzümü yastığa gömercesine yasladım. "Jimin yemek yemeyeceğim boğazım ağrıyor." diye fısıldadım.

Daha dakikalar öncesinde Jimin akşam yemeği için beni çekiştirerek götürmeye çalışmıştı ama halsizleştiğim ve keyifsiz hissettiğim için uykumdan uyanmak istememiş ve uyumaya devam etmiştim.

Şimdi geri dönmüştü. Başımı yastığımdan kaldırmadan uzanmaya çalışıp el yordamıyla yorganımı çekip üstümü geri örttüm.

"Jeon." Komutan Kim'in derin sesini işitince gözlerimi aralayıp boğazıma kadar çektiğim yorganın altından başımı çevirip ona baktım. Jimin döndü sanmıştım ama gelen Komutan Kim'di.

"Hani iyiydin?" diye sorduğunda gülümsemeye çalıştım. "İyiyim komutanım, sadece biraz uyukluyordum."

"Neden akşam yemeğine inmedin, acıkmadın mı? Ayrıca boğazının ağrıdığını söyledin az önce." dediğinde sertçe yutkundum. Genzim yanıyordu ve boğazıma bir ağırlık çöküp kalmıştı sanki. "Yemek yemeğe gitmeye üşendim. Üşüdüm de ve uhm evet, boğazım ağrıyor biraz... Ama uyursam geçer komutanım."

Eğilip avcunu alnıma yasladığında gözlerimi kırpıştırarak onu izledim. Koğuş karanlıktı, akşam olmuştu ve karanlık çökmüştü. Lakin kapıyı aralık bıraktığı için koridorun ışığı odaya vuruyordu.

"Ateşin çıkmış biraz sanki." Parmaklarımla yorganı sıkıştırmış bir şekilde tutarken, Komutan Kim diğer elini de kendi alnına götürdü. "Ateşin var, üstünü örtersen daha çok ateşin yükselir." dedi ve ellerimin altındaki yorganı kurtarıp ayaklarıma kadar çekip açtı. Bu esnada da benim alnımdaki eli de, kendi alnına dokunan elini de indirmişti.

"Yemekhanede seni göremeyince Jimin'e sordum. Koğuşta olduğunu ve uyuduğunu söyledi. Olmaz böyle, kalk ve biraz sıcak çorba iç." Boğazımı ovalarken gülümsedim. "Sorun yok. Lütfen siz gidip yiyin komutanım, ben aç değilim atıştırmıştım."

"Kalk bir revire götüreyim seni." dedi bu kez. "Komutanım... Gerçekten çok halsiz hissediyorum. Sabaha kadar uyuyayım zımba gibi kalkarım ben, hiçbir şeyim kal-"

Eğilip beni yatağımdan çıkaracak şekilde oturur pozisyona ulaştırdı. O an vücudumun her bir köşesinin ağrıdığını daha iyi anladım.

"Giy hadi şu terliklerini." dedi ve köşedeki terliklerimden birini çömelip ayağıma geçirdi. "Komutanım... Zahmet etmeyin ben giyerim."

Diğer terliğimi giymek için ayağa kalkınca terliğe yamuk bastığım için yalpaladım. Komutan Kim çoktan doğrulmuşken savsaklayışımı görünce belimden sıkıca kavrayıp beni yakaladı. Bu hamlesiyle göğüslerimiz birbirine çarparken, burun buruna geldiğimizde kalbim tekledi.

"Tuttum seni, dikkat et Jeon."

**

Bölüm sonu :') Taehyung'un eli Jungkook'un belinin kemeri eheheh. Umarım bölümü sevmişsinizdir. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Seviyorum sizi baii! Xx

Instagram: Sevvyniz / Sevvytk / Sevvyedit

-Şevval

Bölüm sonu

9 yorum