İçeriğe geç

İki Düşman

Bölüm 4 · 10 dk okuma

İki Düşman

Bölüm 4

İlk Zarar

"Karahan beni duyuyormusun ?"

"Neler oldu ?"

"Gözünüzü üstünden ayırmayın demiştim ."

"Benim evime gidiyoruz ."

"Babama haber giderse hepiniz ölürsünüz ."

Karışık sesler var etrafımda . Acaba rüyamı görüyorum . Hayır bu rüya değil peki ne ? Tanıdık sesler var . Ama hiçkimse yok yanımda ve ya görmüyorum yanımdakıları . Uyuşan sağ bacağımda hiss ettiğim acıyla çığlık atacakken birisi ağzımı kapattı ve sonra yattığım yerden birinin beni kaldırdığını hiss ettim . Sonra sıcak bir nefes hiss ettim yüzümde . Birisinin göğsüne yaslandı vücüdum ve o kişi "Özür dilerim Nilda ."diye fısıldadı kulağıma . Ben sesi ayırt edemiyordum . Kendimi bu kaslı adamın kollarına bırakarak derin bir uykuya daldım . Uyku diyorum ama sadece acı bir kabustu bu . Birkaç saat süren bu acı zamanı sadece elimde bir sıcaklık vardı . Kim peki bu ? Beni kuryaran kim ? Benimle ilgilenen kişi kim ?

Gözlerimi açtığımda büyük , sade bir odadaydım . Etrafı izlerken "İyi misin ?" dedi sağ tarafımda oturup elimi tutan kişi . Yüzü tam gözükmüyordu . Odada hafif loş bir ışık vardı . Elimi hızla çektiğimde "Benim Ayaz korkmana gerek yok ."dedi . Nasıl yani bir Arslan beni kurtardı mı ? Ama neden ?

"Seni bulduğumda baygındın , ateşin vardı ve bunun sebebi benim . Bu yüzden seni kurtarmak için kendi evime getirdim . Babamın bundan haberi yok merak etme . " dedi . Şaşkın gözlerle ona bakarak "Neden beni kurtardın . Bak bana , gözlerime bak Arslan . Sen benim düşmanımsın ve öyle davran . Benim gözlerimdeki öfkeyi , nefreti gör . " dedim . Bana hayranlıkla bakarak "Alamıyorumki gözlerimi küçük düşman . İçinde büyütemediğin Nilda beni deli ediyor ." dedi . Ne saçmalıyor bu ya ? Yattığım yataktan doğrulup ayaklandığımda "Yaran tam olarak iyileşmedi . Kalkamazsın ."dedi . Kahkaha atarak "Unutma düşmanımın yanında yaramın iyileşmesini bekleyemem . Bende yara açan o yarayı saramaz ." dedim ve onu iterek odadan çıktım . Ayağım daha iyiydi . En azından sendelemem azalmıştı . Evin içine göz gezdirdiğimde duvarda örgüt liderleri olan fotograf vardı . Ona doğru addımladıdım . Elimi fotografın üzerinde gezdirerek "B-baba ?!"dedim acıyla . Bu zaman arkamdan gelen bir ses "Bütün hepsi burda arkadaş . Sonradan düşman oluyorlar . Nedenini ben bile bilmiyorum . Ama düşmanlığımızın sebebi her neyse önemli bir şey olmalı ."dedi . Derin nefes alarak "Önemli bir şey değil . Sadece şerefsizsiniz ."dedim . Dudağı yukarı kıvrılınca aşağı kattan kapı sesi geldi . Ben merdiveleri inecekken Ayaz beni hızla arkaya çekip ağzımı kapattı .

"Ayaz nerdesin oğlum . Bu Karahanlara ders verme zamanı geldi . Hadi gelde şu planı konuşalım ."dedi . Bu da kimdi ? Ayaza şaşkın gözlerle bakarken "Babam geldi . Odaya geç ve sesini çıkarma ."dedi . Ona alayla bakarak "Başka emrin varmı paşam . Çek şu ellerini üstümden ."dedim . Ayaz iki eliyle kollarımdan tutmuşken o ürkütücü sesi duydum .

"Ayaz ne oluyor burda ? Sen yavru ceyranı ne zaman buldun ?"dedi bu şerefsizin babası . Derin bir nefes alarak Ayazın karnına bir tekme geçirdim ve kollarımı kurtardım . Ayazın babasına bakarak "Babalık , birincisi ben yavru değilim . İkincisi ceyran hiç değilim . " dedim . Adam alayla gülerek "O zaman sana ne diğelim küçük hanım ?"diye sordu . Alayla gülen artık bendim . Hızla Ayaza doğru bir adım atarak belindeki silahı aldım ve terddüt etmeden "Ecel de ." dedim ve ateş ettim . Tek kurşunla bırakamazdım onu . Annemin ve babamın ölümünde parmağı var onun . Tam üç kurşun . Üç kurşun sıktım . Adam sendeleyerek yere yığıldığında Ayaz "Ne yaptın sen ?"dedi ve babasının yanına koştu . Adamları toplaşmadan kaçmam lazımdı . Hemen merdivenleri indikde karşıma çıkan ilk kapının çıkış kapısı olması şansımın göstericisiydi . Kapıdan çıkarken Ayazın "Kızın kaçmasına izin vermeyin yaralı zaten . " dediğini duydum . Evden çıkar çıkmaz arkamdan duyduğum sesler yüzünden silahı havaya kaldırarak eve doğru döndüm ve "Bu daha başlanğıç Arslan . Hepinizin canını tek tek ben alıcam ."diye bağırarak bir kaç el havaya ateş ettim . Evin demir kapısına vardığımda çıkan iki korumayıda kalan iki kurşunumla yere serdim . Sonrasındaysa demir kapıyı tırmanarak aştım ve Arslanların yaşadığı malikanenin yakınlığındaki ormana doğru koşmaya başladım . Arkamdan adamların geldiğini anlaya biliyordum . Koşarak ilerlediğimde bir nehir ve ya bir göl vardı . Arkamdan gelen adamların "Bekle . Kaçma . " dediklerini duya biliyordum . Başka çarem yoktu . Onlardan kaçmanın tek yolu saklanmaktı . Siyam hocanında dediği gibi 'Doğadaysan yaşamak için onunla bir ol . Yoksa o sana yardım etmez .'. Tek çare su . Çabucak suya dalarak derine yüzmeğe çalışdım . Nefesimi eğitimler zamanı iki dakikadan biraz fazla tutmayı rahatlıkla yapa biliyorum . Tek yapmam gereken konsantrasyon . Dışardan birkaç ses duydum .

Biraz bulanık olsada adamların "Kız kaçmış . Ayaz beye ne diğicez ? " gibi bir şeyler gevelediğini duydum . Biraz daha bekledikten sonra suyun yüzüne doğru yüzdüm . Dışarı çıktığımda tahmin ettiğim gibi hepsi gitmişti . Şu suyun kenarı ile ilerlemeden önce etraftaki ağaçlara göz gezdirdim . Üzerinde yosun olan ağaçlardan yönümü kuzey tarafını alarak suyun kenarıyla ilerlemeğe başladım . Bunu yapma sebebim suya ihtiyacım olduğunda kullana bilmekti . Etraftan kalın bir dal bulduğumda çoğu yerde ismi 'Avcı Paracord' diye geçen bıçaklı bilekliğiyimi alarak çubuğun ucunu yonmaya başladım . Onu bir mızrağa bezetmeğe çalıştım ve bunu başardımda . Zaman geçtikce hava kararıyor ve soğuyordu . Yürümek dışında yapa bilrceğim bir şey yoktu . Üstümdeki ıslak kıyafetler yüzünden titremeğe başlamıştım . Eğitimleri hatırlamam lazım . Geceyi nerde , nasıl geçirebilirim ? Bir çözüm lazım . Siyam hoca burda ilsa ne derdi ? Hayırla Karahan hatırla .

"Ağaçlar . Tabi ya ağaçlar ."dedim kendi kendime . Ulaşılamaz . Birisi geldiğindede beni göremez . Biraz daha yol ilerledikten sonra birine tırmanıcam ama daha zamanı değil . Yemek konusuna gelirsek açlığa dayanıklıyım . Birkaç gün aç kala bilirim . Biraz daha ilerledikten sonra durdum . Su yüzünden oldukça ağır olan kıyafetlerim beni baya bir yormuştu . Uygun bulduğum ilk ağaca tırmanarak beklemeğe başladım . Tir tir titrediğim bu yerde uyuyacak durumda değildim . Sadece sabahın olmasını beklemek dışında yapa bileceğim hiçbir şey yoktu . Biraz daha gittikten sonra göz göze görmüyordu . Yani artık gece olmuştu . Uygun bir ağaç bulup . Ona tırmandım . Bıçaklı bilekliğimin bana bolca yardımı dokunmuştu . Tırmanma konusunda aldığım derslerinde yardımı büyüktü . Kafamı kaldırıp gökyüzünü seyr etmeğe başladım . Yıldızlar par par parıldıyordu . Ayda zarif görünümüyle gökyüzündeki yerini çoktan almıştı .

Ha bir sen yoktun . Sende geldin tam oldu . Yağmur neden yağıyorsun şimdi ? Zaten zor durumdayım . Yağmurada isyan ettim . Deliriyorum sanki .

Ayaz beni sahilde bulmuş olmalıydı . Büyük ihtimalle yaram infeksion kapmıştı . Yoksa bıçak yarasıyla bu duruma düşemezdim . Ağaca yaslanıp gökyüzünü izlediğimde bir ses duydum . Birisi "Avcı ."diye yavaşca fısıldıyordu . Bana böyle yalnızca eğitmenlerim seslenirdi . Biraz etrafa bakmaya çalıştım ama çok karanlıktı hiçbir şey görmüyordum . Bir anda oturduğum daldan yere çakılınca acıyla inledim . Etraftakı kim bilmiyordum ve bu yüzden bağıramazdım . Bir anda omzumda bir el hiss ettim ve hızla saldırıya geçtim . Bana dokunan adam her kimse onu birkaç hamlede yere düşürerek koşmaya başladım . Ben koştukça arkamdan koşan adamların birden fazla olduğunu anladım . Ağzında maske olduğunu düşündüğüm adamlar beni kovalarken ben ağaçlara çarpa çarpa kaçıyordum . Etrafın karanlığı yüzünden hiçbir şey görmüyordum . Bir anda bir ses kulaklarımda yankılandı .

"Kaçamak yapalım mı ?"dedi adamlardan biri . Tam bu zaman olduğum yerde durdum ve arkamı döndüm . Etrafa bakarak "Metin ?!" diye fısıldadım . Tam bu zaman birkaç fener yandı . Işığın etkisiyle gözlerimi hızlıca kapattım . Yavaş yavaş açtığımda etrafımda eğitmenlerimi , korumalarımı ve Metini gördüm . Koşarak Metine sarıldım . O da aynı şekilde bana sarılarak "İyi misin ?" diye sordu . Olumsuz anlamda kafa sallayarak yerde diz çöktüm . Metinde yanımda diz çökerek "Ne oldu ?" diye sordu . Ağlamaklı sesimle "Kayb edicem . Onlar çok güçlü ."dedim . Metin bana yeniden sarılarak "Böyle bir şey olmayacak Karahan . Düşersek kalkarız . Bak tek bir cümleyle benim burada olduğumu anladın . Zor anında hep yanında olucam . Söz veriyorum . Olmazsam zaten kendimi öldürürüm ." dedi . Gözlerimden yaşlar akarken ondan ayrıldım ve "Hep beni kurtardın . Benim canım sıkıldığında hep kaçamak yapalım dedin . Çünkü babam eğlenmeme izin vermiyordu . Ama bu sefer öyle değil . Bu sefer düşmanlarım var ve çok güçlüler Metin . O kadar güçlülerki tek bir cümleyle benim ..." dediyimde Metin kaşlarını çatarak "Senin ne Karahan ? " dediğimde zar zor yutkundum . Bu zaman Selim hoca koşarak yanımıza geldi ve "Metin Avcının zamana ihtiyacı var . Hemde yaralı zorlamayalım . Ben onunla ilgilenirim . Hadi kalk . " dedi . Metin yavaşça ayağa kalkarken Selim hoca karşımda diz çöktü ve yüzümü avuçları arasına alarak yavaşca "Kriz mi geçirdin ?"diye fısıldadı . Olumlu anlamda kafa salladığımda yüzündeki korkuyu göre biliyordum . Beni rahatlatmak için "Tamam . Sorun yok . Hadi kalk gidelim . Konuşuruz ." dedi . Önce kendisi sonrada benim ayağa kalkmama yardım etti . Adamların adımlamaya başladığında onların gittiği yöne doğru adımlamaya başladım . Ayağım her ne kadar iyi olsada bu yolu yürümeme imkansızdı . Bunu anlayan Metin bana doğru birkaç adım atarak "Uçmak ister misin ? " diye sordu . Ona gülümseyerek "Eski günlerdeki gibi ."dedim . Gülümseyerek "Eski günlerdeki gibi . " dedi ve beni dikkatlice kucağına aldı .

"Uyu . Eve varınca seni uyandırırız ." dedi . Kafamı omuzuna yaslayarak kendimi uykunun avuçlarına bıraktım . Ben korkuyorum . O Ayazın dediği gibi güçsüz olmaktan , kayb etmekten , intikam alamamaktan çok korkuyorum . Babama ve anneme olan borcumu yerine yetirememekten , Karahan soyadına layık olamamaktan çok korkuyorum . En önemlisi o Arslanlara kayb etmekten çok korkuyorum .

Aradan ne kadar zaman geçtiğinin farkında değildim . Gözlerimi açtığımda kendi odamda , rahat yatağımdaydım . Yavaşça yatakta doğrulup duvar saatime baktığımda saatin gecenin ikisi olduğunu gördüm . Hiç uykum yoktu . Ayağa kalkarak sessizce odadan çıktım . Gece olduğunda adamlarımdan hiç kimse evde olmazdı . Hizmetçiler , aşçılar ve diğer görevlilerse onıar için ayarlanmış odalarda olurdu . Sakince merdivenleri indim ve bahçeye çıktım . İki tane adamım yanıma koşarak "Hanımım bir şey mi oldu ?"diye sordu . Onlara gülümseyerek "Sıkıntı yok sadece hava alıcam . " dedim ve havuzdan biraz uzakta olan koltuğa geçtim . Koltuğun köşesine oturup yıldızları izlemeğe başladım .

"Çok güzeller değil mi ?"dedi . Bu pisixoloğum Selim hocaydı . Yanıma gelip koltuğa oturduğunda "Değiller ." dedim . Bana kaşlarını çatarak baktığında "Çok parlaklar ."dedim . Bana gülümseyerek "Bu kötü bir şey değil ki Avcı . Birçok insanın yolunu aydınlatıyorlar ."dedi . Ben gözümü yıldızlardan ayırıp havuza çevirerek "Parlak bir şey sevmem . Bak hayatıma o bile simsiyah ."dedi . Selim hoca bana anlayışla gülümseyerek "Ayağın nasıl oldu ?"diye sordu . Omuz silkerek havuzu izlemeğe devam ettim . Selim hoca "Nasıl oldu Avcı ? Uzun süredir kriz geçirmiyordun ."diye sordu . Derin nefes alarak "Ben değil o , Nilda kriz geçirdi . Ayaz yaptı . O dedi . " dedim öfkeyle ve orada yaklaşık yarım saat Selim hocayla konuştuk . Bana "Nildada sensin , Karahanda . Nilda zayıf değil , güçsüz değil . Herkesin içinde bir çocuk vardırya . İşte sen o çocuğa isim vermişsin . Yani Nilda seni zayıf kılmıyor . Seni sen yapıyor . Onu bir engel gibi görmeği bırakmalısın ." demişti . Belkide haklı ama ben psikolokların dediklerine inanamıyordum . Bu yüzden icraata geçmek zor olucak . Bundan başka Ayazında dediği gibi Arslanlar çok güçlü ve ben yalnızım . Yaslanacağım bir babam , bana dedtek olucak bir annem yok . Alıcam anne , alıcam baba sizin intikamınızı almazsam banada 'Karahan' demesinler .

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.