İçeriğe geç

İkizlerin Cinayeti

Bölüm 5 · 5 dk okuma

İkizlerin Cinayeti

Bölüm 5

5)Sıra Sakin Olanda

"Ne oldu sana? İki dakika önce esip gürlüyordun!"

Changbin bakışlarını kapıya odakladı ve cevap vermekten kaçındı.Chan, bunun üzerine daha fazla gitmedi ve etrafına bakındı.

"Beni dinle.Akşam o eve gideceğiz.Ama çocukları da götürceğiz.Onlara gram güvenmiyorum.Geçen Jeongin bizi takip ettiğine göre bunlar bi' haltlar yedi.Seungmin evde bir şeyleri yaptı.Adım kadar eminim.Bunu bir daha göze alamam,onlar da gelecek"

Changbin sanki aklındaki düşünceden sıyrılmak istermişcesine başını iki yana salladı.

"Eve çıkarken ne olacak!"

"Arabaya kiliter çıkarız, bu kadar takılma.İkisi de aptalın önde gidenleri..."

(...)

Akşam olmuştu.Çocuklar hızlıca iki baş belasının odasına girdiler ama bu sefer Chan Jeongin'in yanına, Changbin ise Seungmin'in yanına gitmişti.

Chan hâlâ iki çocuğun aptal olduğunu düşünerek onları arabaya bindirirken Changbin tam tersini düşünüyordu.

"YA YİNE NEREYE GİDİYORUZ ÖKÜZLER!"

Jeongin yine bağırışmaya başlamıştı ki Chan dikiz aynasından çocuğa öldürücü bir bakış attı.Seungmin ise bu bakışı anında fark edip arkadaşının ağzını iki eliyle sıkıca kapattı.Tabi Jeongin çırpınmaya devam ederken Chan birden arabayı durdurdu.Tamamen arkasına döndü.

"YA SENİN DERDİN NE SÜRTÜK!"

Son kelimeyi duyması ile Jeongin,olduğu yerde kalmıştı.Bunun üzerine Seung elini çekti.

"Bana bak, şakam yok.O gece olduğu gibi seni de-"

Changbin'in sesi konuşmayı böldü.

"Abi yeter, geç kalacağız..."

Chan iç çekerek önüne döndü ve arabayı çalıştırıp siniriyle birlikte gazı sonuna kadar kökledi.

Çok geçmeden Seungmin'in adresi verdiği evin önüne gelmişlerdi.İlk olarak,arabadan Changbin indi ve Chan da inince birden kapıları kilitlediler.Ama bilmiyolardı ki bu sefer de en sakin olan Seungmin'in bir planı vardı.

İkizler arabayı bıraktıkları yerden villanın arkasına kadar dolaştılar ve arka kapıya ulaştıklarında Chan,kameraya silahının kabzası ile bir darbe indirdi.Changbin de beklemeden kapının kilidini tek bir tekme darbesi ile kırdı.İçeri girmeleri pek zor olmamıştı.Ama girdikleri kapı güvenlik odasına açılmıştı.İçeride kameraya ne olduğuna anlam vermeyen 4 güvenlik vardı.İkizleri gördükleri an içlerinden birisi hiç düşünmeden telefonuna atıldı ama çok geçti.Çocuk telefonu eline alırken Chan kolundan çıkardığı bıçağı tam on ikiden telefona fırlatmıştı.

Dört güvenlikten en iri olanı eline gelen ilk silahı aldı ve Changbin'in bacağına nişan almak üzereyken tam tersine o, güvenliği tam diz kapağından vurdu.İri yarı olan yere yıkılınca geriye üç tanesi kalmıştı.Chan hiç düşünmeden -aralarında çok da bir mesafe kalmadığı için- oldukça güçsüz görünen güvenliğin kolundan tutup kafasına silahını dayadı.Bunun üzerine Changbin konuşmaya başladı.

"Kenara geçin yoksa şakamız yok vururuz onu!"

Güvenlikler ne yapacaklarını şaşırmış hâlde denilenleri yaparken Changbin de onların üzerlerine yürüdü ve bileklerine kelepçeleri takıp iki kelepçeyi de demir bir boruya kilitledi.Chan da elinde olan adamı bir kenara attı.Zaten korkudan bayılmıştı bile.

Changbin ikisine baktı ve ikisi alay edercesine bir sırıtış attılar birbirlerine.

Daha fazla zaman kaybetmeden güvenlik odasından da çıkıp ses yapmadan etrafa bakınmaya başladılar.Tabii eğer Lee buradaysa zaten çoktan sesleri duymuş olmalıydı.Peki ya, duymamışsa?

Chan ve Changbin yapışık ikizlermişcesine en son da yukarıya çıktılar ve Lee Know yazan kapıyı görüp silahlarını ellerine aldılar.Hızlıca kapıya yaklaşıp içeriye daldılar.Tahmin edilen gibi,Lee seslerden haberdar bile değil gibi görünüyordu.Arkası çocuklara dönüktü.Çalışma masasının sandalyesine sinmiş evrakları ile uğraşırken bakışlarını hemen çaprazında olan ve kapıyı gösteren aynaya çevirdi.Yüzü bembeyaz kesildi ve kulaklıklarını bir kenara fırlatıp ayağa kalktı.Arkasını hışımla dönerken Chan çoktan silahı ona doğru doğrultmuştu.

"Chan, Changbin siz ne..?"

"Şimdi tıpış tıpış bizle geliyorsun yoksa acımam burada vururum seni."

Lee, etrafına bakındı ama kendini savunacak bir şey olmayınca iki elini de teslim oldum anlamında kaldırdı.

Changbin ona yaklaşıp sertçe kollarını tuttu ve balkona yöneldiler.İlk önce Chan atladı.Changbin ise Lee'yi demirlerden aşağı sallandırıp bir süre eğlendikten sonra onu aşağı ittirdi.Know düşerken bağırıyordu ve Chan'ın onu yakalaması ile sesi kesildi.Katili olacak kişinin ellerinde olması, korkunçtu.

Changbin de aşağı atladı ve koşturarak -Lee'yi kolundan tutarak sürüklemişlerdi.- arabaya vardılar.İki çocuk camda patronlarını görünce cama yapıştılar.Jeongin ise Seungmin'e bakarak 'senden nefret ediyorum' diyerek dudaklarını oynattı.İşte o an geliyordu,Kim'in sırasıydı.

Arabanın kilidi açılır açılmaz Seungmin daha onlar kendi kapılarını açmadan arabadan çıktı ve Chan'ın eline koltuğun altında bulduğu cam parçasını sapladı.Chan ise inleyerek saplanan camı tuttuğu an Jeongin de arabadan fırlayarak Changbin'in kolundan tutarak arabanın kaportasına yasladı ve dikkatinin dağılması için dudaklarına yapıştı.Bunlardan istinaden de Lee Know koşarak kaçmaya başladı.Changbin, Jeongin'i ittirdi ve Know'un peşine düştü.Chan ise her yeri kan olmuş bir halde yere çökmüş kolundaki cam parçasını çıkarmaya çalışıyordu ama öyle bir derine saplanmıştı ki yapamadı.

"SİZİ GEBERTİCEM YEMİN EDER-"

Chan yine cümlesini bitiremeden acıyla inledi.Seungmin ise onun canının acıdığını gördükçe içi gidiyordu ama mecbur kalmıştı.

Onun yanına çöktü ve elini tuttu.

"Çıkarma! Kan daha çok akar!"

Chan tekrar umursamadan ikisine baktı ve arabaya binmelerini işaret etti.İkisi de binmek zoruna kaldı çünkü elinde hâlâ silahı duruyordu.

Bu sırada Chang, Lee'nin arkasından koştursa da son anda arabaya binip kaçması ile izini kaybetmişti.Ellerini yüzünün arasına alıp bi' süre soluklandı.Durdukca daha da sinirlendi ve hışımla geri döndü.Arabaya ulaştığı an ikizinin yan koltukta onu beklediğini gördü.Sürücü koltuğuna oturup sakin olmaya çalışarak arabayı eve geri sürdü.

(...)

Eve girdiklerinde Changbin iki çocuğu da sert bir biçimde çekiştirip ilk yapmaları gereken şeyi yaptı ve sabah indirdikleri depoya ikisini birden fırlatıp kapıyı üzerlerine kilitledi.

Chan'a pansuman yapmak için acele ile yukarı çıktığında telefonun hoparlöründe olan patronlarının sesini duydu.

"O çocukları en müsait zaman da benim yanıma getirin.O zaman korkuyu tadacaklar.Bunu yapmadan önce dilediğiniz gibi eğlenin."

Ve telefonun kapatıldığını anladığı zaman tamamen kardeşinin yanına oturdu ve eldivenleri geçirip ikizinin kolundaki cam parçasınını çıkarıp,pansumanı yaptı ve dikişlerini attı.

Chan öfke ile arkasına yaslanırken Changbin söze girdi.

"Sana demiştim, bunlar tam bir baş belası.Hafife almak hataydı, hata."

Chan baş salladı.

"Fazla zekiler..."

"Hyunjin'i ara"

Chan kaşlarını kaldırdı.

"Ne?"

"Ara dedim."

"Ne olacak arayınca!"

"En azından çocukları oyalarlar!"

"Patron ne dedi? Benim yanıma getirin demedi mi?"

"Ben halleder konuşurum.Sen Hyunjin'i ara en yakın zaman da gelsin.O, onları zapt eder. "

Chan tamam anlamında baş salladıktan sonra telefonunu yine açtı ve bir numara çevirip hatta bir dakikaya yakın bekledi tam kapayacakken karşı taraftan ses geldi.

"Alo?"

"Sen.."

Okuduğunuz için teşekkürlerr,

Next!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.