Ne?
Aurax gitmiş miydi?
Nereye gitmiş olabilirdi ki?
Onunla daha dün konuşmuştum.
Bedenimin her zerresi zangır zangır titriyordu. Benim candostum, evcil hayvanım, en iyi arkadaşım artık yok muydu? Nasıl yoktu? Ciddi olamazsınız!
"Anne... sen ciddi misin?" Sesim çıkıyor muydu, yoksa ben mi sesimin çıktığını uyduruyordum bilmiyordum.
Tam kendime gelirken başım fena şekilde dönmeye başladı. Annem bana bir şeyler diyor arasıra sarsarak beni uyandırmaya çalışıyor gibiydi. Fakat sanırım başarılı olamamıştı. Çünkü ben çoktan kendimi bırakmıştım
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Daxer, her şey tamam değil mi?"
"Evet"
"Kıyafetler, mücevherler?"
"Hepsi tamam. Merak etme sevgilim. Burada bir şey eksik olursa hemen getiririz" dedi Daxer. Daxer benim nişanlımdı. Ve 1 ay içinde onunla şu ana kadar Orynthia'nın görüp görebileceği en büyük ve gösterişli düğün olucaktı. Normal. Sonuçta iki varis evleniyor. Pyrallis varisi ve Vaelorio prensesi...
"Pekala... bu düğün için sakin olamıyorum. Sonunda hayallerim gerçek oluyo"
Daxer tam bir beyfendiydi. Onunla ilk tanışmamız 15 yaşında olmuştu. Babam bir kraliyet balosu düzenlediğinde Daxer ile orada tanışmıştır. Daxer'ın anne ve babası -yani kayınvalidem ve kayınbabam- dışarıdan bakınca sert görünsede çok tatlış kişilerdi. Daxer'ın kendisinden 5 yaş küçük bir erkek kardeşi vardı. Soren... o çocuğa nedense gıcık kapıyordum. Bilmişin tekiydi. Ayrıca ben daha bebekken, yeni doğmuş iken beni boğmaya çalışmış. Hizmetçiler Soren'e neden bunu yaptığını sorunca ise 'O çok aptal olucak' cevabı vermiş
Komik. Çünkü gelecekte Pyrallis'in kraliçesi ben olucaktım, abisi ise kralı...
Düğün çalışmaları bitmek üzereydi. Ben çok heyecanlı olduğum için herşeyi 1 ay kala hazırladık. Daxer ve benim evliliğim hem Pyrallis hemde Vaelirio krallıkları için müthiş bir şeydi. İki krallık artık herhangi bir savaşta birbirlerini koruyacaklarına dair sözleşme imzaladı. Ayrıca böyle göründüğüne bakmayın. Daxer ve ben severek evleniyoruz. O balodan sonra aşık olduk ve şimdi evleniyorum. Küçüklükten beri kurduğum kaslı, güçlü varis meğerse Daxer'mış -mavi gözlü olmasa da olurmuş-.
"Hayatım, biraz sakinleş. Hiç kimse bir düğünde bu kadar heyecanlı olmaz"
"Nasıl olmaz Daxer. Evleniyorum. Küçükken ki hayallerini kurduğum o kaslı, güçlü varisle evleniyorum" bu dediğime Daxer kıkırdadı. Tanrım kıkırdaması bile aşırı beyfendiydi. Tam kendimden geçeceğim sırada Soren içeri girdi. O sinir bozucu sarışın herşeyi bozdu.
"Abi, flörtleşmeniz bittiyse Kral Thalric Liora'yı çağırıyor" dedi buz kadar soğuk sesi ile. Babam beni ne için çağırıyor olabilirdi ki. Büyük ihtimalle düğün işleri içindir. Canım babam prensesi evlendiği için hala çok üzülüyo. Ama merak etme babacım. Bu krallık bir şahane!
"Ben 1 saate gelirim aşkım. Görüşürüz" diyerek Daxer el salladım ve Soren ile odadan çıktık. Soren önde ben arkada yürüyerek koridorda ilerliyorduk. Daxer ve benim kalacağım saray şuana kada yapılmış en büyük saraydı ve bu eşittir uzun koridorlar demekti.
Soren ve ben sessizlik içinde yürüken bodruma giden bir kapının önünden geçtik. Geçmemizin yaklaşık 2 saniye sonrasında tiz, zor zor belli olan bir ejderha çığlığı duydum "Soren... evimizin içinde ejderha mı var?"
Soren arkasını dönüp anlamaz gözlerle bana baktı "Hayır. Ejderhaları asla evin içine hapsetmeyiz"
"O zaman bordumdan gelen ses neydi?" Dediğimde Soren dahada meraklandı. Bana sanki 'gidelim mi?' Der gibi bakıyordu. Bir şey demesene izin vermeden bodrum kapısına yöneldim. Kapıyı açmaya çalışyım. Kilitliydi. O sırada Soren yanıma yaklaşıp. Cebinden bir sürü anahtarın olduğu anahtarlık çıkardı. Ve hepsini denemeye başladı
"Evimizin anahtarları sende ne işi var?"
"Acil durumlar için fakat sorun şu anda bu mu?" Soren kapıyı açmayı denerken sonunda paslı bir anahtar ile açıldı. Kapıyı açar açmaz beynimden vurulmuşa döndüm. Bir ejderha. Ve bu kesinlikle Aurax'tı. Soren'de benimle aynı şekilde şaşkındı. Basamakları hızlıca indim. Ve ejderhanın kuyruğuna baktım. Bu Aurax'tı.
"Aurax" diye seslendim. Sesim çok cılız çıkmıştı "Aurax hadi kalk, ben geldim" dediğim an Aurax gözlerini açıp bana şaşkın şaşkın baktı. Ağlamamk için kendimi zor tutuyordum. Hatta ağlıyor olabilirdim. Aurax bana bakıp acı acı kükredi... dişleri... sivri dişleri sökülmüştü
Soren yanıma geldi ve omzumdan tuttu "Bu ejderhayı tanıyor musun? Zavallı şey kim dişlerini sökmüş olabilir ki"
"Tanıyorum... kendisi benim küçükken kaybolan en sevdiğim arkadaşımdı... onu kaçtı zannetmiştim" Bunu dediğim an Soren sessizleşti ve sırtımı okşamaya başladı. Ben ise artık dayanamayarak yere çöküp ağlamaya başladım. Ne kadar rezil olursam olayım içimi dökene kadar ağladım. Aurax ise kuyruğunu kucağıma koydu. O an fark ettim. Aurax zincirliydi. Bu beni daha çok ağlattı. Soren yanıma çöküp hiçbirşey demeden sırtımı okşadı.
Rezil görünüyor olmalıydım. Makyajım akmış ve bir canavardan farksız olmalıydım. Daxer bana bunu neden söylememişti. Aurax'ı o mu kaçırmıştı? Yoksa Aurax kaçmış ve Daxer mı onu bulmuştu? Sorular aklımı kurcalarken Soren sonunda konuştu "Bunu yapanı öğrenmeliyiz. Yasalara göre bir ejderhaya zarar vermek ölüm cezası ile sonuçlanır. Bunu yapanı bulursak hem Aurax'ı serbest bırakır hende o kişinin başka ejderhalara zarar vermemesini sağlarız. Bunu benimle yapmak ister misin?" Diye sordu. Onu sadece bakakaldım.
Soren ayağa kalktı ve elini bana uzattı. Eli birkaç yara dışında tertemizdi. "Benimle bu anlaşmayı yapmaya hazır mısın Vaelorio prensesi?"
Dejavu mu yaşadım ben az önce?
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
769 kelime
Bu biraz daha kısa oldu biliyorum. Bunun için özür dilerim. Hemen karakterlerin dış görünüşlerü hakkında bilgi vermek istiyorum. Liora:21 yaşında, siyah saçlı yeşil gözlü. Daxer:31 yaşında, Siyah saçlı kahverengi gözlü. Soren:26 yaşında, sarı saçlı kahverengi gözlü
Çok fazla yaş farkı yazmayı sevmem ama hikayeyi maalesef yanlışlıkla böyle yazmışım
Görüşürüz~🦋