İçeriğe geç

İkizlerin Cinayeti

Bölüm 4 · 5 dk okuma

İkizlerin Cinayeti

Bölüm 4

4)Adres Mi? Alındı.

Dip not:Hiç kimseye herhangi bir ithamda bulunulmamıştır,bunlar tamamen hayal ürünü ve bir fanfic kurgusu dur."Sen naptın arkadaşıma Changbin! "

Büyük olan hâlâ cevap vermiyordu.

Seungmin ise ayakta dikilmiş onun konuşmasını bekliyordu.

"Ya bir şey de!"

Sonunda Changbin kalkıp çocuğun ağzını kapattı ve susması için işaret yaptı.

"Sus! Tamam mı sus sadece!"

Bunun üzerine Seung,kafasını salladı ve Chang elini ağzından çekince koşarak üst kata arkadaşının yanına çıktı.Çok geçmeden ise ana kapıdan büyük bir hışımla Chan girdi.Kardeşinin yanına geldi ve elindeki evrağı tam önüne attı.

"BEĞENDİN Mİ YAPTIĞINI?"

Changbin anlayamadan kaşını kaldırdı.Yerdeki evrağı iki elinin arasına alıp bu ne dercesine abisine bakmaya devam etti.

Abisi ise acımadan bakışlarını kardeşinin tam göz bebeklerine sabitledi.

"Artık yoksun"

Changbin'in elindeki evrak yere düştü.

"Ne..?"

Abisi zevk alırmış gibi davranıyordu.Anlam verilmesi güçtü.

"Bu da demek ki bu evde de artık yoksun."

Ve daha sonra kapıyı gösterdi.

"Abi sen ne saçmalıyorsun! İKİZİNİM BEN SENİN!"

"HER ŞEYİ BERBAT EDİYORSUN! O ÇOCUKTAN SEN SORUMLU DEĞİL MİYDİN! BÖYLE ANLAŞMAMIŞ MIYDIK! PEKİ YA NEDEN TAKİP ETTİ BİZİ!"

Changbin'in yüzü git gide donuklaştı ve alay edercesine güldü.

"Peki,Bay Katil Bey.Giderim"

Ve abisinin omzuna çarparak kapıya doğru yöneldiğinde Chan bağırarak kardeşinin adını haykırdı.

Bu anda gürültüleri duyan iki arkadaş -Jeong ise Seung'dan destek alarak ayakta duruyordu.- merdivenlerin aşağısına kadar inmişti.

"Git patrondan özür dile yalvar yakar şans verirse geri gel, vermezse" bir süre durdu ve devam edemedi.Yutkundu ve güç toplamaya çalıştı.

"gelme"

Changbin daha fazla cevap vermeden çıktı gitti.Chan ise iki çocuğu umursamadan onların yanından geçip yukarıya gitti.

(...)

Sabah olmuştu ama Changbin hâlâ ortalıkta yoktu.

Evdeki durum ise çok iyi sayılmazdı.Çünkü tedirgin bir hava vardı.Chan odasından yine bir gram çıkmamış.Çocuklar ise odalarından çıkmamıştı.

Seungmin daha fazla oturmaya katlanamayarak telefonuyla beraber sessizce Jeongin'in odasına gitti.

Jeongin arkadaşını görünce yataktan doğruldu ve ne oldu dermişcesine başını salladı.

"Dün çektiğim fotoğraflar"

Seungmin telefonu arkadaşına uzattı ve çocuk hevesle okumaya başladı.

Bir saat içerisinde bir sürü evrak okudu.Gözlerine inanamadı.

"Bunlar yeter de artar videoya bile ihtiyacımız yok, imzaları var!"

Seung rahatsız bir şekilde yerinden kalkıp cam kenarına yöneldi ve durdu.

"Bilmiyorum Jeongin..."

"Neyi!"

Seung susunca Jeong bunun üzerine zorla ayağa kalktı ve arkadaşının yanına gidip onu sarstı.

"Bana bak sakın yine başlama!" Jeongin sesini azalttı.

"Onlar katil,Kim.Ne olur sağlıklı düşün artık!"

Kim, arkadaşına döndü.

"Ben yokum Yang.Ölmek istemiyorum ama senin istediğin belli"

Ve odadan çıkıp gitti.Yang neye uğradığını şaşırdı.Onunla beraber ölmeye hazır olan arkadaşı resmen seninle ölmekten korkuyorum demişti.

Bunun şaşkınlığı ile camdan bakınmaya başlamıştı.Bir süre sonra evin kapısında bir karaltı fark etti ve Changbin olduğunu düşünerek acısını umursamadan aşağıya fırladı.

Sessizce aşağıya indiğinde aynı sessizlikte kapıyı açtı ve kolona yaslı uyuyan Changbin'i gördü.Etrafına bakındı ama acısına rağmen çocuğun yanına diz çöktü.

"Changbin..."

Çocuk uyanmayınca bir kaç kez daha adını söyledi.En sonunda uyandı ve gözlerini araladı.

Hiçbir şey demeden ayağa kalktı ve Jeongin'in de kolundan tutarak kaldırdı.

"Ne zaman geldin?"

"Çıktıktan 1 saat sonra."

"Geldiğine göre.."

"Evet."

"Özür dilerim."

"Ne için? "

Tam bu anda eve girmişlerdi ama bunun farkında bile değillerdi.

"Benim yüzümden abinle kavga ettin."

Jeongin'in iç sesi

TABİ Kİ ŞAKA YAPIYORUM! Özür falan dilemiyorum.Hepsi intikam içindi ve de devam edeceğim.Birini öldürmek nasıl bir his ölmeden tadacaksınız.

"Sorun değil her zamanki hâli."

(...)

Sonunda bir kaç gün geçmişti.Her şey yolunda gibi ilerlese de öyle değildi aslında.Çünkü ikizlerin yeni bir görevi vardı.Lee'nin evini öğrenmek zorundaydılar.Çünkü duyumlarına göre cinayet gününden sonra Lee, bir daha şirkete girmemiş ve işleri uzaktan yönetmeye başlamıştı.

"Bir şey buldun mu?"

Chan oflayarak arkasına yaslandı.

"Bi' bok yok oğlum ya!"

Ama bunu demesinden üç saniye bile geçmeden bir anda yerinden fırladı.

"Çocuklar ne diye elimizde! Onlara soralım, bildiklerinden adım kadar eminim!"

Changbin başını salladı.

"Biz sabah gidiyorduk şirkete,onlar akşam gidiyorlar,nereden bilebilirler?"

"Aptal evlerine Lee'nin şoförü bırakıyor olabilir.Sen sadece ikisini de depoya indir."

"Chan ama-"

Chan masasına yaslandı ve kaşını soğuk bir ifade ile kaldırdı.

"Ne o? Korkuyor musunuz yoksa bir şeyden,beyefendi?"

Bunun üzerine Chang, odada çıktı ve çocukların odalarına girip teker teker depoya indirdi.Tabii, Jeongin'i indirmek her zaman olduğu gibi zor olmuştu.Ama en sonunda onları sandalyelere bağlamayı başarmıştı.

"YA BAK CHANGBİN SEN DELİ FALAN MISIN!"

Jeongin olduğu yerde bağırıp, çırpınırken Seungmin hiçbir tepki vermiyor.Aklından geçirdikleri ile daha da midesi bulanıyordu.Düşündüğü şey ise evrakları fotoğrafladığını görmüş olmalarıydı.

Ama çok geçmeden içeriye elinde beyzbol sopası ile Chan girdi.

Ama Jeongin umursamadan bağırmaya devam etti, taki kendini sandalye ile birlikte soğuk zeminde bulana kadar.Chan susması için acımadan elindeki ile vurmuştu çocuğa.Changbin bunu onlara yapmak istemediği hâlde sessiz kaldı çünkü abisinin de bunu yapmaya bayılmadığını biliyordu.

"Jeong! Jeong!" Seungmin sinirle Chan'a döndü.

"Sen napıyosun ya!"

Chan ona dönüp beyzbol sopasını hafif hafif Seung'un başına vurdu.

"Sus yoksa sana da aynısını yapacağım."

Sustu ve Changbin sorulması gereken soruyu sordu.

"Lee'nin evi nerede?"

İki çocukdan da cevap gelmeyince Changbin sesini daha da yükseltti.

"Bir daha sormam! Lee Know'un evi nerede!"

Ve çocuklardan tekrar ses gelmeyince,

Chan bu sefer Seungmin'in duyguları ile oynamaya karar verdi.Bunun sayesinde öğreneceğinden emindi.Chan,Jeongin'i sandalyeden çözdü ve tek eliyle bileklerinden tuttu.Canını yakmak için ise sıkmaya başladı.Üzerine çekiştirerek ayağa kaldırdı.Cebinden ise silahını çıkartıp, çocuğun kafasına bastırdı.

"Evet Seungmin bekliyoruz ikimiz de evin adresini vermeni,ne dersin söylemeye hm?"

Jeongin kaşlarını kaldırarak hayır demek istese bile Seungmin avazı çıktığı kadar bağırıp 'bırak onu adresi yazacağım' demişti bile.

Bunun üzerine Chan, Jeong'u Changbin'e doğru fırlattı ve silahını yerine koydu.Changbin ise çocuğu sıkıca yakaladı ve yukarı, odasına çıkardı.

Tam kapısını kilitleyecekken Jeongin'in sesini duydu.

"SİZ ADİ ŞEREFSİZLERSİNİZ DUYDUNUZ MU! ÖKSÜZLER!"

Changbin son duyduğu kelime ile daha fazla dayanamayıp kapıyı kilitlemek yerine içeriye girdi ve Jeongin'i kitaplığa doğru ittirdi.Çocuk, sırtını kitaplığa çarparak yere ve onunla beraber bir kaç kitap da düştü.Chang, hırsını alamadan çocuğun üzerine yürüdü çenesinden tutup sıktı.Bunu yaparken fazlasıyla da yakınlaşmıştı.Fısıldayarak dedi bunları,

"O çeneni kapat.Yoksa gerçekten elimde kalacaksın"

Jeongin korksa bile planı takır takır işliyordu ve bunun farkındaydı.Tek yapması gereken şeyi de şimdi yapacaktı.

Elleri karşısında olan büyük çocuğun bileklerine kenetlendi ve çocuğun dudaklarına yapıştı.Bir süre sonra geri çekildiğinde ise Changbin,ayağa kalktı ve afallamış bir şekilde arkasına bakmadan odadan çıkıp gitti.Kapıyı da kilitlemeyi unutmadı.

Ama Jeongin, amacına ulaşmıştı.Bu,ihanetin başlangıcı olacaktı..

~~~

Seungmin ve Chan ise çoktan yukarıya çıkmış,Chan çocuktan adresi almıştı.

"Onu neden öldürmek istiyorsunuz? Derdiniz ne?"

Chan aldığı kağıdı katlayarak cebine koydu.

"Az soru, çok cevap.Tamam mı?"

Demesinden sonra, rengi atmış Changbin aşağı indi.Chan da kardeşini görünce kolundan çekiştirerek ana kapıdan onu çıkardı.

Bu bölüm sanki biraz güzelmiş.İşte umarım eğlenmişsinizdir!Okuduğunuz için teşekkürler,next!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.