İçeriğe geç

𝓚𝓪𝓻𝓪𝓷𝓵ı𝓰̆ı𝓷 𝓰𝓸̈𝓵𝓰𝓮𝓼𝓲

Bölüm 27 · 3 dk okuma

𝓚𝓪𝓻𝓪𝓷𝓵ı𝓰̆ı𝓷 𝓰𝓸̈𝓵𝓰𝓮𝓼𝓲

Bölüm 27

PARTİ, SİS VE "KUDUR KUDUR BABY"

Gölge, Luster Bar'ın darmadağın olmuş kapısından dışarıya bakıp Kasap Donato’nun ve adamlarının kaçıştığı siyah araçların arkasında bıraktığı kırmızı stop lambalarını izledi. Adamlar aldıkları ağır darbelerden sonra izlerini kaybettirmek için gazı kökleyerek uzaklaşıyordu.

"Kaçıyorlar!" dedi Gölge, silahını beline takarken.

Karanlık Kız, ceketinin kolundaki kan lekesini silerken gözlerini giden araçların arkasından ayırmadi. "Kaçmıyorlar Gölge. İzlerini kapatmak ve bizi gafil avlamak için en kalabalık, en gürültülü yere gidiyorlar. Duman altı olup saklanabilecekleri tek bir adres var tonight: Klub Vurgun."

Arka tarafta duran Jack, üzerindeki tozu silkeleyerek çatık kaşlarıyla İtalyanca mırıldandı: "Un party? Che follia... Veramente andiamo in un club dopo bufera di proiettili?" (Bir parti mi? Ne çılgınlık... Gerçekten bu mermi yağmurundan sonra kulübe mi gidiyoruz?)

Gölge kaşlarını çatıp Karanlık Kız’a baktı. "Yine ne zırvalıyor bu adam? İtalyanca bağırıp durmasın, tek kelime anlamıyorum."

Karanlık Kız hafifçe gülümsedi. "Özetle 'Bizi mermilerin arasından çıkarıp partiye mi götürüyorsunuz?' diyor. Ama merak etme Jack, en ön sıradan locaları ayarlıyoruz."

Sokakların karanlığını yaran elit bir alt kültür kulübü olan Klub Vurgun'un kapısındaki korumalar, üçlünün içeri girmesine engel olmaya bile cesaret edemedi. İçerisi neon ışıklar, ağır sis makineleri ve bas ritimleriyle zonkluyordu. Tam o sırada DJ kabininden kulakları sağır eden, yüksek baslı o efsane ritim patladı:

♪ Kudur kudur Baby, kudur kudur... ♪

Işıklar ritimle birlikte çıldırmış gibi yanıp sönerken, kalabalık müziğin ritmine kapılmış adeta kendinden geçiyordu. Donato’nun adamları arka VIP locasının karanlığına sinmiş, yüksek sesli müziğin arkasına saklanarak durumu kontrol etmeye çalışıyordu. Onları fark etmek zor olmamıştı; hepsi çelik yeleklerinin üzerine takım elbise giymiş, gergin heykeller gibi duruyorlardı.

Karanlık Kız, siyah ceketinin içinde kalabalığın arasına bir kuğu gibi süzüldü. Amacı Donato’ya yaklaşmak ve dikkatleri üzerine çekmekti. Kalabalığın tam ortasında, ritme ayak uydurarak yürürken birden arkasından iri yarı, alkol kokan ve Rossi'nin yerel tetikçilerinden olduğu her halinden belli olan bir tip belirdi.

Adam, Karanlık Kız'ın beline doğru küstahça uzandı, yüzünde yavşak bir sırıtışla kulağına doğru eğildi: "Hey güzelim... Bu kadar tehlikeli bir mekânda yalnız yürünmez. Gel sana bir içki ısmarlayayım..."

Karanlık Kız gözlerini bile kırpmadı. Dudaklarında beliren o tehlikeli tebessümle adama bakarken içinden saniyeleri saydı.

Daha adam cümlesini bitiremeden, şarkı tam “Kudur kudur!” kısmına vurduğu an, Gölge sislerin arasından bir hayalet gibi belirdi.

Gölge, adamın Karanlık Kız'ın beline giden kolunu öyle bir kavradı ki, kemiklerin çatırdama sesi müziğin basını bile bastırdı. Adam daha ne olduğunu anlamadan ve çığlık bile atamadan, arkadan Jack belirdi! Tek bir kelime Türkçe bilmeyen Jack, hiç konuşmadan masadan kaptığı ağır bir viski şişesini adamın kafasında darmadağın etti.

Şişe patlarken, Gölge adamın boğazını sıkıp onu kalabalığın fark edemeyeceği bir hızla yan taraftaki servis koridoruna doğru fırlattı. Adam bilincini kaybetmiş bir çuval gibi yere serildi.

Gölge, üstünü başını düzeltip yere düşen adamın üzerinden geçerken Jack’e bakıp sırıttı: "Fena değildin şampiyon. Şişe tekniğin temizmiş."

Jack, elindeki kırık şişe boynunu çöpe atıp tek kelime Türkçe anlamadığı için sadece ciddiyetle İtalyanca yanıt verdi: "Nessuno tocca la Regina. È una questione di rispetto!" (Kraliçe'ye kimse dokunamaz. Bu bir saygı meselesidir!)

Gölge yine anlamayarak Karanlık Kız'a döndü: "Ne dedi yine bu? Teşekkür mü etti bana?"

Karanlık Kız hafifçe kıkırdadı. "Diyor ki; 'İşini yap Gölge, laf kalabalığı etme.'" Sonra gözlerini VIP locasında korkuyla açılan Donato’ya kilitledi.

"Temizlik bittiğine göre... Şimdi sıra ana yemekte. Kudurmaya devam edelim mi?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.