İçeriğe geç

İKİ KALP ARASINDA; BİR NOKTA

Bölüm 3 · 2 dk okuma

İKİ KALP ARASINDA; BİR NOKTA

Bölüm 3

𖦹 𝒜𝓎𝓃𝓎 𝒢𝑒𝒸𝑒𝒹𝑒 𝒰𝓎𝒶𝓃𝒾𝓀 ✧

Yalnızlık iki farklı pencerede bile paylaşıldığında daha hafif gelir.

Uzun zamandır neredeyse hiç kimseyle konuşmamıştım.

Sesim bile unutmuş olabilir kelimeleri, bilmiyorum.

Ama yine de... oradaydım.

Yine aynı banka oturmuştum.

Aynı saate yakın, aynı yorgunlukla.

Ve o geldi.

Yavaşça, yanımda durdu.

Göz göze gelmedik hemen.

Ama varlığını hissettim.

Havasını değiştirdiğin insanlar vardır ya…

İşte onlardan biri gibiydi.

Bacağım titriyordu.

İçimdeki o eski, tanıdık endişe.

Sanki gözümden okunacak her şey.

Sanki bedenim bağırıyor geçmişimin üstünü örtemediğimi.

Dizimin üzerindeki uzun kazağımın bileği hafifçe yukarı çıkmıştı.

Soğuğu değil, o bakışı hissettim ilk.

Morluğum…

Fark etti mi?

Ben fark etmemiştim bile açıldığını.

Ama sonra yüzünde hafif bir değişiklik oldu.

Bir gölge, bir kıpırtı.

Baktı.

Ama hiçbir şey demedi.

Hiçbir şey sormadı.

Bu, beni en çok rahatlatan şey oldu belki de.

İlk defa biri, bilip susuyordu.

Adımı sordu.

Durdum.

Nefesimi tuttum.

"Senin gibi biri konuşmaya açık mıdır?" dedi önce.

Sonra kendi kendine yanıtladı:

"Konuşmasan da olur."

Ve sonra...

"Gün batarken burada oturmak başka oluyor, değil mi?" dedi.

"Bence sen hâlâ buradasın," diye ekledi.

Bu cümle, zihnimde yankılandı.

Sanki oraya ait olduğumu söyleyen tek kişi o olmuştu.

İsmini sormadım.

O da söylemedi.

Ama o an… isimsizdi her şey.

Sadece bir varlık, bir sıcaklık.

“Belki”yle başlayan bir ihtimaldi sadece.

O gittikten sonra hâlâ oturuyordum.

Ama içimde bir şey kıpırdamıştı.

Yüzümde ilk kez, istemsiz bir ifade vardı.

Gülümsemek gibi ama tam değil.

Bir umut kırıntısıydı belki.

Eve döndüm.

Kapıyı kapattım.

Yalnızlığımı üzerime geçirdim.

Kollarımda hâlâ morluklar vardı.

Ama artık biraz da anılar gibi… geçmeyen, ama kabullenilmiş.

Yatağa girdim.

Uyumaya çalıştım.

Olmadı.

Gözlerim kapanmıştı ama içimdeki karanlık daha da büyüyordu.

Sonra kabus…

Yine o ev.

O adam.

O bağırış.

“Kimdi o?!”

Sesler odanın duvarlarında yankılandı.

Kollarım, bacaklarım, her yerim titredi.

Kendimi korumaya çalıştım.

Ama o yine ellerini kaldırdı.

Yine gömleğimi çekti.

Yine canımı yaktı.

"Benimsin!" dedi.

"Bakışların bile!"

Küçüldüm.

Küçüldüm.

Yok olmak istedim.

Sonra...

Gözlerimi açtım.

Nefes nefeseydim.

Kalbim boğazımdaydı.

03.17

Saat gecenin içinde bir çizik gibiydi.

Yataktan kalktım.

Pencereye gittim.

Cam soğuktu, alnım terli.

Sokağa baktım.

Sessizdi.

Karanlık.

Ama… bir ışık.

Yandaki ev.

Penceresi açıktı.

Loş bir ışık sızıyordu içeriye.

İçeride biri vardı.

Bir gölge.

Kıpırtısız.

Tanıdık bir duruştu.

Bir omuz çizgisi.

Sanki… o.

Banktaki çocuk.

Kaan mıydı adı?

Emin değildim.

Ama o ışık, içimde yanan tek şey gibiydi.

Bir anda… yalnız hissetmedim.

Yalnız olmadığımı düşündüm.

Beni tanımıyordu, ben de onu.

Ama aynı gecede uyanıktık.

Aynı sessizliğin içindeydik.

Perdeyi kapattım.

Ama ışığı söndürmedim.

Onunki de sönmedi.

Belki bu, bir tesadüf değil de

başka bir şeyin başlangıcıydı.

Henüz bilmediğim bir şeyin...

----------------------------------------------------------------

🌛✍🏻✨

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.