İçeriğe geç

İkinci Gelin

Bölüm 47 · 4 dk okuma

İkinci Gelin

Bölüm 47

Han Sürgüsü

“Yanındaki adamı tanımıyorum,” diyor Baran telefonda. “Eren içeride. Arka kapıyı açalım mı?”

Miran’la telkâri çarşısına inen sokağın ortasında duruyorum. Eşimin yardım isteği hakkında soracaklarım dilimin ucunda; Baran’ın sesi hepsini geriye itiyor.

“Hayır. İkiniz de içeride kalın. Belirlenen yola çıkmıyorsunuz.”

“Meclisin adamları o yolu tutuyor.”

“Nihat da yolu biliyor. Telefonu kapatma.”

Zeliha’yı arıyorum. Baran’ın çalıştığı yerin arka çıkışıyla atölyesinin kapısı aynı han avlusuna bakıyor. Zeliha hanın içinden Eren’i almayı, ardından Baran’a dönmeyi kabul ediyor.

“İkisini birden götürsün,” diyor Miran.

“Arka çıkışı gözetleyen biri varsa ikisini birden gösteriyoruz.”

Baran duyuyor. “Önce Eren çıksın. Ben kapıyı kilitli tutuyorum.”

Han kapısını buradan göremiyorum. Taş kemer, sokağın sonunu kesiyor; bugün o kör köşe kardeşlerimin lehine çalışsın istiyorum. Telefon kulağımda, Zeliha’nın sesini bekliyorum.

“Eren yanımda,” diyor sonunda. “Atölyeye giriyoruz. Sürgüyü kapatıyorum.”

“Baran’ı almaya hemen dönme,” diyorum. “Ben haber verince çık.”

Baran’a dönüyorum. “Akşam geçişi yok. İkiniz de atölyede bekliyorsunuz.”

“Sabaha kadar mı?”

“Gerekirse.”

“Tamam.”

Telefonu indirmiyorum; Zeliha’yla bağlantıyı açık tutuyorum. Meclisin güvencesi kâğıtta duruyor. Kardeşlerimi, bilgisi başkasının eline geçen bir yola yeniden göndermiyorum.

“Han sokağını uzaktan gözetecek birini buluyorum,” diyor Miran. “Zeliha’ya görünmeden haber veriyoruz.”

“Adamınız Baran’ın çıkışını işaret etmesin.”

“Etmiyor.”

Konağa çıkan kısa yolu gösteriyor. Kemal avluda; ona haber vermek için birlikte yürüyoruz. Ayağım basamakları çıkıyor, aklım hanın kilitli kapısında kalıyor. Baran telefonda, Eren atölyede. İkisini bir yere toplamak bile bugün başlı başına bir iş.

*

Konak avlusuna girdiğimizde Kemal taş oluğun yanında duruyor. Miran han sokağını uzaktan görüp göremeyeceğini soruyor.

“Kemerin karşısındaki çatıdan görünüyor,” diyor Kemal. “Hana yaklaşmıyorum.”

“Karşıdaki iki kişiyi izle. Arka kapıya yönelirlerse beni ara.”

Zeliha’ya Kemal’in nerede duracağını söylüyorum. “Baran için henüz çıkmayın. Önce sokak boşalsın.”

“Eren önümde tel düzeltiyor,” diyor. “Burada bekliyoruz.”

Süreyya gider odasından çıkıyor. Elindeki dosyaya küçük bir kâğıt iliştiriyor.

“Çocuklar iç avluda kalıyor,” diyor Miran’a. “Kapıdaki hareket onlara haber diye taşınmıyor.”

Sonra bana dönüyor. “Kardeşlerinizin güzergâhı değişiyor mu?”

“Bu akşam o güzergâha çıkmıyorlar. Zeliha’nın atölyesinde bekliyorlar.”

“Meclisin güvencesi yerinde duruyor.”

“Dursun. Onu kullanmak zorunda değiller.”

“Bu kararınızı Rıza’ya ben bildirmiyorum,” diyor. “Sonra çocukların hesabına koruma gideri yazmaya kalkıyorlar.”

“Böyle bir gider istemiyorum.”

“İyi.”

Dosyasını kolunun altına alıp gider odasına dönüyor. Çocuklarının payını koruması bana yer açtığı anlamına gelmiyor; buna ihtiyacım da yok. Az önce onların iç avluda kalmasına karar verirken duyduğu kaygıyı ise anlıyorum.

Kemal’den mesaj geliyor: Nihat ile yanındaki kişi hâlâ ön sokakta, hanın arkasına geçen yok. Zeliha’ya haber veriyorum. “Şimdi Baran’ı alın. Kemal bir hareket görürse arıyorum.”

Miran avlu kapısına kadar benimle yürüyor. “Atölyeye kaç kişi sığıyor?”

“İki kardeşimle Zeliha sığıyor. Siz girince iş değişiyor.”

“Kapıda kalıyorum.” Bir an duruyor. “Para gerekirse işletmeden karşılıyorum. Ayrı yer tutabilirsiniz.”

“Baran telkâri işini biliyor,” diyorum. “Eren de öğreniyor. Son kısa şerit siparişinin fişi Zeliha’nın ön tezgâhında. Böyle işler alıp kendi kazançlarını sağlamalarını istiyorum.”

“Yardım teklifim buna engel değil.”

“Borç duruyor. Konağa giriş şartlarım duruyor. Sizden para almam aramızdaki eşitsizliği büyütüyor. Sonra hangi kararımın bana ait olduğunu ben bile ayıramıyorum.”

Miran ellerini boş bırakıyor. “Haklısınız. Siz istemeden ödeme yapmıyorum, kimseyle konuşmuyorum.”

“Bunu istiyorum.”

Çarşıya inerken yan yana yürüyoruz. Kendisine güvenmek istediğim anlar oluyor. O isteği bir karara dönüştürmüyorum. Eşimin ondan ne yardım istediğini hâlâ bilmiyorum.

*

Atölyeye vardığımda Eren arka tezgâhta oturuyor. Zeliha ön masadan koyu renk bir örtü alıp çıkmaya hazırlanıyor.

“Kemal’den ses var mı?” diye soruyor.

“Yok. Baran kapıyı yalnızca sizin sesinize açıyor.”

“Biliyorum.”

Han avlusuna açılan sürgüden çıkıyor. Miran söylediği gibi eşikte kalıyor. Eren, küçük mengeneye sıkıştırdığı teli gösteriyor.

“Bunu düzeltmeye çalışıyorum.”

“Ucunu önce sabitle.”

Yanına oturuyorum. Eğri kısmı kestirip ona daha kısa bir parça veriyorum. Bir şey öğrenirken ellerinin nasıl yavaşladığını görüyorum. Baran da tezgâh başında çalışabiliyor; ikisi için sipariş almak, güvenli bir akşamın yerine geçmiyor. Yine de hayatlarının her gününü bir meclis kararına teslim etmemeleri için bir başlangıç oluyor.

Miran kapının yanında konuşuyor. “Eşinizin benden istediği yardımı soruyorsunuz.”

“Evet.”

“Burada anlatmamı ister misiniz?”

Eren telin ucunu sıkıştırıyor. Hanın taşları dışarıdaki ayak seslerini içeri taşıyor. Eşimin son günlerine dair sözü kardeşimin önünde, kapıyı dinlerken duymak istemiyorum.

“Baran gelince konuşuyoruz,” diyorum. “Yarım cevap istemiyorum.”

“Vermiyorum.”

Bu kez susuşu beni rahatlatmıyor. Benden sakladığı şeyin ağırlığını söylemek yerine kendisine yakın tutuyor. Onu anlamak istiyorum; bu isteğe kızıyorum da.

Telefonum titriyor. Kemal, Nihat’ın ön sokaktan ayrıldığını yazıyor. Nereye gittiğini sormak için ekrana dokunuyorum. Tam o sırada arka sürgü açılıyor.

Önce Zeliha giriyor. Ardından Baran. Zeliha sürgüyü kapatıp elindeki örtüyü masaya bırakıyor. Baran’ın koluna taş tozu bulaşıyor; Eren onu görünce teli bırakıyor.

“İyiyim,” diyor Baran. “Arka çıkışı gören yok.”

Zeliha ona su uzatıyor. Bardağı alıyor ama içmiyor.

“Nihat’ı gördüm,” diyor. “Yanındaki adam başka yöne ayrılıyor.”

“Seni görüyor mu?”

“Sanmıyorum. Ben kemerin altında kalıyorum.”

“Sonra nereye gidiyor?”

Baran’ın eli bardağın çevresinde duruyor. “Kendi yerine gitmiyor.”

Miran eşikten içeri bir adım atıyor. Baran sözü ona söylüyor:

“Bağ sevkiyat avlusuna giriyor.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.