"Hadi Avcı vur korkma . " dedi Pars hoca . Yaklaşık dörd buçuk saattir dövüşüyoruz . İkimizde epey yorulmuştuk . Son attığım yumruğun boşluğa denk gelmesiyle kendimi yerde buldum . Pars hoca gülümseyerek bana yaklaştı ve "Epey irelleme kayd ettin Avcı . Bu günlük bu kadar yeter . Çok yoruldun ."dedi ve elini bana uzattı . Sırıtarak elini tuttum . Tam beni yere bırakıcakken "Hocam kurallar : ihanete sadakatle yanaşma . " dedim ve hızlı bir hamleyle hocayı yere serdim . Bana gülümseyerek "Aferin . Hadi kalk diğer dersine git ."dedi . Gülerek eğitim sahasını terk edecekken hocaya doğru döndüm ve "Hocam puanım kaç ?"diye bağırdım .Pars hoca yerden kalktı ve bana doğru yürürken"Hırs onda dokuz , intikam onda sekiz , şımarıklık onda on . " dedi . Yanımdan geçip giderken ben hızla diğer dersime doğru koştum . Kara hocanın yanına vardığımda o hedefleri hazırlıyordu . Bana doğru dönerek "Hedefler tamam . Hazır mısın Avcı ? " diye sordu . Sırıtarak "Her zamanki gibi ."dedim Kara hocanın bana uzattığı silahı alarak ateş etmeğe başladım . Bir şarjörü bitirdiğimde Kara hoca "Sekizde yedi tekrar al ." dedi . İlk hedefdeydik ve bu en büyük alana sahip hedefti . Gittikce hedefler küçülüyor ve ateş etmem daha da zorlaşıyor . Kara hocaysa bir tane bile ıska kabul etmiyor . İkinci şarjörüde hedefe boşalttığımda "Sekizde sekiz diğer hedefe geç ."dedi ve bu şekilde bir kaç hedef değiştirdik . En sonuncu hedefe vardığımızda eline bir siprey alarak duvara bir vuyarlak çizdi . Ben ona şaşkınlıkla bakarken iki saattir ateş ettiğim silahımı alıp banabaşka birini uzatarak "Son hedef , beş mermi , sıfır ıska olana kadar tekrar al ."dedi . Zor şartlarda çalışmamı istiyorlar çünkü büyük güne çok az kaldı . Büyük günü iple çekiyorum . Arslanlara güzel bir cevap vericez . O küçük hedefi bu kadar uzak mesafeden vurmak çık zor . Ama imkansız değil . Yaklaşık yirmi dakikaya o beklediğim ses duyuldu . Kara hoca "Beşde beş aferin ."dedi ve sonra "Avcı biraz daha çalışman gerek çünkü senin ıska şansın yok . Bunun dışında ... " dedi ve bana bir kağıt uzattı . Kağıtta alt alta şu sözcükler yazılıydı :
Duruş : 10/10
Kabza kavrama : 10/9
Nefes : 10/10
Nişan : 10/8
Tetik : 10/9
Bilgi : 10/3
Kafamı kağıttan kaldırarak şaşkın gözlerle Kara hocaya bakarak "Bilgi ?!" dedim . Olumlu anlamda kafasını sallayarak yanında olan çantayı eline aldı ve tam karşıma gelip yerde oturdu eliyle önünü göstererek "Otur ."dedi . Sakince gösterdiği yerde oturdum . Çantayı sağına koyarak içini açtı . Bir çantaya birde bana baktı . Sonra çantadan bir çok farklı çeşit silahlar çıkararak önümüze dizdi . Silahları göstererek "Atışlar hakkında bilgin olduğu kadar silahlar hakkındada bilgin olması gerekiyor . Bunun sana bir çok yardımı olucak . Öncelikle silahlar birden fazla unsura hizmet edebilir. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açan nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler gibi tasnif edilir . İlk silahımız 'Altıpatlar' . Altı mermisi olduğu için ona genellikle böyle söylenir . Hepsinin görünüşüne dikkat et . Bir gün lazım olucak . Bunun gibi bir çok silah var ve bunların bir çoğunu bu gün öğreniceksin . Bazı silah şarjörlerinin mermi kapasitesi beş , altı , sekiz , on iki olmakla değişir . " dedi ve yakıaşık iki buçuk saat silahlar hakkında konuştu . Evet , bu konuştuklarının bir gün önemli olacağını düşünmüyordum ama bu güne kadar bana yanlış bilgi vermediler . Kara hocadan ayrıldım ve Siyam hocayı bulmak için etrafta koşturmaya başladım .
"Benimi arıyorsun Avcı ?"diye arkamdan gelen sesin sahibi Siyam hocaydı . Arkamı dönerek "Evet hocam . Bu günkü dersimiz ne ?"dedim . Siyam hoca bana doğru bir adım attı ve "Çok bir şeye ihtiyacın yok . Benim dersimi geçtin Avcı . O gün yaşanan olaylar zamanı saklanmanın yolunu buldun . Gitmen gereken istikametide buldun . " dedi ve elinde tuttuğu küçük çantayı bana uzattı . İki avcumdan biraz büyük büyüklüğündeki çantayı aldım . İçini açarken Siyam hoca "Her ne olursa olsun bu çantayı yanından ayırma . İçinde birkaç tane bıçak , ateş yakman için aletler var . Bunun dışında doğada su bulursan ve bu su temiz değilse onu arındırmsn için bir pet şişe bulman gerek . İlk olarak pet şişenin ağzı ince bir bezle örtülür. Bezin üzeri kömür , kum , çakıl taşı ile doldurulur. Su bu maddelerin üzerinden dökülür ve aşağıda süzülen su içilebilir. Tabi yinede bu işlemden sonrada suyu kaynatman gerekir . Şimdi sorucaksın doğada kömürü nasıl bulucam diye o işde kolay . Elindeki çantada çok azda olsa kömür var . Yani zor bir durumda senin idare edecek kadar bilgiye sahipsin . Avcı bu güne kadar çok kişiyi eğittim . Senin gibi bir çok kişiyle ormanları aştım , kamplar yaptım ama senin gibi hızlı öğrenen ve icraata geçen biriyle hiç karşılaşmamıştım . Bu senin son derslerin Avcı . Bundan sonra düşmanın için büyük bir yıkım başlayacak ve bütün eğitmenlerin gibi bende senin yanında olucam . Şimdi sırdakı eğitimine koş . " dedi . Gülümseyerek "Her şey için teşekkür ederim hocam . " dedim ve koşarak diğere eğitimim için Kanat hocanın yoluna aldım . Siyam hocayla günün en kısa ve en rahat eğtimini yaşadım . Siyam hocanın şahsi odasının kapısına vardığımda nefes nefese kalmışdık . İlk önce derin nefes alıp daha sonra kapıyı çaldım . İçerden gelen "Gir ."sesiyle kapıyı açtın ve odaya girdim . Kanat hocanın endişeli yüzünü görmeği beklemiyordum . Yaklaşıp oturduğu masasının önündeki sandalyelerden birinde oturduğumda karşıma fotograflar dizdi ve derin nefes alarak "Çok neşelisin Avcı . Ama neşeni kursağında bırakıcak haberlerim var ." dedi . Ya sabır şükür diyeli beş dakika olmadı daha . Kanat hoca elini ilk fotograf koyarak "Zaten kendisini tanıyorsun Alaz . Şu an her yerde seni arıyor çünkü senin yüzünden az kala babası ölüyordu . " dedi .
"Hocam ben sadece kendimi korudum . Beni kaçıran oydu . Beni hala neden arıyorki . Hem ailesinden nefret ettiğimi biliyordu . Yani suç kendisinin . Bizde kana kanla cevap verilir ."dedim . Kanat hoca bana bakarak "Haklısın ama bunu düşmanına açıklayamazsın . Şu anda seni öldürmenin peşinde . Bu yüzden dikkatli olman gerek . " dedi . Elini ikinci fotografın üzerine sürükleyerek "Ayazın babası hala hastnede ve ..."derken kapı hızlıca açıldı . İçeri giren şoförümdü .Telaşlı gözüküyordu . . Kanat hoca "Eğitim sırasında odaya girmenin yasak olduğunu bilmezmisin . Çık dışarı ." diye bağırdı . Evet , eğitim sırasının bölünmesini bende sevmem ama şoförümün yüzündeki telaş beni korkutuyordu . Şoför Kanat hocanın yüzüne bom boş bakarak konuşmaya başladı .
"Karahan , Metin aradı ve önemli bir mesele olduğunu söyledi . Hemen eve gitmemiz gerek ."dedi . Ben endişeyle ayağa kalktığımda Kanat hoca "Avcı yerine otur , sense dışarı çık ." diye bağırdı . Ben yüzümü Kanat hocaya çevirerek "Hocam üzgünüm ama Metin önemli bir şey olmasa beni çağırmazdı . Şimdi gitmem gereklidir . " dedim . Yüzümü çevirerek kapıdan çıktığımda şoföre "Koş arabayı hazırla . Ben kıyafetlerimi değişip geliyorum ."dedim . O dışarı koşarken bense kendi odama koştum . Hızlıca altıma bir eşofman üstümeyse sweatshirt giydim ve hemen dışarı çıktım . Çıkar çıkmaz beni bekleyen arabanı görüp derin nefes aldım ve arabaya bindim . Şoföre "Metinle konuştu mu ? Neden çağırdı bizi ?" dedim . Dikiz aynasından bana bakarak "Aradım Karahan ama telefona cevap veren kise çıkmadı . İznin varsa kestirmeden gidelim ."dedi . Kafamı olumlu anlamda sallayarak "Gidelim ." dedim . Bu yollara bizi kestirme diye soktu ama bu yol benim evime gitmiyor . Hatta baya bir uzaklaştırıyor . Bunu fark edince "Arabayı durdur . " dedim . Telaşla çıktığım için telefonun ve diğer eşyalarım eğitim salonunda kalmıştı . Araba durmayınca tekrar "Arabayı durdur . " dedim . Ama bu şoförün umrunda değuldi . Dikiz aynasından bana bakarak "Üzgünüm Karahan . Ailem için yapmam gerekti ."dedi ve arabayı durdurdu . Dışarı baktığımda siyah arbalar ve bir çok maskeli adam gördüm . Arabada olan aletlerin içinden bir bıçıak aldım ve şoförün bağazını dayayarak "Kim bunlar ?"diye sordum . Şoför dikiz aynasından bana bakarak gözlerini önüne çevirdi "Size ihanet etmek istemezdim ama ... "derken elimdeki bımakla boğazını kestim . Arabada her zaman bulunan yedek silahını aldım . Bu zaman dışardaki adamların "Çık dışarı ."diye bağırdığını duydum . Hemen ön kolfuğa geçerek kapıyı açtım ve şoförün leşini yere attım . Hızlıca kapıyı kapatarak arabayı çalıştırdım . Arabanın önünü kesen adamlara acımadan gaza bastım . Adamları ezip geçerken aynadan arkadaki adamların hızla arabaya binip arkamdan geldiklerini gördüm . Bunlar beni öldürmek isteseler ateş ederdiler ama beni canlı istiyorlardı . Hızla ilerleyerek birden ani bir frenle arabayı durdurdum .
"Hassiktir ."dedim ve sonrada "Uçurum ."dedim . Elime aldığım silahın şarjörünü kontrol ettikten sonra dışarı baktım beni halkaya almış arabaları gördükten sonra arabadan indim . Silahı onlara doğru tutarak arabadan inen adamlara bağırdım .
"Kimsiniz siz ? Benden ne istiyorsunuz ? "dedim . Adamlardan biri arabanın içinden "Gel usluca bin . Zorlama bizi ." dedi . Kahkaha atarak "Kolaysa gelde al ."dedim . Adamın kapısını kapatan iki adamının verdiği işareyle üç adam bana doğru koşmaya başladı . Elimdeki silajı yere atarak bıçağı sıkıca kavradım . Mermi sayısı sınırlı bu yüzden buradakı elli küsür adamdan yarısından faxlasını bıçakla hall etmem lazımdı . Ben pes etmem . Bu zor ama imkansız değil . Benim bir sözüm vardır 'Asıl kaybediş pes etmektir .' . Bu yüzden ölümüne savaşıcaktım .
Gelen ilk adamın yumruğundan kaçarak sol elimle yüzüne bit yumruk attım . Adam sendelediyi esnada sağ elimdeki bıçağı karnına geçirdim ve bir daha çıkarıp bir daha sapladım . Adam yere serildiği esnada diğer adamın yüzüme çarptığı yumrukla srndeleyerek yere düştüm . Ben yerde yatarken adamın attığı yumruğu gördüm ve hızlıca sağa doğru yuvarlandım . Elimdeki bıçağı sırtına geçirdim . Üçüncü gelen adamında boğazını bıçakla kestikten sonra yüzümü arabaya doğru çevirdim . Bu üç adam bile beni çok yormuşdu . Karşıda gelen adamlara elimdeki tüm mermileri boşalttım . Hiç bir ıskam yoktu ama adamlar çok fazlaydı . Karşıdan gelen adamları dövüşerek ve tabi bıçağımla yenmeye çalıştım . Yaklaşık yirmi kişi etrafımda bir çember yaratmıştı . Karışık bir dövüş sırasında kaç kişi öldü kaç kişi kaldı bilemedim . Ama bildiyim bir şey vardı . O da karnımda hiss ettiğim acıydı . Acıyla inleyip yerde yığılınca adamlar benden uzaklaştı . Az önce arabadan konuştuğum adam adımlayarak yanıma geldi . Benim gözlerim kapanınarken birkaç ses duydum .
"Ben size kıza zarar gelmeyecek demedim mi ?! " diye bağırdı o adam . Sonra kapanan gözümün önüne kanlı bir bıçak düştü ve birde adam . Bu bıçağın üzerindeki kan muhtamelen benimdi . Gözlerim tamamen kapandı . Uzun süre sonra acıyla bağırdım . Bir ses , çok tanıdık bir ses "Dokunmayın ona ."dedi . Ama acıdan sesin kime ait olduğunu kestiremiyordum . Gözlerimi açmaya çalıştım ama acım her şeyi bastırıyordu . Peki ya ses kimindi ? Bu sesin sahibi kimdi ? Kim beni korumak istedi ? Kim beni kaçırdı ? Beynimdr çok fazla soru vardı . Peki ben bu yarayla bu soruların cevabını öğrene bilecek miyim ? Tek bir duam var . Her zor durumda kendi kendime aynı duayı söylerdim .
"Allahım canım senindir . Ama intikamımı almadan alma bu canımı . Sen bana yardımcı ol . Bana kuvbet ver . Düşmanlarımın elinde can vermek bana yakışmaz ."derim . Peki sizce beni kim kaçırdı ? Ve beni korumak isteyen kimdi ?