İçeriğe geç

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 29 · 10 dk okuma

IMPOSING COMMANDER - TAEKOOK

Bölüm 29

25

Haiiii ben geldiim!

Yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım!! Xx

+++++

Yine aynısı olmuştu. Deltası zihninden geçen düşüncelerini okumama izin vermişti. Bunu bilinçli olarak yapmadığına emindim, nasıl gerçekleştiğini benim kadar o da anlayamıyor, akıl sır erdiremiyordu. Çünkü yüz ifadesi anında değişiyor, tepkileri donuklaşıyordu. Düşüncelerini anlık okumamdan hiç haz etmiyordu.

Kurdu onu ifşalıyordu.

Sağ kaldığım için bana teşekkür eden delta kurdu onu bir kez daha ele vermişti ve farkında olduğum tek bir şey vardı. Bu ilk kez gerçekleştiğinde beni tehlikedeyken kurtarmıştı. Deltası kadar kendisi de deli gibi benim için endişelenmiş, beni zamanında kurtaramamaktan korkmuştu.

Tanrı şahit, tam da boka battığım evrede yetişmişti.

Hoş, bu durum gerçekleşince yine huysuzlanıp deniz fenerindeki randevumuzu iptal edeceğine dair bir şeyler zırvalayacağını düşünmüştüm ama bu kez öyle olmamıştı. Caymamıştı.

Birlikte askeriyeden çıkmış, aracıyla sahile gelmiştik.

Sahilden yürüyerek gecenin karanlığında dönerek denizi ve etrafı aydınlatan deniz fenerinin en tepesine baka baka ilerledim.

Taehyung araçtan poşetleri alıp bana kısa sürede yetişmiş ve yanımda yürümeye başlamıştı. Deniz kokusunu içime çekerken çarşaf gibi dalgalanan denize vuran yakamozları keyifle izledim.

Bir yanım onu reddetmek konusunda istikrarımı korumamı istemişti, ama kurdunun düşüncelerini bir kez daha okuyunca ve buna rağmen Taehyung geri adım atmak için herhangi bir hamlede bulunmayınca kabul etmiştim.

Hava o kadar güzeldi ki, tatlı bir esinti saçlarımı savurup yüzümü yalayıp geçiyordu. Gökyüzü yıldızlarla doluydu.

Teklifini kabul edip buraya gelmiş olsam bile, gardımı tam anlamıyla indirmeye hiç mi hiç niyetim yoktu. Evet, benim için endişelenmesi delicesine hoşuma gitmişti ve bunu üst üste deltası sayesinde öğrenmek çok daha hoşuma gidiyordu. Bu durum, hem beni hem de kurdumu tatmin etmişti.

Deniz fenerine ulaşmamıza henüz mesafe olduğu için dayanamadım ve ilerlemeye son verip ayakkabılarımı tutarak çekiştirip sırasıyla ayaklarımdan çıkarttım.

Çoraplarımı da çıkartıp ayakkabılarımın içine tıkıştırırken üç adım atıp arkasından gelmediğimi fark ederek duraksayıp bana dönen Taehyung ile bakışlarımız çarpıştı.

"Ne yapıyorsun şu an Jeon?" diye sorarken bakışları gözlerimden ellerime kaydı. Sırıtarak ayakkabılarımı iki elimle yakalayıp birbirine çarptırdığımda, ayakkabılarımın tabanına yapışan kum taneleri rüzgarın etkisiyle toz zerresi gibi savrularak yere saçıldı.

Ayaklarımın tabanları kumlara temas ederken burnumdan derin bir nefes çektim içime. Kumlar biraz soğuktu ama, kuma ve toprağa basmaya bayılan bir yapım vardı. Hazır fırsatını bulmuşken yapmadan edememiştim doğrusu.

"Kuma çıplak ayaklarla basmak garip bir şekilde iyi hissettiriyor komutan Kim." dediğimde kaşları çatıldı ve beni baştan aşağıya süzdükten sonra kumlarla oynamaya başlayıp eşeleyen ayaklarıma baktı.

"Soğuk değil mi?" diye sorduğunda omuzlarımı umursamaz bir şekilde silktim. "Çok güzel hissettiriyor." diyerek elimdeki ayakkabılarımı sallayıp deniz fenerinin olduğu yöne koşturmaya başladım.

Attığım kahkaha gecenin sessizliğinde kulağıma geri aksederek dönüş yaparken, onun kısık sesli gülüşü de eşlik edince şaşırarak duraksadım ve ona döndüm.

Aramıza açtığım mesafeyi kapatmak yerine olduğu yerde kalmış ve poşeti tutan elini ensesine atarak gülüyordu.

Aniden dönüp ona bakmamla birlikte gülerken yakalanınca öksürerek boğazını temizledi ve sırtına doğru attığı poşetleri kolunu çevirerek indirip bacağına çarptırdı.

"Gülmenin anlamını unutmamış ve gülme eylemini gerçekleştiriyor olmanız ne güzel." diye homurdandığımda, kaşları çatıldı.

"Jeon, benim asabımı bozm-" diye başlayarak bana doğru hırslı adımlarla yürümeye devam edince elimdeki ayakkabılarımdan birini hışımla kafasına fırlattım. Peşi sıra diğerini de attım. Biri omzuna isabet ederken diğerini eliyle havada yakaladı. "Jeon!"

"Yarasa kafanızı kemirecekti komutan Kim, ondan attım yani." diye geveleyip sırıttım. Asabımı bozma diyecekti ve ben de asabın bozulursa ne olur moduna girip gaza gelerek bir anlık cesaretle fırlatıvermiştim.

Rahat durmam gerektiğini kendime sürekli hatırlatsam da, elim dursa ayağım ayağım dursa götüm, götüm dursa dilim durmuyordu.

Ama benden bunu beklemediği için ilk attığım ayakkabım omzuna denk gelmişti. "Nerede yarasa? Hani?"

"Atınca uçtu gitti, kaçtı. Onlar çok hızlı hareket eder Komutan Kim. Keskin manevralar yaparak uçar-"

Ayakkabılarımı yerden alıp bana fırlattığında sırasıyla ikisini de havada yakalayıp şirince sırıttım.

Onu uyuz etmeye bayılıyordum.

Ayakkabılarımın bağcıklarından tutup ayakkabılarımı iki yanımda sallaya sallaya keyifle kumda seke seke ilerlerken Taehyung'a yetiştim.

Çaktırmadan ona baktığımda alt dudağını ısırarak gülümsediğini yakaladım.

Tam benim de dudaklarıma şapşal bir gülücük yerleşirken, "Jeon!" diye tısladığını işittim. Ona bakarak zor ve yorucu olmasına rağmen kumda zıplayıp seke seke yürürken sesini aniden yükseltişiyle istemsiz irkildim.

Taehyung sol ayağım yere basmak üzereyken belimden yakaladığı gibi beni havaya kaldırıp iki adım uzağına sağına doğru bırakıp indirince nereden geldiğimi şaşırdım. O kadar hızlı hareket etmişti ki, ayağım kuma temas etmeden beni havaya kaldırıp döndürmüştü.

"Ne oldu?" diye fısıldadığımda belimden tutmaya devam ettiği ve burun buruna geldiğimiz için kalbim delicesine hızlandı.

"Soda şişesinin kırık cam parçası var kumda, az kalsın üstüne basıyordun." derken sıcak solukları doğrudan dudaklarımı sıyırıp geçtiğinde gözbebeklerimi sağa sola kaydırarak gözlerini takip ederken gözlerimi kırpıştırdım.

"Az kalsın üstüne basıyordum." diye fısıldayarak tekrarlarken alt dudağını dişleyerek başını geri çekti ve belimi kavrayan sıkı tutuşu yerini boşluğa bıraktı.

"Evet, sorumsuz pislik çok fazla. Bu soda şişesini buraya atıp gidenin götüne sokmak lazım bu şişeyi." dedi ve duraksayıp parmak uçlarıyla şakağını kaşıdı. "Ayakkabılarını giy Jeon." diyerek poşeti tutan elini sallayarak parmaklarımın arasında bağcıklarından tuttuğum ayakkabılarımı işaret etti.

-

Deniz fenerinin en tepesinde bacaklarımı kırmızı demirliklerin kenarlarından aşağıya sarkıttığımda Taehyung bacağımdan tutarak sıkıca kavradı. "Geri gel biraz, aşağıya çakılmak mı derdin?!"

"Demirlikler var, düşmem ki." diye mırıldanırken bakışlarım bacağımı saran uzun, ince ve kemikli parmaklarına kayınca seslice yutkundum.

Elini geri çekip o da yanıma geldi ve tıpkı benim gibi bacaklarını demirliklerden aşağıya doğru sarkıtsa bile ceketimin arkasından tutup beni oturduğum yerde sürükleyecek şekilde geriye çekiştirdi.

Yanağımın içini ısırarak sırıtışımı ondan gizlemek ister gibi gökyüzüne baktım. Manzara o kadar muazzamdı ki, sanki elimi uzatsam gökyüzündeki yıldızları yakalayabilecekmişim gibi hissettiriyordu.

Kolumdan dürtüklendiğimi hissedince gökyüzündeki bakışlarımı sağımda oturan Taehyung'a doğru çevirdim. "Nutellalı ıvır zıvırdan ye." diyerek kaşlarıyla poşeti işaret ettiğinde sırıtarak poşete uzandım ve kucağıma çektim.

"Nutellalı kek dediğiniz kruvasan mıydı komutan Kim?" diye homurdandığımda beni onayladığına dair homurtular çıkarttı. "Her ne zırvaysa işte."

"Kuru Hasan bu." diyerek poşetteki paketinden çıkarttığım kruvasandan koca bir ısırık aldığımda, "Ne ne ne?" dedi Taehyung hızla.

Ağzımdaki lokmamı çiğnerken dişlerimin nutella kremasıyla kaplanarak karardığına emin olduğum için sırıtma isteğimi bastırmaya çalıştım. Şaşkın yüz ifadesi inanılmaz komikti.

Ağzımdaki lokmamı hızlıca çiğneyip yuttuğum anda elimi ağzımın hafifçe önüne siper ederek, "Kruvasan diyorum, çok severim." diye homurdandım.

Kaşları havalanırken dudakları beğeniyle büküldü. Dilimi dişlerimin etrafında dolandırıp temizlememe rağmen elimi önümde tutmaya devam ederek söze girdim. "Kantinde çikolatalı kruvasanlar satılıyor ama çok azıcık çikolatası ve genel olarak kuru oluyor, bayatlar. Nutellalısı satılsaydı keşke." diyerek dudaklarımı büktüm.

Bakışları elimin üstünden dudaklarıma kayarken iç geçirerek bana doğru uzandı ve parmaklarının ucuyla dudaklarımın üstünü sildi. Pür dikkat, gözlerimi kırpmaksızın onu izlerken, Taehyung dudaklarıma bulaşan nutellayı dudaklarımdan sıyırırcasına, parmaklarını sağdan sola kaydırarak hareket ettirdiğinde sertçe yutkundum.

Taehyung parmak uçlarına bulaşan nutellalı parmaklarını dudaklarımdan geri çekerken, göz kontağımızı korudu. "Nutellalı kruvasanlarda getirtirim kantine." diyerek bana göz kırptı ve parmaklarını ağzının içine sokarak yavaşça emdi.

Tükürüğüm gırtlağıma kaçmış gibi öksürürken başımı hızla önüme çevirip derin nefes aldım. "Heyecanlandın mı?" Taehyung'un derin sesi kulaklarıma çarptığında omuzlarımı yukarıya doğru kaldırırcasına dikleştirdim.

"Bu seni heyecanlandırdı." diye devam ettiğinde kruvasanım elimden kaydı ve onu tutmaya çalışsam da yuvarlanarak aşağıya uçtu. Neredeyse onu yakalamaya çalışırken poşeti de düşürecekken, Taehyung kolumdan yakalayarak beni sıkıca tuttu.

"Dikkat et, düşeceksin Jeon." diye hırıltılı bir sesle homurdandı. "Kruvasanım düştü..." Sadece bir ısırık almıştım ben ondan ya...

"Poşetin içindekilerin hepsi senin, ben alırım sana yine." dediğinde başımı çevirerek gözlerinin içine baktım. "Hepsi benim mi?" diyerek poşeti geri açıp kafamı içine sokarak saymaya çalıştığımda kısık sesli kıkırdayışını işittim.

"3 tane daha var, ohooy yarı yarıya yeriz." diyerek başımı poşetten geri kaldırdığım anda dirseğini direğe yaslamış bir şekilde beni izlediğini görünce gözlerimi kısarak sırıttım.

Kendine gelmek ister gibi başını sallayıp içkilerin olduğu poşete uzandı. "Ah siktir bardak almayı unuttum." diye söylendi.

"Öyle kafaya dikip için gitsin komutan Kim, ben içmeyeceğim ne de olsa." dediğimde bakışları poşetin içinden çıkarttığı viski şişesinden yüzüme tırmandı. "Neden?"

"Bana bir daha içki yasaktı ya hani, beraber yemeğe çıktığımızda çok sarhoş olduğum için kızmıştınız bana, hatırlamıyor musunuz?"

Tek kaşı havalanırken parmağının kenarıyla burnunun ucunu kaşıdı. "Gayet iyi hatırlıyorum, kucağıma oturduğu-"

Öksürerek poşeti hışırtı sesi çıkartacak şekilde salladım. Lanet olsun, o geceyi bok mu vardı da hatırlatmıştım şimdi. Ah rezilliklerimin daniskasının zirveye ulaştığı günlerden biriydi o gece.

"İçmek istersen, paylaşabilirim Jeon." diyerek bana göz kırptığında sahte bir şekilde öksürmeye çalışmaya son verdim. Boğazım acımıştı.

Genzimi yumuşatmak ister gibi yutkunup ona bakarken, "Sarhoş olup kucağınıza oturmamı mı istiyorsunuz yoksa?" diye soludum. Kelimeler ansızın dudaklarımdan dökülüvermişti.

Viskiyi açarken dudağının tek kenarı aheste bir şekilde yukarıya kıvrıldı ve ufak bir gülücük dudaklarında yer edinirken viskiyi dudaklarına dayayıp başını hafifçe geriye kaydırıp koca bir yudum içti.

Viski şişesini ağzından ayırdığı anda başını bana çevirirken, şişeyi bana doğru uzattı. "Kucağıma oturman için sarhoş olman mı gerekiyor?"

Kaşlarım havalanırken dudaklarıma belli belirsiz bir gülümseme yerleşti. Kucağına oturmak istiyor olmam hoşuna gidiyor değil mi? "Kucağınıza oturmama ne gerek var ki Komutan Kim? Oturacak onca yer varken neden kucağınıza oturmak isteyeyim?" İyi gidiyordum, sahiden iyi gidiyordum. Kurdumdan bir aferin kapmıştım.

Dudaklarındaki gülüşü solarken, hâlâ bana doğru uzattığı şişeyi çekip elinden alarak sırıta sırıta dudaklarıma dayayıp içmek üzereyken duraksadım.

"Oh komutan Kim, içkinizi paylaşmak istediğinize emin misiniz?" diye sorduğumda, eliyle 'iç' dercesine işaret verdi.

Ben de tıpkı onun gibi kafaya dikerek büyük bir yudum içtikten sonra şişeyi dudaklarımdan ayırıp şişeyi ona doğru uzattım. "Aynı şişeden içmek sizi rahatsız etmez mi?"

Bana cevap vermek yerine şişeyi parmaklarıma temas edecek şekilde geri aldığı gibi bir an bile beklemeden kafaya dikti.

Yutkunurken hareket eden adem elmasına kaydı bakışlarım. Alt dudağımı kemirerek onu izlemeye son verip başımı hızlıca poşetin içindeki kruvasanlara çevirdim.

"Nutellalı ıvır zıvırlar ne de güzel ye beni dercesine bakıyorsunuz öyle." diye kendi kendime mırıldanırken genişçe sırıttım.

Başımı geri kaldırıp gökyüzüne baktığım anda yıldız kaydığını görünce heyecanla parmağımla kayan yıldızı işaret ederek, "Yıldız kayıyor!" diye bağırdım neşeyle.

"Dilek tut çabuk!" derken ayağa fırladım. Arka arkaya başka yıldızlar da kayarken yerimde zıplayarak, "Aman Tanrım!" diyerek neredeyse tepemden geçiyormuş gibi yakına kayan yıldıza dokunmaya çalışırken, belimde sıkı bir tutuş hissettim.

"Cidden aşağıya düşeceksin şimdi." diye huysuzca söylendi Taehyung. Ama ben gözlerimi yummuş dilek tutmakla meşguldüm. Askerliğim bitince babam bana siyah Lamborghini alsın.

Şu delta komutan kıymetimi bilsin, değerimi anlasın ve özür dilesin

Ellerimi çenemin altında birleştirerek dilek tutmaya devam ettim. Üç tane yıldız kaydığını görmüştüm peşi sıra, bu yüzden de dileklerimi arka arkaya sıralıyordum.

Tanrım, mutlu olmak istiyorum...

Gözlerimi açıp beni sıkıca kavrayan Taehyung'a bakarak, Onunla mutlu olmak istiyorum... diye dileğimi içimden geçirdim.

"Dilek tuttun mu komutan Kim?" diye sorduğumda başını iki yana salladı. "Boş hurafe bunlar." dediğinde gözlerimi devirip beni tutan kolunu itekledim.

"Böş höröfö bönlör." diye ağzımı yaya yaya geveleyip onu taklit ettiğimde sırıtarak yüzüme eğildi. "Beni mi taklit ettin sen?"

Gözlerimi yuvalarında çevirerek ofladım. "Komutan Kim, bu kadar kasmayın. Alt tarafı bir dilek tutacaktınız, bu kadar basitti." diye söylendim.

"İyi." dediğinde gözlerimi kıstım. "Artık çok geç, yıldızlar fazla bile kaydı. Dakika başı kaymaz." dedim somurtarak. Hayatımda ilk kez bu kadar üst üste yıldız kaydığını görmüştüm.

"Yıldız kayması mı istiyorsun?" diye sorunca dudaklarımı şişirerek ofladım. "Geçti bolu pazarı sür eşeği niğ-"

Elindeki viski şişesiyle gökyüzünü işaret ettiği anda bir yıldız kayınca yerimde zıpladım. "Woah, hadi dilek tut komutan Kim!" diye sevinçle şakıdığımda, "Tamam başımın etini yedin, dilek tutuyorum." dedi ağır ağır derin sesi.

Kolundan tutup ceketinin kenarından çekiştirerek, "Acele edin ama geçti bile offff!" diye içerledim.

Yine geç kalmıştı!

Tam o sırada gökyüzünden bir tane daha yıldız kayarken parmağını şıklattığını gördüm. Kaşlarımı çatarak yıldızların kaymasını sağlayanın kendisi olup olmadığını sormak üzere dudaklarımı aralayacakken tekrar aynısı yaşandı. Zihnime yeniden sesi sızdı. Benim olmanı istiyorum Jeon...

**

Bölüm sonu :') Bize bilmediğimiz bir şey söylesene Taehyung sjhjhfjsdhf Nasıldııı? Taehyung ufak ufak yola geliyor mu sizce, hmm? Neler düşünüyorsunuz bakayım?

Umarım bölümü sevmişsinizdir, biraz gecikmeli geldim bu defa. İşte tamamen ilhamın uğramasıyla alakalı bir durum. Şimdiden gelecek bölüm için heyecanlıyım, gelecek bölümde görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın seviyorum siziiii baiii!! Xx

Instagram: Sevvyniz / Sevvytk / Sevvyedit

-Şevval

Bölüm sonu

12 yorum