
|•°•|
Siz: SENİ PİS DOLANDIRICI!
Siz: Dava edeceğim oğlum seni!
Siz: Ben o ayakkabılar için kaç gündür aç yattım biliyor musun?
Siz: Kaç gündür işimde mesaiye kalıyorum?
Siz: Bunlar hiç aklına geliyor mu, ha?!
Siz: Ama Allah'ın dingiline güvenip parayı veren bende hata.
Siz: Herife bak! Benim biriktirdiğim paraları alıp İtalya'ya kaçsın.
Siz: Hayatını sikerim oğlum senin!
+39: Chi sei? (Sen kimsin?)
Siz: Lan bana bak, Caner!
Siz: Salağa yatma. Türkçe bildiğini biliyorum.
+39: Non ti capisco. Chi sei? (Seni anlamıyorum. Kimsin?)
Siz: Beynin pekmezini akıtacağım, şimdi. Gerçi Türkiye'ye gel sen bak sana neler yapacağım.
Siz: Bekle geliyorum, bekle.
+39: Mi rovinerai la vita? Non provarci nemmeno. (Hayatımımı sikeceksin. Bunu deneme bile.)
Siz: Ne demek sen kimsin, Caner?
Siz: "Üniversite arkadaşını" tanımadın mı?
Siz: Hah, beyefendiye bak. Denersem ne olur?
+39: Non sono Caner. (Ben, Caner değilim.)
+39: Inoltre, sono passati anni da quando mi sono laureato all'università. (Ayrıca üniversiteyi bitireli yıllar oldu.)
Siz: Ne?
Siz: Sana inanmıyorum.
Siz: Yine beni dolandırdığın zaman ki gibi yalan mı söylüyorsun, Caner?
+39: Non ho intenzione di convincerti. (Seni inandırmak gibi bir amacım yok.)
+39: Basta, non scrivermi più. (Sadece artık bana mesaj atma.)
+39: Questo è il mio ultimo avvertimento. (Bu son uyarım.)
Siz: Bak, anlaşabiliriz. Tamam mı?
Siz: Sen bana söz verdiğin gibi İtalya'dan Fernando Chelle'nin o yeni sezonundan ayakkabılarını getir.
Siz: Bende seni polise şikayet etmeyeyim.
Siz: Nasıl fikir?
+39: Come una merda. (Bok gibi.)
+39: Evidentemente insisti a non capire, ma io non sono Caner. (Anlamamakta ısrarcısın belli ki fakat ben Caner değilim.)
+39: Non ti manderò scarpe o altro. (Sana ayakkabı falan da göndermeyeceğim.)
+39: Per favore, non scrivermi più. Nemmeno io voglio avere a che fare con te. (Lütfen artık bana yazma. Birde seninle uğraşmak istemiyorum.)
Siz:

Siz: Beni dolandırdığın için teşekkür ederim.
Siz: Ne kadar aptal bir insan olduğumu hatırlattığın için teşekkür ederim.
Siz: Gece gündüz saatlerce çalıştığım maaşımı aldığın için teşekkür ederim.
Siz: Beni o güzel ayakkabılardan mahrum bıraktığın için teşekkür ederim.
Siz: Hayallerimi yıktığın için ALLAH BELANI VERSİN, CANER!!!
+39: Stai davvero piangendo? (Gerçekten ağlıyor musun?)
+39: Non sono colpevole di questo incidente. E tu sei duro con me. (Bu olayda benim bir suçum yok. Ve sen bana yükleniyorsun.) ✓✓
+39: Rispondi ai miei messaggi! (Mesajlarıma cevap ver!)
Siz: Ne var?
+39: Non sono quello che stai cercando e non sento il bisogno di dimostrarlo. (Ben aradığın kişi değilim ve bunu kanıtlama ihtiyacı da duymuyorum.)
+39: Ma mi dava fastidio che il mio numero fosse di qualcun altro. (Ama numaramın başka birinde olması canımı sıktı.)
+39: In qualcuno che non conosco. (Tanımadığım birinde.)
+39: Ora è come, da chi hai preso il mio numero? (Şimdi söyle, numaramı kimden buldun?)
Siz: Vallahi kardeş beni şimdi bi' düşündürdün.
Siz: Çünkü benim tanıdığım Caner böyle medeni konuşamaz.
+39: Non sono tuo fratello. (Senin kardeşin değilim.)
Siz: Lafın gelişi o.
Siz: Ben onu bunu bilmem. Bu numarayı bana bizzat Caner verdi.
+39: Ora puoi raccontarmi dell'incidente? (Şimdi bana olayı anlatır mısın?
Siz: Vallaha biz köyden geliyordum arabenle.
Siz: birden birden teröristler önimi geldi dedi dagha gelecesin,
Siz: ben dedim gelmiyorum, o dedi gelecesin.
Siz: mecbur kaldım gitdim.
Siz: dagha gittim, keleşi verdi elime dedi çadışacasın,
Siz: ben dedim çadışmıyorum, o dedi çadışacasın, ben dedim çadışmıyorum.
Siz: mecbur kaldım çadıştım.
Siz:Vahlo tam o esnada bir bomba patladı, GÜM!
Siz: bir parça geldi benim kafama, RAENK!
Siz: Vallohi ben şöhrimi kaybetmişim, iki gün şöhrimi aradım ben bulamadım.
Siz: Sonra biz devlet güçlerine teslim oldum. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
+39: ?
+39: Ma stai scherzando? (Benimle dalga mı geçiyorsun?)
Siz: Özür dilerim.
Siz: LDKENWNKSOSHWHWMKS
Siz: Komikti.
+39: Non ho riso. (Ben gülmedim.)
Siz: Anlamazsın sen zaten boş ver.
Siz: İşin aslı şu şekilde.
Siz: Şimdi benim üniversiteden bir arkadaşım vardı. İsmi Caner Soydan.
Siz: Bu adamın babası İtalya'da çalışıyordu. Ve Caner sürekli oraya giderdi.
Siz: Bende Fernando Chelle'nin yeni koleksiyonunda ki 244 numaralı "Pioggia silenziosa" isimli ayakkabıya bayıldım.
Siz: O kadar güzel ki aşık oldum resmen.
Siz: Fakat yurt dışına satışı yoktu. Bende Caner'e sordum. O da senin için alırım dedi.
Siz: Sonra da bana bu numarayı verip, bana buradan ulaşabilirsin dedi.
Siz: Ona güvenip verdim parayı. Bir hafta sonra ortalıktan kayboldu.
Siz: Anlayacağın, €6,500 şu kadar param gitti.
Siz: Ben bu ayakkabıyı almak için neler yaptım bir bilsen. Dedemden bile para istedim ya.
+39: Sei un tale idiota. (Sen tam bir salaksın.)
Siz: Niye öyle diyordunuz?!
Siz: Çok ayıp.
+39: Comunque non mi interessa se vieni truffato. (Neyse dolandırılman umurumda değil.)
+39: Ma troverò quel Caner. (Fakat o Caner'i bulacağım.)
+39: Lo punirò per avermi messo in questa situazione e per aver dato il mio numero a qualcun altro a suo nome. (Hem beni bu duruma düşürdüğü için, hemde numaramı başka birine kendi adına verdiği için onu cezalandıracağım.)
Siz: Waow!!!
Siz: Ne yapacaksın bak merak ettim.
Siz: İtalya'da da senin gibi kekolar meşhur mu?
+39: Cosa significa Keko? (Keko ne demek?)
Siz: Kabadayı işte.
+39: Stai tranquillo, sono più di un semplice bullo. (Emin ol, kabadayıdan daha fazlasıyım.)
Siz: Tabii canım, tabii.
Siz: Onu bulursan şöyle benden aldığı paralarla döverken video çeker misin?
Siz: Lütfen!!!
Siz: Okulun itirafına atacağım.
+39: Aspettami, Piccolo
gatto. (Bekle beni, küçük kedi.)
Siz: Lan!✓
Siz: Kedi ne lan?✓
Siz: Başka terim bulamadın mı?✓
Siz: Nereye gittin, alooo?✓
°°°
Heluu!
Bu uygulamaya geçiş yaptım. Umarım herkes için iyi olur.
İtalyancam olmadığı için çeviriden yaptım. Hatalarım varsa affola.
Öptüm🧡












