İçeriğe geç

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 3 · 5 dk okuma

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 3

2

Haiiii ben geldiim!

Yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx

+++++

2 gün sonra|

Ziyaret saati bitmişti. Geçen hafta annem, bu hafta da babam beni görmeye gelmişti. Babam ondan istediğim burada kantinde satılmayan mentollü sigara ve naneli şeker getirmişti. Bir de çok sevdiğim ama yine kantinde satılmayan bitter çikolatadan almıştı.

Jiminle çikolatayı tıkınıp sigara içmiştik. Sonra da eğitim için Komutan Kim bizi askeriye otobüsünün yanında toplamıştı.

Dışarıya çıkacağımızı zannetsem de, araçlara binmek yerine, komutan Kim'in yardımcısı onbaşı Hoseok ve onun asistanı üsteğmen Yongdae bu tarafa yöneldi. Üsteğmen Yongdae'nin sırtında yasladığı dikdörtgen şeklindeki siyah düz tırmanma merdivenini getirip otobüsün önüne doğru bıraktı.

Onbaşı Hoseok, komutan Kim'e asker selamı verip gittikten sonra üsteğmen Yongdae kaldı. "Gel buraya, merdivenin altına çöküp sırtlan Woobin." diye emir verdi Komutan Kim. Ekipten olan Woobin hemen üsteğmen Yongdae'nin tuttuğu merdivenin altına çöküp sırtına merdivenin yaslanmasını sağlarken iç kısımlarda olan tutma yerlerinden kavradı.

"Yongdae destek olarak üstten tutarsın." diye komut verdiğinde üsteğmen Yongdae, "Anlaşıldı Yüzbaşı Kim." dedi ve Woobin'in çöküp sırtlanırcasına kavradığı merdivenin üst tutma yerlerinden yakaladı.

"Araçta saklı, bir el bombası var. Düşünün ki, bir operasyona gidiyorsunuz ve yakalamamız gereken suçlu el bombası atıp otobüsün diğer camından atlayıp kaçıyor." dediğinde pür dikkat komutan Kim'i dinledim.

"Sizden istediğim, operasyona gidiyormuşsunuz gibi, otobüsün içindeki saklı bombayı bulmanız. Kim bulursa onu bu akşam içmeye götüreceğim."

Gözlerim faltaşı gibi açılırken, hızla en öne geçtim. Ve Komutan Kim başla komutu verdiği anda silahımı doğrultup koşarak merdivene doğru yönelip açık camın kenarından tutunarak eğilip otobüsün içine atladım.

Elimdeki silahla birlikte koltukların arkalarına, altlarına tek tek baktım. Kurdumdan destek alarak, omegamın gözlerini açığa çıkartıp otobüsün etrafını taradım. Otobüsün tavanına, zemindeki paspasa kadar bakınıp bulamayınca bu kez otobüsün içerisinde koşarak şoför koltuğunun altına, torpido gözüne baktım.

Bir el bombasını direksiyonun kenarına sıkıştırılmış olarak bulurken, diğer el bombasını da kapalı olan otobüs kapısının girişindeki ilk merdivenin paspasının altında buldum. Devre dışı olan iki el bombasını da kaptığım gibi içeriye girdiğim camlardan aşağıya atladım.

"İki el bombasını da buldum komutanım!" diyerek elimdeki el bombalarını gösterdiğimde başını salladı. "Tek bombadan bahsetmiştiniz ama iki el bombası buldum komutanım."

"Aferin, gizli olanı da bulmuşsun Jeon. Sadece 25 saniyede buldun." dedi ve Yongdae'ye döndü.

"Diğerleri için de el bombalarını sakla." dedi ve sıra halinde duran bize çevirdi keskin bakışlarını. "25 saniye öncesinde bulan olursa, Jeon elenecek." diyerek el bombalarını elimden alıp Yongdae'ye verdi.

-

Takımdaki herkes sırayla denemişti. En kötü skor 3 dakika 12 saniyeydi, bana en yakın skoru da Jimin ve Woobin yapmıştı ama beni geçememişlerdi. Woobin 45 saniye, Jimin ise 34 saniyede bulmuştu el bombalarını.

Komutan Kim, kazanmam sebebiyle diğerlerini eğitim bitti diyerek gönderirken, Jimin bana göz kırptı. "Sırf sen komutanla içmeye git diye oyalandım." diye kulağıma fısıldadığında gülümsedim. "Canım arkadaşım." dediğimde sırıtarak elinde tuttuğu maskesiyle birlikte ilerledi.

Üsteğmen Yongdae'de bizimkilerin arkasından gidince komutan Kim ile yalnız kaldık. "Evet Jeon, 25 saniye ile kazanan sen oldun. Ama ısmarlayacağım içkiyi iyice hak etmelisin, öyle değil mi?"

Başımı olumlu anlamda salladığımda bombalardan birini otobüsün açık camından içeriye attı. "Otobüsteki el bombasını nasıl elden çıkartırsın?"

Merdivenin olduğu platform kaldırılmış olduğu için cama atlayıp tek elimle camın kenarından diğer elimle de koltuğun başlığından tutunarak kendimi hızlıca otobüsün içine çekip yuvarlanarak koltukların altına kaçan el bombasını alıp otobüsün içinde ona doğru dönüp pencereye yaklaştım.

El bombasının devre dışı edildiği noktayı işaret ederek, "El bombasını devre dışı ettim komutanım." dedim. Normalde zaten devre dışıydı, ama ben usul ve görevim gereğince ona göstermiştim.

Başını ağır ağır olumlu anlamda salladı. "Varsayalım ki, bomba aktif ve patlamak üzere ve otobüste bir sürü kurtarman gereken yolcu var." dediğinde hızla pencereden dışarıya uzağa doğru fırlattım bombayı.

Ellerini ceplerine tıkıştırmış bir şekilde attığım bombaya kayan bakışlarını yeniden bana çevirdi. "Dışarıda insanlar var, dahası ben buradayım. Beni ve insanları mı tehlikeye atıyorsun?" diye sorduğunda başımı hızla iki yana salladığım gibi otobüsün penceresinden dışarıya atlayıp elimle zıpladığım zeminden destek alarak ayağa fırladım.

"Saniyelerle yarışıyorsun ve el bombası patlamak üzere." diye beni ikaz etti. Hızla koştum ve bombayı attığım yere çöküp el bombasının üstüne kendimi siper ettim.

Komutan Kim beni alkışladı. "İşte bu. Kendini feda edebilecek kadar daima gözü kara olmalısın.Bravo Jeon, içkiyi hak ettin!"

Mutlu bir şekilde yerdeki el bombasını alıp doğrulduğumda yanıma gelip el bombasını elimin arasından alırken parmaklarımız birbirine temas etti. Sıcacık, uzun ince ve kemikli parmaklarının o ufacık temasıyla içim titredi.

Keskin bakışları ısırdığım dudaklarıma kayarken sertçe yutkundum. Parmaklarımızın temasını kesecek şekilde el bombasını uzun parmakları arasında sıkıştırıp elini kalçasına çarptıracak şekilde indirdi.

"Tüm teçhizatlarını bırakıp hazırlan. Ve sonra ofisime gel. Sözümü bugün tutup içki ısmarlayacağım sana." diyerek bana göz kırptı ve sonra da yanımdan geçip gitti.

Elimi kalbime koyarak olduğum yerde tepinmek isterken dönüp sadece heybetle, asaletle yürüyüşünü iç geçirerek izlerken buldum kendimi. "Fırla Jeon!" diye aniden yükselen sesini işitmemle, bulunduğum noktada yerimden sıçradım.

Arkası dönük ve yürümeye devam ediyor olsa bile, harekete geçmediğimi fark edip bana dönme ihtiyacı duymaksızın bağırmıştı.

Orada dikilmeye son verip, "Emredersiniz komutanım!" diye arkasından seslenirken peşine düştüm.

Binaya arka arkaya girmiş olsak bile yollarımız koridorda ayrılmak durumunda kaldı. O ofisine giden koridora yönelirken, ben birliğimin bulunduğu koğuşuma gitmek için koridorun soluna döndüm.

-

bilinmeyen numara:

Jeon nerdesin???

jungkook:

siz kimsiniz?

bilinmeyen numara:

SENCE?

Komutan Kim Taehyung

ofisimde seni bekliyorum!

jungkook:

Hassiktir ne|

komutanım

çok özür dilerim

tam gelmek üzereydim

hazırlanıyordum da

komutanımm:

1 saat oldu Jeon?

ne hazırlığı bu?

jungkook:

kıyafetlerimi değiştirdim ve duş almıştım komutanım çok özür dilerim

terliydim de

öyle gelmek istemedim

komutanımm:

çabuk gel

keyfini bekleyemem daha fazla

neredeyse iptal etmek üzereyim hatta

jungkook:

5 dakikaya ofisinizdeyim komutanım

lütfen iptal etmeyin lütfen lütfen

hem ben kazandım

hak ettim

hak ettiğimi söylediniz

komutanımm:

yazmak yerine ofisime gelmeye ne dersin artık Jeon?

jungkook:

ama komutanım size görüldü mü atayım?

yapamam ki

5 dakikaya geliyorum

komutanımm:

5 dakika değil 1 dakika

süren başladı

1 saniye gecikirsen iptal edeceğim

jungkook:

mw fwlwyorum komutabımmm

(Çevrimdışı)

komutanımm:

Sersem şey|

Görüldü

**

Bölüm sonu:') Umarım bölümü sevmişsinizdir. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Seviyorum sizi baiii! Xx

Instagram: sevvyniz / sevvytk / sevvyedit

-Şevval

Bölüm sonu

9 yorum