Kızların oturduğu masaya doğru ilerledim. Tam o sırada gözüm, karşı masada oturan Atlas ve Tim’e takıldı. Atlas beyaz bir gömlek giymişti; kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, üstteki iki düğmesini açmıştı. Rahat ama bir o kadar da dikkat çekici duruyordu. Tim ve Yiğit de benzer bir tarzdaydı; siyah ve lacivert tonlarında gömlekler giymişlerdi. Mekân loş ışıklıydı, masaların üzerinde küçük sarı lambalar vardı. Hafif bir müzik çalıyor, kahkaha ve tabak sesleri birbirine karışıyordu. Şeyda: Ooo Eylül, nereye daldın? Eylül: Nee… gözüm takıldı öyle. Çok şık olmuşsun. Şeyda: Teşekkürler aşkım, her zamanki halim. Beyza bordo mini elbisesiyle sandalyeden kalkıp bana doğru eğildi; elbise onun enerjisini daha da ortaya çıkarıyordu. Beyza: Hoş geldin güzelimmmm. Eylül: Hoş buldum balimmm. Yıldız, mavi uzun elbisesiyle zarif bir şekilde el salladı. Yıldız: Hoş geldinnnnn. Eylül: Hoş bulduummmmm. Şeyda ise beyaz, uzun elbisesiyle masanın en sade ama en dikkat çeken ismiydi. Ege: Eee, ne yiyecezz? Toprak: Fark etmez dayı oğlu. Burak: Kızlar siz seçin. Beyza: Siz de uygunsanız şu tavuklu menüden söyleyelim. Herkes olur dedi. --- **Atlas’tan** Tim’le birlikte yemeğe gelmiştik. Herkes konuşuyor, gülüyor, keyifli vakit geçiriyordu ama ben son iki üç gündür yaşadıklarımı düşünmeden edemiyordum. Hâlâ aklım almıyordu. Sena’nın anlattıklarından sonra ona bir şans daha vermek istiyordum. Ama içimde bir şey, beni bundan alıkoymaya çalışıyordu. Yemekten sonra eve gittim. Güzel, soğuk bir duş aldım. Sena mutfakta bir şeyler yapıyordu. Odaya geçip üzerime pijamalarımı giydim. Sofrayı kurmuştu. Atlas: Ellerine sağlık Sena. Sena: Afiyet olsun canım. Ben komşuya bir tabak yemek götüreceğim. Atlas: Kime? Sena: Benim bir tanıdık ya, boş ver. Atlas: İyi. --- **Eylül’den** Eve geldim, üzerime pijamalarımı giydim. Duman’ın yemeğini ve suyunu değiştirdim, ilaçlarını verdim. Birlikte biraz oyun oynuyorduk ki kapı çaldı. Kapıya yöneldim. Eylül: Kim o? Sena: Ben, üst komşu. Eylül: Buyur. Eğer bileklik için geldiysen yok, bulamadım. Sena: Yok ya, yemek getirdim. Eylül: Teşekkürler, zahmet etmişsin. Sena: Yok canım. Neyse ben gideyim, iyi geceler. Eylül: İyi geceler. Kapıyı kapattıktan sonra dersin başına oturdum. Dört saattir çalışıyordum ki acıktığımı fark ettim. Komşunun getirdiği et yemeğini ısıtıp yedim. Sonra uyudum. Gözümü çok şiddetli bir ağrıyla açtım. Direkt kendimi banyoya attım; hasta olmuştum. Hem de gece üçte. Sabahı zor edip hastaneye gittim. Atlas’la randevumuz vardı.
Bölüm 6
Hisler
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.