İçeriğe geç

İkinci Gelin

Bölüm 40 · 4 dk okuma

İkinci Gelin

Bölüm 40

Düzeltme Saati

Rıza’nın sesi telefonun hoparlöründen Zeliha’nın atölyesine yayılıyor.

“Meclis gözetimi olmadan fiilî giriş kaydını açamıyorum.”

Miran, ön tezgahtaki sipariş fişine dokunmadan duruyor. Baran kapıya yakın; Eren, elindeki telefona bakıyor. İkisi de bu kaydın kendi adlarına açılacak bir kapıya dönüşmesinden korkuyor. Ben de korkuyorum.

“Gözetimin sınırı ne?” diyorum. “Meclis bütün dosyalarımıza bakacaksa başvurmuyorum.”

Rıza’nın yanıtı gecikmiyor. “İncelenecek gün, kayıt türü ve incelemeye katılacak kişiler yazılı talepte belirlenebiliyor. Meclis temsilcisi açılışa nezaret ediyor. İlgisiz satırlar gösterilmiyor.”

“Temsilci kardeşlerimin güvencesini görüşen meclisten geliyor,” diyorum. “Gördüğünü o görüşmede kullanmayacağını kim yazıyor?”

Miran bana dönüyor. “Bunu da talebe koyuyoruz. Güvence dosyasına aktarım yok. Yeni bir işlem istenirse sizin ayrı yazılı onayınız gerekiyor.”

“Benim değil, Baran’la Eren’in de onayı gerekiyor.”

“Adları kayıtta geçerse onlara haber veriyoruz,” diyor Miran. “Onların yerine karar vermiyoruz.”

Baran, kapının yanından sesleniyor. “Ben kendi adıma konuşurum, abla.”

Bu küçük cümle içimde yer açıyor. Onu korumak isterken sesini de elinden almam mümkün.

Miran, Rıza’ya dönüyor. “Yalnızca kayıp gönderinin günü. Fiilî giriş ve saat bilgisi. Erişim yetkisiyle fiilî kullanımı ayrı ayrı gösterecek sınır. İlgisiz kişiler için suret yok. Uygun mudur?”

“Başvuru olarak alıyorum,” diyor Rıza. “Kabulüne meclis karar veriyor.”

“Kararın gerekçesi de yazılı geliyor,” diyorum. “Ret ya da genişletme önerisi sözle kalmıyor.”

Rıza bunu da not ediyor. Miran telefonu kapatmıyor; duyduğumu doğrulamamı bekliyor. Benim adıma konuşmaması, bugün verebildiği en dürüst yardım.

“Kabul ediyorum,” diyorum. “Birlikte başvuruyoruz.”

Görüşme bitince Zeliha ön tezgahtan iki boş kâğıt getiriyor. Kalemi bana uzatırken senedin durduğu tel kutuya bakmıyor bile. Burada herkes, hangi şeyin yerinde kalması gerektiğini öğreniyor.

Sınırları ben yazıyorum; Miran, kendi erişim yetkisinin inceleme sebebi sayılmasını ekliyor. Belgeyi ikimiz de okuyoruz. Altına adlarımızı koyuyoruz.

“Bir nüshası sizde,” diyor.

Kâğıdın fotoğrafını çekiyorum, aslı onun eline geçiyor. O an Miran’ın istediği şeyin yalnızca bir kaydı açmak olmadığını anlıyorum. Yanında durmamı da istiyor. Bunu söylemesi gerekmiyor; yine de vereceğim cevabı açıkça duyması gerekiyor.

“Sonuç ne olursa olsun konağa ikinci gelin olarak bağlanmıyorum.”

“Bunu değiştirmenizi istemiyorum.”

“İstemekle beklemek arasında fark var.”

Miran kâğıdı katlamadan tutuyor. “O farkı bana hatırlatabilirsiniz.”

İçimden sert bir söz geçiyor. Onun yerine kapıya yürüyorum. Zeliha, Baran’la Eren’i atölyede tutuyor; Rıza’nın yazılı cevabı gelene kadar kardeşlerimin çarşıda ayrı ayrı dolaşmasını istemiyorum. İkisi de buna kendileri razı oluyor.

*

Bağların arasındaki servis geçidine Miran’la birlikte gidiyorum. Taş yolun bitiminde toprak ince bir çizgiye dönüşüyor; kapalı geçit o çizginin üstünde duruyor. Kestirme kullanılamayınca taşıma araçları uzun yola çıkıyor. Süreyya’nın çocukların gelirinden ayırdığı giderin gerçek karşılığı burada, teker izlerinin yönünde görülüyor.

Miran sürgüye yaklaşmıyor. Ben de yaklaşmıyorum. Ölçüsünü biliyoruz; onu kimin kullandığını bilmiyoruz.

“Buradan meclis temsilcisi geçerse,” diyorum, “güvenliği gerekçe gösterip inceleme sınırını büyütmek isteyebilir.”

“Geçidin kapanma kararını gösterebiliriz. Kayıt başka.”

“Kardeşlerimin güvencesi de başka,” diyorum. “Onu bu başvuruyla pazarlık konusu yapmalarına izin vermiyorum.”

“Ben de vermiyorum.”

Kolay bir cevap. Kolay cevaplardan hoşlanmıyorum; hele karşımdaki insan ona güç verebiliyorsa.

“Mecliste söz hakkınız var,” diyorum. “Benim yalnızca koyduğum şartlar var.”

Miran yol kenarındaki kuru taşı ayağıyla, yürüyen birinin takılmayacağı yere itiyor. “O yüzden talepte ikimizin imzası var. Benim yetkim sizin sınırınızın yerine geçmiyor.”

Sözünü sınamak istiyorum. Bir yandan da onunla aynı tarafta durmanın verdiği rahatlığa kızıyorum. Kocamın ceketinden çıkan mühürlü senet hâlâ Zeliha’nın tel kutusunda. O senedin peşindeki sorular Miran’ın ailesine uzanıyor. Yakınlık, bunu unutturursa bana pahalıya mal oluyor.

“Eski kazaya dair ne bulursak bulalım,” diyorum, “benim yerime konuşmayın.”

Miran başını eğmiyor, itiraz da etmiyor. “Konuşmuyorum.”

“Bugün için.”

“Her gün yeniden söyleyebilirsiniz.”

Sürgünün altındaki yuvaya gözüm kayıyor. Bir telkâri işinde yanlış kıvrılan tel, bütün deseni sökmeyi gerektiriyor. Burada yanlış bir ad, iki kardeşimin yolunu değiştiriyor. Çantamdaki nüshayı açıp son satıra bir kez daha bakıyorum. Güvence dosyasına aktarım için ayrı onay şartı orada, okunaklı duruyor.

“Gidelim,” diyorum. “Kâğıt Rıza’nın eline geçsin.”

Miran geçitten değil, uzun yola çıkan izlerin yanından yürüyor. Ben de kendi adımlarımla onu izliyorum.

*

Konağın taş avlusuna ulaştığımızda akşamüstü ışığı duvarın oyuklarına çekiliyor. Rıza revak altında bizi bekliyor. Süreyya gider odasının kapısından çıkıyor; elinde bir dosya var. Önce Rıza’ya, sonra bana sesleniyor.

“Kardeşim, gider kararı kendi hesabında duruyor. Bu incelemeye çocukların gelir dosyası eklenmiyor.”

“Başvuruda da o sınır var,” diyorum.

Dosyayı göğsüne bastırmıyor; yanındaki rafa koyuyor. “Sınırın kâğıtta olması iyi. Uygulanmasını da izleyeceğim.”

Miran asıl başvuruyu Rıza’ya veriyor. Rıza satırları tek tek okurken Süreyya avludan ayrılmıyor. Onun burada bulunması bana rahatlık vermiyor, ama karşı çıkışının nedenini biliyorum: Üç çocuğun payı, meclisin eline bırakılacak bir pazarlık malzemesi değil.

“İlgisiz satırların kapatılması,” diyor Rıza. “Güvence dosyasına aktarım yasağı. İnceleme genişlerse iki başvuru sahibine de yeni bildirim.”

“Baran’la Eren’in adı görünürse kendilerine de,” diye ekliyorum.

Rıza başını kaldırıyor. “Yazıyor.”

Başvurunun alındığını kayda geçiriyor, tarih ve saati işliyor. Bana alındı nüshasını uzatıyor. Bu kâğıt kardeşlerimin güvencesini tek başına korumuyor; ama biri sınırı aşarsa göstereceğim yeri belirliyor. Katlayıp çantama koyuyorum.

Süreyya gider odasına dönüyor. Rıza, başvuruyu revaktaki kilitli evrak dolabına götürüyor. Miran’la avlunun dış kapısına yürüyoruz. Ayrılmadan önce elini uzatıyor; ne yolumu kesiyor ne de benden bir karşılık beklediğini söylüyor.

Elini kendi isteğimle kısa bir an tutuyorum.

Sıcaklığı hoşuma gidiyor. Bu hoşlanma, konağın bana biçtiği yeri kabul ettiğim anlamına gelmiyor. Elimi çekiyorum; Miran da geri duruyor.

Revaktan Rıza’nın sesi geliyor.

“Bir dakika.”

Dönüyoruz. Elinde başvurunun alındı kâğıdı değil, kaydın açılışına ilişkin kısa bir bildirim var. Tam içerik hâlâ kapalı; üst bilgideki değişiklik işareti görünüyor.

“İlgili güne sonradan düzeltme işleniyor,” diyor.

Miran, “Ne zaman?” diye soruyor.

Rıza bildirimdeki saate bakıyor. Geçidi kapatma kararının saati benim de aklımda.

“Bugün,” diyor. “Geçit kapandıktan sonra.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.