
|•°•|
+39: *video*
Siz: Bu ne lan!
+39: Non volevi un video? (Video istemedin mi?)
"Siktir..." Dudaklarımdan istemsizce küfür döküldü. Dün Caner sandığım ve o olarak konuştuğum adam bugün bana Caner'i döverken video kaydına alıyordu.
Caner video da perişan bir hâldeydi. Yüzü gözü kan olmuştu. Sarı saçları önüne düşmüştü. İtalyanca birkaç bir şey söyledi. Videoya çeken adam yüksek ihtimalle konuştuğum kişiydi. Sesi gür ve kalındı.
Video da Caner'e bağırması ile ben bile evimde koltuktan zıplamıştım. Birkaç kere Caner'in şaşırarak adımı söylediğini duymuştum. Diğer adam ise "Alara" diyip bir tomar parayı Caner'in yüzüne çarptırdıktan sonra video bitmişti.
Neye uğradığımı şaşırmış hâldeydim. Lan ben neye bulaştım?
Hemen tabeletimi alıp çeviriye girdim. Sesli oynatıcıyı açıp video da ki sesleri dinletmeye başlattım.
Birkaçını bilemese de çoğu olmuştu.
"Onu kandırdın." Dedi diğer adam.
"Kimi? Kimden bahsediyorsunuz? Ben hiç bir şey bilmiyorum." Caner'in nefes alış verişlerini duyuyordum.
"Alara. Kızın adı bu." Adamın adımı söylediğinde Caner'in neredeyse çenesi ayrılacaktı.
"Alara mı? Onu tanıyor musunuz?"
"Aynen. Senin sayende tanıştık." Adam kamerayı yana çevirdi. Para dolu çantayı gördüm. Bir kısmını aldı."Bu paralar onun değil mi?"
Caner korkudan tirtir titriyordu.
"Onu kandırdın ve o da bana söyledi. Beni sen sanarak bana yazdı. Tek Alara'da değil. Birkaç kişiye de benim numaramı vermişsin." Caner'in korku ile açılmış mavi gözlerini gördüm. "Sizin mi?"
"Yeminler olsun ki sizin numaranız olduğunu bilmiyordum. Listeden buldum, bayım. Çok çok özür dilerim."
"Korkacaksan yapmayacaktın, Caner." Parayı suratına vurdu ve video bitti.
Dilim tutulmuşa döndü adeta. Elim ayağım titredi. Bu adam kimdi böyle?
Siz: Yaptığın şey umarım şakadır.
Siz: Çünkü ben bu duruma düşmek istemiyorum.
Siz: Para da sizin olsun. Caner'de. Umrunda değil.
Bu numarayı engellediniz.
Ben gerginlikten tırnaklarımı kemirirken birkaç dakika sonra yabancı bir numaradan bildirim geldi.
+39: Mi dispiace di averti spaventato. (Seni korkuttuğum için özür dilerim.)
+39: Questo non è il mio scopo. Per favore, sbloccami. Parliamo.(Amacım bu değil. Lütfen engelimi geri çek. Konuşalım.)✓✓
Dediğini yaptım. Diğer numaraya geçtim.
+39: Grazie, gatto. (Teşekkür ederim, kedi.)
+39: Il padre di Caner lavora nella mia azienda e ha scelto un numero a caso dall'elenco dei numeri di telefono miei e dei dipendenti dell'azienda. (Caner'in babası benim şirketimde çalışıyor ve şirkette çalışanların ve benimde telefon numaralarımızın olduğu listeden rastgele bir numara seçmiş.)
+39: E ha defraudato alcune persone come te. Poi ti ha dato il mio numero, che ha scelto dalla lista. Alcune altre persone hanno scritto dopo di te. (Ve senin gibi birkaç kişiyi de dolandırmış. Ardından listeden seçtiği benim numaramı vermiş. Senden sonra birkaç kişi daha yazdı.)
+39: Ho parlato con altre persone e ho restituito i loro soldi. (Diğer kişilerle konuştum ve onların paralarını geri gönderdim.)
+39: Ti ho comprato le scarpe che desideravi così tanto. (Sana da çok istediğin ayakkabılardan aldım.)
+39: Non è ancora arrivato? (Hâlâ gelmedi mi?)
Birden bire hesabıma para yüklemesi geldi. Adam hem bana ayakkabılarımı aldığını söylüyor hemde paramı geri yolluyor.
Siz: Madem ayakkabılarımı aldınız neden paramı geri yolladınız?
+39: Perché non volevo che lavorassi notte e giorno. (Çünkü senin geceleri ve gündüzleri çalışmanı istemedim.)
+39: O che aveva fame da giorni. (Ya da günlerce aç kaldığını.)
O an istemsizce kızardım. Neler oluyor be?
Birden kapı çaldı. Hemen açtım. Kargocu ile göz göze geldim. Şaka mı bu?
Hemen kargomu alıp içini açtım. Ayakkabılar işte burada. BEBEKLERİM!
Siz:

Siz: Teşekkür ederim.
Siz: Beni o kadar mutlu ettin ki sana anlatamam.
Siz: Dolandırıldığımı anlayınca gerçekten kahroldum. Ne yapacağımı bilemedim.
Siz: Çok çok teşekkür ederim.
Siz: Fakat lütfen paramı kabul et.
+39: Non prenderò soldi da te. ( Senden para falan almayacağım.)
+39: Ovviamente ne hai bisogno. Non ho. ( Belli ki ihtiyacın var. Benim yok.)
+39: Basta mangiare regolarmente e bene. Non essere malato. Dormi bene. (Yeter ki düzenli ve iyi beslen. Hasta olma. İyi uyu.)
Siz:

Siz: Ben ve Milo sana teşekkür ediyoruz.
Sugar daddy: Hai un cane? (Bir köpeğin mi var?)
Siz: Evet. Çok tatlı, değil mi?
Sugar daddy: spaventosamente dolce. (Korkutucu derecede tatlı.)
Siz: Milo'ya laf söyleme.
Siz: O benim bebeğim.
Siz: Bu arada bana adını söylemedin.
Siz: Sen benimkini biliyorsun. Ben seninkini bilmiyorum.
Sugar daddy: Diego Ferrante.
Siz: Peki Diego, tanışalım o zaman. Başta tatsız bir olay yaşadık.
Siz: Ben, Alara Yakut. Üçüncü sınıf moda tasarım öğrencisiyim. 22 yaşındayım. Taliplerimi bekliyorum.
Diego: Racconti la tua vita a tutti quelli che non conosci? (Sen tanımadığın herkese her şeyini anlatır mısın?)
Siz: Ne yapmamı bekliyorsun ki.
Siz: Tanışıyoruz işte. Beni tanıyan herkes bunları biliyor zaten.
Siz: Kaç yaşındasın, Diego?
Siz: Ay, biz böyle konuşuyoruz falan da yaşlı değilsin, değil mi?
Diego:

Diego: Non lo so, sono vecchio? (Bilmiyorum, yaşlı mıyım?)
Siz: VAYYY!
Diego: Ho 30 anni. (30 yaşındayım.)
Siz: Tamam, abi.
Siz: Babam kızar. Ben kaçayım.
Diego: Dove stai andando? (Nereye gidiyorsun?)✓
Diego: Da dove viene tuo padre? (Baban nereden çıktı?)✓
Diego: Alara!✓
°°°
Helu!
Offsizi çok özledim ama yapacak bir şey yok. Artık buradan devam ediyoruz.
Bölümler yavaş yavaş gelecek...
Öptüm












