İçeriğe geç

İkinci Gelin

Bölüm 5 · 4 dk okuma

İkinci Gelin

Bölüm 5

Mühürlü Güvence

Süreyya’nın sorusu vakıf odasında asılı duruyor. Meclis görevlisi önündeki dökümün sayfasını çeviriyor; hışırtı, avludan gelen bakır dövme sesini bir an örtüyor.

“Teminat kaydını ben imzalıyorum,” diyor. “Meclis adına. Dervişoğlu borcu ödenmiyor sayılırsa karşılığı Sancaktar bağ hissesinden düşülüyor. Gerekçe bu.”

“Benim yönettiğim vakfın defterine kimin emriyle giriyor?” Süreyya’nın sesi yükselmiyor. “İmzanız cevap değil.”

Görevli dökümün altındaki boşluğu gösteriyor. Talimatı verenin adı yok. Miran tespihini masada bırakıyor.

“Ben bağ hissesini teminat göstermiyorum,” diyor. “Babamdan kalan miras için de kimseye vekâlet vermiyorum.”

Defterdeki satıra bakıyorum. Babamın borcu, başka bir ailenin mirasına bağlanıyor; ipliğin iki ucunu kimin tuttuğu görünmüyor. Süreyya defteri kapatmıyor. “O kayıt geçerliymiş gibi işlem yapılmıyor. İtirazım da aynı sayfaya giriyor.”

Görevli kalemini çıkarınca Miran, masadaki şart yapraklarını ona uzatıyor. Kendi yazımı görüyorum: Baran ile Eren’in can güvenliği, ayrı yaşam alanı, ayrılma hakkı. Hiçbiri henüz meclisin sözü değil.

“Önce kardeşlerim,” diyorum. “Adlarıyla yazın. Meclisin yönlendirdiği adamlar yaklaşmıyor; tehdit yinelenirse meclis bunu kendi kararının ihlali sayıyor.”

Görevli, yetkisinin sınırını anlatmaya girişiyor. Sözünü kesmiyorum. Bitirince, “O hâlde konağa girişim için de yetkiniz yok,” diyorum.

Miran kapıya yöneliyor. Görevli onu durdurup belgesinin arkasındaki meclis mührünü gösteriyor. Yazdığı güvenceyi sesli okuyor; Baran ile Eren’in adları, tehdidin durdurulması ve meclisin sorumluluğu belgede yer alıyor. Süreyya her cümleyi bir kez daha okutuyor. Ayrı bölümde oturmam, o bölümün düzenine kendimin karar vermem, istediğim zaman ayrılabilmem ve çocuklarla ev üzerindeki kararların Süreyya’nın söz hakkı dışında alınamaması da şart yapraklarına geçiriliyor.

“Burada kimsenin yakınlık üzerinde hak iddiası bulunmuyor,” diyorum.

Görevli bunu da yazıyor. İki yaprağı mühürleyip masaya koyuyor. Kalem hâlâ önümde duruyor; ona uzanmıyorum.

Mühürlü güvencenin bir nüshasını alıp Zeliha Usta’nın evine gidiyorum. Konaktan çarşıya inen dar geçitte iki kişinin yan yana yürümesi güç; ne görevli ne Miran arkamdan geliyor. Saçakların arasından görünen gökyüzü küçülürken belgeyi açıkta tutuyorum. Kimsenin sözüne değil, üzerinde yazana güvenmek istiyorum.

Zeliha’nın avlusunda telkâri ocağı yanmıyor. Baran su küpünün yanında ayakta, Eren kapıya yakın oturuyor. Zeliha avlu kapısını arkamdan kapatıyor, sonra elimdekine bakıyor.

“Meclisin mührü,” diyorum. “İkinizin adı altında.”

Baran belgeyi alıp okuyor. Aynı satıra yeniden dönüyor; yüzündeki gerginlik çözülmüyor. “Nihat’ın para aldığı adamlar da buna uyuyor mu?”

“Meclis adına hareket ediyorlarsa uymak zorundalar. Başka birinin adına geliyorlarsa bu güvence onları durdurmaya yetmiyor.” Sorunun eksik kalan tarafını saklamıyorum. “Sizin için güvenli bir yer bulma işi bitmiyor.”

Eren cebindeki siyah ipli kâğıdı yokluyor. Çıkarmıyor. “Bunun karşılığında siz orada mı kalıyorsunuz?”

“Şartlar imzalanınca konağa giriyorum. Ne senin ne Baran’ın borcu yüzünden orada kalmaya mecbur olmayı kabul ediyorum. Ayrılma hakkım yazıyor.”

Zeliha elimde kalan diğer yaprağı istiyor. Ayrı bölüm ve Süreyya’nın söz hakkı yazan satırları okuyor. “Kapısı ayrı olan yer, kapısı üstüne kapanan yer de olabiliyor,” diyor.

“Bu yüzden anahtar bende oluyor. Kimlerin gireceğine ben karar veriyorum.”

Baran güvenceyi bana geri uzatmıyor; bir süre elinde tutuyor. Sonra dikkatle katlayıp avludaki alçak sekiye bırakıyor. “Aslı sende kalsın. Biz burada bekliyoruz.”

Belgeyi alıyorum. Eren kapıya bakıyor; kardeşim için taş duvarlar bile yeterince kalın görünmüyor. Zeliha, çarşıya açılan alt yolu değil, damların gölgesindeki geçidi işaret ediyor. Dönüşte o yolu seçiyorum. Mardin’de bir sokağı bilmek bazen bir adımı saklamaya yarıyor; bugün bana gereken de bu.

Konağa döndüğümde güneş avlunun taşlarından çekiliyor. Vakıf odasının kapısı açık. İçeride Süreyya, görevlinin son satıra attığı tarihi denetliyor; Miran pencere önünde duruyor. Güvence nüshasını masaya koyup şart yapraklarını yeniden okuyorum. Ayrılma hakkım herhangi bir borcun ödenmesine bağlanmıyor. Yaşam alanımın anahtarı bende kalıyor. Süreyya’nın ev ve çocuklar üzerindeki söz hakkı ayrıca yazıyor.

“Sizin itirazınız da deftere giriyor mu?” diye soruyorum Süreyya’ya.

Görevli defteri ona çeviriyor. Süreyya kendi el yazısıyla bağ hissesi teminatına itirazını kaydediyor; altına tarih atıyor. “Giriyor,” diyor. “Bu kayıt çocuklarımın mirasına dokunuyor. O satırı burada bıraksam da peşini bırakmıyorum.”

Görevli kapıya çekiliyor. Miran bana, sonra kalemin bulunduğu yere değil, güvenceye bakıyor.

“Şartlarınızı görüyorsunuz,” diyor. “Yine de imzalamayabilirsiniz.”

Bunu duyunca karar kolaylaşmıyor. Baran’ın belgeyi iki kez okuyuşu gözümün önünde duruyor. Kalemi alıp adımı yazıyorum. Konağa ikinci gelin olarak girmeyi kabul ediyorum; bu imza Miran’a yakınlık vaadi değil, kardeşlerim için baskı altında aldığım bir güvenlik kararı. Görevli yaprakları mühürlüyor. Asılları vakıf defterinin yanına koyuyor, bana birer nüsha veriyor.

Süreyya, avlunun karşısındaki küçük kapıyı gösteriyor. “Orası sizin bölümünüz. Anahtarı içerideki masada buluyorsunuz. Çocukların odasına açılan kapı kilitli kalıyor.”

Başımı sallıyorum. Oraya doğru yürürken Miran da avluya çıkıyor; aramızda kuyunun taş ağzı duruyor. Ona dönüyorum.

“Kocamın ceketinde bir senet buluyorum,” diyorum. “Üzerinde Sancaktar mührü var. Tarihi, ölümünden üç gün öncesi.”

Miran’ın bakışı vakıf odasının açık kapısına kayıyor. Senedin nerede olduğunu sormuyor. Süreyya içeride, defterin başında kalıyor.

“Bana göstermiyorsunuz,” diyor Miran.

“Şimdi değil.”

Kuyunun öte yanında duruyor; yaklaşmıyor. “Bağ hissesi kaydını araştırıyorum,” diyor. “Mührün onun ceketine nasıl girdiğini de.”

Süreyya kapı eşiğinde beliriyor. Önce Miran’a, sonra bana bakıyor. Son sözü o söylüyor: “O mührün izini sürerseniz, mirastan pay düşmek isteyenin kapısını mı çalıyorsunuz?”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.