Haiiii ben geldiim!
Yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx
+++++
Neredeyse koşa koşa Komutan Kim'in ofisinin önünde soluğu aldığımda, kapıyı tıklattım. "Gel!"
İçeriden gelen derin sesini işitince, kapıyı açıp yavaşça ofisine girdim. "Emrinizdeyim komutanım." dediğimde eliyle kapıyı kapatmam için işaret verdi.
Komutuyla birlikte kapıyı kapattığımda, içerisinin mis gibi koktuğunu fark ettim. Karnım guruldarken çaktırmadan karnımı ovalayıp masasının önüne gelecek şekilde karşısına geçtim.
"Mekik mi çekeceğim komutanım? Şınav mı? Yoksa koşu mu yapacağım tekrar?" diye sorduğumda dirseklerini masaya yaslayıp parmaklarını iç içe geçirerek kıstığı gözleriyle bana baktı.
"Ceza vermek için çağırmadım buraya." dediğinde gözlerim sevinçle irileşti. "Çok yorgundum... Buna çok sevindim komutanım, çok teşekkür ederim."
Çalışma masasının önünde kalan tekli koltuklardan birine oturmamı işaret ettiğinde yavaşça dönüp oturdum.
Masanın üstündeki pizza kutusuna kaydı gözlerim o sırada. İçerideki bu mis kokunun sebebi o an belli oldu.
Ellerini çözüp dirseklerini masadan indirirken tek eli pakete uzandı ve parmaklarının ucuyla masada sürükleyerek bana doğru itti pizza kutusunu.
"Ye hadi." dediğinde gözlerim mutlulukla parladı. "Pizza mı? Gerçekten mi? Komutanım canım o kadar çok çekiyordu ki... Yemek için hafta sonu çarşı iznimi bekliyordum..." dediğimde dudakları usulca kıvrıldı. "Daha önce telefonuna baksaydın daha sıcak yiyecektin, ama şansına küs."
"Soğukta güzeldir, hem o kadar da soğumamıştır ki..." diyerek heyecan içerisinde paketi açtığımda arkasına yaslanarak beni izledi. "Siz yediniz mi?" diye sormuşken bakışlarım kutunun içine kayınca eksilen dilimler nedeniyle çoktan yediğini anlamış oldum.
"Komutanım, bir dilimini Jimin'e götürebilir miyim? O da seviyor da. Hafta sonu birlikte çıkabilirsek yiyecektik hatta. Kantinde konuşmuştuk dün."
"Duydum sizi, benim de canım isteyince aldım. Aklıma geldin, çağırayım seni dedim. Ve yiyebildiğini ye, yiyemediğini de çaktırmadan Jimin'e götür. Diğer askerlere göstermeyin ama. Bir ara onlara da ısmarlarım."
Askeriyeye sipariş vermek yasaktı. Bu yüzden canımız fast food çektiğinde maalesef ki çarşı günlerimizi beklemek zorunda kalıyorduk.
Ama Komutan Kim bu kuralları itinayla çiğnemişti. Bu yüzden çaktırmadan götür demişti zaten.
"Hadi al ye, buz ettin pizzayı." dediğinde gülümseyerek kutuyu masadan ayırıp kucağıma aldım ve koca bir ısırık aldım. "Mmmhh." Kaşlarımı çatarak ağzımı büze büze yerken Komutan Kim sigara yaktı.
"Güzel mi?"
"Hem de çok güzel. Komutanım çok teşekkür ederim." dedim ağzım dolu bir şekilde. "Ağzındakini yut önce sersem, boğulacaksın." diye homurdanırken sigarasından çektiği dumanı havaya saldı.
-
"Komutan Kim, kral adam ya. Akşam yemeği öncesi gizlice pizza gömdüm sayesinde." dedi Jimin. Kısık bir sesle kıkırdadım. "Bizi duymuş biliyor musun kantinde konuşuyorduk ya hani. Pizza yiyelim diye sözleşmiştik. O da sipariş vermiş, aklına gelmişiz."
"Niye seni tek çağırdı lan o zaman?" diye şüpheyle gözlerini kıstığında ensemi sıvazladım. "Bilmem. Çağırdı ve gittim işte..."
"Birini mi yollattı koğuşa? Ben kantindeydim o ara tabii." dediğinde başımı iki yana salladım. "Birini yollatmadı, mesaj attı." Gözleri irileşti. İçtiği suyu neredeyse yüzüme püskürtecekken son anda duraksadı.
"Komutan Kim sana mesaj mı attı?!" Hızla uzanıp ağzını kapattım. "Mikrofon vereyim mi Jimin ya, sessiz olsana."
Elimi ağzından indirip kıkırdadı. "Oğlum neden sana mesaj atıyor? Neden numaran Komutan Kim de var? Askeriye sınırlarında mesajlaştınız yani resmen şaka mı?"
"Telefon yasak değil ki özel görev biriminde. Yani boşta kaldığımızda koğuşa geçtiğimizde serbestiz biliyorsun. Bu yüzden yazmış..."
"Neden bana ya da koğuştakilere değil de özellikle sana?" diye sordu kuşkuyla. "Ya şey geçen gün bana içki ısmarlama sözü vardı, buna hak kazanmıştım ya hani. İşte o gün bana yazmıştı."
"Ha bu ilk değildi yani? Tanrı aşkına senden hoşlanıyor kesinlikle, senden hoşlanıyor bak Jimin dedi dersin." diye homurdandığında alt dudağımı ısırdım. "Jimin, umutlandırma beni. Zaten kurdum sürekli deltasının feromonlarından etkilendiği için sersemleşip duruyorum, kendime gelemiyorum yeterince. Bir de sarhoşken yaptığım rezillikler ortada... Of bak hatırladım yine..."
Uzanıp kolumdan dürtükledi. "Ne rezilliği lan, hoşlanıyorsun sonuçta. Mis gibi gidip oturmuşsun kucağına, iyi yapmışsın."
"Sadece kucağına oturmadım aslında..." Ona öptüğümü söylememiştim. Gözleri faltaşı gibi irileşti. "Yattınız mı?!" diye haykırdığında, koluna patlattım. Tam o sırada tüm yemekhanedeki askerlerin bakışlarını üstümde hissederken bakışlarım yemekhanenin kapısına kayınca Komutan Kim'i gördüm. Dişlerini sıkmış, yüzü milimine dek kaskatı kesilmişti. Öfkeli görünüyordu ve bizim tarafa bakıyordu.
Hızla başımı önüme çevirip gözlerimi kısarak Jimin'e baktım. "Çaktırma, lanet olsun Komutan Kim yemekhanenin kapısında sessiz ol ve sakın bakma Jimin." dediğimde hızla başını çevirip bakınca başımı ellerimin arasına alıp saç diplerimi ovuşturdum. "İyi ki bakma dedim..."
"Yok ki oğlum kimse. Hayal mi görüyorsun?" diye homurdandığında kaşlarım çatıldı. Ellerimi başımdan indirdiğim gibi başımı çevirip yemekhanenin kapısına baktığımda saniyeler öncesinde orada gördüğüm komutan Kim'in yerinde yeller estiğini fark ettim. Gerçekten de yoktu, gitmişti.
"Gitmiş." diye fısıldayarak başımı Jimin'e çevirdim. "Her neyse, bağırma tamam mı? Tepkilerini kontrol et, hazırsan söylüyorum."
"Yatmadıysanız, elleştiniz mi? Parmakla-" Masanın altından ayakkabısına basıp ezdim botunu. "O zaman öpüştünüz kesin."
İç geçirdim. "Ben öptüm... Aptal gibi eğilip tak diye öptüm ve sonra da koğuşa girdim. Sonra da yere yığılıp uyuyakalmışım işte. Sabahta biliyorsun gördün, koğuşa gelip uyandırdı."
"Lan adamın kucağına oturdun iyi ettin dedim de öpmek ne? Sikmedi mi belanı? Tokat falan atmadı mı?"
"Yok ya... 15 tur koştum işte. Sonra beni devirirsen cezanı sonlandıracağım dedi, ama ben de devirmeye çalışırken beni yakaladı. Yine öpüşecek gibi değdi maskelerimiz birbirine..." dediğimde dalıp giden gözlerimin önünde elini sallayınca gözlerimi kırpıştırarak toparlanıp boşluğa dalan bakışlarımı Jimin'e odakladım.
"Sen fena tutulmuşsun komutana bak. Kucağına oturmuşsun, adamı öpmüşsün de. Görünüşe göre rahatsız değil. Sana yazıp pizza yemen için çağırdığına göre... Belki de o da senden gerçekten de hoşlanıyor. Bir konuşsana."
"Götüm yemez ki. Ya ağzıma sıçarsa, burası askeriye Jimin ve o çok kıdemli. Yüzbaşı ve bense eğitim verdiği komuta ettiği, birliğinden bir askerim. O koskoca yüzyılın deltası..." diyerek dudaklarımı büzdüm. İçime yine bir huzursuzluk çöküp kalmıştı.
"Modunu düşürme hemen ya, ufak ufak yaklaşmaya çalış. Kurdunu kullan, feromonlarınla onu etkilemeye çalış biraz." diyerek beni teselli etmeye çalıştı.
*
Ertesi gün|
İçtimada Komutan Kim benimle göz teması bile kurmamıştı. Sert ve mesafeliydi. Dün için yeniden teşekkür edeceğim sırada ağzımı bile açmaya fırsat bulamadan ellerini ceplerine tıkıştırıp gitmişti.
Cezamı da soramamıştım. Yani cezamın devamı gelecek miydi belirsizdi.
Kahvaltı ederken, Jimin'le oturduğumuz masaya bizim koğuştan Woobin ile Daehyun gelmişti. Woobin Jimin'in yanına otururken, Daehyun'da benim yanıma oturdu. "Selam, naber Jungkook."
"İyidir, senden naber?" diye sorduğumda elini omzuma atıp beni yakınına çekti. "Ben de iyiyim, ama seni görünce daha iyi oluyorum." dediğinde gözlerimi kısarak ona baktım. "Aynı koğuştayız ve her zaman birbirimizi görüyoruz Daehyun."
Gözlerini devirerek beni daha çok kendine çekti. "Kahvaltını yemiyorsan ben gömeceğim bak." dediğinde kıkırdayarak tabağıma uzanan elini yakaladım. "Ben yiyeceğim, git aşçıya yalvar bir tabak daha verir belki." diyerek alay ettim.
"Jeon!" Tam o sırada Komutan Kim'in yemekhanede gürleyen sesi kulaklarımda uğuldarken yüzümdeki gülüşüm soldu. Tabağıma uzanmasına engel olmak için elini tuttuğum Daehyun'un elini bıraktım ve omzumdaki elini de indirmesini sağladım.
Bakışlarım yemekhanenin kapısına döndüğünde herkesin pür dikkat komutan Kim'e baktığını fark ettim. Gözlerimiz kesiştiği anda bakışlarındaki tehlike arz eden keskin öfke nefesimi kesti.
"Siz ikiniz! Derhal ofisime!" Sesi kapalı alanda aksederken arkasını döndüğü gibi yemekhanenin kapısından dışarıya çıktı.
**
Bölüm sonu :') Noldu delta beyefendi, kıskandınız mı yoksa? skfjhsdfhsd Umarım bölümü sevmişsinizdir. Bol bol oy ve yorum isterim, gelecek bölümde görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın, seviyorum sizi baiii! Xx
Instagram: Sevvyniz / Sevvytk / Sevvyedit
-Şevval






