İçeriğe geç

İlk Aşk

Bölüm 15 · 3 dk okuma

İlk Aşk

Bölüm 15

~|~

Ev iki yana genişleyen bölmelerden oluşmuş. Her bölme üçgen çatılarla birbirinden ayrılmış gibi, çatılar arasında dumanı tüten bacalar var. Yoğun kar alan bir bölgeyse burası, devleşen bitkilerin tek açıklaması da kar suyu olmalı. İri kaya blokları ve ahşabın harmanı duvarları hem kadim çağlardan kalma gibi hem de rustik bir güzellik olarak gösteriyor. Bu eve anında âşık oluyorum, üstelik içeriyi henüz görmedim bile. Sarı ışık yayan lambalar çok geçmeden açılıyor ve giriş kapısındaki insan sırası, tablasında yanan bir mum gibi hızla eriyor.

Güneş dağların ardında gözden kaybolduğu an kendimi veranda basamaklarında buluyorum. Ağaçların hışırtısı yoğunlaşıyor, karanlık benekler gibi gökyüzünü kuşatıyor yapraklar. Serin hava kendini gösteriyor ve etkisi de her geçen dakikayla artıyor. Artık dışarıdaki insanlar daha huysuz. Bazıları reddedilmeyi kabullenmiş bir şekilde alandan ayrıldı ama diğerleri, hala kıpırtısız bir şekilde bekleyen korumaları bıktırırcasına konuşmaya devam ediyor. Gerçi korumaların zerre umurunda değil bu; hatta gözlerini kırpmasalar içi doldurulmuş mankenler olduklarını bile düşüneceğim.

Sıra bana geldiği an kasılıyorum ve elim birkaç kemiği daha da sıkıyor. Emircan'ın parmakları bu; onun elini tuttuğumun farkında bile değilim. Bana cesaret verircesine gülümsüyor ve tam o anda kapıda cıvıltıyla konuşan turuncu saçlı bir kadın beni kolumdan çekiştiriyor. "Hanımlar buradan geliyor tatlım." diyor. Sesi o kadar tiz ve yüksek ki yüzümü buruşturuyorum. Ellerim kadın tarafından zapt edildiği için kulaklarım savunmasız. Onlar adına üzülüyorum, bu kadın korkunç derecede abartılı. Ölçüsüz gülüşüyle kemik çerçeveli, zümrüt yeşili gözlüğünü yakasına indiriyor ve kocaman açtığı gözleriyle bana iyice bir bakıyor. Bu işteki terslik sebebiyle yüzüm daha da buruşuk. O an alıyorum, gözlük aslında bir aksesuar. İşlevi yok. Kadının bürünmek istediği bir tarz var ve gözlük de bunu destekliyor.

Beni içeri almak yerine arka bahçeye götürüyor, bahçenin uzak köşesinde kabin gibi bir şeyin önünde duruyoruz. Siyah iskeletli, camdan bir dikdörtgen... "İçeri gir." diyor turuncu saçlı kadın buyurgan bir sesle. Dudaklarına sürdüğü mor ruj hiç taşmamış, beyaz dişlerine dahi bulaşmamış. Kusursuz bukleleri omuzlarında zıplıyor ve üstündeki hâkî takım sanki az önce ütülenmiş gibi. Hataya tahammülü olmadığını görünüşüyle vurguluyor. Gözleri kısık ve beni süzüyor. "Gir hadi." diyor tekrar, eli açık bir davet misali havada.

Tereddütlü adımlar atıyorum ve saniyeler içinde kendimi kabinin içinde buluyorum. İçeride tek bir masa var ve masanın arkasında da beni buraya sürükleyen kadının tam tersi biri. Vücudu kilolu, görünüşü uykusuz ve saçı dağınıkça toplanmış. Tenine yapışan açık kahverengi tişörtün içinde iri göğüslerinin çizgileri fazla belirgin ama hiç de seksi durmuyor. Elindeki kağıtları sabırsızca bana doğru uzatıyor. Biri form, diğeriyse kapalı bir zarf.

“Formu doldur. Bilgilerinin doğruluğundan emin ol yalnız. Kendini şişiren o kadar çok insan gördüm ki bugün.” Gözlerini alışkanlıkla deviriyor kadın, gün içinde sayısız kez yapmış olmalı.

Forma göz atarken ne demek istediğini anlıyorum. Başvuru yaptığımız bu şey her neyse, ona dahil olmak için parlak tavus kuşlarına dönmek istemiş olmalı herkes. Elime kalemi alıp bilgileri gayet doğru şekilde doldurmaya başlıyorum.

Adı: Beren

Soyadı: Yazıcı

Kendini nasıl tanımlar: Koca bir hayal gücü balonu olarak.

İlişki durumu: Karışık, hem de epey ama galiba son zamanlarda bir hayli yok.

Bu son kısmı silip silmemek arasında kararsız kalıyorum. Sonra “Boş versene.” diyorum. Buraya gelirken duyduğum heyecan midemi düğümlemiş vaziyette.

Nasıl tiplerden hoşlanır: …

Kaşlarımı çatıyorum. Buna zikzak diye cevap verebilirim aslında.

Nasıl tiplerden hoşlanır: Belli bir fenotip belirlenememiştir.

İlk aşkı: Emircan.

Kalem o kadar uzun süre kâğıt üzerinde kalıyor ki mürekkep noktası hızlıca bir göle dönüşüyor.

Bunu alenen herkese duyurmak istediğimden emin değilim. Bu organizasyon dandik kağıtlarla duyurulmuş olabilir ama kalabalık gösteriyor ki reklamı iyi iş yapmış. Uygulama sözcüğü geçtiği için de sosyal medya üzerinde sükse yaratacağını varsayabilirim. Bu durumda Emircan’a olan eski hislerim herkesin önüne düşecek. Özellikle de Emircan’ın önüne ve yıllanmış bir yarışı kaybetmiş olacağım. Düşünüyorum ve nihayetinde ‘her şey olacağına varır’ düsturunu benimsemeye karar veriyorum. Kalan soruları da hızlıca cevaplayarak formu, hayatının en sıkıcı gününü geçiren kadına uzatıyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.