Ağır metal kapı, dışarıdan gelen devasa bir darbeyle menteşelerinden sarsıldı. Paslı demirin feryadı, dışarıda çalışan otomatik silah mekanizmalarının sesiyle birleşti. Jack çığlık atmamak için elini ağzına bastırırken, masanın üzerindeki tentürdiyot şişesi titreyerek devrildi ve ahşaba kahverengi bir leke bıraktı.
Gölge, tek bir kıvrak hareketle kapının hemen yanındaki kör noktaya geçti. Beline takılı duran ağır tabancayı çoktan kurmuştu. Yüzündeki o soğukkanlı, hafif alaycı tebessüm bir an bile kaybolmadı.
"En az beş kişiler Kraliçe," dedi Gölge, kapı altından süzülen gölgeleri ve ayak seslerini sayarak. "Dışarıdaki sokağı da kapatmışlardır. Bu herifler buraya pazarlık yapmaya gelmedi."
Karanlık Kız yanıt vermedi. Parfüm, yanık barut ve taze kan kokusunun birbirine karıştığı havayı ciğerlerine çekti. Sol elinde tuttuğu uzun av bıçağının kabzasını parmaklarıyla iyice kavradı. Defter cebinde, göğsüne bastırılmış duruyordu.
"Jack," dedi fısıltıyla, bakışlarını kapıdan ayırmadan. "Masanın altına gir ve ne olursa olsun kafanı kaldırma. İtalya'daki baban için yaşamak istiyorsan dediğimi yap."
Jack hızla masanın altına kıvrıldı. Tam o sırada metal kapı büyük bir patlamayla içeriye doğru fırladı. Rossi'nin adamları içeriye göz yaşartıcı gaz bombası fırlatarak girmeye çalıştı.
"Şimdi!" diye bağırdı Gölge.
Gölge, dumanın içinden içeriye dalan ilk tetikçiyi tam alnının ortasından avladı. Adam arka arkaya devrilirken, Karanlık Kız gazın ve dumanın yarattığı kaosu bir avantaja çevirdi. Bir gölge gibi öne fırladı; ilk adamın silah tutan bileğini kavrayıp ters çevirdi ve bıçağı adamın zırhsız boyun boşluğuna sapladı. Adamın boğuk hırıltısı, dışarıdan gelen tarama seslerinin arasında kayboldu.
Ancak dışarıdaki grup sıradan sokak serserileri değildi. Rossi'nin özel infaz timiydi. Arka odanın ahşap duvarları mermi yağmuruyla delik deşik olmaya başladı. Duvarlardan fırlayan kıymıklar ve sıva tozları odayı kapladı.
"Geri çekilmemiz lazım!" diye kükredi Gölge, boşalan şarjörü ustaca değiştirip dışarıya doğru üç el keskin atış yaparken. "Luster Bar'ı üzerimize yıkacaklar!"
Karanlık Kız, Jack'i masanın altından yaka paça çekip çıkardı. "Arka mahzen! Gizli geçit hâlâ duruyor mu Gölge?"
"Duruyor ama tünel eski kanalizasyona çıkıyor," dedi Gölge, son adama doğru ateş edip odanın kapısını üzerlerine kilitlemeye çalışırken. "Ayrıca oraya ulaşırsak Luster Bar küle döner. Burayı yakacaklar!"
Karanlık Kız barın küle dönme fikriyle dişlerini sıktı. Luster Bar sadece bir mekân değil, onların sığınağı, geçmişi ve kalesiydi. Fakat cebindeki defter, bu mekândan çok daha büyük bir felaketin kapıda olduğunu gösteriyordu.
Tam mahzen kapısına doğru hamle yaptıkları sırada, barın ön tarafından gürültülü bir hoparlör sesi yankılandı. Seste tanıdık, aksanlı ve buz gibi bir ton vardı:
"Karanlık Kız! Gölge! İkinizin de orada olduğunu biliyorum. O adamı ve elindeki defteri bize verin. Belki o zaman Luster Bar'ı yakmak yerine sadece içindekileri sağ bırakırım. Donato şehre indi... Ve patron sabırsızlanıyor!"
Gölge ve Karanlık Kız birbirine baktı. Sesi tanımışlardı. Bu, Rossi ailesinin sağ kolu ve infazcıların lideri "Kasap" Donato'nun sesiydi.
Karanlık Kız'ın dudaklarında karanlık bir gülümseme belirdi. Bıçağındaki kanı ceketinin koluna sildi.
Gölge de silahını yeniden kurup sırrı çözen bir bakış fırlattı. "Zaten o kan kokulu tünellere girmeyi hiç istemiyordum Kraliçe. Nereden başlıyoruz?"
Karanlık Kız, elindeki bıçağın kabzasını çevirip gözlerini Gölge'ye dikti. Yüzünde tehlikeli, flörtöz bir tebessüm belirdi. "Önce üzerimdeki bu barut kokusunu temizleyeceğim Gölge... Ama önce bu çocukların dersini vermeme yardım edersen, sana özel bir teşekkür borcum olsun."
Masanın altından pürdikkat onları izleyen kendisinden yaşça küçük bu iki tecrübeli savaşçıya bakan Jack gözlerini devirdi ve bıkkın bir sesle İtalyanca araya girdi:
“Interrompo il vostro flirt, ma siamo in peligro, se non ve ne siete accorti!” (Flörtleşmenizi bölüyorum ama tehlikedeyiz farkındaysanız!)
Gölge kaşlarını çatıp tek gözüyle Jack'e baktı. İtalyanca tek kelime anlamadığı için gözlerini Karanlık Kız'a çevirip sordu: "Ne diyor bu adam yine? Küfür mü etti bana?"
Karanlık Kız hafifçe kıkırdadı, gözlerini kapıdan ayırmadan yanıtladı: "Özetle 'aşkınızı sonra yaşayın, mermiler üzerimize yağıyor' diyor."
Gölge sırıtarak silahını kapıya doğrulttu. "İyi, adama söyle bağıracağına başını aşağıda tutsun. Hadi Kraliçe, sahne bizim."