İçeriğe geç

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 2 · 5 dk okuma

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 2

1

Komutan Kim, kendi halatına ayak bileklerini dolayacak şekilde kendini havada sabit tutarken, ben de ona koala gibi yapışmış bir şekilde kenetlenmiş tutunuyordum.

"Jeon arala bacaklarını." dediğinde afallamış bir şekilde gözlerinin içine baktım. "Halatı kurtaracağım Jeon açsana bacaklarını!" diye bağırdığında sertçe yutkundum. "Ben yanlış anladım bir an komutanım şey tamam açıyorum." dedim hızla ve onunla birlikte baş aşağı sarkarken, ayaklarımı hafifçe araladım. Botlarımdan ayak bileğime doğru dolanan halata asılıp kurtarırken, göğsüyle göğsüme abandı.

Onun sırtını binaya, yüzü ise bana dönüktü. Bense ona göğsümle yaslanacak şekilde dönük konumda baş aşağıya sarkıyordum.

Halatımı kurtardığı anda komutan Kim belimi sıkıca kavradı ve ikimizi de çevirdi. "İpe asılarak geri çık, atlayışı bir daha yapacaksın Jeon." dediğinde başımı olumlu anlamda salladım. "Emredersiniz komutanım." dedim ve çatıdan kaynağı gelen halatı sabit kalmasını sağlayacak şekilde ayarladım.

İpe asılarak tutunurken ayaklarımı binanın dış cephesine basarak onun sarıldığım bedeninden kendimi kurtardım. Ama tek ayağımı betona atarken diğerini atmadan önce hafifçe kayınca onun bedenine basmak durumunda kaldım.

Ayaklarımı dış cepheye sabitleyip ipten tutunarak başımı çevirip komutan Kim'e döndüğümde, "Affedersiniz Komutan Kim." diye mırıldandım. O sırada, "Basacak başka yer bulamadın mı!" dedi öfkeli bir şekilde kükrerken bacakları arasını sıvazladı.

Gözlerim irileşirken, "Aman Tanrım, farkında değildim. Komutanım çok özür dilerim!" Öpeyim geçsin diyecektim neredeyse, ah lanet olsun. Kelimeler ağzıma kadar da gelmişti, zor zaptedebilmiştim kendimi.

"Jeon, çatıya çık!" diye gürlediğinde omuzlarım sarsıldı. Hızla başımı önüme çevirip az önce birbirine dolanarak bizi birbirimize bağlayan halatıma sırıtarak asılıp yarısına kadar indiğimiz binayı gerisin geri tırmandım.

-

Komutan Kim, eğitim sonrası herkesi askeri birliğe geri göndermişti. Bense cezaya kalmıştım. Atlarken yaptığım hatalar nedeniyle beni cezalandırmıştı. Aslında daha ziyade taşşağına bastığım için öfkelenmişti bence. Ah her halukarda cezayı çekmiştim.

En az 10 defa aşağıya atlatmış ve geri tırmandırmıştı. Bir de bunu tüfeğimi taşıyarak yaptırtmıştı. Bu yüzden aşağıya atladığımda pestilim çıkmış bir şekilde yalpalasam da hızlıca duruşumu dikleştirdim.

Merdivenlerden çıkmama da izin vermemişti. 10 katlı binanın dış cephesinden, duvardan yürürcesine adımlaya adımlaya tırmanmıştım her defasında.

"Bir daha ben görev anlatırken, odağın tamamen anlattıklarımda olsun. Uygumalı olarak gösterdiğim atlamada bana nasıl sarmaşık gibi dolandın öyle Tanrı aşkına!"

"Halatlar suçluydu komutan Kim. Ben ne olduğunu anlayamadan size doğru savrulup sizinle çarpışınca tutundum refleksle..."

Elini havaya kaldırarak susmamı işaret ettiğinde dudaklarımı birbirine kilitlercesine bastırıp sessizliğe büründüm.

Gözlerini kısarak yüzümü kaskımın ve maskemin altında kalan gözlerimi inceler gibi dikkatle baktığında maskenin altından görünmüyor olmanın verdiği rahatlıkla alt dudağımı ısırdım.

Ellerini ceplerine tıkıştırmış bir şekilde beni seyrederken sertçe yutkundum. Böyle bana baktıkça kanım kaynıyordu Tanrı aşkına...

"Komutanım, daha devam ediyor mu cezam?" diye soludum. Gözleri iyice kısılırken dilini damağına vurarak şaklattı. "İçtima saatine kadar şınav çektirsem mi diye düşünüyorum şu an."

Dudaklarımı büzüp yavru köpek bakışı attım. Tabii maskenin altında kaldığı için dudaklarımı büzdüğümü göremedi.

"Komutanım defalarca tırmanıp atladım. Tüfeği zor taşıyorum kollarım yoruldu. Ama tabii siz nasıl uygun görürseniz, şınav çekin derseniz çekerim." Kendimi biraz acındırmıştım.

Maskesini çekerek ağzından çıkartırken, "Cezan bitti Jeon." dediğinde ellerimi birbirine çarptım. İşe yaramıştı bu taktiğim. "Komutanım çok teşek-"

"Rahat!" dediğinde şirince zıplamaya son verip hızla ciddiyetime geri bürünüp rahat pozisyonunu alarak ayağımı açıp kollarımı arkamda birleştirdim. "Hazır ol!"

Ayağımı sertçe diğerinin yanına çekerek çarptırıp arkamda bağladığım kollarımı iki yanıma getirdim.

"Bir daha hatalı iniş yapacak mısın?!" diye bağırdığında başımı iki yana salladım. "Asla komutanım."

"Komutanını iyi izleyeceksin, dinleyeceksin. Aynı yanlışını yakalarsam çok daha fazlasını yaptırırım Jeon. Şimdi kaybol!" dediğinde ona asker selamı verdim. "Emredersiniz komutanım!"

-

"Sen nasıl halatları öyle birbirine dolandırdın adama yapışıp kaldın lan öyle?" Jimin'in sözleriyle birlikte kısa saçlarımı kuruladığım havluyu ensemden ayırıp havlunun ucuyla hafifçe omzuna patlattım.

"Lan sen ne diye gönüllü Jungkook olacak dedin ki orada? Ben yaptığı inişe değil komutan Kim'e odaklanmıştım. Mal gibi kaldım."

Jimin kahkaha attı. "Fena mı oldu lan, sayemde binanın ortasında sarmaşdolaş kaldınız." dediğinde dudaklarımı şişirerek ofladım.

"Sorma, koruyucu maskelerimiz olmasa öpüşmüştük biliyor musun... O kadar yakınlaştık ki o an. Ah lanet olsun, neden bu kadar çekici olmak zorunda ki... Feromonları beni mahvediyor."

"Koğuştaki tek omega olmak yorucudur." dediğinde havlumla yüzümü kurulamadan önce gözlerimi devirdim. Komutan Kim'in komuta ettiği takımdaydık. Toplamda 8 kişiydik ekip olarak. Koğuşta 8 kişi kaldığımız için epeyce küçüktü.

"Jimin sizin gibi beta olmak vardı." Betalar feromon salgılayamadığı için haliyle kızgınlık dönemlerine bile doğru düzgün girmiyorlar, girdiklerinde de hafif atlatıyorlardı. Çünkü feromon salgılayamadıkları için, üst sınıfın feromonlarını da duyumsamaları, hissetmeleri mümkün olmuyordu.

"Delta Komutan Kim'i feromonlarınla etkileme şansın çok yüksek bir omega olarak, bunun farkındasın değil mi? Ne diye beta olmak vardı diye sitem ediyorsun burada." diye söylendiğinde kısık bir sesle kıkırdadım.

"Of sus hatırlattın bak. Kızgınlığa girmeme çok az bir zaman dilimi kaldı. Ne bok yiyeceğim hiç bilmiyorum..." diye homurdandım huysuz bir şekilde.

"Komutan Kim'den izin istersin en kötü Jeon, yapacak bir şey yok." dediğinde dudaklarımı şişirerek bezgince ofladım. "Öyle yaparım, evet. Hadi koğuşa geçelim."

Havlumu omuzlarıma atmış bir şekilde kapıya yöneldiğimde Jimin ile birlikte tuvaletten çıkıp koğuşa girdik. Dolabımın açık kalan kapağını kapatıp havluyu yatağımın kenarına kurusun diye bıraktım.

Jimin sağ tarafımdaki yatağına geçmişti bile. Yataklar yan yana sıralı haldeydi ve ben en solda, duvara yakın köşedeydim.

"Jimin, burada iç çamaşırım vardı gördün mü?" diye sorarken bir yandan da yatağımın kenarına bıraktığım boxerımı bulamayaşım nedeniyle yorganı açıp bakındım.

"Yok görmedim de yıkamadın mı? Tuvalette mi bıraktın?" diye sorduğunda ensemi sıvazladım.

Her gün iç çamaşırımı değiştirirdim, günde iki kere değiştirdiğim oluyordu. Bugünde ikinci kez değiştirmiştim. Lakin duşa girmeden önce yıkarım diye bıraktığım iç çamaşırım şimdi ortalıkta yoktu.

İki gün önce de atletim kayıplara karışmıştı. "Yıkamaya götürmedim ki. Bilerek burada bıraktım, önce duş alırım sonra dönünce yıkarım diye buraya katlayıp bırakmıştım, eminim." dediğimde gözlerini kıstı.

"Geçen de atletim yok diyordun. Birileri mi çalıyor lan?" diye sordu. Ofladım. "En sevdiğim mor Calvin Klein boxerımdı ya..." dedim yıkılmış bir şekilde.

"Hem kirliydi. Yani 2 saat önce, eğitime gitmeden hemen önce giymiştim ama yine de kirli diye yıkayacaktım."

"Git diğerlerine sor." dediğinde ayaklarımı yere vurarak tepindim ve sonra da yatağıma devrilip kaldım. "Koğuşta bir hırsız mı var yani sence?"

Dudaklarını bilmem dercesine büzdü. "Senin eşyaların çalındı mı hiç?" diye sorduğumda başını iki yana salladı.

Koğuşta şu anda yalnızca ikimiz vardık. Diğer 6 arkadaşımız meydanda yoktu. Biz tuvaletteyken birisi gerçekten de iç çamaşırımı araklamış olmalıydı.

"Tabii gördü fiyakalı donu. İndirdi cebe, her kimse artık." dediğimde Jimin kahkaha attı.

"Gelsinler sorarız ya. Bir hırsız varsa komutana haber veririz. O yardımcı olur." dediğinde kaşlarımı alaycı bir şekilde kaldırıp indirdim ve başımı iyice yastığa gömdüm.

"Yaa, Komutan Kim'in de hiç işi yoktu, benim kaybolan donumun peşine düşecekti zaten..."

**

Bölüm sonu :') Umarım bölümü sevmişsinizdir, bol bol oy ve yorum isterim. Gelecek bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Seviyorum sizi baiii! Xx

Instagram: Sevvyniz / Sevvytk / Sevvyedit

-Şevval

Bölüm sonu

20 yorum