İçeriğe geç

İKİ AŞK BİR KALP Görev ve kalp arasında sıkışanlar

Bölüm 5 · 2 dk okuma

İKİ AŞK BİR KALP Görev ve kalp arasında sıkışanlar

Bölüm 5

Geçmiş Kapıyı Çaldığında

Dünyam başıma yıkılmıştı…

Nereden, neden geldi bilmiyorum ama o an kalbim nefret doluydu.

Ama sabah fotoğraflarına bakarken… kalbim aşk doluydu.

bir anda Sena’yı görünce donup kaldım.

Uzun kızıl saçları omuzlarından akıyordu; güneş vurdukça bal rengine dönüyordu. Burnunun üzerindeki o küçük çiller hâlâ yerli yerindeydi. Dudaklarındaki hafif tebessüm bile insanın sinirini bozacak kadar masum görünüyordu.

Atlas: “Sena, senin burada ne işin var? He? Niye geldin?”

Sena (sürekli gülerek, yanağındaki çilleri belirginleşerek):

“Aaaaa aşkım, sakin olsana ya… Ben geldim! Seni çooooook özledim!”

Atlas:

“Ne oldu ya? O adamın parası mı bitti? İşi mi battı? Başka kıza mı gitti de geri geldin, Sena, he?”

Sena (gözlerini kocaman açıp savunmaya geçerek):

“Ne alakası var?! Beni babam zorla ona gönderdi! (Olay uydurur)

Atlas:

“Gerçekten mi? Niye söylemedin o zaman?! Baban nerede şimdi? İyi misin, Sena?”

Sena:

“Aşkım… sakin ol. Söylemezdim. Babamın nerede olduğunu bilmiyorum. Hem eve geçelim hadi.”

Atlas:

“Tamam.”

Garip düşünceler arasında sıkışmış kalmıştım.

Kalbim nefret ediyordu, beynim “yardım et, şans ver” diyordu.

Normalde tam tersi olması gerekiyordu.

Sena:

“Eeee ben nerede uyuyacağım canım? Beraber yatalım hıh.”

Atlas:

“Sen benim odamda yat. Ben salonda yatarım. İyi geceler.”

Sena:

“İyi geceler.”

Gece 3 civarıydı. Yine kapı çalıyordu.

Atlas:

“Harbi s*kım artık!” diye bağırmıştım.

Kapıyı açmamla birlikte Yiğit’in yüzüme su fışkırtması bir oldu.

Atlas:

“Ben senin ebenin— Yiğit! Salak mısın oğlum?!”

Yiğit:

“Oğlum eve kız mı attın diyecektim… Sena’yı gördüm… Aniden fışkırdı işte! Lan şerefsizi! Sen niye ebemi katıyorsun hem?!”

Atlas:

“Allah’ım… Sırasıyla geliyorlar. Yiğit, sen benimle salonda yatacaksın.”

Yiğit:

“İyi, tamam.”

SABAH

Eylül’ün gözünden…

Gözümü açtığımda salondaydım.

Banyoya gidip yüzümü yıkadım. Üstüme sarı papatyalı elbisemi, üstüne beyaz gömleğimi, yanıma sarı çantamı, ayağıma da beyaz babetlerimi giydim.

Saçımı hafif dalga yapıp topladım.

Hafif bir makyaj da yaptım.

Kapıya çıkmış, babetimi giymek üzere eğilmişken…

Başımın üzerinde bir kızın durduğunu fark ettim.

Sena duruyordu. Kızıl saçları sabah güneşinde parlıyordu; çilleri daha da belirginleşmişti.

Sena:

“Selam, nasılsın?”

Eylül:

“İyiyim, sağ olun. Siz nasılsınız?”

Sena:

“Ben de iyiyim. Sevgilim dün bilekliğini düşürmüş… Buradan çıkmıştı. Acaba senin eve düşmüş olabilir mi?”

Eylül:

“Hayır, ama ben bakarım yine de.”

Sena (tatlı bir sesle):

“İyi olur, tatlım.”

Konuşmadan sonra arabaya doğru gittim.

Benim canım Bertom nasılmış, bakayım…

(Berto, arabamın ismi..)

Hastaneye geçtim. Kızlarla akşam için sözleşip restorana gitme kararı aldık.

Akşam eve gelince hemen üstümü değiştirdim.

Uzun siyah, dar bir elbise giydim.

Altıma siyah topuklu, üstüme siyah deri ceket aldım.

Hafif makyaj yapıp saçımı doğal hâlinde bıraktım.

Şık giyinmeyi seviyordum; her yere şık giderdim zaten.

Mekana giderken story attım

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.