İçeriğe geç

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 6 · 5 dk okuma

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 6

5

Haiii ben geldiim!

Yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx

+++++

"Jeon!" Komutan Kim'in tuvalette derin bir yankı bırakan sesini işitmemle klozetin kenarından tutunmaya son verip kendimi ayağa çektim ve sifonu çekip aralık kabinden dışarıya çıktım.

"Hemen geliyorum komutanım." diye fısıldadım. İstifra ederken öğürdüğüm için boğazım feci şekilde sızlıyordu, bu yüzden sesim fısıltıdan ibaret çıkmıştı.

"Sapsarı olmuş tenin, iyi misin sen?" Sert bakışları, kabinden çıkışımla birlikte normale dönmüştü. "İyiyim komutanım, çok özür dilerim." diye mırıldanıp lavabo taşlarına abanarak suyu açtığım gibi ellerimi sabunlayıp duruladım ve ağzımı, yüzümü yıkadım.

"Ben gidip hemen üniformalarımı giyeyim komutanım." diyerek yanından geçeceğim sırada bileğimden yakalayarak beni durdurdu. "İçtima çoktan bitti seni sersem. Ayrıca iyi gözükmüyorsun."

Islak elimle ensemi sıvazladım. Bileğimi hâlâ tutmaya devam ederken parmaklarındaki bakışlarımı gözlerine çekinceyle tırmandırdım. "Yetişemediğim için özür dilerim, istifra ediyordum." dedim ve duraksadım.

"Dün içkiyi fazla kaçırınca midem kötü oldu biraz." diye eklediğimde bileğimi tutmaya son verip ellerini ceplerine tıkıştırdı.

"Kahvaltını et güzelce ve eğitim saatine kadar dinlen." dediğinde gözlerim irileşti. "Komutanım kahvaltı sonrası ofisinize-"

"Dinlen dedim, eğitim sonrası duruma göre bakarız." diyerek kapıyı açtığı gibi tuvaletten çıkıp gitti. Arkasından gülümseyerek bakarken, "Kıyamadı bana..." diye fısıldadım. "Kesin o da bana aşık işte..."

-

Eğitim sonrası tüm askerler gitmiş, Komutan Kim ile başbaşa kalmıştık. Ellerini arkasında bağlamış bir şekilde dururken, "Yaklaş." diye komut verince maskenin içinde kalan dudaklarımı göremiyor oluşunu bilmeme rağmen alt dudağımı ısırdım ve yaklaştım.

O da elleri arkasında bağlı bir şekilde bana adım atınca, orta noktada buluştuk ve aradaki mesafeyi erittik. Aramızda sadece tek bir adımlık mesafe kaldı.

"İyi misin Jeon?" diye sordu. "İyiyim komutanım."

"Ceza çekebilecek durumdasın yani?" diye sorduğunda gülümsedim. Bakışları dudaklarıma kaydı ama ağzımı kamufle eden maske sebebiyle bakışlarını gülümserken kısılan gözlerime tırmandırdı. "Siz ne zaman isterseniz ben daima hazırım komutanım."

"Kucağıma oturmak hoşuna gitti mi?" diye sorduğunda gözlerim irileşti. Siktir beni mi test ediyordu? Ah lanet olsun elbette hoşuma gitmişti, sarhoş olsam bile kendi isteğimle kucağına oturmuştum çünkü. Ama bunu kabul edersem beni gerçekten takımdan atabilirdi... Hoşuma gitti demek istesem de onu bir daha göremeyecek olma ihtimalim sebebiyle yapamadım, söyleyemedim.

"Komutanım... Kızmayın lütfen ben sarhoş olmasam..."

"Sarhoş olmasan yapmazdın yani, anlıyorum. Pekâlâ, 15 tur koş!" dediğinde ağzım bir karış aralandı. "Komutanım aslında ister-"

"Başla!" Ona asker selamı verdim. "Emredersiniz komutanım!" diyerek dudaklarımı büküp sağa dönerken elimi başımdan indirdim ve koşmaya başladım.

-

Daha ilk turumun yarısında yağmur yağmaya başlamıştı. Sırılsıklam olmuş bir şekilde 15 tur koşumu ciğerlerim sıkışa sıkışa tamamladığımda, yanında ona şemsiye tutan nöbetçi askerle konuştuğunu gördüm.

"Bitti komutanım..." dedim soluk soluğa. Ellerimi dizlerime yaslayarak iki büklüm olmuş bir konumda ona bakmaya çalışırken, nöbetçi askere şemsiyeyi alıp gitmesi için işaret verdi.

"Beni öpmekte istememişsindir sen, o da sarhoş olduğun için yaşanmıştır. Değil mi?" Boynunu iki yana kıtlattığında sertçe yutkundum. Lanet olsun öyle değildi!

"Komutanım affedin beni..." diye mırıldandığımda gözlerini devirdi. "150 şınav çek." dediğinde dizlerimi sıvazlamaya son verip öne doğru eğilen bedenimi doğrultup duruşumu dikleştirdim. "Şimdi mi?"

Bana öyle bir ters bakış attı ki, başımı hızlıca olumlu anlamda salladım. "Hemen şimdi, anladım. Emredersiniz komutanım, vereceğiniz her türlü cezaya açığım. Hak ettim çünkü."

Tam yere çömeleceğim sırada elini kaldırdı. "Bekle."

Komutuyla birlikte duraksadım. "Beni devirmeyi başarırsan cezanı burada sonlandıracağım. Daha önce öğrendiğiniz dövüş teknikleri ile beni yere düşürmeye çalış."

"Ama komutanım siz deltasınız." dediğimde kısık bir sesle kıkırdadı. "Kurdumun gücünü kullanmayacağım, merak etme." diyerek gelmem için işaret verdi.

Omuzlarımı esnetip önüne geçtiğim gibi cebinden üniformalarımıza geçmeyecek şekilde plastik bir bıçak verdi. Genelde eğitimlerde kullandığımız bıçaklardandı.

Elindeki bıçağı alıp öğrendiğim tüm taktikleri üstünde uygulamaya başladım. Elimi sağ sol yaparak göğsünde omuzlarında, yüzünün hizasında hızlıca hareket ettirdim. Gözlerini kırpmadan pür dikkat beni izledi.

Karnına, kasıklarına kadar bıçakla indim. Lakin üniformalar nedeniyle darbelerim ona asla işlemiyordu. Eğiliyor gibi yapıp onu yanılttım ve sonra doğrulup hızla göğsüne plastik bıçağı indirdim. "Öldünüz komutanım." dediğimde kahkaha attı.

Tam o sırada hızlıca önüne eğilip bacağından tuttuğum gibi onu yere devireceğim sırada atak yaparak ensemden yakaladı ve beni ayağa geri kaldırdı. Onu neredeyse devirmeme ramak kala başarısızlıkla sonuçlandı girişimim.

Tek eliyle boynumun yanından tutarken, beni çevirerek ayaklarımı yerden kesti. Üzerime doğru eğilirken, tek eli omzumdan aşağıya doğru sarkacak şekilde beni hareketsiz kalacağım konumda taktikle kilitledi.

Ayaklarım iki yana açılmış bir şekilde havada dururken, sırtımı hafifçe eğildiği bacaklarıyla kıstırdı. Bense tek elimi havaya kaldırmış, diğer elimle de onun ensesinden tutunmuştum. Göğsüyle göğsüme abanarak bedenimi aralık dizleri arasında kıstırmak için eğilmişti.

Bu yüzden yine yüzlerimizin arasındaki mesafe kaybolmuştu. Tıpkı halatların birbirine dolandığı günkü gibi dudak dudağaydık. Lakin dudaklarımızın kavuşmasına ne yazık ki siperlik maskeler yine engeldi.

"Atayım mı seni yere?" dediğinde şirince sırıttım. "Neredeyse sizi devirmek üzereydim, ama şu an siz kazandınız. Yani... Atın komutanım."

Keskin gözleriyle gözlerimin içine bakarken, "Maskeler olmasaydı, öpmüştüm seni." diyince gözlerim faltaşı gibi irileşti. Siktir ne? Ne demişti? Bunu gerçekten söylemiş miydi?

Beni hızla çevirip yere atmak yerine ayaklarımın zemine basmasını sağlayacak şekilde indirdi. "Yani konum gereğince, maskeler olmasaydı o konumda dudaklarımız birbirine değerdi."

Alt dudağımı ısırdım. "Keşke olmasaydı." diye fısıldadım. "Ne dedin Jeon?" diye sorduğunda maskemi düzeltiyor gibi yaptım telaşla. "Maskem kaymış komutanım."

Ellerini ceplerine geri tıkıştırdı. "Doğru koğuşuna Jeon."

Kaşlarım havalandı. "Komutanım cezam bitti mi? Sizi devirebilirsem sonlandıracağınızı söylemiştiniz ama yapamadım ki. Yeniden denemeyecek miyiz?"

Başını iki yana salladı. "Yarın devam ederiz, yağmur iyice hızlandı." dediğinde, "Emredersiniz komutanım." diye karşılık verdim.

Saygıyla ona asker selamı verdikten sonra onun komutu eşliğinde binaya yöneldim. O da peşimden gelse bile koridorda maalesef ki yollarımız ayrıldı.

Islak kıyafetlerimi kurusun diye asıp sonrasında da duş alıp doğruca koğuşa dönmüş, Jiminle konuşup dertleşmiştim. Kahvaltıda ona dün yaşananları anlatmıştım.

Kantine inelim dediğinde yorgun olduğum için onu reddetmek durumunda kalmıştım. Woobin'le birlikte gitmişti.

Ben de yatağıma yığılıp kapalı telefonumu açmıştım. Bacaklarımı çarprazlayarak uzatırken, telefonuma gelen bildirimlerimi kontrol ettim.

O sırada Komutan Kim'den 35 dakika önce gelen mesajı görünce deli gibi sevinirken telefon elimden kayarak önce yanağıma oradan da yastığıma düşmüştü.

Telefonu hızla geri alıp yanağımı sıvazlarken mesajını açtım.

komutanımm:

Jeon

jungkook:

buyrun komutanımm

komutanımm:

neredesin sen?

jungkook:

koğuştayım komutanım

komutanımm:

yazalı yarım saati geçti

jungkook:

özür dilerim komutanım

gelip duş aldım

telefon kapalıydı

şimdi aldım elime

komutanımm:

ofisime gel

jungkook:

cezam devam mı edecek?

komutanımm:

sorgulama

gel diyorsam gel

jungkook:

komutanım çok yorgunum

cezayı yarına ertelesek olur mu?

daha şimdi uzanmıştım yatağıma:(

tabii en doğrusunu siz bilirsiniz

siz ne derseniz o olur komutanım

komutanımm:

ofisimde bekliyorum seni Jeon

çabuk gel

(Çevrimdışı)

**

Bölüm sonu:') Jungkook Taehyung'u devirmeye çalışırken Tae'nin tutup kaldırdığı pozisyonu böyle hayal edebilirsiniz

Umarım bölümü sevmişsinizdir. Bol bol oy ve yorum isterim, gelecek bölümde görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın, seviyorum sizi baiiii! Xx

Instagram: Sevvyniz / sevvytk / sevvyedit

-Şevval

Bölüm sonu

7 yorum