
|•°•|
Diego: Alara.
Diego: È tutto ok? (Her şey yolunda mı?)
Diego: Sei uscito di casa all'improvviso. (Evden aniden çıkıp gittin.)
Diego: C'è un problema con il tuo amico? (Arkadaşın ile alakalı bir sorun mu var?)
Diego: Se c'è un problema, farò tutto il possibile. (Eğer bir sorun varsa elimden ne geliyorsa onu yapacağım.)
Siz: Sorun yok, Diego.
Siz: Cecile bende kalmaya gelmiş. Herhangi bir şey yok. Ben biraz aceleci davrandım.
Diego: Vuoi che cacci via chi viene dalle nostre case? (Evlerimize gelenleri kovmamı ister misin?)
Diego: Se vuoi posso farlo subito. (İstiyorsan bunu hemen yapabilirim.)
Siz: Hayır, Diego. Arkadaşların kalsın. Daha sonra tekrar baş başa kalırız.
Diego: Ma ti voglio adesso (Ama ben şimdi seni istiyorum.)
Diego: Non sopporto questi idioti. (Bu salaklara katlanamıyorum.)
Siz: Nazik ol, Diego. Seni merak edip o kadar yoldan gelmişler.
Diego: Nessuno ha chiesto loro di venire. (Onlara gelin diye olmamıştı.)
Diego: Sono arrivati nel momento peggiore. (En kötü zamanda geldiler.)
Diego: Se li rimando indietro, verrai da me? (Onları geri yollarsam yanıma gelir misin?)
Siz: Belki daha sonra ;)
Siz: Şimdi kapatmam lazım, Diego.
Siz: Cecile beni bekliyor.
Siz: İyi geceler...
Diego: Sogni d'oro, il mio gatto. (Tatlı rüyalar, kedim.)
°°°
Üç gün su gibi akıp geçmişti. Artık okul bitmişti ve gönül rahatlığıyla tatilimi yapabilirdim. Cecile ise Amerika'ya gitmeden önce benimle birlikte bir tatil yapmayı istiyordu. Onun için planlar yapıyorduk.
Bu üç gün içinde Diego ile oldukça çok vakit geçirmiştim. Ayakkabıları sevdiğimden dolayı iki çift çok güzel topuklu ayakkabı almıştı. Bende ona bir takım elbise almıştım.
Diego'yu gerçekten çok mutlu olduğunu hissediyordum. Bende öyleydim. Onunla vakit geçirmekten çok zevk alıyordum. Ama Soner meselesi aklımı kurcalıyordu. Soner'in hâlâ ailemle bir bağlantısı vardı ve ailemin peşimde olup olmadığını çok merak ediyordum. Eğer öyle bir durum olursa dedem ile iletişime geçmem gerekebilirdi.
Ailem her ne kadar beni reddetse de, beni tekrar yanlarında istiyor olabilirlerdi. Onlar için uzaklaştırma kararı çıkartmıştım. Ama bu onları durdurur muydu, bilmiyorum.
Soner'in bütün bunlarla bir bağlantısı olduğuna inanmak istemiyordum. Umarım ki bu doğrudur.
Onun dışında Diego'ya veya herhangi birine bunlardan bahsetmemiştim. Sadece Cecile biliyordu ve o da sürekli beni kontrol için arıyordu.
Kimseye bahsetmek istemiyordum. Çünkü boşa endişe yaratmak beni daha çok gererdi. Zaten Soner'de o günden sonra görülmemişti.
Beni daha çok sinir eden şey Gabriel'di. Sürekli ya bana laf çakma derdindeydi ya da herhangi bir işime karışma. Özellikle de gözümden kaçmayan şey Diego'nun olmadığı zaman bunu yapıyordu. Derdini asla anlamıyordum ama beni sevmediği apaçık belliydi.
Neyse ki Necip vardı ki Gabriel'i benim başımdan alıyordu. O gayet iyi biriydi ve Necip ile konuşmayı da seviyordum. Sürekli bana yenge diyerek seslenmesi benim daha çok hoşuma gidiyordu.
"Alara, aklın nerede senin?" Aniden Serap'ın bağırması ile önüme baktım. O kadar düşüncelere dalmıştım ki tuttuğum cezveden kahvenin taşması bir olmuştu. Küçük bir çığlık atıp cezveyi ocağın üstünden çekerken her yer batmıştı.
Serap bir peçete alıp silmeye çalışırken bende hızla kahveleri dolduruyordum. "Ah, kahretsin. Ne ara oldu anlamadım bile."
"Sorun değil. Yanmasın değil mi?" Serap'ın sorusu ile ona döndüm. Hayır anlamında kafamı salladım. "Yok, yanmadım."
Serap etrafı temizledikten sonra hemen yerine oturdu. Bende kahveleri alıp masaya geçmiştim. Bugün kafe kapalıydı ve biraz Serap ile vakit geçirmek istemiştim. Bu yüzden onu evime çağırmıştım.
"Ee, Diego ile nasıl gidiyor?"
Sorusu ile gülümsemiştim. "İyi, onunla vakit geçirmek güzel."
"Bundan sonra Türkiye'de mi kalacak?" Serap kahvesinden bir yudum aldıktan sonra sormuştu.
"Bilmiyorum, bu konu hakkında bir şey demedi ama arkadaşı artık İtalya'ya gitmeleri konusunda ısrar ediyor. İşleri varmış." İtalya'ya gitmesini istemiyordum. İlk zamanlar pek bunu takmamıştım ama onunla mesajlaşmaktan çok vakit geçirince o git gide bağlanmıştım.
"Seni çok iyi anlıyorum. Hatırlıyor musun, Yaman ile sevgili olduğumuz ilk zamanlarda babam bizi öğrendikten sonra beni bir hafta evden dışarıya çıkartmamıştı. Sürekli telefonda konuşurduk." Serap gözlerini başka yere dikti ve sanırım o günleri düşünüp gülümsemeye başlamıştı. "O zamanlar ızdıraptan farksızdı. Tam sevgili olduk, birbirimize açıldık, birlikte vakit geçireceğiz babam bizi şans eseri öğrenince öylece kala kaldık."
Serap birdenbire gülmeye başlamıştı. "Yaman beni görmek için benim pencerem yerine annemle babamın odasının penceresine çıkmıştı. Tabii, gecenin bir saati babam onu hırsız sanmıştı." Anlattıklarını duyunca bende gülmeye başlamıştım. "Ah, evet, hatırlıyorum. Osman amca az kalsın kalp krizi geçiriyordu."
"Tövbe de. Neyse ki babam Yaman'ın beni çok sevdiğini anladı da izin verdi ilişkimize." Serap gülmesini bitirdikten sonra kahvesinden bir yudum daha aldı. "Bende Diego'nun seni çok sevdiğini görebiliyorum, Alara."
"Geçen gün kafeye seni görmeye geldiğinde sana bakışını, sürekli molalarında seninle konuşmaya çalıştığını ve sabahtan akşama kadar işini bitirmeni beklediğini gördüm." Serap her anlattığında gülümsemem daha da büyümüştü. Ben çalışmaktan çok fark edememiştim.
"Gerçekten bu adamla denemelisin, Alara. Seni nasıl sevdiğini gözlerimle görüyorum. Aranızda ne kadar mesafe veya sorun olursa olsun bütün bunları aşabileceğinize inanıyorum. Birbirinizden hiçbir koşulda vazgeçmeyin, tamam mı?" Gözlerim dolmaya başlamıştı. Onun ne anlatmak istediğini az çok anlamıştım. Serap ardından elimi tuttu. "Seni mutlu görmek istiyorum, Alara."
"Olacağım, Serap. Sizinle olduğum zamanlarda mutluyum." Serap'tan biraz daha aşk tavsiyesi dinledikten sonra telefonum çalmıştı.
Arayan Yaman'dı. İkimizde kaşlarımız çatık bir şekilde telefona bakmıştık. Yaman bugün erkekler arkadaşları ile günü geçirecekti ve şimdi neden beni aradığını çözememiştik. Aramayı cevapladım. Hoparlöre almıştım. "Alo, Yaman."
"Alara! Evde misin?" Üç gün önce Cecile'in aramasına benzetmiştim. Aynı kaygılı ses ve bağırış. "Evet, evdeyim. Yaman, iyi misin?"
"Karakoldan bir arkadaşım aradı şimdi," Sesi nefes nefese geliyordu. "Cengiz serbest bırakılmış."
Serap ile aynı anda bağırdık. "Ne?!"
°°°
Heluu
Düşünceleriniz?
Öptüm

