Flört üzerine yazmak sanıldığı kadar kolay değil. İlişkinin taktiksel olduğunu savunanlar da var, taktik işin içine girince duyguların değersizleşeceğini düşünenler de. Bense her iki tarafa da meyilliyim. Son ilişkisinde duyguların esareti altında kalmış biri olarak söylemeliyim ki enkaz haline geldim ve sonrasında taktik maktik derken yalnızlığa demir attım. İlişki, oyunlardaki en zor seviyelerden biriyse flört etmek de bol ödüllü ve oynaması keyifli geçiş bölümü olabilir.
Bu yüzden flört üzerine yazmak istedim; insanları ilişkiden ziyade bu evreye çeken şey ne... eşelemek istediğim konu işte tam olarak bu.
Sorumluluklar, dediğinizi duyar gibiyim. Yine de bu cevap beni tam olarak tatmin etmiyor. Herkes sorumsuz değil, biriyle derin bir bağa sahip olmayı arzulayan pek çok kişi var. Peki bu insanları tutan ne? Çok seçenek arasında kaybolup gitmek mi? Yoksa birini seçtiklerinde akılları diğer kişide kalacak diye mi korkuyorlar? Bu yüzden mi aynı anda pek çok kişiyle konuşuluyor? Öyleyse eski zaman insanlarını; hani şu X ve ucundan da Y kuşağını bu durumdan alıkoyan neydi? Sosyal medya ve çağımızda cereyan eden doyumsuzluk hastalığı mı buna neden? Belki...
Kağıtlar elimdeyken düşündüğüm şeyler işte bunlar oluyor. Bir şeyi sorgulamak tam olarak evraka anı. Bu yüzden gözüme kestirdiğim kişilerde flört taktiklerini kullanarak bir hipotez kurup kurgumu bunun üzerine inşa etmeyi düşündüm. Farklı tip insanları seçmek güzel olurdu, ancak gözüme kestirmem için o kişiyi bir miktar da olsa beğenmem gerek. Bunun yanında benimle flört etmeye çalışanları da mercek altına alacağım. Bu çağ, bizlere ne sunuyor görmek istiyorum.
"Ben oyundayım." diyerek odasından bağırıyor Emircan.
Sessizce kanepeye kuruluyorum, gözlerim hayali bir noktaya odaklanmış vaziyette. Ben de oyunda olmalıyım, diye düşünüyorum ve anlık bir dürtüyle pencereye bakıyorum.