İçeriğe geç

İKLİM VADİSİ

Bölüm 2 · 2 dk okuma

İKLİM VADİSİ

Bölüm 2

YALNIZLIK☘️

Babamın ölümünden yaklaşık 3 hafta sonrasıydı. Annem kolay toparlamıştı ancak ben hala bu olayın etkisindeydim.

Bahsettiğim o gün, yani babamın ölümünün 3 hafta sonrası... Benim için bir kabustan farksızdı. Güzel günlerimin oracıkta bittiğini düşünüyordum. Çünkü o gün annem beni elimden sımsıkı tuttu. Bu el tutuş şekli çok tanıdıktı. Annemin el tutuş şekliydi bu. Ellerim kızarana kadar tuttu. Hiç bırakmadı elimi. Yine denizin yanındaydık. Beni nefret ettiğim denizlerin yanına götürmüştü. Büyük tiksintiyle bakıyordum. Babamı benden almıştı denizler.

Annem elime büyük bir çanta verdi. Gözlerinden bir kaç damla yaş akmaya başladı. Anneme ürkek bir ifadeyle baktım. Bana doğru çömeldi. Gözlerimin içine baktı. "Silvia..." dedi. Sesindeki titrekliği istese de istemese de, kolay bir şekilde anlardı herkes. Arkadan dalgaların sesleri geliyordu. Etrafta kimsecikler yoktu. Annem konuşmaya başladı;

"Bak Silvia. Bu yapacağım şey ne kadar doğru bilmiyorum. Fakat sonunu biliyorum ki; kesin pişman olacağım bir şey yapıyorum. Şuan bunu yapmak zorundayım. Bu çantada ihtiyacın olabilecek çoğu şey var. Yeter ki şunu unutma; artık büyüdün ve kendi başının çaresine bakabilecek kadar koca bir kız oldun. En azından benim gözümde. Montunu asla çıkarma, tamam mı? Yaz kış fark etmez. Kendine dikkat et Silvia. Annen seni unutmayacak."

Annem birden uzaklaşmaya başladı. Elini tutayım diye bir işaret de yapmadı. Normalde olsa hep yapardı. Arkasından merak dolu bakışlar attım. Yanına koştum. Beni umursamadı. Ona;

"A-anne?! Nereye gidiyorsun? Beni neden burada bırakıyorsun?" dedim. Çok korkmuştum. Babamın ölümü sonrası yalnız kalmaktan çok korkmuştum.

Annem birden o kadar hızlı koştuki, ona asla yetişemedim. Neler olduğunu anlayamamıştım. Bu uçsuz bucaksız denizde beni yalnız bırakmıştı.

___ Bir kaç dakika sonra annem tamamen gözden kayboldu. Etrafıma baktığımda fark ettiğim ilk şey; kumların ardındaki deniz ve ben tek başımızaydık. Başka hiç kimse yoktu. Neyseki sabahtı. Bu, korkumu biraz olsun bastırıyordu.

Yavaş yavaş denize doğru yürüdüm. Babamı yâd ederek denize doğru baktım. Hala nefret ediyordum denizden. Ancak belki de biraz olsun denizi anlamalıydım. Elimi denize doğru sürükledim. Denize;

"Senin de kimsesiz olduğunu biliyorum. Tek arkadaşın balıklar. Fakat onlar seninle konuşamıyor. Aslında biraz benziyoruz ha, ne dersin?" dedim. Çocuk aklıydı işte.

Deniz bana doğru dalgalanmaya başladı. Hafif esen rüzgârla olmuştu bu.

"Deniz, sence annemi aramalı mıydım? Zaman kaybettim galiba. Ama annem... Ya beni istemiyorsa? Annem beni sevmezdi ki. Annemin gözü, babam dışında kimseyi görmezdi, deniz. Peşinden gitseydim bana aldırmadan yoluna devam edecekti, kim bilir. Bence doğru olanı yaptım."

Uzanmaya başladım. Gözlerimden birkaç damla yaş süzüldü. Kendimden nefret ediyordum, küçücük yaşımda. Yavaş yavaş gözlerimi kapattım. Denizin sesiyle huzur bulmuş gibiydim, ama bir yandan da nefret ve kin vardı içimde. Ne yapacağımı bilmiyordum. Kimseden yardım da isteyemezdim. Benim dışımda bir kişi bile yoktu burada.

Yavaş yavaş doğruldum ve çantayı alıp yürümeye başladım. Burada ne yapacağımı bilmiyordum. Kaderime mâhkum mu olacaktım? Yoksa bir çözüm bulup buradan gidecek, doğru yolu bulacak mıydım? İkinci seçenek olabilirdi fakat buraları bilmiyordum. Hayatımda ilk defa gördüğüm bir yerdi burası. İkinci seçenek için de biraz beklemeliydim. İhtiyacım olan tek şey zamandı.

Bölüm sonu

3 yorum

  • Acaba niye montunu asla çıkarma dedi şimdi ben bunla teori üretmezmiyim

    1Yanıt
  • La küçücük kızı tek başına bırakacak kadar ne yaşamış olabilirsin ᴖ̈

    1Yanıt