İzmir’de sabah, geceden utanır gibi doğuyor.Işık acele etmiyor, karanlık da hemen çekilmiyor. İkisi bir süre aynı sokakta duruyor. Ben de öyleyim. Ne tamamen buradayım ne de geldiğim yerden kopmuş durumdayım.Pencerenin önünde durup sokağı izliyorum. Cam kirli, ama bu hoşuma gidiyor. Net görüntüler artık beni rahatsız ediyor. Netlik, yakalanmaya en yakın hâl çünkü. Aşağıda bir simitçi geçiyor. Ardından işe yetişmeye çalışan bir adam. Kimse kimseye bakmıyor. Bu şehirde görünmez olmak kolay. Belki de bu yüzden buradayım.Saçlarımı sabah yeniden boyadım. Bu kez koyu mor. Aynaya baktığımda rengin bana ait olmadığını biliyorum ama zaten ben de bana ait değilim. Saçımı her boyadığımda bir şeyi siliyorum. Bir yüzü, bir anıyı, bir ismi. Aynada gördüğüm kadının Ghost olduğunu hatırlatıyorum kendime. Iris’i çoktan bıraktım.Dün geceyi düşündüğümde zihnim özellikle tek bir noktada duruyor.O adamda.Onun kim olduğunu bilmiyorum ama ne olmadığını biliyorum. Bana bakan herkes gibi bakmıyordu. Merak yoktu gözlerinde. Açlık da. Sadece farkındalık. Sanki ben çoktan onun görüş alanındaydım ve o bunu kabullenmişti. Bu, izlenmekten daha rahatsız edici. İzlenmek geçicidir. Fark edilmek kalıcı.Teşkilatla yaptığım ilk görüşme hâlâ üzerimde. Sorularını hatırlıyorum ama cevaplarımı değil. Çünkü cevap verirken düşünmedim. Reflekslerim konuştu. Doğruyu değil, işe yarayanı söyledim. Onlar da bunu biliyordu. Bu ülkede herkesin yalanı vardır ama bazı yalanlar anlaşma sayılır.Switch’in gözleri…O adam her şeyi aynı anda görmeye çalışıyor. Bu yüzden hiçbir şeyi tam göremiyor. Ink ise tam tersiydi. Sessizdi ama kelimeleri kafasında biriktirdiğini hissediyordum. Recoil… onun gözlerinde tanıdık bir şey vardı. Şiddetin alışkanlığa dönüştüğü an. İnsan en çok o noktada tehlikeli olur.Ama yine de aklıma takılan onlar değil.Blind Spot.Adını ilk duyduğumda içimde bir şey kıpırdadı. Kör Nokta. Herkesin görmediği yer. Ya da görmemeyi seçtiği. Böyle lakaplar ya efsanedir ya da çok büyük bir yalandır. İkisi de baş belasıdır.Sahildeki adam…Karanlıkta sigara yakan, acele etmeyen, varlığını saklamayan ama açıklamayan biri. Eğer beni isteseydi, alırdı. Eğer uyarmak isteseydi, konuşurdu. Hiçbirini yapmadı. Bu da beni rahatsız etti.Çünkü bu, benim hamle yapmamı beklediği anlamına geliyor.Telefonum sessiz. Bilerek kapattım. Bazı mesajlar ancak sessizlikte gelir. Kahve yapıyorum ama içmiyorum. Alışkanlıklar, normalmiş gibi görünmenin en kolay yolu. Oysa ben artık normal değilim. Bunu kabul ettiğim gün hayatta kaldım.Türkiye’deyim. Ama güvende değilim.Kaçtım ama kurtulmadım.Geçmişim hâlâ benimle. Bazen rüyalarımda, bazen bir pasaport kontrolünde, bazen de hiç tanımadığım bir adamın bakışında.Öğlene doğru dışarı çıkıyorum. Aynı montu giymiyorum. Aynı ayakkabıları da. Küçük detaylar, büyük farklar yaratır. Sokak kalabalık. Kalabalıklar insanı gizler ama aynı zamanda ele verir. O yüzden ne ortadayım ne kenarda. Arada bir yerdeyim.Bir vitrinde yansımama bakıyorum. Yüzüm sakin. Bu beni korkutuyor. Eskiden korku hissederdim. Şimdi sadece hesap yapıyorum.Bir kafeye giriyorum. Köşe masa. Sırtım duvara dönük. Bu refleksi bana kim öğretti hatırlamıyorum. Belki de insan böyle şeyleri yaşaya yaşaya öğreniyor. Garson siparişimi alırken yüzüme bakıyor. Bir saniye fazla. Sonra vazgeçiyor. Bu şehir bakıp vazgeçmeyi iyi biliyor.Kahve gelirken camdan dışarı bakıyorum.Ve onu tekrar görüyorum.Bu kez daha net.Karşı kaldırımda duruyor. Gündüz ışığında daha sıradan biri gibi. Ama sıradanlık bazen en iyi kamuflajdır. Göz göze geliyoruz. Kaçmıyorum. O da kaçmıyor. Bir anlığına zaman duruyor gibi. Sonra o başını hafifçe eğiyor. Selam gibi değil. Kabul gibi.Kalbim hızlanmıyor.Ama içimde bir kapı açılıyor.Bu adam benim peşimde değil.Benim yolumda.Hesabı ödeyip çıkıyorum. Bilerek ters yöne yürüyorum. O beni takip etmiyor. Bunu biliyorum. Ama onun varlığını sırtımda hissediyorum. Bu his tanıdık. Av olduğum zamandan değil. Avcı olduğum zamandan.Belki de ilk kez denk birine çarptım.Akşam yaklaşırken telefonum titriyor. Tek mesaj.> “Bu şehirde kimse tesadüfen karşılaşmaz.”Numara yok. İmza yok.Ama kimin yazdığını biliyorum.Gülümsüyorum. Uzun zamandır ilk kez.Çünkü belki de bu kez kaçmayacağım.Belki de bu kez…oyunu ben kuracağım.
Bölüm 3
BÖLÜM 3 - GÖLGEM BENİ BULDU
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.