(Nisan neredeydi )
Geriye tek seçenek kalmıştı, annem ve babama haber verecektim ama ondan önce arkadaşlarına mesaj attım. Hiç benim yanımda değildi. Sıra hangi ebeveynime seçeceğimdeydi. Babam çok telaşlanır, annem çok telaşlanmaz diye düşündüm. Annem uyandırdım sessizce, 'Anne kalk, insan evde yok, saat 3:00 oldu' dedim. İlk başta bir şey demedi, sonra birden 'Nisan' diye vardı. Bu barışı, babamı da uyandırıp dışarı çıktık. Annem ağlamaya başladı, ama babamda o kadar telaş yoktu, sanki bir şeyler var gibiydi. Çıktık, bulamadık, polise gittik. Böyle bir kişinin kaybolduğunu ihbar ikinci kez geliyordu. Aynı fotoğraf, aynı soyisim, aynı bilgiler ve ikiz kız kardeşi. Bir arkadaşı ihbar etmiş olabilirdi, ama onlar Nisa’nın fotoğrafını arasın. Artı olarak benim fotoğrafım onlarda ne arasın . Eve gittiğimizde insanın yüzünde onlarca makyaj vardı. Birde Ninsan çok abartı makyaj yapmayı sevmezdim. Doğum günü yaklaştığı için parti yapmış olabilirlerdi. Hepimiz uyuduk, insan benim odamda benden insan olsun da uyuyordum. Sersemlikten benim odama yapmıştı. Akşam eve dört gibi geldik, yani bu demek oluyor ki, ben sadece 2 saat uykuyla 12 saat çalışacağım. Kabus gibi sabah altıdan çalan alarmın sesiyle uyandım. Nisan 1'den odaya girdi ve bana sarıldı, teşekkür etti. Neden diye sordum, benim için endişelendiğini söyledi. Apar topar odadan çıktım, odalar rahatsız oluyordum, bir başkasının evinde gibi hissediyordum. Odama girdim, bir şort ve crop giydim ve odayı hiç terk etmedim. Siyah ve altın serisi bisikletimi alıp geri çıktım, yol 20 dakika sürüyor ve beşinci dakikasında yağmur ve soğuk hava beni karşıladı. Hemen bisikletimi koydum, durağa bağladım, otobüsü beklemeye başladım. Otobüse bindiğimde saatin 8:00 olduğunu fark ettim. İşe geç kalmıştım. Bir de üstüne karnımın ağrısı şiddetli olmaya başlamıştı. Otobüsten inerken parayı vermediğimi hatırlayıp ödedim ve hızlıca işe girdim. Geç kaldığım için ekstra azar işittim. İşten çıktım, karın ağrım hala devam ediyordu ve yağmur yağıyordu. Bisikletimi almak için kendi evimin olduğu sokağa fark etmeden geçtim. Artık yürümem gerekiyordu, iki sokak kadar falan. “Bari bisikletimi alıp öyle gideyim" diye düşündüm ve otobüse binmedim. Durakta tekrar indim, bisikletimi alıp eve doğru gitmeye başladım. Sanki yağmur daha sert davranıyordu ya da bana öyle geliyordu. En sonda sırılsıklam eve geldim ve sıcak bir duş aldım. Onlar evde yoktu. Duyguyla konuştum. Yine her zamanki gibi olduğunu söyledi, ama bu sefer pek yaşamamış gibi sanki. Daha doğrusu, o bile artık alışmış gibi. Eve dönerken annemler gelmiş olacağını düşünerek, ama hala gelmemişler. Dönerler, geri dönmemişlerdi. Ben evden biraz daha kıyafet alıp duygulara geri döndüm. Nasıl olsa annemler beni merak etmez mi? Bugün işe gitmeyecektim, çünkü hasta olduğunu hissediyordum. Ama Duygu da da kalamaz. Bu sefer beni neden işe gitmedin diye darlacak. Ne yapacaktım? Sokakta boş boş dolaşacak mıydım? Evde durmaya korkuyordum. Belki eve gelmişlerdi diye eve gittim, ama yine yoktu. Bu sefer evin girişinde bir gariplik vardı, not vardı. Bir numara yazıyorum 0551 04*****. Tabii meraklı Eylül durur mu, hemen aradım. Telefonu açtı, tatlısıyla 'alo' dedi. Ben de cevap verdim, 'bu numarayı evinde buldum' dedim. Sonra adam, 'kızım Eylül sensin' dedi. Kim olduğunu ve adımı nereden bildiğini sorduğumda, 'ben baban' dedi. Şok olmuştum, neredeyse bayılacaktım. Ama benim babam (ne kadar kabullenmesem de beni sevmiyor ve ben onunla yaşıyorum). Acaba bu adam kimdi?
okuyanlara okudukları için teşekkürler yarın yeni bölüm gelir


