Naz, Kerem ile konuştuğu akşam sohbetleri ilerdikçe onun hakkında düşündüğü şeyleri ona söylemeye başladı. Aslında kendi aralarında o ve arkadaşlarının aslında nasıl insanlar olabilecekleri hakkındaki fikirlerini de anlattı. Naz ona söylenen çoğu şeyi ağzında tutamıyordu. O akşam tanıştığı bir çocuğa da hemen onun hakkında söylenen şeyleri anlatmıştı. Bunlar gizli söylenen şeyler değildi, bunlar herkesin aklına gelebilecek fikirlerdi. Düşündükleri şeylerde mantıklı sebepleri vardı. Kerem bunu ilk duyduğunda afalladı, böyle bir insan olmadığına kendi emindi. Dışarıdan nasıl gözüktüğü hakkında da elbette fikiri vardı. Kendi yakın arkadaşları bile onun dışarıdan böyle gözüktüğünü fakat aslında böyle bir insan olmadığıı söylüyordu. Kerem, aslında bahsettikleri gibi kız düşkünü bir insan değildi. Naz’a da bunları anlatmaya çalıştı. Naz, eğer öyle bir insan olsa bile böyle bir şey söylemeyeceğim biliyordu. İlk defa o akşam konuştuğu bir insanın sözüne inanacak kadar saf bir kız değildi. Kızlar kendi aralarında konuştukları ve duydukları şeylere gerçekten önem veriyordu. Bunu sadece onların arkadaş grubu yapmıyordu, diğer tüm kız arkadaş grupları da böyleydi. Yalnızca kızlara özel bir durum olarak da değil erkeklerin çoğu da bu şekilde düşünüyordu. Bir insana hakkında dışarıdan duyulan yorumlaıın bir kısmı yanlış olma ihtimali taşırken, diğer kalan kısmı ise doğruluğunu korumayı başarıyordu. Bir insan hakkında onun ve çevresinde olan herkesten tamamen kötü şeyler duyuyorsa, o insanda söylenilen kadar abartı olmasa da bir problem vardır. Herkes kötü konuşuyorsa eğer bir bildikleri vardır.
Kerem ise yine de sinirlenmişti, hakkında kötü konuşulması hoşuna gitmemişti. Sadece onu değil kendi arkadaşları hakkında da bu şekilde düşündükleri için daha da sinirlenmişti. Aşk hayatında konusunda kendi hallerinde takılan ve aslında çok kalpleri kırılan insanlar oldukları halde, kız düşkünü olarak konuşulmak sinirlendirmişti. Kendi hakkında gerçek olan bir konuyu söyleseydi eğer belki sorun olmazdı ama gerçek dışı olan şeyleri duyunca gerçekten sinirleniyordu. Birkaç konu yüzünden daha konuşmaları pek iyi gitmedi. Naz ve Kerem o akşam konuşmayı kestiler. Bunun sebebi ise Naz idi. Kerem aslında şuanda gerçekten sevebileceği, değer verebileceği bir insan arıyordu. Naz’ı görüp beğenmişti ve onunla konuşup düşüncelerinin aynı olup olmayacağını merak etmişti. Naz ise Kerem’e karşı aslında olmadığı biri gibi konuşmuştu.
“Ben öyle ciddi ilişki falan sevmiyorum.”
“Takılmayı mı seviyorsun yani?”
“Öyle kafam daha rahat oluyor. Ben takılmayı daha çok seviyorum.”
Yani kendi hakkında oluşabilecek bir sürü kötü düşünceye sebep veren cümleler kurmuştu. Kızlar bunu duyduklarında zaten Naz’ın neden böyle söylediğini anlayamamışlardı. Yağmur da Naz’a neden böyle yaptığını sorup durdu, Naz’ın ise net bir cevabı yoktu. Kerem onun için önemli bir insan değildi. Söylediği şeyler yüzünden ne düşünürdü bilmiyordu ve bilmek de istemiyordu. O istediğini düşünebilir gibi düşünüyordu. Yağmur bir anlam veremedi fakat Naz’ın bile umurunda değildi. Yağmur neden bu olayı neden bu kadar önemsemeliydi ki? O akşam da onların son konuşmalarının geçtiği akşam oldu, biir daha da lonuşmadılar.
