İçeriğe geç

IL MIO GATTO • Texting

Bölüm 11 · 4 dk okuma

IL MIO GATTO • Texting

Bölüm 11

•11•

|•°•|

Allah'ım beni yok et! Şimdi yap şunu. Şu an!

Dedemi kapıda mükemmel bir şekilde karşıladıktan sonra bir şey demesine fırsat bile vermeden onu içeriye sokmuştum. Koltuğa oturmuştu ve garip bir şekilde çok sessizdi.

Normalde evime her geldiğinde neşe ile içeriye giren dedem, şimdi suratı asık ve oldukça rahatsız bir şekilde oturuyordu.

Sırtını dik tutmuştu ve bastonuna yaslanıyordu. Bembeyaz olan uzun saçlarını ensesinde bir at kuyruğu şekilde toplamıştı. Yine en klas takım elbisesini giyip gelmişti. Hepsi show.

Kaşlarını o kadar çok çatmıştı ki neredeyse birbirlerine değeceklerdi. Gözlerim saniyelik Diego'ya giderken o da dik dik dedeme bakıyordu.

Dedem bakışını fark etmiş olacak ki sinirle soludu. Sinirlerinin oynayacağını fark ettiğim için hızla harekete geçtim.

"Otur, otur!" Diego'yu hızla ittirdim ve dedemin karşısındaki koltuğa oturduk. Diego tam olarak olayı kavrayamadığı için bana kaşları çatık bir hâlde bakıyordu.

Ortamı yumuşatmak için dedeme gülümsedim. "Ah, dedecim. Neden geleceğini söylemedin?"

"Niye söyleyeyim, torunumu elin adamı ile aynı evde görmeyeyim diye mi?" Gözlerimi ciddili pörtletmiştim. İyi ki Diego bunları anlamıyordu.

"Saçmalama, dede! Elin adamı değil o." Hemen dedeme çemkirmiştim. Aniden onu savunmaya geçtiğim için dedem bir anlığına duraksadı. Fakat benim içimde tatlı bir duygu vardı. Salak salak sırıttım.

Aptal aşıklar gibi davranma, Alara!

Hemen yüzümdeki aptal sırıtışı sildim. O sırada dedem konuştu, "Kim o zaman, sevgilin mi?" Ben buna nasıl bir cevap verecektim.

Ben sessiz kaldıkça dedem konuştu, "Şuna bak, sudan çıkmış balık gibi bana bakıyor." Bastonunu sıkarak söylendi.

Dedeme sevgilimin yabancı olduğunu, üstelik ne iş yaptığını söylesem ne tepki verirdi acaba? Kalp krizi geçirme olasılığı çok yüksek.

"Hayır, dede. O benim..." Diego'ya baktım. O da bana bakıyordu. Anlamaya çalışıyor gibiydi. Aniden aklıma bir yalan geldi. "...komşum!"

"Komşun?"

"Evet, komşum. Ah, dede, yeni taşındı yan apartmana. İki gün önce Milo'ya bakmıştı. Bugünde onu teşekkür maiyetinde kahvaltıya çağırdım." Diego şu an o kadar masum bir hâlde yüzüme bakıyordu ki yüzünü mıncırmak istiyordum. Sırası mı şimdi, Alara?

Dedem bakışlarını Diego'ya çevirdi ve onu baştan aşağı süzdü. "Peki, neden konuşmuyor? Dilsiz mi?"

"Hayır, hayır. İtalya'dan gelmiş buraya. Türkçe bilmiyor. Dediklerimizi anlamıyor yani." Masum masum dedeme bakıyordum şu an.

"İtalya'dan mı gelmiş? Nasıl anlaşıyorsunuz siz?" Bir anlığına şaşkınlıkla baktı.

"İngilizce konuşuyoruz, dede." Gerginlikten ayağımı sallamaya başlamıştım. Ne zaman bitecekti bu sorgu?

"Adın ne?" Dedemin bir an İngilizce konuşması ile şaşırdım. Ne ara öğrenmişti?

"Die-" Ben cevaplayacak iken dedem durdurdu. "Sana sormadım, ona sordum."

"Diego, efendim." Diego'ya baktığımda omuzlarını dikleştirip, oturuşunu düzeltmişti. Dedem bu hareketlerini fark edip başını kaldırmıştı.

"Buraya ne zaman taşındın?" Naneyi yedik, arkadaşlar. Diego az önce konuşulan konuları anlamamıştı ve şimdi yalanım ortaya çıkacaktı.

"Bir hafta önce." Diego yüzünü bana döndürdü. "Alara taşınma konusunda bana çok yardımcı oldu."

Yalanımı bilmeden nasıl devam ettirebiliyorsun, İtalyan pizzam? Yerim senin o maviş gözlerini!

Ben gerçekten aşık oldum sanırım.

"Kaç yaşındasın sen? Hiç genç gibi durmuyorsun." Dedemin konuşması ile beynimde şimşekler çaktı. Diego otuz yaşında.

"Yirmi beş! Yirmi beş yaşında, dede." Aniden konuşmanın üzerine atlamıştım. Diego ve dedem aniden gözlerini açarak bana baktı.

"Evet, efendim. Yirmi beş yaşındayım."

"Yirmi beş mi? Daha büyük duruyorsun. Sakalın, bıyığın falan." Dedemin yine o kınayan bakışlarını gördüğüm de zoraki bir şekilde gülmeye başladım. "Dede ayıp değil mi? Hem ne bu sorgu sual?!"

"Ne var? Torunumun arkadaşı ile tanışamayacak mıyım?" Yerimden kalkıp dedemin yayına oturmuştum. "Dede neden buna bu kadar çok taktın ki? Hadi sen biraz rahatla, bende sana güzel bir Türk kahvesi yapayım." Yanağına bir öpücük kondurduğumda yüzünde bir gülümseme oluştu ve bana döndü. "Peki, yap bakalım."

Ayağa kalktığımda Diego'ya da kalkması için işaret ettim. "Diego'yu da artık geçireyim."

"Kalsaydı, konuşurduk kızım."

"İşi vardır, dede. Adamı işinden etmeyelim şimdi." Diego'ya gitmesi için hareket ettirdim ve kapının eşiğine geçtiğimizde yalnız kalmıştık.

"Az önce ne oldu?" Ona mahçup bir şekilde baktım. Dudağımı büzüp ellerini tuttum. "Özür dilerim. O adam dedemdi. Seni komşum olarak tanıttım."

"Niye gerçeği söylemedin? Ayrıca ben neden beş yaş gençleştim?"

"Özür dilerim, çok çok özür dilerim. Ama dedem otuz yaşında bir erkek arkadaşım olduğunu öğrenseydi, buna izin vermezdi."

"Erkek arkadaşım mı?" Diego'nun sırıtışı ile ne söylediğimin şimdi farkına varmıştım. Ona 'erkek arkadaşım' demiştim.

Ona sahte sinirli bir tavırla baktım. "Ne var? Erkek arkadaşım, değil misin?" Ona baktığımda gözlerinin dudaklarımda gezindiğini görmüştüm. Bu hareketi karşısında içimi bir heyecan kapmıştı.

"Öyle miyim?" Ellerini ellerimden ayırdı ve yavaşça bir elini belime attı. Beni yavaşça duvara doğru yasladığında duvarla onun arasına sıkışmıştım.

Diğer elini yanağıma yasladığında baş parmağı ile okşamaya başlamıştı. "Öyle olmak isterim."

Birkaç saniye sessizce birbirimize baktık. Sessizliği ben bozdum. "Dedem duyacak. Şimdi gitmelisin. Seni ararım."

"Bu anı bozmak istemiyorum."

"Bende..." Tam bana doğru yaklaşırken içeriden bir ses duyuldu. "Alara!"

Aniden Diego'yu ittirdim. "Hadi sen git. Dedem gidince seni arayacağım." Onu hızla ilerletiyordum. "Ama ben nereye gideceğim?"

"Bilmiyorum. Gez işte İstanbul'u."

Hızla dışarı çıktıktan sonra gitmesi için ona baktım. Ona doyamamıştım sanırım. Birazcık daha onunla vakit geçirmek istiyordum.

"Gitmeden önce son bir şey." Diego hemen bana yaklaştı ve yanağıma bir öpücük kondurdu. Bana son bir kez gülümseyip arabasına bindi.

Onun gitmesini izlemeye dalmıştım ki tekrar bir ses duydum. "Alara!"

"Geldim, dede!"

°°°

Heluu!

Düşünceleriniz?

Öptüm 🍂

Bölüm sonu

9 yorum