İçeriğe geç

İlk Aşk

Bölüm 14 · 2 dk okuma

İlk Aşk

Bölüm 14

~|~

Aslında görünüş olarak pek de korkutucu biri sayılmam. Sevimli biri olduğumu düşünürüm. Kabarık, kıvırcık saçım deniz kumlarının rengindedir, hani şu, kızgın güneşte kavrulurken ayaklarımızı içine sokuşturmayı sevdiğimiz kumların renginde. Minyon bedenimde göğsümün altına dek uzanan saçım çok dikkat çeker. Dikkat çekmeyi de severim. İri, yeşil gözlerim çekik çizgilerle gergindir ve dolgun dudaklarım şişkin kirazlara benzer. Erkeklerde şehvet uyandırma sebeplerimin bunlar olduğunu düşünmüşümdür hep. Keskin bir bakış ve doğru anlarda ısırılan dudaklar...

İnsanları oldukça kolay çözümlerim. O an ne hissettiklerini, gergin ya da mutlu olup olmadıklarını veya zaaflarını... İnsanları okumayı bilmek için sana sunduklarına değil üzerine yapışan alışkanlıklara bakmak gerekir. Beden dili aslında pek çok şeyi ele verir. Bu yüzden biriyle laflarken söylediklerine odaklanmak yerine vücut hareketlerine bakarım. Anlattığı şeyi sahipleniyor mu yoksa benliğinde daha fazla kalmasın diye onları bir çırpıda döküveriyor mu? Küçük nüanslar... Mesleğimde yani yazarlık hayatımda bana en çok katkı sağlayan şeyler işte bunlar.

Yine de beni ters köşe eden tek bir kişi vardı: Emircan. Bana hisleri olduğunu düşünmüşken yıllardır başka biriyle birlikteydi. Bu da aklıma şunu getirmişti. Olayı ne kadar kişiselleştirirsek doğru olgular elde etmemiz de o kadar zorlaşır. Duygular bize hata yaptırır.

Derken navigasyon bize adrese ulaştığımızı bildiren bir uyarı sunuyor. Devasa bir alan burası, heybetli bir dağ evi. Yabani çiçekler ve otların bürüdüğü kocaman bir bahçenin içinde eski ama sağlam görünen ahşap bir yapı... Nutkum tutuluyor. Evin terk edilmiş bir hava sunması o an için daha doğru bir tasvir gibi görünüyor gözüme ama bahçede pek çok insan var. Bazıları hararetle neden içeri alınmadıklarını sorgulayıp duruyor. Diğerleri ise yakını olduklarını düşündüğüm kişileri sakinleştirmek için çabalıyor. Güneş gözlüklü takım elbiseli korumalar ise sanki bir heykel gibi kıpırtısızca bekliyorlar toprağın üstünde ve de giriş kapısının iki yanında. Sanki bir film setinin içinde gibiyim. Bu prodüksiyon için iyi para harcanmış olmalı doğrusu ama sonra aklıma uyduruk afiş geliyor. Bu tezatlık düşündürücü. Yine de olanların benim için tezgahlanan bir oyun olmadığını yavaşça idrak etmeye başlıyorum.

Birbirini tanımayan onlarca insan gelmiş buraya ve başvurular devam ediyor. Sınırlı kontenjan... Bu kelime yanıp sönüyor zihnimde. "Acele et." diyorum Emircan'ın elini tutarak. "Eğlenceyi ıskalamak istemeyiz."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.