Haiii ben geldiim! Asker Taehyung'un asaleti, haşmeti der susarım!
Yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx
+++++
"Kucağıma gelmeni istiyorum." Aniden söyledikleri sözler dengemi dehşet derecede bozarken tükürüğümü yuttum. Gardımı indirmeyip ona onun gibi davranıp umursamayacağım gerçeğini kendime hatırlattım.
Silkelenerek kendime geldim ve bana attığı ağına takılan bir balık olmayı reddedip kendimden emin çıkmasına özen gösterdiğim sesim eşliğinde, "Cezalıyım ben malum, sanırım unuttunuz ama hatırlatayım size, ben ofisinizi temizlemek için buradayım. Kucağınıza gelmek için değil." diye homurdanarak lafı şak diye yapıştırdım.
Ciddi ifadesine ufak bir şaşkınlık perde gibi çekilse bile bu saniyelik sürdü çünkü kavislenircesine havaya kalkan kaşı indiği gibi dudaklarına kibirli bir gülücük yerleşti.
Elini masaya sertçe çarptı. "Neden burada olduğun gerçeğini unutmaman ne hoş." dedi otoriter bir sesle. Elinin ayasını masaya sürterek arkasına yaslanırken dudaklarına küstah bir gülücük yerleşti. "Cezanı çek Jeon, cezanı..."
Avcunun teri nedeniyle parmak izlerinin olduğu gibi çıktığı çalışma masasını işaret etti kaşlarıyla. Gözlerimi devirme isteğimi içime gömüp elimdeki bezle birlikte masanın diğer tarafına geçtim.
"Kucağıma gelmek için can attığını zannediyordum." dedi hırıltılı bir sesle. "Yanılıyorsunuz." diyerek onunla göz kontağı kurmaksızın az önce elinin ayasını sürterek gezdirdiği masadaki izi sökerek çıkarmak ister gibi sertçe sildim.
Oraya yetişebilmek için masanın üstüne doğru uzanmak zorunda kalmıştım. "Daha önce ceza olarak kucağımda mekik çekmek isteyen ve kalçasına şaplak atmamı seçen, hatta kahveme azdırıcı katan kişi mi yanıldığımı söylüyor?" Sesindeki o ima beni masaya gömmeyi amaçlarcasına sivri ve iğneleyiciydi.
Ama buna rağmen beni aşağıya çekmesine, alaşağı etmesine izin vermeye niyetli değildim. Savaşı başlatan oydu ve ben de bundan sonra ona göre oynayacaktım. Zırhımı kuşanmıştım ve onun tüm bu küçümseyici, kibirli, tuzağa düşürecek derecede tehlike arz eden oyuncu tavırlarından korunacaktım.
"Sizin de dile getirdiğiniz gibi Komutan Kim, daha önce... Geçmişte kaldı, artık değil." Kelimelerin üstüne basa basa vurgulayıp cümlemi tamamladığım anda gözlerinin içine dik dik baktım.
Üst dudağının sol kenarı seğirir gibi kıvrıldı. "Ofisi dip köşe güzelce temizleyip koğuşuna dönersin." dedi ve oturduğu yerden bir hışımla kalktı.
Can alıcı misali rüzgar estirerek geçip kapıyı çarparak kapattığında kahkaha attım. Elimdeki bezi sallayarak, "İşte bu be!" diye sıktığım dişlerimin arasından söylendim. "Böyle morartırım adamı, götü boklu delta seni. Sana bundan sonra yüz vereni siksinler ulan!" dedim ve elimdeki bezi köşeye fırlatıp kahkaha attım. Keyfim deli dehşet yerine gelmişti.
Onun o bozulan yüz ifadesi gözümün önünden gitmiyordu. Muhteşem bozulmuş, buza oturmuştu resmen. Oh canıma değsin! Kurdum gözünü açmış ve beni de uyandırmış, kendime gelmemi sağlamıştı. Şu saatten sonra ona zerre pas vermeyecektim.
-
Ertesi gün|
"Hedefleri hiç kaçırmayan askeri, ya da askerlere yemek ısmarlayacağım."
Jimin çaktırmadan beni dürtüklediğinde omzumu umursamaz bir tavırla silktim. "Lan kazanalım da beleş yemeğe gidelim." diye fısıldadı kulağıma doğru.
"Sikerler beleş yemeğini, banane. Çok istiyorsan kazan ve git, ben yokum." dediğimde Taehyung ile göz göze geldik.
"Jeon, ne dedin?!" Taehyung'un o kısılasıca gür sesi kulaklarımda çınlarken bezgin bir nefes çektim içime. "Jimin'i arı sokmuşta." diye homurdandığımda Jimin gülmemek için kendini zor tuttu.
"Yok sokacaktı az kalsın yani. Sokmadı, yanlış anlaşılma olmuş komutanım." dedi Jimin. "Kesin gevezeliği. Atış için sırasıyla yerlerinize geçin!"
Başımı çevirip söylediklerini taklit eder gibi ağzımı oynatıp gözlerimi devirdiğimde Jimin kısık bir sesle kıkırdayıp koluma çarptı. "Görüp oyacak şimdi gözlerini."
"Gözlerim götüne girsin onun." diye fısıldadığımda kahkaha atmamak için kendini sıkarken yüzü kıpkırmızı kesildi.
"Şimdi sen en iyi olduğun şeyi yapmayıp bile isteye kaybedeceksin yani." dedi Jimin yerlerimizi aldığımız sırada.
"Tam üstüne bastın." diye mırıldandığım esnada sıranın bana geldiğini fark edince atış yapma noktasına doğru birkaç adım atıp yerleşerek omzumdaki uzun namlulu silahımı kaldırdım.
Hedefleri çok iyi görmeme ve nişan almak konusunda başarılı olmama rağmen bile isteye tüm atışları ıskaladım. Iskalamaya çalışırken bile bir tane atışı kaçırmayıp hedefi vurdum.
"Jeon, neyin var senin?" Atışlara son verip başımı çevirerek yanıma gelen Taehyung'a baktım. "Anlayamadım komutan Kim? Neyim varmış?"
"Atışları neden ıskalayıp duruyorsun?" diye sorduğunda sırıttım. "Dün fazla yoruldum herhalde, kollarımın atış yapası yokmuş, onların da hali kalmadı tabii." Sesim tamamen oyuncuydu, makarasına dalga geçiyordum şu an.
"Ne kadar yorgun olursan ol, atış konusunda en iyilerindendin. Bilerek ıskalıyorsun atışları." diye homurdandığında kaşlarımı havalandırdım. "Vakit kaybetmeden sıradakine mi geçseniz? Malum kazananlara yemek borcunuz olacak."
Dişlerini sıkarak cebinden sigara paketini çıkarttı ve haşin bir hamleyle dudaklarıyla sigara paketinin içinden bir dal çıkartıp sigarasını ateşledi.
"Bilerek kaybettin." dedi sigarasından çektiği dumanı havaya doğru salıp serbest bıraktı. "Öyle veya değil, ne fark eder? Kaybettim sonuçta komutan Kim." Ve siz de beni kaybettiniz çüksüz delta beyefendisi.
Gözleri kısılırken sigarasından sert bir nefes daha çekip parmakları arasına alarak dudaklarından hışımla ayırdı. Elindeki sigarayı sallayarak, "Sıradaki!" diye emir verdiğinde dudaklarımda geniş bir gülümsemeyle geri çekildim.
-
1 hafta sonra|
"Üsteğmen Lee."
"Jungkook." diyerek gülümsediğinde ona asker selamı verdim. "Bugün motosikletin üstünde hedeflere atış yapmamız için bize eğitim vermiştiniz ya hani."
"Başını salladı. "Biraz daha çalışmak istemem mümkün mü acaba diye soracaktım." diye mırıldandım çekinceyle.
"Azimlisin Jungkook, özel eğitim bitmesine rağmen gelip bunu isteyen tek kişi sen oldun." dediğinde gülümsedim. "Atışları seviyorum, motosikletin üzerinde atış yapmak çok daha etkileyici ve cazip geldi, daha önce bu eğitimi hiç yapmamıştık. Dürüst olmam gerekirse omuzlarım tüfeğimi taşıyamayacak hale gelene dek çalışmak istiyorum."
Üsteğmen Lee'nin dudaklarına ufak bir gülümseme yerleşti. Ardından elini omzuma doğru attı ve pat pat vurdu. "İstekli, çalışkan ve azimli askerleri takdir ederim."
Dudaklarımı hafifçe bükerken bakışlarımı ayaklarıma doğru düşürdüm. "Eğitim esnasında berbattım... Hedefleri istediğim gibi vuramadığım için daha sıkı çalışmak istiyorum. Motosikletteyken hedefi tutturmak gerçekten çok ama çok zor."
"İstedikten sonra zoru başarabilirsin, kendine güvenmen yeterli. Sen şimdi motosikletin yanına geç, ben de kahve alıp döneceğim hemen."
Köşeden bu tarafa doğru hırslı adımlarla yürüyen Taehyung'u görünce onu fark etmemiş gibi yapıp hızla üsteğmen Lee'ye çevirdim bakışlarımı. "Ben kahve alıp geleyim hemen size, nasıl içersiniz kahvenizi üsteğmen Lee?"
"Çok naziksin Jungkook'cum." diye tok bir sesle konuşurken Taehyung yanımızda bitti. Üsteğmen Lee, onu görür görmez Taehyung onun kıdemlisi olduğu için saygıyla asker selamı verdi.
Taehyung'un bakışları bana döndüğünde, üsteğmen onu selamlarken ben saygımı sunmadığım için dik dik bana bakınca hızlıca asker selamı verip elimi alnımdan geri indirdim.
"Jeon, eğitim bitmedi mi?"
"Bitti ama ben biraz daha çalışmak istediğimi belirttim." diye açıkladığımda tek kaşı itinayla havalandı. Bakışları benim üzerimden üsteğmen Lee'ye kaydı. "Yüzbaşım, kendisi eğitim için epeyce istekliydi, biraz daha çalıştırma şansım olup olmadığını sordu Jungkook. Ben de onu kırmadım."
"Ne çalıştırmasıymış bu?" Taehyung ellerini ceplerine tıkıştırarak omuzlarını dikleştirirken gözleri iyice kısıldı. "Motosiklet kullanırken atış yapma eğitimi yüzbaşım. Biliyorsunuz onay almıştım sizden öncesinde."
Taehyung dilini dudakları arasından çıkartıp dudaklarının üstünde gelişigüzel bir şekilde gezdirirken başını aşağı-yukarı salladı.
"Tamam Kyungjung, ben hallederim." dedi ve gitmesi için çenesiyle ona işaret verdi. "Emredersiniz yüzbaşım." diyerek ona asker selamı verdi ve yanımdan geçip gittiğinde ağzım bir karış aralandı. Hadi ama!
Taehyung ellerini ceplerinden çıkartmadan bana doğru döndü. Üsteğmen Lee'nin arkasından bakmaya son verip bakışlarımızı buluşturdum. "Motosikletteyken atış yapmak istiyorsun demek."
"Evet ama bunu eğitimini veren üsteğmen Lee'den istemiştim, siz zahmet etmeyin komutan Kim." diye mırıldandığımda dudakları beğeniyle büküldü.
"Zahmet ha? İşim yok şu an." derken bir sigara yaktı. Ardından sırasıyla dizili olan üç motosikletten en baştakine geçip binerken sigarasını dudakları arasına yerleştirip motosikleti çalıştırarak sert bir dönüş yaptığı gibi önüme kırdı ve durdu.
"Zıpla." dedi ve başıyla arkasına geçmem için işaret verirken baş ve işaret parmağı arasında sıkıştırdığı sigarasından sert bir nefes çekti.
"Önce ben süreyim ve atışları yapmayı dene. Sonra seni alacağım önüme. Hem motosiklet sürüp hem de ateş etmek zor olacak." dediğinde sırıttım. "Zoru severim." diye mırıldandığımda dudakları beğeniyle büküldü.
"Ama ben bu eğitimi üsteğmen Lee'den daha sonra alırım." dediğimde yüzündeki gülüşü dudaklarında sönükleşti. Bu ifadesini görmek içime su serperken başımı önüme eğerek çaktırmadan sırıttım.
"Jeon, eğitimi ben vereceğim dedim! Geçsene şu motosiklete."
Başımı iki yana salladım. Bu zorunlu eğitim değildi, zorunlu olan günlük eğitimlerim tamamlanmıştı, bu tamamen üsteğmen Lee'nin insiyatifiyle gerçekleşmesini isteyerek gönüllü olduğum bir ekstraydı. Pek tabii onu reddetme şansım da vardı.
Ben istemedikten sonra bana ekstra eğitim verme şansı yoktu.
"Daha önemli işleriniz vardır komutan Kim, ben sizi meşgul etmeyeyim. Gerçekten zahmet vermek istemiyorum, teşekkür ederim." diyerek kararlılığımı muhafaza ettim.
Dişlerini sıkarken yapmacık bir şekilde gülümser gibi oldu. "Askeriyeden çıkartıp atış yaptırmayı düşünüyordum."
Hassiktir... İyi yerden vurmuştu. Derin bir nefes çektim içime. Teklifi inanılmaz iyiydi ama kabul etmemem gerektiğini biliyordum. Ondan uzak duracaktım. Belki şirinlik yaparsam bir şekilde üsteğmen Lee'yi de askeriyeden dışarıya çıkartarak atış yapmamız konusunda ikna edebilirdim.
Serbest atış için boş bir araziye gidebilirdik.
"Dilerseniz siz çıkabilirsiniz Komutan Kim, izninizle dinlenmek istiyorum. Koğuşa geçeceğim." Gidonu kavrayan parmaklarının iyice sıkılaştığını fark edince gülmemek için yanağımın içini kemirdim.
Diğer eliyle sigarayı yere fırlatırcasına attı ve dumanı havaya salarken sivri çenesine indirdiği maskeyi kaldırıp ağzını kapattı.
Delici bakışlarının doğrudan hedefiyken, "Kaybol Jeon!" diye kükredi. "Hay hay komutan Kim, seve seve."
Göğsüne asılı olan silahıyla birlikte yanımdan teğet geçip giderken motosikleti bağırttıra bağırttıra ön kapının çıkışına yöneldi. "Siktir git Taehyung, böyle morartırlar adamı işte." diye fısıldadım arkasından.
**
Bölüm sonu :') Yeni karakter kilidimiz açıldı, üsteğmen Lee gelmiş hoş gelmiş. Umarım bölümü sevmişsinizdir, bol bol oy ve yorum isterim. Gelecek bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın seviyorum sizi baiii! Xx
Instagram: Sevvyniz / Sevvytk / Sevvyedit
-Şevval









