Haiii, ben geldiim!
Yazım yanlışlarım varsa affoluna. Keyifli okumalar dilerim lokumlarım! Xx
+++++
"Ne gülüyorsun lan kendi kendine?" Sırıtarak Jimin'e çevirdim bakışlarımı. Ve sırrımın ondan çıkmayacağını bildiğim gerçeğiyle, yaşadığım bu muazzam olayı daha fazla durunamayıp ona söyledim.
"Biz Komutan Kim ile öpüştük!"
Saklamamı istemiş olsa da dayanamamıştım işte. Jimin, "Şakanı sikerler." dediğinde gözlerimi kıstım. "Çok ciddiyim."
Gözleri faltaşı gibi irileşti. "Yuh, cidden öpüştünüz mü?!" Bağırınca hızla elimle ağzını kapattım. "Sessiz olsana lan."
Elimi ağzından indirirken, "O zaman o da senden hoşlanıyor." dediğinde ensemi sıvazladım. "Kızgınlığa girmek üzere olduğum için yardımcı olmak istedi. Yani öyle söyledi ve aramızda kalacak dedi."
"Ve sen de inandın? Lan niye kızgınlığa rahat girmen için yardım etsin hoşlanmasa?! Bal gibi de hoşlanıyor. Hatta deliriyor senin için, o yüzden öptü kesin. Lan yoksa..."
"Ne? Ne ya?"
"Soyunma odasına gelirken rastlaştığım tek kişi Komutan Kim'di. Lan donlarını o araklıyor olmasın?" diye neredeyse tek nefeste konuştuğunda histerik bir şekilde güldüm.
"Yok artık daha neler Jimin..."
Kaşlarını çattı. "Boşaldığın donunu kim alır lan başka?! Öpüşmüşsünüz de! Belli ki etkileniyor işte senden. Saf arkadaşım benim. Aç gözlerini aç."
Kalbimin çarpışı hızlanırken, "Gerçekten o olabilir mi..." diye mırıldandım. "Git şimdi ofisine ve iç çamaşırlarını birinin aldığını söyle, illaki renk verecektir. Dikkat et tepkilerine." dediğinde kıkırdadım.
"Hadi hadi koş lan." diyerek beni iteklediğinde havlumu alıp doğruca soyunma odasından çıktım. Havlumu kurusun diye koğuşa bırakıp doğruca Komutan Kim'in ofisinin önünde soluğu almıştım.
Kapıya tıklattığımda, içeriden ses gelmesini bekledim. Ama içerisi sessizdi. Komut almadığım halde, kapı kulpunu etrafıma bakınarak hafifçe çektiğimde kapı açılmadı. Kilitliydi.
"Komutanım?" diye seslendim, ama geri cevap alamadım. Ofisinde bile değildi adam. Keşke Jimin'in söyledikleri gerçek olsaydı.
Dudaklarımı büktüm, heyecanım kursağımda kalmıştı. Başımı önüme çevirip döndüğüm gibi doğruca koğuşa gittim.
-
Akşam yemeğinde Jimin Woobin ile yemekhanede takılmaya devam ederken, ben de dinlenmek için koğuşa dönmüştüm.
Koğuşa girdiğimde arkamdan kapı açıldı. Yatağıma uzandığım gibi içeriye giren Daehyun kapıyı kapattı. "Jungkook, nasılsın? Bugün pek iyi görünmüyorsun."
"İyiyim ya, bir şeyim yok. Sen nasılsın?" diye sorduğumda gözlerini hafifçe kısarak yatağımın kenarına oturdu. "Jimin söyledi, kızgınlığa girmek üzereymişsin."
"Bastırıcı aldım, iyi durumdayım." dedim hızla. Komutan Kim ile yakın temasta olmak ve öpüşmek gerçekten iyi gelmişti. Delta kurdu, omegamı sakinleştirip dizginleştirmişti.
"Jungkook, eğer ihtiyaç duyarsan yardımcı olabilirim." dediğinde kaşlarım havalandı. "Hangi konuda?"
"Kızgınlığını dindirmek için en güzel yöntem seks. İstersen-" Elimi havaya kaldırdığımda sustu. "Yok yok, bunu istemiyorum. Daehyun biz arkadaşız."
Yüzü düştü. "Arkadaş olduğumuzu her defasında yüzüme vuracaksın değil mi?"
O an gözlerim şüpheyle kısıldı. "Soyunma odasına geldin mi bugün?" diye sordum. "Akşam yemeğinden önce gitmiştim, noldu ki?"
"Eğitimden 1 saat sonra gelmedin yani?"
Başını iki yana salladı. "Gelmemi mi isterdin? Anlamadım?" dedi gülümseyerek. "İç çamaşırlarımı çalan sen misin Daehyun?"
Gözleri şaşkınlıkla irileşti. "İç çamaşırını niye çalayım ben senin?"
"Sen değilsin yani?" Kuşkulu bakışlarım gözlerinde gezindi. "Ben değilim elbette, dediğin saatlerde orada da değildim."
-
komutanımm:
Jeon
jungkook:
efendim komutanımm
komutanımm:
nerdesin?
jungkook:
koğuştayım komutanım
komutanımm:
hmm, yemek yedin mi?
jungkook:
yedim komutanım
komutanımm:
nasıl oldun
hafifledi değil mi?
ağrın sızın var mı
jungkook:
yok komutanım
iyiyim sayenizde
teşekkür ederim
komutanımm:
tam olarak kızgınlığa girdin mi?
yoksa hala başlangıcında mısın
jungkook:
bu gece gireceğim komutanım
sayenizde başlangıcı da iyi atlattım
sabaha kadar tamamen toparlanmaya çalışacağım
komutanımm:
çok sancın olursa veya mendilim yeterli gelmezse
koğuşta herkes uyuduktan sonra gizlice ofisime gel
jungkook:
komutanım...
gerçekten mi
komutanımm:
gerçekten
jungkook:
ofisinize gelirsem ne olacak
komutanımm:
sabaha kadar yakınımda olmanı sağlayacağım
böylece kızgınlığını çabucak atlatacaksın
jungkook:
komutanım...
OLUR|
gerek yok, hem mendilinizi de verdiniz
komutanımm:
ne demek gerek yok|
mendil yeterli olmazsa gelebilirsin
jungkook:
yok ben sizi rahatsız etmeyeyim komutanım yine de çok teşekkür ederim
geçer zaten
komutanımm:
ben yanında değilken nasıl geçecek?
jungkook:
komutanım rahatsız etmeyeyim sizi
komutanımm:
etmiyorsun
gelebilirsin diyen bendim zaten
her neyse zorlanırsan yanıma gel
yardım edeceğim sana Jeon
jungkook:
zorlanmasam da gelebilir miyim?|
teşekkür ederim komutanım
komutanımm:
Görüldü
-
Herkesin yatmasını beklemiştim. Koğuş saati gelmişti ama herkes mesajlaşmaya telefonla takılmaya devam ettiği için onların uyumasını beklemek durumunda kalmıştım.
Jimin'e de söylemiştim ve kesin aşık diyip beni yine umutlandırmış, heyecanlandırmıştı.
Sonra da diğerleri gibi uyuyakalmıştı. Ben de onları beklerken neredeyse uykuya dalmak üzereyken üstümü açıp sessizce yataktan çıkıp terliklerimi giydim.
Karanlıkta ilerleyerek kapıya yöneldim ve usulca kapıyı açıp dışarıya çıkarken kapıyı ses yapmamaya özen göstererek kapattım.
Sancın olursa, zorlanırsan gel demişti, şu an ağrım sancım da yoktu. Beni öptüğü içindi sanırım. Ona yakın olmak ve beni öpmesi sayesinde iyi hissediyordum. Lakin yanına gitmek için fırsatım varken bunu kullanmakta istiyordum.
Bu yüzden sancım olmasa bile soluğu komutan Kim'in ofisinin önünde almıştım. Kapıyı yavaşça tıklattım.
İçeriden geri dönüş almayı beklerken, kapı kısa bir süre sonra açıldığında Komutan Kim ile karşı karşıya kaldım. "Geldin."
"Sancım olursa gelmemi istemiştiniz." diye fısıldadığımda dudağının tek kenarı yukarıya kıvrıldı. Kapıyı iyice açıp geçmem için kaşlarıyla işaret verdi.
Gülümseyerek başımı yere doğru eğip ellerimi önümde birleştirerek yanından geçip içeriye adımladım.
Kapıyı arkamdan kapatıp kilitlediğinde, çalışma masasının önüne gelmiş bir şekilde duraksayıp kapıyı kilitleyen Komutan Kim'e baktım.
"Kimsenin geleceğinden değil, ama yine de işimi sağlama alayım." dediğinde gülümsedim. "Otursana Jeon."
Başımı olumlu anlamda sallayıp eliyle işaret ettiği çiftli koltuğa oturdum. "İyi gördüm aslında seni." dedi ellerini ceplerine tıkıştırarak bana doğru ilerledi. Hızla numara yaparak ellerimle karnımı sarmalayıp yüzümü buruşturdum.
"Sancım var komutanım..." dedim yüzümü buruşturmaya devam ederken çaktırmadan ona baktım.
Önümde dikilmeye son verip ellerini ceplerinden çıkarttığı gibi koltuğa oturdu. "Mendilim sancını dindirmedi yani."
"Dindirmedi." diyerek yalan attım. Buraya tamamen ona yakın olabilme fırsatını değerlendirmek için gelmiştim. Çünkü çağırmıştı, evet ilk başta çok hevesli gibi gözükmek istemediğim için mesajlaşırken biraz ağız yapmıştım. Ama sonuç itibariyle şu anda kızgınlığa girerken çektiğim sancıyı bahane ederek soluğu yanında almıştım. Tek sorun, sancım yoktu. Ama biliyordum ki, yakınlaşırsak kasıklarımda sızı oluşmaya başlayacaktı. Bu kaçınılmaz bir gerçekti.
Bacaklarını açarak yayılıp oturduğu koltukta tek elini koltuğun başlığına bana doğru uzanmak ister gibi uzattı. "Gel kucağıma, geçirelim sancını Jeon." dediğinde mideme yumruk yemişim gibi kaskatı kesildim. Dizlerimi sımsıkı birbirine bastırırken, sadece bunu söylediği için bile delicesine heyecanlandığım gerçeğiyle yüzleştim.
Tam koltuktan kalkmak için hamle yapacağım sırada bana doğru uzandı ve belimden yakaladığı gibi beni çevirip atik bir hamleyle kucağına çekti. Bu haşin ve ani hamlesi beni yükseltirken, nabzımda yükseklere tırmandı.
Tek eliyle ellerimi geniş omuzlarına atmamı sağlarken, diğer eli belimden kalçama doğru kaydı. Dokunuşunun etkisiyle inlememek için kendimi sıktım. "Komutanım..."
Feromonları başımı ciddi anlamda döndürürken, kokusunu içime çekmek istercesine derin nefes aldım. "Bana neden yardım ediyorsunuz?"
"Yardımımı istemiyorsan koğuşuna geri dönebilirsin Jeon, anahtar kapının üstünde." dedi bıçak kadar keskin sesiyle. Seslice yutkunup başımı iki yana salladım. "Gitmek istemiyorum." Buraya kendi isteğim doğrultusunda gelmiştim zaten. Üstelik sancım olmadığı halde. Çünkü onunla yakınlaşmak istiyordum, ondan deli gibi hoşlanıyordum.
"Kucağımda kalmak istiyorsun yani?" diye hırıltılı bir sesle homurdandığında başımı olumlu anlamda salladım. "Sancını geçirmem için." dedi otoriter bir sesle.
"Kucağınızda olunca sancım geçiyor ama..." diyerek duraksadım ve biraz tereddütlü bir şekilde gözlerine baktım. İkilemde kaldığım için cesaretimi bir türlü toparlayamadım.
"Ama?"
Sadece kucağına oturmamla birlikte kasıklarımdaki sızı baş kaldırdığında, benden yanıt vermemi beklercesine tek kaşını havalandırdı. "Kızmazsanız söyleyeceğim." dediğimde çarpık bir şekilde gülümsedi.
Ardından uyluklarımdan yakalayıp beni kucağında kaydırarak göğsümün göğsüne yaslanmasını sağladı. Böylece burun buruna gelince nefesim tekledi. "Ko-komutanım..."
"Ama ne? Söyle." dedi sıktığı dişleri arasından. "Aması..." diye başlasam da susunca, beni bu kez koltukta çevirip sırtımı koltuğa yatırırken aniden üstüme çıkınca dudaklarımı aralayarak inledim. Heyecandan genzimden garip tiz bir ses fırlamıştı.
Gözlerimin içine keskin bakışlarıyla doğrudan bakarken burnumdan cesaret nefesi çektim içime. Bulunduğumuz konum nedeniyle elim ayağım heyecandan titremeye başlamıştı. Resmen beni koltuğa yatırıp üstüme çıkmıştı, Tanrım şimdi bayılacaktım heyecanımdan.
"Kasıklarımdaki sızı şiddetleniyor." diye itiraf ederek ağzımdaki baklayı sonunda çıkarttım. Komutan Kim'in üstüme çıkmasıyla birlikte bacak aram şiddetle sarsılmıştı ve gerçek anlamda kasıklarımdaki sızı kucağına oturmamla tetiklenmiş, üstüme çıkmasıyla daha da hiddetlenmişti.
"Kasıklarındaki sızıyı dindirmemi mi istiyorsun?" diye sordu derin sesi. Başımı yattığım koltukta salladım. "Lütfen Komutanım, sızıyı dindirin..."
**
Bölüm sonu :') Aynı günde takıldılar biraz, bir sonraki bölümde aynı günde kalacaklar gibi görünüyor sanırım djfdsfhjsh Umarım bölümü sevmişsinizdir, bol bol oy ve yorum isterim. Gelecek bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın seviyorum sizi baiii! Xx
Instagram: Sevvyniz / Sevvytk / Sevvyedit
-Şevval






