İçeriğe geç

İLLEGAL

Bölüm 4 · 2 dk okuma

İLLEGAL

Bölüm 4

BÖLÜM 4 - TEMAS

İris, mesajdan sonra hemen hareket etmedi.Hareket etmek, karşı tarafın yön verdiğini kabul etmekti.Önce bekledi.Beklemek bazen bir güç gösterisiydi.Akşam karanlığı çökerken Karataş’ın sokakları sessizleşti. Gündüz burada olmayan insanlar ortaya çıktı. Fazla konuşmayan, fazla bakmayan insanlar. İris bu kalabalığın içinde yürürken adımlarını saymadı. Ama her köşeyi, her cam yansımayı kontrol etti.Onu ilk gördüğü yere doğru gitmedi.Bilerek tersine yürüdü.Bir süre sonra arkasında ayak sesi duydu. Acele etmeyen, kendini gizlemeyen bir ritim. Yanına yaklaşmadı. Mesafesini korudu. Bu da bir dildi.Bir sokak lambasının altında durdu.Işık sarıydı, zayıftı.Arkasındaki gölge uzundu.“Beni takip etmiyorsun,” dedi Iris, dönmeden.“Evet,” dedi adamın sesi.Derin, sakin, aceleci değil.“Bu daha tehlikeli,” diye ekledi Iris.Adam güldü. Kısa, sessiz bir gülüştü.“Tehlikeli olan genelde dikkat çekmez.”İris yavaşça döndü.İlk kez yüzünü bu kadar net gördü.Kuzey, tahmin ettiğinden daha sade görünüyordu. Abartılı hiçbir şeyi yoktu. Ne yüzünde, ne kıyafetinde. Ama bu sadelik öğrenilmişti, doğaçlama değildi. Gözleri koyuydu. Bakışı sabitti. İnsanları tartan bir bakış.“Ghost,” dedi.Bu bir soru değildi.İris kaşını hafifçe kaldırdı.“Bu ismi burada çok kişi kullanmaz.”“Ben kullanmam,” dedi adam. “Sadece bilirim.”Sessizlik aralarına girdi.İris bu sessizliği bozmadı.“Blind Spot,” dedi sonunda.Bu kez o konuştuğunda, adamın bakışında kısa bir değişim oldu.Küçük. Ama gerçek.“Bunu kim söyledi?”“Söyleyen önemli değil,” dedi Iris. “Doğru mu?”Kuzey omzunu silkti.“Lakabım başkalarının işidir.”“Beni ilgilendiriyor,” dedi Iris. “Çünkü şu an bu şehirde bana en çok dokunan şey sensin.”Kuzey bir adım yaklaştı.Aralarındaki mesafe artık kaçış mesafesi değildi.“Ben kimseye dokunmam,” dedi. “İnsanlar kendi hatalarına çarpar.”Iris gülümsedi.“Ben hata yapmam.”“Amerika’da da öyle diyordun.”Bu cümle, havayı kesti.İris’in yüzü değişmedi ama içindeki bir şey sertleşti.“Benimle ilgili ne biliyorsun?”“Yeterince,” dedi Kuzey. “Fazlası gereksiz.”“Beni neden izliyorsun?”“İzlemiyorum,” dedi. “Seni dengelemeye çalışıyorum.”“Kim adına?”“Kendim adına.”Bu cevap, en tehlikelisiydi.İris bir adım geri attı.“Bana yaklaşma,” dedi.Kuzey durdu.“Bak,” dedi. “Burada kimse kimseye bedava bakmaz. Sen buraya tesadüfen gelmedin. Ben de tesadüfen karşına çıkmadım.”“Bunu söyleyen çok olur,” dedi Iris.“Ben söylemem,” dedi Kuzey. “Ben ya yaparım ya susarım.”Sokaktan bir araba geçti. Işıkları bir anlık yüzlerini aydınlattı.İris o an fark etti:Kuzey’in elleri boştu.Ama tetikteydi.“Benden ne istiyorsun?”“Henüz bir şey istemiyorum,” dedi Kuzey. “Ama yakında sen isteyeceksin.”“Ne isteyeceğim?”“Bir çıkış,” dedi. “Ve bu şehirde çıkışlar pahalıdır.”İris başını eğdi.“Ben bedel ödemeye alışığım.”“Yanlış bedelleri ödemişsin,” dedi Kuzey. “O yüzden buradasın.”Bu söz, hedefini bulmuştu.Bir süre daha konuştular. Daha doğrusu, kelimeler havada asılı kaldı.Sonunda Kuzey geri çekildi.“Bu bir teklif değildi,” dedi.“Biliyorum,” dedi Iris. “Bir uyarıydı.”“Hayır,” dedi Kuzey. “Bu bir tanışmaydı.”Arkasını dönüp yürümeye başladı.Bir sokak sonra durdu.“Ghost,” dedi.İris dönmedi.“Bu şehirde kalacaksan,” dedi,“kör noktalara dikkat et. Bazen en güvende olduğunu sandığın yer, seni ele verir.”Sonra gitti.İris yerinde kaldı.Kalbi hâlâ sakindi.Ama zihni ilk kez bu kadar canlıydı.Çünkü artık biliyordu:Bu adam onun düşmanı değildi.Ama dostu da değildi.Ve bu, en tehlikeli ihtimaldi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.