Dejavu mu yaşamıştım ben az önce. Bu sahne bana bir yerde tanıdıktı. Ses ise sanki çok önceden duymuşum gibiydi ama bir türlü çıkaramıyordum. Ve ayrıca Soren neden bana böyle birşey teklif ediyordu ki?
"Ne?" Sesim beklediğimden kısık çıkmıştı. Ağlamaktan sesim kısılmış haldeydi
"Beni gayet iyi duydun. Ejderhalara bunu kim yaptıysa onu öldürmek isterim. Küçükken benimde bir ejderham vardı. Belki Aurax'ı bulmamız onuda bulmama yardımcı olabilir."
Çok kararsız kalmıştım. Ya Aurax için Soren ile çalışmayı kabul edicektim ya da bu olaya sessiz kalıp hayatıma devam edecektim. Zekice düşünmeliydim. Bu sarayda Daxer ile ben yaşasamda Aurax'ın kaçırırıldığı dönemde Pyrallis kralı buradaydı. O mu yapmıştı? Daxer mı? Yoksa Soren mi? Aklım çok karışıktı.
"Tamam... Kabul"
"Şimdi kimseye deme birşey. Gözyaşlarını sil ve babanın yanına git. Akşam gizlice sarayın arka bahçesine gel seni orada bekleyeceğim" Soren'in dediğini yaptım. Yavaşça ayağı kalktım. Bacaklarım hafif zayıflamıştı. Fakat bunu umursamadan merdivenleri ikişerli üçerli çıktım. Ve sonunda o iğrenç odadan çıktım. Arkama baktığımda Soren de gelmişti. Ve canım Aurax hala oradaydı. Çabucak hızlı adımlarla saraydaki odama gittim. Daxer ile henüz nişanlı olduğumuz için farklı odalarda kalıyorduk. Odamdaki kendime ait kişisel lavaboma girdim ve aynaya baktım. Yüzümün çoğu yerine makyajım akmıştı. Ama beklediğimden daha normal gözüküyordum.
Hızlıca makyajımı sildim ve gizlice hizmetçileri çağırdım. Hizmetçiler makyajımı yaparken kendimi ağlamamak için zor tuttum. Acaba beni daha neler bekliyordu.
Makyajım bittiğinde elbise mi değiştirdim. Mavi ve lacivert tonlarında kısa kollu ve tüllü bir elbise giydim. Babam artık bir kraliçe olacağım için resmi giyinmeye alışmamı söylemişti. Ben zaten bu günleri bekliyordum. Ama şuanda bu elbiseler demirden yapılmış gibime geliyordu. Üzerimde bir ağırlık vardı.
Saraydan hızlıca çıkıp beni bir süredir bekleyen babamın olduğu odaya girdim. 3. Veya 4. salondu. Sarayda birden fazla salon vardı. Babam mutlu gözüküyordu. Bende onun bu mutluluğuna karşı olarak ona gülümsemeye çaloştım. Babam ben gelince ayağa kalktı ve beni alnımdan öptü.
"Güzel prensesim benim. Düğün hazırlıkları tamamlandı mı?" İçinde bir hüzün vardı. Sonuçta küçüklüğünden beri el bebek gül bebek olarak büyüttüğü prensesi başka bir krallığa gelin olarak gidiyordu.
"Daxer'ın dediğine göre herşey tamam" dedim. Daxer demek nedense bana garip gelmişti. Normalde ondan bahsetmeyi çok severdim ama son olaylardan sonra ondan şüphelenmiştim. Olabilirdi de olmayabilirdi de.
"Ah... benim güzel prensesim gözlerin tıpkı annen gibi" babam annem ölmüş gibi konuşurdu hep. Anneme öyle bir aşıktı ki. Annem sarayda sayılı kadın askerlerden birisi olarak seçilmişti ve babamın söylediğine göre ona ilk baktığında aşık olmuştu. Böyle hikayeleri seviyordum.
"Baba, tıpkı annem ölmüş gibi konuşuyorsun" dedim.
"Ama yalan söyleyemem. Ona çok benziyorsun" Anneme benziyordum. Evet. Saçım kızıl olsaydı annemin kopyası olurdum büyük ihtimalle. Olmasını isterdim. Fakat kızıl saç geni bana geçmemiş, aksine abime geçmişti.
"Daha söyleyeceğin bir şey yoksa baba odama çıkacağım"
"Daha söyleyeceğim bir şey yok. Çık istersen" bunu der demez babamın yanağına küçük bir öpücük kondurdum. Küçükken bana hediye getirdiğindede bunu yapıyordum. Tam bir babasının kızıydım
Arkamı dönerek odadan yavaş adımlarla çıktım. Şimdi odama gidene kadar uzun bir yürüyüş beni bekliyordu. Adımlarımı hızlı hızlı atmaya çalışıyordum. Çabucak odama gidip üzerimi değiştirecek 1-2 saat dinlenip gizlice Soren ile arka bahçede buluşacaktım. Küçükken gizli gizli işler yaparken hep birilerine yakalanan bir insandım ama artık profesyonel oldum diyebilirim.
Uzun koridorlardan sonra odama girip tüm elbiselerimi çıkardım ve bir gecelik giydim. Yatağa kendimi bıraktım. Aklım hala bugün olanlarla kurcalanıyordu. İçimdeki bir ses bunun Daxer yaptı diyordu ama benim içindeki ses çoğu zaman doğru değildi. Umarım yine doğru değildir. Nişanlımın böyle bir şey yapmasını asla istemezdim. Hele ki düğünümüze 1 ay kala bunu öğrenmek istemezdim. Bunları düşünerek uyuya dalmıştım.
Uyandığımda buluşmaya 1 saat geç kaldığımı fark ettim. Yataktan hiç çıkmak istemiyordum ama Soren ile bu konuyu konuşmqk için inmem gerekiyordu. Mecbur yataktan kalkıp dolabıma yöneldim. Abartısız ve süslü olamayan yeşil bir elbiseyi giydim. Elbiseyi giyince kendime biraz daha gelmiştim. İlk uyandığımda tam bir uyku sersemi oluyordum.
Elbiseyi giyip kendime geldikten sonra gizlice kapımı açtım. Sessiz olmam gerekiyordu çünlü bu koridorlarda en ufak şey bile duyulurdu. O sırada hafif topuklu ayakabılarımı fark ettim. Bunlar kesin ses çıkaracaktı. Fakat yinede şansımı denemek istedim. Yavaşça koridora doğru bir adım attım. Ve evet... ses çıkarıyordu. Çok olmasada sessiz içinde olan sarayda yan odalarda gayet duyulurdu. Neyseki yan odalar şuanlık boştu. Hiç istemesemde ayakkabılatımı çıkarıp yürümek zorundaydım. Çıplak ayak ile yere basmayı sevmesemde buna mecburdum. Sessiz ve yavaşça ayakkabılarımı çıkardım ve elimde tuttuğum ayakkabılar ile çıplak ayakla koridorda yürümeye başladım. Çıplak ayakla yürümek ses çıkarmıyor değildi ama yinede az duyulurdu.
Merdivenlere ulaştığımda hiç bir şekilde hizmetçileri uyandırmadığım için mutluydum. Fakat en zor kısım şimdi gelmişti. Alt kat... Daxer'ın olduğu kat. Kalbim deliler gibi çarpsada eğer dikkatli olursam hiçbirşey olmaz diye kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum ama pekte işe yaradığını söyleyemezdim. Yavaşça merdivenleri indim ve şansıma arka bahçeye açılan kapı çok uzağımda değildi. Yavaşça yürüdüm.
Uzun ve korkutucu bir yolculuktan sonra sonunda kapıya ulaştım. Kapıyı sessizce açmayı denedim ama biraz gıcırdamıştı. Ve gıcırdama öyle sessiz bir şey değildi. Çabucak arka bahçeye çıktım ve gözlerim Soren'i aradı. Uzun süre aradıktan sonra onu bir ağacınaltında kıvrılıp uyuya kalmış halde buldum.
Uyandırsam kızar mıydı? Ama uyandırmasam daha ne zaman konuşabilirdikki? Hafifçe dürttüm. Uyanmadı. "Soren..." diye seslendim hafif hafif uykusundan kalkıyordu. Gözlerini açıp ilk defa düzgün bir şekilde bana baktı. Küçüklüğümüzden beri olan küçümseme ile değil. Normal bir şekilde, saygılı bir şekilde baktı bana...
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
868 kelime
Selam öncelikle bir neden yüzünden wattpadi silmek zorunda kalmıştım ve yükleyememiştim. Ama şuan ekledim. Umarım bölümü sevmişsinizdir