İçeriğe geç

İKLİM VADİSİ

Bölüm 4 · 2 dk okuma

İKLİM VADİSİ

Bölüm 4

FIRTINA🌀🌪️

Ayakkabımı çıkardım ve ayaklarımı denize daldırdım. Artık denizden korkmuyordum. Ben cesur bir kızdım. Evet, biraz korkuyordum ancak cesur olmak korkmak değildir. Cesur olmak korkun ile yüzleşmektir.

Hava yavaş yavaş kararıyordu. Buradaki ilk gecemi nasıl geçireceğim hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Tek bildiğim denizin benimle olduğuydu. Benim yol arkadaşımdı o. Birbirimizin arkadaşıydık ve birbirimize sahip çıkacaktık.

Kumlara oturdum. Çantada yemek var mı diye aradım. Ekmek arası peynir-jambon ve bir battaniye buldum. Battaniyeyi üzerime serdim ve ekmeği yemeye başladım. Gözlerimden yavaş yavaş süzülen damlaları elimin tersiyle sildim. Ağlamaktan boğazım düğümlenmişti. Yemeği zar zor yiyordum.

Ay ışığına baktım. Belki başka bir arkadaşım daha olabilirdi. O arkadaş ay olabilirdi fakat... Benden çok uzaktaydı. Yalnız olmak çok kötüydü. Yalnız olduğum vakitlerde her şeyi kendime arkadaş yapabilirdim. Yeterki benimle olsunlar ve beni yüzüstü bırakmasınlar.

Gökkuşağında neden siyah olmadığını o an çok iyi anlamıştım. Zaten bütün gece siyaha aitti. Siyah her gün bizimleydi. Sadece somut olarak değil, soyut olarak da bizimleydi. Hayaller toz pembedir belki, ama gerçekler siyahtı. Onlara alışmamız lazım. Siyaha ve babamın ölümüne.

Havada çok fazla bulut vardı. Kara kara bulutlar vardı. Ay ışığını kapatıyorlardı. İçimden aya seslendim;

"Ay, lütfen buraya gel! Karanlıktan korkarım ben... Ama cesur olmalıyım. Ay... Bana yol göster!"

Birden gözlerim kapandı. Gerçekten çok uykum vardı. Gözlerim kapalı olmasına rağmen daha uyumamıştım. Deniz'e iyi geceler dedim, ve dua ettim. "Lütfen babam iyi yerde olsun. Lütfen babam şu an mutlu olsun. Lütfen Dustin Smith'i bulayım. Belki o bana yardım eder."

---

Artık gerçekten uykuya dalmıştım. Rüzgar hafif hafif, tatlı tatlı esiyordu. Her şey çok güzeldi. Hiçbir terslik yoktu. O ana kadar.

Hava yavaş yavaş açılıyordu fakat griydi. Yüzüme gelen birkaç damla su ile uyandım. Ne olduğunu anlayamamıştım ancak havaya baktığımda her şey durmuştu işte. Fırtına geliyordu, buna emindim. Denize doğru bağırdım;

"Deniz?! Bu olanlar g-gerçek mi? Hayır hayır, lütfen olmasın! Ne olur fırtına çıkmasın. Bu bir rüya olsun lütfen..."

Cebimden anahtarı çıkardım. Anahtarı sımsıkı tuttum. Deniz birden bana doğru gelmeye başladı. Beni içine doğru çekti. Boğulacak gibi hissediyordum. Her an benim sonumda aynı babamın sonu gibi olabilirdi.

Deniz de beni yüzüstü bırakmıştı. Denizden gerçek dost olmayacağından emindim artık ama çok geç kalmıştım. Her şey için çok geç kalmıştım.

Ne bir kara parçası vardı görüş mesafemde, ne deniz dışında farklı bir cisim. Biraz sonra gözlerimin kapandığını hissettim. Ölmüş müydüm? Bayılmış mıydım? Bende bilmiyordum. Denizde sürükleniyordum. Uçsuz bucaksız denizde kaybolmuştum. Yuvam yıkılmıştı, dostluklarım sarsılmıştı, en kötüsü ben de babam gibi ölecektim...

Bölüm sonu

2 yorum