Hava biraz güzeldi ve Melisa her zamanki gibi giyinmişti. Sevgilisi 3 saat yol çekip Melisayi görmek için gelmişti ama herkes tanıdık olduğu için bir türlü öpemedi. Duraktan sevgilisini alan kız hemen yukarda kimsenin gitmediği o parka sevgilisiyle oturmaya gider. Gitmeden mavi arka planlı zincir marketten kola ve çekirdek alıp poşete koyarlar ve hemen parka gidip bir banka otururlar. Sohpet ederken aponun gözleri bir anda Melisa'nın kıyafetine kayar ve hırkasının önünü kapatır "bir daha bu şekilde giyinmeni istemiyorum" der. Halbuki gayet normal giyinmişti o gün Melisa, yani kendince...
Üzerine tam oturan siyah büstiyerinin altına giydiği paraşüt pantolon ve yarım çizmelerinin üstüne giydiği siyah kolej ceketinden oluşan kombininde, belinin yanlarında mor tangasının love yazılı kalın iplikleri görünürken sevgilisi ceketinin önününü ilikler ve güzelim kombin mahvolur. Aponun lavaboya gitmesi gerekir ve Melisa da susamıştır ve annesinin çalıştığı kafeye giderler, o gün sevgilisini annesiyle tanıştıran Melisa'nın mutluluğunu hiçbirşey bozamazdı. Evinin aşağısındaki parka gidip biraz oturduktan sonra birlikte çiğköfte alıp melisaların Mahallesi'nde oturup karınlarını doyururlar. Sevgilisini hiç öpemeyen çocuk biraz üzgündür ve artık gitme vakti gelmiştir.
Durağa gidip sevgilisini otobüse bindiren Melisa, otobüs geldiğini görünce sevgilisinin kafasını çevirir ve otobüsü kaçırırlar. Otobüsü beklerken bir anda Melisa'nın çenesinden tutup kendine çevirip dudaklarına mikik, minnacik, küçücük bir öpücük kondurur o sırada esas kızımız her zamanki gibi kıpkırmızı olmuştur. Ve yakınlarda tanıdık var mı diye etrafına hızlıca bakıp sevgilisini pat diye öpüp kendini geri çeker. Ve tam o esnada otobüs gelir ve cocuk binip gider.
Daha 10 dakika bile geçmedi ama Melisa sevgilisini şimdiden özledi.
Birkaç gün geçti ve sevgilisi memleketine gitti. Karaman istanbuldan biraz uzaktı ve yol çocuk için işkence gibi geçmişti bu sırada çok fazla konuşamayan çiftimiz aralarına giren soğukluktan dolayı bi süre hiç konuşamadılar ve minik tartışmalar yaşandı. Ama sonunda sevgilisi dönüyor diye çok heyecanlı olan Melisa babasının yanına gelir. Sevgilisi de 5 gün sonra geldi ve buluştular ama buluşma berbat geçti. Yol yorgunu ve aynı zamanda hasta olan Abdullah Melisaya çok soğuk davranır ve kızı istemeden çok üzer. Ve sonra bir şaka yapıp kızı ağlatır. "Sen şu an senden soğuduğumu, Karaman'da yeni bir kız bulduğumu, senden ayrılmak istediğim gibi şeyler düşünüyorsun kesin" der ve ekler "belki de öyledir" bu cümle Melisayi yıkar ve hemen gözleri dolar ama ağzını açıp tek kelime etmez ve kafasını göle çevirir ve çocuk "şaka yaptım beni anlaman gerekiyordu güldüm kafamı çevirip" der ve kız da "gördüm güldüğünü ve şaka yaptığını da biliyorum ama beni bilirsin sürekli kafamda kurarım ve bu söylediğin şeyi başka biri söylese üzülmem ama senin söylemen beni üzdü" dedi ve ekledi "çünkü sana değer veriyorum" orda kırgın olduğu için bi süre konuşmayan Melisa, kendi suyunu bir kediye avcunda içirir ve sevgilisinin suyunu da bir köpeğe içirir. Hayvanların ne kadar da susamış olduğunu hemen fark etmiş ve avcunda içirdiği sularla biraz da olsa onları rahatlatmaya çalışmış olan esas kız sevgilisiyle birlikte kalkar ve arkadaşı nisanın evine gider, çocuk ta kızı bırakıp arkadaşlarıyla buluşur. Kız gitmeyi hiç istemediği halde zorla kızı eve bırakır ve arkadaşlarının yanına gider. Bu Melisa için iyice kırıcı bi hal almıştır. Ve gece uyuyup bir sonraki gün "günaydinn" yazip konusmaya calışırlar ama bütün gün hiç konuşmazlar ve Melisa çok değer verdiği halde bu şekilde değersiz hissetmeyi hak etmediğini düşünerek sabaha kadar ağladı.
Bir sonraki gün sevgilisiyle buluşmaya çalışıp sorunları çözmeye çalışacak ama bakalım ne olacak...
DEVAMI GELECEK BEKLEMEDE KALINN ÇOOK GALPP 💗💗💗