SEVGİLİ OKURLARIM MERHABALAR
İYİ OKUMALARRR
~
Henüz dersin başlamasına vardı. Bende bunu değerlendirmek istiyordum. Eşyalarımı sırama bırakıp okulun bahçesine adımladım. Bahçede sahanın yakınında bir ağacın kenarına oturdum. Çizim defterime ne çizeceğimi düşünürken başıma çok sert bir cisim çarptı. Basketbol topu, başıma çarpışıyla yavaşça benden uzaklaştı. Başımı tutarak inledim. “Ahh. Ne yapıyorsunuz Allah aşkına. İnsanlara zorunuz mu var sizin?”
“Sende oraya oturmasaydın, o zaman kızım!” bu sözleri söyleyen kişiye o kadar sinirlendim ki. Ani hareketle ayağa kalktım.
“Vuran sensin geri zekâlı! Dikkatli olabilirdin” öfkeden bir alev püskürtmediğim kalmıştı.
“Bana bak, benle düzgün konuş!”
“Ne o? Zoruna mı gitti? Kendini prens, kral falan mı zannediyordun sen? Gerçi sen bu hayvanlıkla onu da yapamazsın ya.”
“Bana bak, sen!” araya bir başkasının sesi duyuldu.
“Yusuf, ne oluyor burada?!” hafif tempoda koşar adım bize yaklaşıyordu. O kişiyi hiç aldırış etmeden sözlerime kaldığım yerden devam ettim.
“Eee, baktım ne oldu. Çünkü ben bir şey göremiyorum.” Az evvel ismini öğrendiğim Yusuf denilen şahsiyet, tekrar söze gireceği vakit arkadaşı yanımıza vardığı gibi söze atıldı.
“Tamam, Yusuf sus. Kız haklı” sesini yumuşatıp sözüne devam etti. “Özür dileriz.” Uzun boylu, kumral, yeşil gözlüydü. İsmini öğrendiğim Yusuf’a göre ne kadar da ılımlı yaklaşmıştı. Arkadaşının sözü üzerine “sonunda aklı başında biri” diye çıkıştım. “Hay Allahlım çattık ya!” deyip ters ters bakmaya başladı Yusuf olan.
“Tamam Yusuf. Sen git diğerlerinin yanına. Ben geliyorum.”
“Tamam, ben gidiyorum. Sende bu baş belasıyla ne yaparsan yap.”
“Sensin baş belası!” sözlerimi duymamazlığa verip yoluna koyuldu. Sinirli bakışlarımı bu hödükten alıp, yanımdakine baktım. “Daha iyi misin?” diye sormuştu.
“Evet, sağ ol.”
“Kusura bakma sinirliydi biraz. O an sana patlamış bulundu. Ayrıca normalde böyle değildir. Biraz tuhaf bir tanışma oldu. Tekrar özür dileyerek, ben Furkan.” Elini uzattı, Gülümseyerek. Gülüşünü karşılık verip, “umarım öyledir. Gerçekten öyle oldu. Bende hilal.”
Bende elini sıktım. Elimi alıp, tanıştığıma memnun olduğumu dile dökerek basketbol sahasının oradan ayrıldım. Sıramda oturmuş bugün ki olayı resmediyordum. Yaşadığım iyi veya kötü anıları resmetmek iyi geliyordu. Benimle yumuşak dilde konuşan Furkan’ı çizdim yanına da basketbol oynayışını çizdim. Top elinde ve zıplayarak potaya vuruyor.
Aniden yanımda hareketlilik oldu. Bu ani hareketlilikle defterimin kapağını hızlıca kapattım. Ve başımı yanımdakine çevirdim.
Furkan?
“Aa sen?”
“Aa ben?” Gülünce bende gülmüş bulundum. “Furkan’dı değil mi?”
“Evet.” Bu sefer de diğer tarafım hareket oldu. Bize doğru kafasını uzatan bedene döndüğümde Güliz’le karşılaştım. “Arkadaş canlısıdır, abim aslında. Ama kız ortamı pek sevmez. Hayret seninle nasıl konuşuyor?” Bakışlarımı Güliz’den Furkan’a çevirdim.
Furkan’ın hiç umurunda değilmiş gibi laptopuyla ilgileniyordu. Tekrar Bakışlarımı Furkan’dan Güliz’e çevirdim.
“Abin mi?” Abisi olduğunu hiç düşünmemiştim. Hâliyle biraz şaşırmıştım. Şansa bak Güliz’in abisiyle tanışmışım. “Hıhı” sınıfa hocanın gelmesi üzerine sohbet havada toz oldu.
Moladaydık. Molada Furkan, çok durmadan gitti.
Arkasından bakınırken, “ne o, yoksa âşık mısın?” Bakışlarımı Güliz'e çevirdim. “Dalmışım ya.” Güliz konuşana kadar daldığım hiç fark etmemiştim. “Bu sorumun cevabı değil. Ayrıca abimi gören kızlar genelde bunu der,” dedi imalı imalı.
“Yani diyorum ki; çok beğendiysen üzülme, ayarlarız. Hem ben, seni ilk görüşümde kanım da ısındı. Yenge kotama girdin.” Kıkırdadı. Sözlerinden mütevelli kulaklarıma kadar kızardığımı biliyordum. “Hayır, sadece soğuk ama bir o kadar da ılımlı biri gibi.” Sözlerimin ardından bakışlarımı kaçırdım.
“Tam aksine, cana yakındır. Arkadaşlarımı seviyor olsa bile pek bu ortamlar ona göre değildir. Bir de şimdi o arkadaşının yanına gitmiştir. Tanıdıkça abimle iyi anlaşır, arkadaş olursunuz.” Anladım der gibi başımı salladım.
Güliz'in dediği gibi zamanla Furkan'la anlaşabilirim diye düşündüm.
Yine günlerden bir tanesindeyiz, hep beraber ders çalışacağımız gün, dünya için küçük benim için büyük bir olay oldu. Ders çalıştığımız odaya tanıdığım biri geldi. İlk gördüğüm andan itibaren kendisinden hiç ama hiç hoşlanmamıştım malûm. Durum Hâlen aynıydı. Ne yalan söyleyeyim. Kendisinde sevmeyeceğim bütün özellikler eklenmişti.
Egoist, ukala, kendini beğenmiş, yüz güzelliğiyle herkesi etkileyebileceğini zanneden uyuzun tekiydi. İsminde bile hayır yok ki kendisinde olsun!
Yusuf Can Kutlu. Böyle isim mi olur ayrıca? Neden bilmiyorum ama bir insanın her hareketi mi sinir bozucu olurdu? Ukala ne olacak.
Sürekli göz devirmeme sebebiyet veriyordu.
Bakın, her şeyi ama her şeyi geçtim, Furkan gibi bir beyefendi, bu tarz ukalalarla nasıl arkadaş olabilirdi, anlamıyorum.
Kafeteryada tek başıma ders çalışmaya çalışıyordum ta ki vampir çocuk karşımdaki masalardan bir tanesine oturana kadar. Öyle beyaz tenli ki, vampirlerle yarışır. Ukala bey. Iyy, gerizekalı. Sanki dünya onun etrafında dönüyor...
Normal şartlarda herkese saygı duyardım ama bu çocukta beni geri iten bir şeyler vardı. Neden bu kadar bu çocuğa kıl olduğumu düşünmeye başladım. Yusuf bana bir şey yapmamıştı.
Geçenlerde ki olay vardı sadece. O hâlde neden bu kadar gıcık olmuştum kendisine. Çünkü ben birine bu kadar uzun süreli gıcık olmazdım. Sandalyelerden bir tanesi çekildi ve buse oturdu.
“Çocuğu gözlerinle taciz etmeyi bırakır mısın? Şuan ben bile rahatsız oldum.” Gözlerimi buseye çevirdim.
ɤ
“Anlamıyorum. Bana bir şey yapmadığı halde neden gıcık oldum sence?” Düşünür gibi elini yüzünde tuttu. “Dünya onun etrafında dönüyormuş gibi bir havası var. Bu tür insanlarla pek anlaşamazsın, ondandır. Bende biraz sevemedim ama bana bir zararı olmadığı müddetçe ilgilenmiyorum kendisiyle.”
“Haklısın sanırım. Geçen ki konu yüzünden gereksiz yere çocuğa haksızlık ediyor olabilirim. Neyse, çalışmaya devam edelim, biz en iyisi.”
&
YUSUF CAN KUTLU HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ??
PEKİ, FURKAN'IN BU KADAR ANLAYIŞLI VE TAM BİR BEYEFENDİ OLMASİ KONUSUNDA NE DÜŞÜNÜYORUZ???
BAYYYYY
SEVGİLİ OKURLARIM MERHABALAR
İYİ OKUMALARRR
~
Henüz dersin başlamasına vardı. Bende bunu değerlendirmek istiyordum. Eşyalarımı sırama bırakıp okulun bahçesine adımladım. Bahçede sahanın yakınında bir ağacın kenarına oturdum. Çizim defterime ne çizeceğimi düşünürken başıma çok sert bir cisim çarptı. Basketbol topu, başıma çarpışıyla yavaşça benden uzaklaştı. Başımı tutarak inledim. “Ahh. Ne yapıyorsunuz Allah aşkına. İnsanlara zorunuz mu var sizin?”
“Sende oraya oturmasaydın, o zaman kızım!” bu sözleri söyleyen kişiye o kadar sinirlendim ki. Ani hareketle ayağa kalktım.
“Vuran sensin geri zekâlı! Dikkatli olabilirdin” öfkeden bir alev püskürtmediğim kalmıştı.
“Bana bak, benle düzgün konuş!”
“Ne o? Zoruna mı gitti? Kendini prens, kral falan mı zannediyordun sen? Gerçi sen bu hayvanlıkla onu da yapamazsın ya.”
“Bana bak, sen!” araya bir başkasının sesi duyuldu.
“Yusuf, ne oluyor burada?!” hafif tempoda koşar adım bize yaklaşıyordu. O kişiyi hiç aldırış etmeden sözlerime kaldığım yerden devam ettim.
“Eee, baktım ne oldu. Çünkü ben bir şey göremiyorum.” Az evvel ismini öğrendiğim Yusuf denilen şahsiyet, tekrar söze gireceği vakit arkadaşı yanımıza vardığı gibi söze atıldı.
“Tamam, Yusuf sus. Kız haklı” sesini yumuşatıp sözüne devam etti. “Özür dileriz.” Uzun boylu, kumral, yeşil gözlüydü. İsmini öğrendiğim Yusuf’a göre ne kadar da ılımlı yaklaşmıştı. Arkadaşının sözü üzerine “sonunda aklı başında biri” diye çıkıştım. “Hay Allahlım çattık ya!” deyip ters ters bakmaya başladı Yusuf olan.
“Tamam Yusuf. Sen git diğerlerinin yanına. Ben geliyorum.”
“Tamam, ben gidiyorum. Sende bu baş belasıyla ne yaparsan yap.”
“Sensin baş belası!” sözlerimi duymamazlığa verip yoluna koyuldu. Sinirli bakışlarımı bu hödükten alıp, yanımdakine baktım. “Daha iyi misin?” diye sormuştu.
“Evet, sağ ol.”
“Kusura bakma sinirliydi biraz. O an sana patlamış bulundu. Ayrıca normalde böyle değildir. Biraz tuhaf bir tanışma oldu. Tekrar özür dileyerek, ben Furkan.” Elini uzattı, Gülümseyerek. Gülüşünü karşılık verip, “umarım öyledir. Gerçekten öyle oldu. Bende hilal.” Bende elini sıktım. Elimi alıp, tanıştığıma memnun olduğumu dile dökerek basketbol sahasının oradan ayrıldım. Sıramda oturmuş bugün ki olayı resmediyordum. Yaşadığım iyi veya kötü anıları resmetmek iyi geliyordu. Benimle yumuşak dilde konuşan Furkan’ı çizdim yanına da basketbol oynayışını çizdim. Top elinde ve zıplayarak potaya vuruyor. Aniden yanımda hareketlilik oldu. Bu ani hareketlilikle defterimin kapağını hızlıca kapattım. Ve başımı yanımdakine çevirdim.
Furkan?
“Aa sen?”
“Aa ben?” Gülünce bende gülmüş bulundum. “Furkan’dı değil mi?”
“Evet.” Bu sefer de diğer tarafım hareket oldu. Bize doğru kafasını uzatan bedene döndüğümde Güliz’le karşılaştım. “Arkadaş canlısıdır, abim aslında. Ama kız ortamı pek sevmez. Hayret seninle nasıl konuşuyor?” Bakışlarımı Güliz’den Furkan’a çevirdim.
Furkan’ın hiç umurunda değilmiş gibi laptopuyla ilgileniyordu. Tekrar Bakışlarımı Furkan’dan Güliz’e çevirdim. “Abin mi?” Abisi olduğunu hiç düşünmemiştim. Hâliyle biraz şaşırmıştım. Şansa bak Güliz’in abisiyle tanışmışım. “Hıhı” sınıfa hocanın gelmesi üzerine sohbet havada toz oldu.
Moladaydık. Molada Furkan, çok durmadan gitti.
Arkasından bakınırken, “ne o yoksa âşık mısın?” Bakışlarımı Güliz'e çevirdim. “Dalmışım ya.” Güliz konuşana kadar daldığım hiç fark etmemiştim. “Bu sorumun cevabı değil. Ayrıca abimi gören kızlar genelde bunu der,” dedi imalı imalı.
“Yani diyorum ki; çok beğendiysen üzülme, ayarlarız. Hem ben, seni ilk görüşümde kanım da ısındı. Yenge kotama girdin.” Kıkırdadı. Sözlerinden mütevelli kulaklarıma kadar kızardığımı biliyordum. “Hayır, sadece soğuk ama bir o kadar da ılımlı biri gibi.” Sözlerimin ardından bakışlarımı kaçırdım.
“Tam aksine, cana yakındır. Arkadaşlarımı seviyor olsa bile pek bu ortamlar ona göre değildir. Bir de şimdi o arkadaşının yanına gitmiştir. Tanıdıkça abimle iyi anlaşan arkadaş olursunuz.” Anladım der gibi başımı salladım.
Güliz'in dediği gibi zamanla Furkan'la anlaşabilirim diye düşündüm.
Yine günlerden bir tanesindeyiz, hep beraber ders çalışacağımız gün, dünya için küçük benim için büyük bir olay oldu. Ders çalıştığımız odaya tanıdığım biri geldi. İlk gördüğüm andan itibaren kendisinden hiç ama hiç hoşlanmamıştım malûm. Durum Hâlen aynıydı. Ne yalan söyleyeyim. Kendisinde sevmeyeceğim bütün özellikler eklenmişti.
Egoist, ukala, kendini beğenmiş, yüz güzelliğiyle herkesi etkileyebileceğini zanneden uyuzun tekiydi. İsminde bile hayır yok ki kendisinde olsun!
Yusuf Can Kutlu. Böyle isim mi olur ayrıca? Neden bilmiyorum ama bir insanın her hareketi mi sinir bozucu olurdu? Ukala ne olacak.
Sürekli göz devirmeme sebebiyet veriyordu.
Bakın, her şeyi ama her şeyi geçtim, Furkan gibi bir beyefendi, bu tarz ukalalarla nasıl arkadaş olabilirdi, anlamıyorum.
Kafeteryada tek başıma ders çalışmaya çalışıyordum ta ki vampir çocuk karşımdaki masalardan bir tanesine oturana kadar. Öyle beyaz tenli ki, vampirlerle yarışır. Ukala bey. Iyy, haspam. Sanki dünya onun etrafında dönüyor...
Normal şartlarda herkese saygı duyardım ama bu çocukta beni geri iten bir şeyler vardı. Neden bu kadar bu çocuğa kıl olduğumu düşünmeye başladım. Yusuf bana bir şey yapmamıştı. Geçenlerde ki olay vardı sadece. O hâlde neden bu kadar gıcık olmuştum kendisine. Çünkü ben birine bu kadar uzun süreli gıcık olmazdım. Sandalyelerden bir tanesi çekildi ve buse oturdu. “Çocuğu gözlerinle taciz etmeyi bırakır mısın? Şuan ben bile rahatsız oldum.” Gözlerimi buseye çevirdim.
“Anlamıyorum. Bana bir şey yapmadığı halde neden gıcık oldum sence?” Düşünür gibi elini yüzünde tuttu. “Dünya onun etrafında dönüyormuş gibi bir havası var. Bu tür insanlarla pek anlaşamazsın, ondandır. Bende biraz sevemedim ama bana bir zararı olmadığı müddetçe ilgilenmiyorum kendisiyle.”
“Haklısın sanırım. Geçen ki konu yüzünden gereksiz yere çocuğa haksızlık ediyor olabilirim. Neyse, çalışmaya devam edelim, biz en iyisi.”
&
YUSUF CAN KUTLU HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ??
PEKİ, FURKAN'IN BU KADAR ANLAYIŞLI VE TAM BİR BEYEFENDİ OLMASİ KONUSUNDA NE DÜŞÜNÜYORUZ???
BAYYYYY
SEVGİLİ OKURLARIM MERHABALAR
İYİ OKUMALARRR
~
Henüz dersin başlamasına vardı. Bende bunu değerlendirmek istiyordum. Eşyalarımı sırama bırakıp okulun bahçesine adımladım. Bahçede sahanın yakınında bir ağacın kenarına oturdum. Çizim defterime ne çizeceğimi düşünürken başıma çok sert bir cisim çarptı. Basketbol topu, başıma çarpışıyla yavaşça benden uzaklaştı. Başımı tutarak inledim. “Ahh. Ne yapıyorsunuz Allah aşkına. İnsanlara zorunuz mu var sizin?”
“Sende oraya oturmasaydın, o zaman kızım!” bu sözleri söyleyen kişiye o kadar sinirlendim ki. Ani hareketle ayağa kalktım.
“Vuran sensin geri zekâlı! Dikkatli olabilirdin” öfkeden bir alev püskürtmediğim kalmıştı.
“Bana bak, benle düzgün konuş!”
“Ne o? Zoruna mı gitti? Kendini prens, kral falan mı zannediyordun sen? Gerçi sen bu hayvanlıkla onu da yapamazsın ya.”
“Bana bak, sen!” araya bir başkasının sesi duyuldu.
“Yusuf, ne oluyor burada?!” hafif tempoda koşar adım bize yaklaşıyordu. O kişiyi hiç aldırış etmeden sözlerime kaldığım yerden devam ettim.
“Eee, baktım ne oldu. Çünkü ben bir şey göremiyorum.” Az evvel ismini öğrendiğim Yusuf denilen şahsiyet, tekrar söze gireceği vakit arkadaşı yanımıza vardığı gibi söze atıldı.
“Tamam, Yusuf sus. Kız haklı” sesini yumuşatıp sözüne devam etti. “Özür dileriz.” Uzun boylu, kumral, yeşil gözlüydü. İsmini öğrendiğim Yusuf’a göre ne kadar da ılımlı yaklaşmıştı. Arkadaşının sözü üzerine “sonunda aklı başında biri” diye çıkıştım. “Hay Allahlım çattık ya!” deyip ters ters bakmaya başladı Yusuf olan.
“Tamam Yusuf. Sen git diğerlerinin yanına. Ben geliyorum.”
“Tamam, ben gidiyorum. Sende bu baş belasıyla ne yaparsan yap.”
“Sensin baş belası!” sözlerimi duymamazlığa verip yoluna koyuldu. Sinirli bakışlarımı bu hödükten alıp, yanımdakine baktım. “Daha iyi misin?” diye sormuştu.
“Evet, sağ ol.”
“Kusura bakma sinirliydi biraz. O an sana patlamış bulundu. Ayrıca normalde böyle değildir. Biraz tuhaf bir tanışma oldu. Tekrar özür dileyerek, ben Furkan.” Elini uzattı, Gülümseyerek. Gülüşünü karşılık verip, “umarım öyledir. Gerçekten öyle oldu. Bende hilal.” Bende elini sıktım. Elimi alıp, tanıştığıma memnun olduğumu dile dökerek basketbol sahasının oradan ayrıldım. Sıramda oturmuş bugün ki olayı resmediyordum. Yaşadığım iyi veya kötü anıları resmetmek iyi geliyordu. Benimle yumuşak dilde konuşan Furkan’ı çizdim yanına da basketbol oynayışını çizdim. Top elinde ve zıplayarak potaya vuruyor. Aniden yanımda hareketlilik oldu. Bu ani hareketlilikle defterimin kapağını hızlıca kapattım. Ve başımı yanımdakine çevirdim.
Furkan?
“Aa sen?”
“Aa ben?” Gülünce bende gülmüş bulundum. “Furkan’dı değil mi?”
“Evet.” Bu sefer de diğer tarafım hareket oldu. Bize doğru kafasını uzatan bedene döndüğümde Güliz’le karşılaştım. “Arkadaş canlısıdır, abim aslında. Ama kız ortamı pek sevmez. Hayret seninle nasıl konuşuyor?” Bakışlarımı Güliz’den Furkan’a çevirdim.
Furkan’ın hiç umurunda değilmiş gibi laptopuyla ilgileniyordu. Tekrar Bakışlarımı Furkan’dan Güliz’e çevirdim. “Abin mi?” Abisi olduğunu hiç düşünmemiştim. Hâliyle biraz şaşırmıştım. Şansa bak Güliz’in abisiyle tanışmışım. “Hıhı” sınıfa hocanın gelmesi üzerine sohbet havada toz oldu.
Moladaydık. Molada Furkan, çok durmadan gitti.
Arkasından bakınırken, “ne o yoksa âşık mısın?” Bakışlarımı Güliz'e çevirdim. “Dalmışım ya.” Güliz konuşana kadar daldığım hiç fark etmemiştim. “Bu sorumun cevabı değil. Ayrıca abimi gören kızlar genelde bunu der,” dedi imalı imalı.
“Yani diyorum ki; çok beğendiysen üzülme, ayarlarız. Hem ben, seni ilk görüşümde kanım da ısındı. Yenge kotama girdin.” Kıkırdadı. Sözlerinden mütevelli kulaklarıma kadar kızardığımı biliyordum. “Hayır, sadece soğuk ama bir o kadar da ılımlı biri gibi.” Sözlerimin ardından bakışlarımı kaçırdım.
“Tam aksine, cana yakındır. Arkadaşlarımı seviyor olsa bile pek bu ortamlar ona göre değildir. Bir de şimdi o arkadaşının yanına gitmiştir. Tanıdıkça abimle iyi anlaşan arkadaş olursunuz.” Anladım der gibi başımı salladım.
Güliz'in dediği gibi zamanla Furkan'la anlaşabilirim diye düşündüm.
Yine günlerden bir tanesindeyiz, hep beraber ders çalışacağımız gün, dünya için küçük benim için büyük bir olay oldu. Ders çalıştığımız odaya tanıdığım biri geldi. İlk gördüğüm andan itibaren kendisinden hiç ama hiç hoşlanmamıştım malûm. Durum Hâlen aynıydı. Ne yalan söyleyeyim. Kendisinde sevmeyeceğim bütün özellikler eklenmişti.
Egoist, ukala, kendini beğenmiş, yüz güzelliğiyle herkesi etkileyebileceğini zanneden uyuzun tekiydi. İsminde bile hayır yok ki kendisinde olsun!
Yusuf Can Kutlu. Böyle isim mi olur ayrıca? Neden bilmiyorum ama bir insanın her hareketi mi sinir bozucu olurdu? Ukala ne olacak.
Sürekli göz devirmeme sebebiyet veriyordu.
Bakın, her şeyi ama her şeyi geçtim, Furkan gibi bir beyefendi, bu tarz ukalalarla nasıl arkadaş olabilirdi, anlamıyorum.
Kafeteryada tek başıma ders çalışmaya çalışıyordum ta ki vampir çocuk karşımdaki masalardan bir tanesine oturana kadar. Öyle beyaz tenli ki, vampirlerle yarışır. Ukala bey. Iyy, haspam. Sanki dünya onun etrafında dönüyor...
Normal şartlarda herkese saygı duyardım ama bu çocukta beni geri iten bir şeyler vardı. Neden bu kadar bu çocuğa kıl olduğumu düşünmeye başladım. Yusuf bana bir şey yapmamıştı. Geçenlerde ki olay vardı sadece. O hâlde neden bu kadar gıcık olmuştum kendisine. Çünkü ben birine bu kadar uzun süreli gıcık olmazdım. Sandalyelerden bir tanesi çekildi ve buse oturdu. “Çocuğu gözlerinle taciz etmeyi bırakır mısın? Şuan ben bile rahatsız oldum.” Gözlerimi buseye çevirdim.
“Anlamıyorum. Bana bir şey yapmadığı halde neden gıcık oldum sence?” Düşünür gibi elini yüzünde tuttu. “Dünya onun etrafında dönüyormuş gibi bir havası var. Bu tür insanlarla pek anlaşamazsın, ondandır. Bende biraz sevemedim ama bana bir zararı olmadığı müddetçe ilgilenmiyorum kendisiyle.”
“Haklısın sanırım. Geçen ki konu yüzünden gereksiz yere çocuğa haksızlık ediyor olabilirim. Neyse, çalışmaya devam edelim, biz en iyisi.”
&
YUSUF CAN KUTLU HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ??
PEKİ, FURKAN'IN BU KADAR ANLAYIŞLI VE TAM BİR BEYEFENDİ OLMASİ KONUSUNDA NE DÜŞÜNÜYORUZ???
BAYYYYY
SEVGİLİ OKURLARIM MERHABALAR
İYİ OKUMALARRR
~
Henüz dersin başlamasına vardı. Bende bunu değerlendirmek istiyordum. Eşyalarımı sırama bırakıp okulun bahçesine adımladım. Bahçede sahanın yakınında bir ağacın kenarına oturdum. Çizim defterime ne çizeceğimi düşünürken başıma çok sert bir cisim çarptı. Basketbol topu, başıma çarpışıyla yavaşça benden uzaklaştı. Başımı tutarak inledim. “Ahh. Ne yapıyorsunuz Allah aşkına. İnsanlara zorunuz mu var sizin?”
“Sende oraya oturmasaydın, o zaman kızım!” bu sözleri söyleyen kişiye o kadar sinirlendim ki. Ani hareketle ayağa kalktım.
“Vuran sensin geri zekâlı! Dikkatli olabilirdin” öfkeden bir alev püskürtmediğim kalmıştı.
“Bana bak, benle düzgün konuş!”
“Ne o? Zoruna mı gitti? Kendini prens, kral falan mı zannediyordun sen? Gerçi sen bu hayvanlıkla onu da yapamazsın ya.”
“Bana bak, sen!” araya bir başkasının sesi duyuldu.
“Yusuf, ne oluyor burada?!” hafif tempoda koşar adım bize yaklaşıyordu. O kişiyi hiç aldırış etmeden sözlerime kaldığım yerden devam ettim.
“Eee, baktım ne oldu. Çünkü ben bir şey göremiyorum.” Az evvel ismini öğrendiğim Yusuf denilen şahsiyet, tekrar söze gireceği vakit arkadaşı yanımıza vardığı gibi söze atıldı.
“Tamam, Yusuf sus. Kız haklı” sesini yumuşatıp sözüne devam etti. “Özür dileriz.” Uzun boylu, kumral, yeşil gözlüydü. İsmini öğrendiğim Yusuf’a göre ne kadar da ılımlı yaklaşmıştı. Arkadaşının sözü üzerine “sonunda aklı başında biri” diye çıkıştım. “Hay Allahlım çattık ya!” deyip ters ters bakmaya başladı Yusuf olan.
“Tamam Yusuf. Sen git diğerlerinin yanına. Ben geliyorum.”
“Tamam, ben gidiyorum. Sende bu baş belasıyla ne yaparsan yap.”
“Sensin baş belası!” sözlerimi duymamazlığa verip yoluna koyuldu. Sinirli bakışlarımı bu hödükten alıp, yanımdakine baktım. “Daha iyi misin?” diye sormuştu.
“Evet, sağ ol.”
“Kusura bakma sinirliydi biraz. O an sana patlamış bulundu. Ayrıca normalde böyle değildir. Biraz tuhaf bir tanışma oldu. Tekrar özür dileyerek, ben Furkan.” Elini uzattı, Gülümseyerek. Gülüşünü karşılık verip, “umarım öyledir. Gerçekten öyle oldu. Bende hilal.” Bende elini sıktım. Elimi alıp, tanıştığıma memnun olduğumu dile dökerek basketbol sahasının oradan ayrıldım. Sıramda oturmuş bugün ki olayı resmediyordum. Yaşadığım iyi veya kötü anıları resmetmek iyi geliyordu. Benimle yumuşak dilde konuşan Furkan’ı çizdim yanına da basketbol oynayışını çizdim. Top elinde ve zıplayarak potaya vuruyor. Aniden yanımda hareketlilik oldu. Bu ani hareketlilikle defterimin kapağını hızlıca kapattım. Ve başımı yanımdakine çevirdim.
Furkan?
“Aa sen?”
“Aa ben?” Gülünce bende gülmüş bulundum. “Furkan’dı değil mi?”
“Evet.” Bu sefer de diğer tarafım hareket oldu. Bize doğru kafasını uzatan bedene döndüğümde Güliz’le karşılaştım. “Arkadaş canlısıdır, abim aslında. Ama kız ortamı pek sevmez. Hayret seninle nasıl konuşuyor?” Bakışlarımı Güliz’den Furkan’a çevirdim.
Furkan’ın hiç umurunda değilmiş gibi laptopuyla ilgileniyordu. Tekrar Bakışlarımı Furkan’dan Güliz’e çevirdim. “Abin mi?” Abisi olduğunu hiç düşünmemiştim. Hâliyle biraz şaşırmıştım. Şansa bak Güliz’in abisiyle tanışmışım. “Hıhı” sınıfa hocanın gelmesi üzerine sohbet havada toz oldu.
Moladaydık. Molada Furkan, çok durmadan gitti.
Arkasından bakınırken, “ne o yoksa âşık mısın?” Bakışlarımı Güliz'e çevirdim. “Dalmışım ya.” Güliz konuşana kadar daldığım hiç fark etmemiştim. “Bu sorumun cevabı değil. Ayrıca abimi gören kızlar genelde bunu der,” dedi imalı imalı.
“Yani diyorum ki; çok beğendiysen üzülme, ayarlarız. Hem ben, seni ilk görüşümde kanım da ısındı. Yenge kotama girdin.” Kıkırdadı. Sözlerinden mütevelli kulaklarıma kadar kızardığımı biliyordum. “Hayır, sadece soğuk ama bir o kadar da ılımlı biri gibi.” Sözlerimin ardından bakışlarımı kaçırdım.
“Tam aksine, cana yakındır. Arkadaşlarımı seviyor olsa bile pek bu ortamlar ona göre değildir. Bir de şimdi o arkadaşının yanına gitmiştir. Tanıdıkça abimle iyi anlaşan arkadaş olursunuz.” Anladım der gibi başımı salladım.
Güliz'in dediği gibi zamanla Furkan'la anlaşabilirim diye düşündüm.
Yine günlerden bir tanesindeyiz, hep beraber ders çalışacağımız gün, dünya için küçük benim için büyük bir olay oldu. Ders çalıştığımız odaya tanıdığım biri geldi. İlk gördüğüm andan itibaren kendisinden hiç ama hiç hoşlanmamıştım malûm. Durum Hâlen aynıydı. Ne yalan söyleyeyim. Kendisinde sevmeyeceğim bütün özellikler eklenmişti.
Egoist, ukala, kendini beğenmiş, yüz güzelliğiyle herkesi etkileyebileceğini zanneden uyuzun tekiydi. İsminde bile hayır yok ki kendisinde olsun!
Yusuf Can Kutlu. Böyle isim mi olur ayrıca? Neden bilmiyorum ama bir insanın her hareketi mi sinir bozucu olurdu? Ukala ne olacak.
Sürekli göz devirmeme sebebiyet veriyordu.
Bakın, her şeyi ama her şeyi geçtim, Furkan gibi bir beyefendi, bu tarz ukalalarla nasıl arkadaş olabilirdi, anlamıyorum.
Kafeteryada tek başıma ders çalışmaya çalışıyordum ta ki vampir çocuk karşımdaki masalardan bir tanesine oturana kadar. Öyle beyaz tenli ki, vampirlerle yarışır. Ukala bey. Iyy, haspam. Sanki dünya onun etrafında dönüyor...
Normal şartlarda herkese saygı duyardım ama bu çocukta beni geri iten bir şeyler vardı. Neden bu kadar bu çocuğa kıl olduğumu düşünmeye başladım. Yusuf bana bir şey yapmamıştı. Geçenlerde ki olay vardı sadece. O hâlde neden bu kadar gıcık olmuştum kendisine. Çünkü ben birine bu kadar uzun süreli gıcık olmazdım. Sandalyelerden bir tanesi çekildi ve buse oturdu. “Çocuğu gözlerinle taciz etmeyi bırakır mısın? Şuan ben bile rahatsız oldum.” Gözlerimi buseye çevirdim.
“Anlamıyorum. Bana bir şey yapmadığı halde neden gıcık oldum sence?” Düşünür gibi elini yüzünde tuttu. “Dünya onun etrafında dönüyormuş gibi bir havası var. Bu tür insanlarla pek anlaşamazsın, ondandır. Bende biraz sevemedim ama bana bir zararı olmadığı müddetçe ilgilenmiyorum kendisiyle.”
“Haklısın sanırım. Geçen ki konu yüzünden gereksiz yere çocuğa haksızlık ediyor olabilirim. Neyse, çalışmaya devam edelim, biz en iyisi.”
&
YUSUF CAN KUTLU HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ??
PEKİ, FURKAN'IN BU KADAR ANLAYIŞLI VE TAM BİR BEYEFENDİ OLMASİ KONUSUNDA NE DÜŞÜNÜYORUZ???
BAYYYYY