İris, Karataş’taki binaya ikinci kez girdiğinde artık davetli olmadığını biliyordu.İlk geliş bir testti.İkincisi, sonuç.Kapı bu kez daha geç açıldı. İçeri girdiğinde ortam değişmişti. Ekranların bir kısmı kapalıydı. Işık daha azdı. İnsanlar daha sessizdi. Bu, bir şeylerin ters gittiği anlamına gelirdi.Switch başını kaldırıp baktı.“Geç kalmadın,” dedi.Bu, acele var demenin başka bir yoluydu.Ink masanın kenarında duruyordu. Elindeki dosyayı kapattı. Recoil yoktu. Onun yokluğu, varlığından daha dikkat çekiciydi.“Ne oldu?” diye sordu Iris.Kimse hemen cevap vermedi.Sonunda Ink konuştu:“Bir sevkiyat var. Limandan çıkması gereken ama çıkamayan.”Iris kaşını kaldırdı.“Beni bunun için mi çağırdınız?”Switch sandalyesine yaslandı.“Normalde çağırmazdık.”Bu cümle, odanın havasını değiştirdi.“Normalde,” diye tekrarladı Iris.“Evet,” dedi Switch. “Ama bu sefer iş karışık.”Kapıdan biri girdi.Sessiz.Tanıdık.Kuzey.İris’in yüzünde bir tepki oluşmadı ama içinden geçen ilk şey netti:Demek bu yüzden.Kuzey masaya yaklaşmadı. Duvara yaslandı. Ortamı taradı. Gözleri kısa süreliğine Iris’e değdi, sonra başka bir noktaya kaydı. Sanki onun orada olması zaten bilinen bir detaydı.“Bunu istemiyorum,” dedi Iris doğrudan.Kimse “neyi” diye sormadı.Switch iç çekti.“Biz de istemiyoruz.”Ink dosyayı masanın üzerine koydu.“Sevkiyat Amerikan menşeli. Senin eski bağlantılarına uzanıyor.”İris’in çenesi sertleşti.“Ben o bağlantıları yaktım.”“Yanmış gibi duruyor,” dedi Ink. “Ama küller hâlâ sıcak.”Kuzey ilk kez konuştu:“Bu sevkiyat çıkarsa, seni burada tutmazlar.”İris başını ona çevirdi.“Bu beni ilgilendirmez.”“İlgilendiriyor,” dedi Kuzey sakin bir sesle. “Çünkü çıkarsa seni satacaklar. Çıkmazsa bizi yakacaklar.”“Ve sen neredesin bu denklemde?”Kuzey omuz silkti.“Ben, işi bitiren taraftayım.”Switch araya girdi:“İkiniz birlikte çalışacaksınız.”Sessizlik.İris güldü. Kısa, inanmayan bir gülüş.“Bunu ciddi söylüyorsan, beni tanımıyorsun.”Kuzey başını hafifçe eğdi.“Bence tanıyorum.”Bu cümle, Iris’in sinirine dokundu.“Ben kimseyle zorla çalışmam.”Ink’in sesi sertleşti.“Bu bir teklif değil.”İris dosyaya baktı. Liman planları, konteyner numaraları, zaman çizelgeleri. Hepsi düzenliydi. Fazla düzenli. Bu işin içinde bir el daha vardı.“Beni neden seçtiniz?”Switch cevapladı:“Çünkü bu sevkiyat seni ilgilendiriyor.”Ink ekledi:“Ve çünkü Kör Nokta olmadan bu iş yürümez.”İris başını Kuzey’e çevirdi.“Bunun anlamı ne?”“Şu,” dedi Kuzey. “Herkesin baktığı yerden bakmayacağız.”Plan basitti ama tehlikeliydi.Sevkiyat limandan çıkmadan yön değiştirilecekti. Resmî kayıtlarda her şey normal görünecek, ama konteyner başka bir hatta kaydırılacaktı. Bunun için hem sistemlere hem sahaya hâkim olmak gerekiyordu.İris, kağıtların üzerinden gözlerini kaldırdı.“Beni satarsan—”“Satmam,” dedi Kuzey.“Bunu nereden biliyorsun?”“Çünkü seni satarsam,” dedi, “ben de yanarım.”Bu, ilk dürüst cümlesiydi.Gece limana indiklerinde hava ağırdı. Deniz sessizdi. Bu sessizlik, yaklaşan bir şeyin habercisiydi. Kuzey önde yürüyordu. Ne hızlı ne yavaş. Sanki her adımı daha önce atmış gibi.“Beni izleme,” dedi Iris.“İzlemiyorum,” dedi Kuzey. “Alanı kontrol ediyorum.”Konteynerlerin arasında ilerlerken, Iris onun nasıl hareket ettiğine dikkat etti. Gereksiz hiçbir hareket yoktu. Panik yoktu. Gösteriş yoktu. Bu, tecrübeydi.Bir noktada durdular.“Buradan,” dedi Kuzey.İris ekrana bağlandı. Parmakları hızlıydı. Kodlar akıyordu. Bir anlığına geçmişine döndü. Sonra tekrar şimdiye.“Tamam,” dedi. “Ama bir dakika.”O anda bir ses duydular. Ayak sesleri.Kuzey hemen Iris’in önüne geçti.Bu refleks, düşünülerek yapılmazdı.Güvenlik devriyesi yaklaşırken ikisi de kıpırdamadı. Gölgeye karıştılar. Adamlar geçti. Tehlike uzaklaştı.İris fısıldadı:“Bunu neden yaptın?”“Çünkü sen düşersen,” dedi Kuzey, “iş biter.”İş bittiğinde, sevkiyat kayıtlarda yerindeydi ama gerçekte yoktu. Kimse fark etmedi. En azından şimdilik.Geri dönerlerken Iris ilk kez şunu düşündü:Bu adamla çalışmak istemiyorum.Ama hemen ardından gelen düşünce daha dürüsttü:Onsuz çalışamam.Kuzey durdu.“Bu sadece başlangıçtı,” dedi.İris başını salladı.“Biliyorum.”İkisi de biliyordu.Bu ortaklık, seçilmiş değildi.Ama artık başlamıştı.Ve zorunlu olan şeyler, genelde en derin izleri bırakırdı.
Bölüm 5
BÖLÜM 5 -ZORUNLU HAT
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.