İçeriğe geç

IL MIO GATTO • Texting

Bölüm 17 · 5 dk okuma

IL MIO GATTO • Texting

Bölüm 17

•17•

|•°•|

"Ne demek çıkabiliyor, Yaman?!" Oturduğum yerden kalkıp oda da dört tur dönmeye başladım. Cengiz'in çıkma olasılığı çok düşüktü. Hemde bu kadar erken.

"Bir tane adamın gelip onu çıkardığını söylemişler." Cengiz'in bilmediğimiz herhangi bir akrabası mı vardı? İmkânı yoktu. Caner'in akrabaları ile görüşmediğini biliyordum.

Yaman'ın bizi araması ile evime gelmesi bir olmuştu. Olayı anlatıyordu. "İrfan'ın dediğine göre şişman ve zengin görünümlü bir adammış. Oldukça yaşlı imiş. Birde yabancıymış."

"Ne demek yabancı imiş? Nereli?"

"Bilmiyorum. O kadarını söylemedi." İrfan, Yaman'ın polis bir arkadaşı idi. Ve Cengiz'in içeriye girmesine çokça yardımcı olmuştu. "Ama sence belli değil mi, Alara? İtalyan'dır. Şu sıralar İtalyanlar etrafını sarmış durumda."

Yaman'a göz devirmeden edemedim ama haklıydı. Tam bütün olaylar sona erdi diyeceğim sırada tekrar başka bir şey çıkıyordu. Ve içimden bir ses bunun kötüye alamet olacağını söylüyordu.

"Şu Diego denen herif sabahtan beri senin yanında değil, değil mi?" Yaman kollarını birbirine dolayıp bana dik dik bakmaya başlamıştı. "Allah bilir ne işler çeviriyor."

"Yaman onun hakkında böyle konuşma!" Yaman hiçbir zaman Diego'ya doğru düzgün güvenmemişti. Ona göre bir çok nedeni vardı ama bana göre bu nedenler saçmalıktan ibaretti.

"Sabah bana bir işi olduğunu söyledi. Bu yüzden çalışıyor." Yaman söylediklerime derin bir iç çekti. "O herifin ne biçim bir işi olduğunu biliyorsun bence!"

Yaman'ın bağırmasına karşılık Serap irkilmişti. Merakla Yaman'a baktı. "Ne işi? Diego bir iş adamı değil mi?"

Yaman iç çekerek Serap'a baktı. Onu elinden tutarak kendine çekti. Kollarını Serap'ın beline sardı ve ardından başına bir öpücük kondurdu. "Diego'nun sadece iş adamı olmadığını, başka kötü işler yaptığını biliyoruz, aşkım."

"Ne? Ve bunu bana söylemediniz mi?!" Serap sinirle Yaman'ı ittirip onun yanından ayrıldı. Benim omuzlarından tuttu. "Ne gibi kötü şeyler, Alara?"

Bu durumda sessiz kalmak istiyordum ama zaten bir gün öğrenecekti.

°°°

Siz: Diego, neredesin?

Diego: Biraz işim var, kedim.

Diego: Bir sorun mu var?

Siz: Bana tam nerede olduğunu söyleyecek misin?

Siz: Sabahtan beri ne aradın, ne yazdın.

Siz: Sabah sadece bir işim var diye evden çıktın,

Siz: Hâlâ yoksun.

Siz: Çok mu meşgulsün?

Diego: Niye bu kadar sinirlisin, kedim?

Diego: Yoksa seninle ilgilenmediğim için mi?

Siz: Gerginim biraz.

Siz: Şimdi bana nerede olduğunu söyle.

Siz: İstanbul'u bilmiyorsun bile. Nereye gitmiş olabilirsin ki?

Diego: Ben bilmiyorum ama Necip biliyor. Gabriel ve bana eşlik ediyor o. Sen merak etme.

Siz: Üçünüz ne haltlar karıştırıyorsunuz acaba?

Diego: Aşkım, işimiz bitsin hemen geleceğim zaten.

Diego: Sen iyi misin? Neden gerginsin?

Siz: Eve gelince anlatırım.

Siz: Bu yüzden çabuk eve gel.

Diego: İşim bitsin hemen geleceğim.

Siz: Diego, endişelendirme beni. Bu ne işi ya?!✓

Siz: Niye tek çizgi??✓

Siz: Diego!✓

°°°

Diego elindeki telefonu gülerek kapattı ve cebine koydu. O sırada ellerinde alışveriş çantaları ile dolu olan Necip ona ters bir bakış attı. Kolları ağrıdan kopmak üzereydi.

"Ben senin sadece öğretmeninim. Ayak işlerini niye bana yaptırıyorsun?" Necip ve susmak bilmeyen ağzından Diego ve Gabriel çok sıkılmıştı.

"Ek ücret vereceğim, yeter ki sus." Para konusunu duyan Necip susup kollarında çantaları taşımaya devam etti.

O sırada Gabriel ise elinde kocaman, pembe bir oyuncak ayı ile duruyordu. Somurtkan suratı ile durumu daha da komikleştiriyordu.

Yoldan geçen insanlar koskoca adamların hâline gülmeden edememişti. Gabriel bu durumdan hiç hoşlanmadığı için insanlara ayrı bir sinir olmuştu.

"Daha nereye gideceğiz, girmediğimiz mağaza kalmadı." Gabriel'in homurdanması Diego'ya pek işlememişti.

"Ayrıca neden sevgiline bu kadar hediye alırsın ki?" Gabriel neredeyse onun boyutunda olan ayıyı taşırken önünü göremiyordu.

"Yarın geri döneceğiz. Onun üzülmesini istemiyorum. Belki bunlar keyfini yerine getirir." Diego gireceğine gerçekten mutsuzdu. Onun için ülke önemli değildi. Alara'dan uzak olmak büyük dertti.

Sabahtan beri türlü türlü şeyler almıştı, Diego. Gerek bir sürü elbiseler, gerek takılar. Bazı süs eşyaları ve Alara'yı andıran diğer eşyalar. Milo'yu da unutmamak gerekiyordu. Onun içinde oyuncaklar almıştı. Hatta bir biblo almak isterken satıcı adam onların yabancı olduğunu anlayıp daha fazla paraya satmaya çalışırken devreye Necip girmişti.

"Alara bacım gerçekten şanslı." Necip kollarında fazla ağırlıktan dolayı çökmüş hâldeydi. Kendini biraz silkti ve derin nefes verdi. "Ama benim bunun için kollarımın kopmasına gerek var mıydı?"

Diego onu duymazlıktan gelerek bir çiçekçiye girdi. Onlarda peşinden gitti.

Diego'nun ise gözü tabii ki ilk olarak zambaklara kaydı. Alara'nın en sevdiği çiçek olduğunu biliyordu.

Vazonun içinde duran ihtişamlı çiçeğe gözü takılmıştı. "Onu istiyorum." Necip, kadınla Türkçe konuşarak ona açıkladı. Kadın hemen çiçeği hazırladı ve Diego'ya uzattı.

Üçlü çiçekçiden çıkarken Gabriel sordu, "Efendim, vazo yerine bir buket yapmanız daha iyi olmaz mıydı?"

Diego, Gabriel'in sorusu ile aklında Alara ile olan bir anısı canlandı. Alara her aldığı çiçeğe özenle bakardı. Ve her çiçeğe özel bir vazo aldığını söylemişti. Sanırım onunda böyle bir huyu vardı. Ve bunun içinde özel olarak vazoyu da almıştı.

"Alara böyle daha çok seviyor." Diego elinde olan çiçeğe baktı. Ve hızlı adımlarla arabaya doğru yürümeye başladılar.

Sonunda eve geldiklerinde zile basmışlardı. Birkaç saniye sonra Alara kapıyı açtığında donup kalmıştı. Diego başta çiçeği yüzünün önünde tutmuştu. Kapı açıldıktan sonra kenara çekmiş, sevgilisine gülümsemeye başlamıştı.

Diego içeriye adım atması ile birlikte Necip hızla kendini öne attı. Alara'yı biraz itekleyip konuştu, "Aman yenge, çekil."

Necip hızla salona doğru adımlarken Alara şaşkınlıkla ona bakmıştı. Tam neler olduğunu soracak iken arkasından koca bir peluş ayı ile Gabriel'in içeriye girmesi bir olmuştu. "İçeriye girebilir miyim?"

Alara başını evet anlamında sallamıştı. Gabriel içeri girdi ve sonunda salona vardı. Alara hızla Diego'ya döndü, "Neler oluyor? Bunlar da ne?"

Diego çiçeği Alara'nın eline tutuşturdu ve onu koridordan çıkartarak salona doğru sürükledi. "Küçük bir alışveriş yaptık."

"Küçük?" Alara salona girdiğinde Necip'in koltuğa kendini attığını gördü. Bu sıcakta o kadar eşya taşımanın ne kadar kötü bir şey olduğu anlaşılabilirdi.

Gabriel ise ayıyı Necip'in yanına koymuştu ve ayakta bekliyordu. Necip klimadan gelen soğuk esinti ile iyice rahatlamıştı ve ayıya sarılmıştı. Gabriel onu ensesinden tuttuğu gibi ayağa kaldırmıştı.

"Bunlar ne?"

"Bunlar senin, yenge." Alara'nın sorusunu yanıtlayan Necip kollarını iyice gererek kendisini esnetmişti.

"Bütün bunlarda ne? Diego bir şey diyecek misin?" Diego, Alara'yı belinden tuttu ve yanağına bir öpücük kondurdu. "Sevgilime hediye alamaz mıyım?"

"Evet, sevgiline bütün çarşıyı alamazsın."

"Onu da alırım." Alara, Diego'nun abartmasına güldü. "Gerçekten bütün bunları ne için aldın?"

Diego derin bir nefes verdi. Ona söyleyecekti. "Yarın İtalya'ya döneceğim. Sana bunları hediye olarak aldım. Her gördüğüne aklına ben gelmem için." Yüzünde pis bir sırıtış oluşmuştu.

Alara onun eninde sonunda gideceğini biliyordu ama bunu öğrenmek onun canını sıkmıştı. Somurtan suratı Diego'nun bir öpücüğü ile yerine geldi ve birbirlerine sarılmaya devam ettiler.

O sırada Necip eliyle Gabriel'in gözlerini kapatmıştı. Gabriel'in onu ittirmesi ile gülmüştü.

Diego, Alara'nın telefonunu alarak aldığı çiçekle onu

n fotoğrafını çekti.

Günün geri kalanında gülüp eğlendiler ve güzel vakit geçirdiler. Fakat onların bahçede izleyen birini fark etmediler.

°°°

Heluu

Düşünceleriniz?

Öptüm

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

18. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

7 yorum