İçeriğe geç

IL MIO GATTO • Texting

Bölüm 15 · 5 dk okuma

IL MIO GATTO • Texting

Bölüm 15

•15•

|•°•|

En güzel anılarımızdan birini bölen ikiliye bakıyordum. Diego onları benimle tanıştırmıştı. Necip Türkçe öğretmeniydi. Necip'i sevmiştim, samimi ve tatlı gelmişti. Benimle de samimi bir tanışma yapmıştı. Sanırım Türk olduğundan dolayı birbirimizle iyi kaynaşmıştık.

Fakat Gabriel için aynısını söyleyememiştim. Geldiğinden beri bana kilitlenmiş kaşları çatık bir hâlde bana bakıyordu. Bu hareketleri hiç hoşuma gitmemişti.

Diego bana Gabriel'in dostu olduğunu aynı zamanda yıllardır yanında çalıştığından bahsetmişti.

Kafamı onlardan çevirdiğimde Diego'ya bakmıştım. Yine o gömleklerinden birini giymişti ve ayakta dikiliyordu. Aynı çocuklarına hesap soran bir baba gibi ikisine sinirler bakıyordu.

"Neden buraya geldiniz?" Diego kollarını birbirine bağlamıştı. Necip görmemiş gibi evi incelerken Diego'nun sorusu ile ona dönmüştü. "Bunu Gabriel'e sor. Beni yanında sürükledi."

Gabriel, Necip'e bir bakış attıktan sonra oturuşunu düzeltti ve Diego'yu cevapladı. "İki gündür haber alamadığımız için endişelendik, efendim. Başınıza bir iş geldiğini sanıp geldik."

"Çocuk muyum ben, Gabriel?" Gabriel başını sallarken Diego ise gözlerini devirip konuştu, "Böyle boş bir sebep için mi geldiniz? Daha sadece iki gün buradaydım."

Diego onları azarlarken bende tezgahın üzerinde duran telefonumu almıştım. Telefonu açmamla birlikte Cecile'in beni beş kere aradığını görmüştüm. Sessizde olduğu için duymamıştım.

Geri aradığımda birkaç saniye sonra açtı. "Alo-"

"NEREDESİN SEN?" Aniden bağırması ile korkmuş ve telefonu kulağımdan uzaklaştırmıştım. "Cecile, iyi misin?"

"Alara..." Cecile'in hızla nefes alış seslerini duyabiliyordum. Başına bir iş geldiğini sanıp endişe ile yerimden kalktım. O sırada Diego ve diğerlerinin bana dikkat kesildiğini biliyordum. Çünkü seslerini kesilmişti.

"Cecile, neredesin? Ne oldu? Hemen konum at geliyorum."

"Senin evinin önündeyim. Asıl sen neredesin? Kapıyı kıracaktım az kalsın." Hızla balkona çıkmıştım. Cecile'i az da olsa görebiliyordum. "Orada bekle. Geleceğim."

Hızla kapıya doğru adımlarken Diego bileğimden tuttu. "Nereye gidiyorsun?"

"Arkadaşım beni arıyormuş. Eve gideceğim, endişelenme."

Hızla evden çıkmıştım ve kendi evime doğru koştum. Cecile kapıda duruyordu ve elinde bir poşet vardı. Onun yanına geldiğimde bana sarılması bir oldu. "Başına bir iş geldiğini sandım. Nerelerdeydin?"

"Uzun hikâye. Asıl sana ne oldu? Neden bu kadar telaşlısın?" Benim tanıdığım Cecile çoğu zaman soğukkanlılığını korurdu. Onu neyin bu kadar telaşlandırdığını merak etmiştim.

"İçeri girelim. Sana çok önemli bir şey söylemem lazım." Hızla birlikte içeriye geçtik ve mutfakta oturmuştuk. Milo, Cecile'in yaptığı hareketten biraz korkmuştu bir yandanda kucağımda onu sakinleştiriyordum.

Cecile ise bardağa soğuk su doldurup önüme koydu. Cidden söyleyeceğim şey çok mu kötüydü?

"Cecile germe insanı. Ne oldu, söyle artık."

"Soner'i gördüm." İsmi duyunca birden bire öksürmeye başlamıştım. Cecile sırtıma kurarken söyleniyordu. "Yanına gelecektim, sokağa girdiğimde onu gördüm. Evini gözetliyordu. Birkaç dakika sonra arabasında binip gitti. Sende evinde olmayınca başına bir şey geldi sandım."

Öksürüğüm dinince ona döndüm. "Yıllar sonra tekrar ortaya mı çıktı?"

Cecile kafasını salladı. "Evet."

Soner benim çocukluk arkadaşımdı.

Küçüklüğümden beri çok sıkı bir disiplinle büyütülmüştüm. Annemle babam bu hayatta en nefret ettiğim insanlardı. O kadar kötü bir çocukluk geçirmiştim ki o zamanları hatırlamak bile tüylerimi ürpertiyordu.

Annem ve babam İstanbul'un saygıdeğer ailelerinden biriydiler. Sosyetede oldukça sevilir ve sayılırlardı. Ve beni de kendileri gibi yapmak istiyorlardı. Küçüklüğümden beri istemediğim şeylere yapmaya zorladılar.

Onca aldığım dersler, aşırı baskılar, doğru düzgün bile okula gidememek. Küçüklüğümden beri hayalini kurduğum şey o evden ayrılmaktı.

Soner ise ailemin aile dostlarının çocuğu idi. Yaşlarımız yakın olduğu için bebeklikten beri sürekli bizi yan yana olmaya zorlarlardı. Soner iyi biriydi. Sürekli bana iyi davranırdı. Ama ailemin beni onunla zorla görüştürmesi onu sevmememi sağlıyordu.

İnatçı biri olduğumu için sürekli ona ters davranırdım. O ise sadece bana yardımcı olmak ya da benimle iyi anlaşmak için çabalardı.

Fakat artık dananın kuyruğunun koptuğu zamana gelmiştik. On yedi yaşıma girdikten dört ay sonra, daha liseden bile mezun olmamıştım.

Babamın elimi sanki kıracakmış gibi sıktığını ve zorla o nişan yüzüğünü taktığı geceyi hatırlıyordum. Ağlamaya başlayınca yüzüme bir tokat atmıştı. Ve bağırarak Soner'in ailesine sözümüz olduğunu söylemişti.

O gece uyuyamamıştım. Yanımda kimse yoktu ve kimi arayacağımı bilmiyordum. Ellerim istemsizce Soner'in numarasını tıkladı.

"Soner..." Hıçkırıklarla ağlarken sadece onun ismini söylemiştim.

"Alara?" Gözyaşlarım telefonun üzerine damlarken nefesim kesilerek ağlamaya devam ediyordum.

Sol elim, sağ elimdeki yüzük parmağıma gitmişti. Nişan yüzüğüne dokundum. Babamın sıktığı için elim hâlâ sızlıyordu. "Soner, lütfen bana yardım et."

"Alara, biliyorum. Lütfen, ağlama. Lütfen." Onun sözlerini dinlememiş ağlamaya devam etmiştim. "Ben bir yolunu bulacağım, tamam mı? Seni zorlamayacağım. Sakin ol, bana güven."

"Sana güveniyorum..."

Nişan günü evin içinde herkesten gizli düzenlen bir organizasyon olmuştu. Babam en yakınlarını çağırmıştı. Birde Soner'in ailesinden başka kimse yoktu.

O gün çok endişeliydim. Ayaklarımın üzerinde bile sor duruyordum. Artık umudumu kaybetmiştim. Soner'in bana yardım edemediğini sanmıştım ama o yardımın en iyisini yapmıştı.

Yıllardır ulaşmaya çalıştığım dedemi bulmuştu. Dedem nişanı darmaduman edip beni de alıp kendi evine getirmişti. O günden beri dedemden kopamazdım. Onu çok severdim. Beni o evden dedem kurtarmıştı.

Soner'e gelecek olursak bir yıl boyunca ondan haber alamamıştım. Ama üniversiteye başladıktan bir ay sonra kendisi beni bulmuştu.

Normal bir şekilde sohbet etmiştik. Benim iyi olup olmadığımı merak etmişti. Soner'e karşı tavrım yumuşasa da ona baktıkça travmalarım gözümün önünde canlanıyordu. Adını duymak bile bana iyi gelmiyordu.

"İyisin, değil mi?" Cecile elini omuzuma koymuştu. Ona başımı sallarken soğuk sudan bir yudum almıştım. Kalp atışlarım deli gibi çarpıyordu. Milo bunu anlamış olacak ki dikkatimi dağıtmak için çenemi yalamaya başlamıştı.

"Değişmiş mi?" Cecile onu üniversitenin ilk yılı görmüştü. O yüzden yüzünü tanıyordu. Cecile yanaklarını şişirip cevapladı. "Evet. Daha çok büyümüş gibi."

Ona sessizce kafamı salladım. Aklımda bir sürü soru yığını vardı. İlk gelişinde beni kontrol etmek için gelmişti. Ama şimdi ne için geldi?

"Sana dikkatli olmanı söylüyorum. Soner anlattığını kadar iyi biriyse seni rahatsız edecek bir şey yapmaz ama yine de dikkatli olmakta fayda var." Cecile oturduğu sandalyeden kalkıp bana arkadan sarılmıştı. "Ben yanında olacağım."

"Teşekkür ederim." Yaptığı hareket ile gülümsemiştim. Her ne kadar sakinleşmeye çalışsamda endişelerim artıyordu.

Neden geldin, Soner?

°°°

Heluu

Düşünceleriniz?

Soner👇🏻

Öptüm 💕

Bölüm sonu

17 yorum