İçeriğe geç

İkinci Gelin

Bölüm 4 · 4 dk okuma

İkinci Gelin

Bölüm 4

Bağ Hissesi

Görevli, konağın önündeki meydanlıkta cevabını bekliyor. Akşam ezanına daha vakit var; yine de güneş taş duvarların gerisine çekildikçe Baran’ın dükkâna dönmesi için verilen süre daralıyor. Miran elindeki şartları açıyor. Görevlinin yüzündeki rahatlık, ilk satırı okuduğu anda siliniyor.

“Bunları meclisin önüne koyuyorum,” diyor Miran. “Baran dükkâna dönmüyor. Eren de kimsenin karşısına çıkarılmıyor. Borç için kardeşlere yönelen tehdit, meclisin imzasıyla durana kadar ikisinin yerini sormuyorsunuz.”

“Meclis güvenceyi ancak Baran görünürse görüşüyor.”

“Öyleyse görüşeceği ilk konu, borç değil bu tehdit oluyor.”

Miran, şartları görevliye uzatmıyor; satırları onun okuyabileceği yükseklikte tutuyor. Kendi yazımı görüyorum: ayrı yaşam alanı, ayrılma hakkı, Süreyya’nın ev üzerindeki sözünün korunması. Görevlinin bakışı o satırda takılıyor. İki adım geride duruyorum. Bu meydanlıkta birinin sesini yükseltmesi, dar geçitlerden üst mahalleye kadar duyuluyor. Baran’la Eren’in Zeliha Usta’nın avlusunda beklediğini biliyorum; yerlerini burada anmak bile istemiyorum. Nihat’ın Baran’ın dükkânını adamlara göstermesi yetiyor zaten.

“Bunların hepsini şimdi mi?” diye soruyor görevli.

“Şimdi.”

Görevli, meclis adına söz veremediğini söylüyor. Miran da ondan söz istemiyor. Şartları meclise götürmesini, ezandan önce yazılı bir cevap getirmesini istiyor. Ardından iki satırlık bir teslim notu yazıp görevliye okutuyor: şartların teslim saati ve meclise iletileceği. Görevli imzalıyor; Miran notu cebine koyuyor, şartları ise görevlinin eline veriyor.

Adam meydanlığın öbür ucuna yönelirken, “Cevap gelmezse?” diye soruyorum.

“Cevap gelmediğini de yazdırıyorum.”

“Bu, kardeşlerimi korumuyor.”

“Hayır,” diyor. “Henüz korumuyor.”

En azından eksik olanı başka bir adla çağırmıyor. Görevli meclisin toplandığı taş binaya sapıyor. Ben konağın gölgesine bakıyorum. Yazdığım şartlar artık o binaya gidiyor; Baran’ın akşam ezanına kadar dükkâna dönmeyeceği de Miran’ın ağzından duyuluyor.

Konağın avlusuna meydanlıktan giriyoruz. Süreyya, üst kata çıkan merdivenin dibinde bir görevliye çocukların ders saatini hatırlatıyor. Üçü de yukarıda; aşağıdan gelen sesleri duyunca görevli aradaki ahşap kanadı kapatıyor. Süreyya önce buna bakıyor, sonra bize dönüyor. Avludaki suyun şırıltısı konuşmaları örtmeye yetmiyor.

“Miran,” diyor, “meclise gönderdiğin güvenceleri ben de görüyorum.”

“Görüyorsunuz,” diyor Miran. “Görevli nüshayı getiriyor.”

Süreyya’nın yüzü değişmiyor. “Benden saklamamanız iyi. Bu evde uygulanacak şartların bana yalnızca sonucu bildirilmiyor.”

Merdivenin yanındaki bakır tası yerinden alıp güneş görmeyen rafa koyuyor. Ardından çocukların kullandığı geçidi işaret ediyor. “Üç çocuğun odası bu tarafta. Dersleri, yemekleri, vakıftan karşılanan masrafları belli bir düzende yürüyor. Hiçbir meclis kararı o düzenin üstüne sessizce yerleşmiyor.”

“Ben de bunu yazıyorum,” diyorum. Sesim avluda düşündüğümden sert duyuluyor. “Sizin söz hakkınız, benim yerimden ayrı bir şart.”

Bana dönüyor. “Reyhan, o satırı görüyorum. Yazmanız, evin içindeki hesabı tek başına çözmüyor.”

“Haklısınız.”

İkimiz de bir süre susuyoruz. Miran araya girmiyor. Süreyya’nın bakışında beni buradan uzaklaştırma isteği görüyorum; fakat çocukların geçidini gösteren eli, benden önce bu konağa karşı da bir sınır çiziyor.

“Bu evliliği onaylamıyorum,” diyor açıkça. “Sizin için de çocuklarım için de doğru bulmuyorum. Yine de meclis benim evimi pazarlığın içine koyuyorsa neyi imzaladıklarını bilmek istiyorum.”

Miran başını eğiyor. “Nüsha gelince birlikte bakıyoruz.”

Süreyya, avlunun vakıf odasına açılan tarafına yürüyor. “Yalnız nüshaya değil. Meclisin bu borcu hangi deftere işlediğine de bakıyoruz. Bizim kayıtlarımızda bir karşılığı varsa burada duruyor.”

Peşinden giderken telkâri çarşısındaki ince gümüş örgüleri düşünüyorum. Bir teli çekince bazen bütün desen geriliyor. Babamdan kalan borcun, Süreyya’nın tuttuğu kayıtlarda ne işi olduğunu henüz bilmiyorum.

Vakıf odasının penceresi aşağıdaki damlara bakıyor. Gün ışığı taş evlerin üzerinden çekilirken Süreyya bir defteri masaya getiriyor. Miran karşısında ayakta duruyor; ben pencereye yakın sandalyeye oturuyorum. Avludan gelen adımlar duyuluyor. Meydanlıktaki görevli iki yaprakla içeri giriyor ve meclisin şartları teslim aldığını söylüyor.

“Tehdidin durdurulduğu nerede yazıyor?” diye soruyorum.

Görevli sayfaları çeviriyor. “O konu görüşülüyor.”

Miran’ın tespihi avucundan masaya iniyor. “Öyleyse cevap henüz gelmiyor. Baran’ın dükkâna dönmesi için verilen süre de işlemiyor diye yazıyorsunuz.”

“Bunu meclis söylüyor.”

“Meclis söylemiyorsa, sürenin bittiğini de söylemiyor.”

Görevli boş bıraktığı satıra bakıyor. Süreyya kendi defterini açıp tarihli bir kaydı Miran’a gösteriyor. Ben başlığı uzaktan okuyabiliyorum: Dervişoğlu borcu. Altındaki satırda başka bir ifade duruyor: bağ hissesi teminatı.

“Bu, bizim vakıf giderimiz değil,” diyor Süreyya. “Buraya meclisten gelen dökümle işleniyor. Borcun karşısına neden Sancaktar bağı yazılıyor?”

Görevli ilk kez ona bakmakta güçlük çekiyor. “Eski bir hesap, hanımefendi.”

“Eski hesabın da kaynağı oluyor.” Süreyya defterden gözünü kaldırmıyor. “Dökümün aslı kimde?”

Görevli cevap vermiyor. Ben tarih satırını seçmeye çalışıyorum; defter Miran’a dönük duruyor. Tezgâhımın altındaki tel kutusunda duran senedin tarihi aklımda. Ölen eşimin yol kazası o tarihten üç gün sonrasına denk geliyor. Buradaki satırın aynı işlemle ilgili olup olmadığını bilmiyorum.

Miran defteri bana doğru çeviriyor. Senedi kimseye göstermiyorum; gördüğüm rakamın neyi değiştirdiğini de henüz anlayamıyorum. Süreyya, görevlinin getirdiği yaprakları masaya yan yana diziyor. Şartlarımın karşısında meclisin teslim kaydı var. Borcun karşısında ise açıklanmayan bir teminat.

Görevli dışarıdaki ezanı bekler gibi pencereye bakıyor. Süreyya kalemi onun önüne koyuyor.

“Meclise dönüyorsunuz,” diyor. “Tehdidin durdurulmasına ilişkin cevabı ve bu bağ hissesinin borca neden yazıldığını getiriyorsunuz. İkisini de imzalayan kim?”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.